MENÜ
İzmir
Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Deniz kabukları   
Semra Kocabaş
YAZARLAR
6 Ocak 2020 Pazartesi

Deniz kabukları   

Bu ismi taşıyan birkaç yazı kaleme almışlığım vardır geçmişte... Hani her insan için bazı objeler-nesneler kıymetli olur, kendi içinde anlamlandırır ya onları, evet işte benim içinde deniz kabukları o denli anlamlı ve hatta kıymetlidir.

Karadeniz, Akdeniz, Ege…  Hadi abartalım, adalar…

Sahil kasabaları hep şirin gelmiştir bana. Kayıkhaneler sevimli…

Balıkçı barınakları güvenli gelmiştir ruhuma, deniz kabukları hep cezp etmiştir beni. Hayallerime konu, rüyalarıma sebep, umutlarıma ışık olmuştur…

Yıllarca sakladıklarımda vardır, en sevdiklerime hediye ettiklerimde ve dahası en sevdiklerimden hediye edilenlerde vardır.

Hiç birini birbirinden ayıramam…

Anılara dönüşüyor zamanla. Bazen en güzel, en tatlı bazense acı… Acıtıyor bazen yüreğimi bazı anılar. Değiştirmek istediklerim de oluyor içlerinde, usul usul geçmişe sızsam diyorum, olmuyor. Kabuk bağlamış derin yaralar…

Şimdiki zamandan başkasına gücüm yetmiyor. Çabalıyorum-çırpınıyorum, en azından deniyorum…

Olmayanları da kabulleniyorum. Zamanın en iyi öğrettiği şey bu olsa gerek, kabullenmek. Eskiden daha hırçındım, değişiyor insan. Uysallaşıyor zamanın acımasızlığı karşısında. Yenilerek öğreniyor yüreği insanın, gerektiğinde sevdiklerini de kaybetmeyi…

Hiç birimizin elinde sihirli değnek yok. Benim bildiğim ve sahip olduğumu düşündüğüm tek sihirli şey kelimelerim. Onlarında gücü bir yere kadar yetiyor. Değsin istiyorum, sevdiklerimin yüreğine, değemiyor. Mesafeler sandığımdan da uzak…

Dalgalara takılıyorum bazen, saatlerce izliyorum. Martılara takıyorum çoğu zaman kafayı, bir Martı Jonathon Livingston (Richard Bach) olabilmem mümkün değil elbette ancak sınırlarımı onun kadar zorladığımda olmuyor değil…

Saklanmak istiyorum bir deniz kabuğunun içine. Sürüklenmek belki de oradan oraya dalgalarla… Kaybolmak istiyorum, en derin-en diplerde… İnci tanesi olabilmek mümkün mü bir istiridye kabuğunun içinde…

Sonra belki de yeniden bulunmak-keşfedilmek gibi bir şey, asıl isteğim…

Ruh sığmıyorsa bedene, us üretiyor ihtimalleri. Sarıyor sarmalıyor sımsıkı. Hayat uçsuz bucaksız bir nehir misali, durmaksızın akıyor. Bir avuç suyundan almışız, bakıp duruyoruz, nereye bıraksak olmuyor. İçsek olmuyor…

Elimde deniz kabuklarım. En güzellerinden. İçinde sen var, içinde ben var. Bize bakıyorum. Öylesine güzeliz ki, kıyamıyorum. Direniyorum, umursamazlığına…

Yoksa çoktan çekip gideceğim.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege Postası