MENÜ
İzmir 15°
Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
AK Parti’ye dair Susmak mı? Konuşmak mı?
Halit Tunç
YAZARLAR
19 Ağustos 2019 Pazartesi

AK Parti’ye dair Susmak mı? Konuşmak mı?

Siyasi partileri iktidara taşıyan ve orada tutunmasını sağlayan değerler bir zincirin binlerce halkasından oluşur.

Nedir bu zincirin hakları?

Adalet, şeffaflık, eşitlik, yenilikçilik, tarafsızlık, evrensellik, sivil toplum örgütlerine, doğaya, çevreye, emeğe saygı, mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü, Yeni Toplumsal Hareketleri (YTH) doğru algılama, yönetebilme kabiliyetine sahip olma, tevazu,  kolektif akıl, katılımcı demokrasi, farklı kültürlere, dinlere, ırklara karşı duyarlılık, çevresel, sosyal, kimliksel oluşumlara yönelik  çözüm politikaları, hayvan hakları, gençlere, kadınlara, çocuklara dair stratejiler, diğer sosyal, siyasal, dezavantajlı  gruplara karşı  çatışmacı, ayrıştırıcı, ötekileştiricikümelemelere   duyarlılık, basın ve haber alma özgürlüğü, vatandaşın can/mal güvenliği, meşruiyet  vs.

Bunlar benim özetlediklerim. Sizde zincire onlarca yeni halka ekleyebilirseniz.

Sıraladığım demokrasi zincirinin herhangi bir halkasında kopma yada paslanma varsa, sistem bunu yenilemekten, değiştirtmekten uzaksa, yada yenilemek siyasi elitlerin çıkarıyla örtüşmüyorsa o hareketin performansı, zirvede tutunması da mümkün değil.

Siyasal bir hareketin toplumsal nitelik kazanması ve gerçek bir kimliğe bürünmesi, o kimliği sahiplenmesi, içselleştirmesi ancak ve ancak yukardaki değerlerin tamamını korumasıyla mümkündür.

Yoksa belli bir ideolojinin siyasal bekçisi olmaya, yüzde 10 barajlarında çırpınmaya devam edersiniz.

Toplumla ve siyasi iktidar arasındaki sağlıklı ilişkinin devamlılığı sadece; bölünmüş yollardan, otobanlardan, hastanelerden, hava limanlarından, silah teknolojilerinden, enerji santrallerinden kentleşmeden, uzaydan, uydudan,sağlık, eğitim, bilim, teknoloji reformlarından diplomatik yada askeri zaferlerden sağlanamıyor.

Mahalle sakinlerinin iktidarın sıcaklığını hissetmesi, yaşaması, sahiplenmesi gerekiyor.

Sosyoloji biliminde karşılığı; vatandaşın önceliği ile iktidarın önceliğinin örtüşmesi gerekiyor.

AK Parti son 5 yıldır bu öncelikleri gündemine almaktan, çözüm üretmekten uzak, halktan, yeni oluşan  sosyolojik yapıdan uzak,  gerçeklerden kopuk “Dediğim dedik çaldığım düdük” politikasında ısrar ediyor.

Parti tabanındaki isyanı, feryadı, figanı duymamaya çabalayan, buna kulaklarını tıkayan, “yanlış yapıyorsunuz” diyenlere hain, FETÖ'cü, PKK’cı damgası yapıştırmaya çalışan bir üst akıl var.

Bugün 18. yaşını  kutlayanAK Parti’nin kuruluşundan beri üyesiyim. SKM başkanlığı da yaptım.  Yüzlerce makalem, yorumum, TV, Radyo programım ortada duruyor.

Bizim gönül verdiğimiz, sevdalısı olduğumuz Adalet ve Kalkınma Partisi bu değildi.

Partiyi zenginleşme, mevki, makam aracı olarak kullanan, teşkilatları ele geçiren kamu kurumlarını ailelerinin çiftliğine dönüştüren bir kuşatmaya tanık oluyoruz.

Toplumda en kibirli olanının bürokraside en üst makamlarla onurlandırıldığını, en az güvenilenin kayyum yapıldığını onlarca örnekle sıralayabilirim.

Başta üniversiteler olmak üzere, eğitim /yatırımcı kurumlarının tamamı   yeni türeyen bir siyasal sınıfın sosyal yaşam alanına dönüştü. Son 7 yıldır kimse çığlıklarımızı duymuyor.

Bürokratik kadrolarının önemli bir kısmı   partinin değerlerini, ilkelerini tüketmeye yağmalamaya odaklı çalışıyorlar.

Devlet kapısı tekrar çile kapısına dönüştü.

İzmir’de 10 yıldır ilçe başkanlığı yapanları tanıyorum. Servetleri 50’ye katlanmış. Ancak basında partisi adına tek yazılı sözlü açıklamalarını göremezsiniz.

İlçe başkanlarının çoğu parti memuruna dönüşmüş. Halktan, teşkilattan, mahalleden kopuk iş takipleriyle meşguller.

Belediye meclis üyelerinin kimliklerine, ilişkilerine, siyasi geçmişlerine, referanslarına bakın mutlaka bir milletvekilinin himayesinde siyaset yapıyorlar.

CHP’li belediyelerde bolca iş takibi yapan, o hastalıktan kurtulamayan Ak Partili meclis üyelerini biliyoruz.

Milletvekillerimiz ise teşkilatlıları kendi geleceklerine göre dizayn ediyorlar. 

Yeni değerlerin, siyasetten güçlü kimliklerin ortaya çıkmaması adına sahada markaj uyguluyorlar.

Bugün özeleştiri yapılmazsa yarın için geç kalabiliriz.

Siyaseti“saadet zinciri” gibi algılayan buköhneleşmiş yapıdan biran önce kurtulmamız lazım.

Son satırlarım da

“AK Parti misyonunu tamamladı” diyen AKP’lileredir.

Adnan Menderes’ten   Necmettin Erbakan’a, Turgut Özal ‘dan Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilen 75 yıllık siyasi geçmişi olan kutsal bir dava var.  Bu bayrak

Anadolu’nun siyasi ikliminde hiçbir şey değişmedi.

Sadece Ankara’da mevsim kurak geçiyor.

Endişe gerek yok.

Bulutlar yağmur yüklü, Anadolu toprağı şahlanmaya hazır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 şero
 20 Ağustos 2019 Salı 11:01
kafene saksı mı düştü? geç de olsa iyi bi yazı...
 AK GENÇLİK
 19 Ağustos 2019 Pazartesi 14:00
Helal sana Halit ağabey Başka ekleyecek bir şey yok. Partimizin fotoğrafını çok iyi çekmişsin, yorumlamışsın. Ankara sesimizi inşallah duyar...Saygılar
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege Postası