MENÜ
İzmir
Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Mucize aşk
Semra Kocabaş
YAZARLAR
3 Ocak 2020 Cuma

Mucize aşk

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Mucize’ Filminin devamı…

‘Mucize’ serisinin ilk filmini televizyonda izlemiştim. Mahsun Kırmızıgül’ün müziği çok ilgimi çekmezdi açıkçası, dolayısı ile de filmlerine de bu yüzden önyargılıydım. Çektiği kliplerden olsa gerek. Ancak, elbette hepsi harika diyemesem de iyi bir ivme yakaladığını düşünüyorum şimdilerde.

Birbirine benzer konular, kültürel dokunuşlar zamanla hoşuma gitmeye başladı. İnsanca yaklaşımları, yüreğe dokunan sahneler ve gerçekten iyi oyuncularla, bence bu yolda oldukça emin adımlarla yürüyor gibi…

Diğer filmleri bir yana, bu yazıma konu ‘Mucize Aşk’ filmini sinema da izlediğimde, kendimi içli içli ağlarken budum. Birincisinde daha çok gülmüştüm diye hatırlıyorum. Kendisinin de daha çok rol aldığı birinci Mucize’nin oyuncu kadrosu ve konusu gereği biraz daha komediydi. Elbette yine kültürel dokunuşlarla anlatılan yöresel sorunlar ve politik sıkıntıları ele almıştı. Diğer filmlerini de izleyenler bilirler, aynı doku üzerinden ilerliyor genelde…

Dediğim gibi birinci filmde, yöresel tat ağır basmış, onların gerçeği olan birçok konu bizlere komik gelmişti. Ancak ‘Mucize Aşk’ oldukça duygusal bir film olmuş.

Engellilerin yaşamdaki sıkıntıları, o dönemde doğuya tayin olmuş bir öğretmenin yaşadıkları ve memleketine döndükten sonra yaşananlar… Kültürel karışım, vefa ve cefanın bir arada harman olduğu, etkileyici bir film…

Filmin adındaki ‘Aşk’ ana tema ancak, buradaki aşk bambaşka bir anlama bürünüyor insanın içinde. İnanç, vefa dediğim gibi zaman zaman cefa…

O dönemde Doğu Anadolu’nun içinde bulunduğu durum ile batının yaşadığı hayat arasındaki uçurum sayılacak farkı da ortaya koyuyor.

Hırs ve azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz temalı ‘Aziz’ in hayatı ise, zorlu ama oldukça etkileyici. İkinci seri de, oyuncular ve performansları muhteşem. Erdal Özyağcılar ve Fikret Kuşkan hayranı olan biri olarak ve tabi diğer oyuncularında hakkını yemeden teslim ederek…

Ancak, bence bu iki serinin de ilk ismi; Mert Turak. Yani ‘Aziz’ karakteri…

İşin özü aslında yüreğe dokunmak ve bence bu film yüreğe dokunuyor. Talat Bulut’un Mahir öğretmen karakteri ile başlayan ilk seri, devamında neden değişti bilmiyorum ama Fikret Kuşkanla iyice devleşmiş, tabi bence.

Yazdığı ve yönettiği bu filmle ve memleketi olan Diyarbakır da yaptığı gala ile gönüllere taht kurmuşa benziyor Mahsun Kırmızıgül. İzlenme oranı ile de oldukça memnun edici bir durum var ortada. Sinema elbette bir vizyon sanat adına ama aynı zamanda ticaret… Emeğinin karşılığını almak gerekiyor ki yeni filmler yapılabilsin…

Dolayısı ile aslında günümüz Türk sinemasında kaydedilen gelişmeler sevindirici. Ben eskiden seanslara bakar, Türk filmi varsa sinemaya gitmezdim. Yine arada vakit ayırmaya değmeyen filmler olsa da genel anlamda gözle görülür bir düzelme var. İyi konular ve dahası oldukça iyi oyuncularımız olduğunu düşünüyorum artık.  

Yerli sinemanın yükselişe geçtiği ve dizi filmlerimizin neredeyse sinema kalitesinde çekildiği, başarılı bir alan artık film-sinema sektörü…

Dışarıdan oldukça keyifli görünen bu sektörün içine girildiğinde ne kadar meşakkatli, zor ve yorucu olduğunu söylememe bile gerek yoktur sanırım. Ben mi nereden biliyorum, birkaç reklam filmi deneyimim olmuştu. Dizi ya da sinema değil elbet ancak işin zorluğunu anlamama yetti diyebilirim. Dahası yapmış olduğum röportajların sonucunda bu kanıya vardım aslında. Setlerde randevu veren ünlü oyuncuları beklerken… Sevgili Şuleciğimin kulaklarını çınlatayım biraz… Aşk-ı memnu çekimlerinde, Selçuk Yöntemle olan röportajımızı unutmak mümkün değil…

Bizim birkaç saniyede izlediğimiz o anlık sahneler için ne zahmetlerle çalışan, kamera önünde gördüğümüz ve aslında kamera arkasında görmediğimiz onlarca-yüzlerce emekçi insan…

Herkesin eline, emeğine ve yüreğine sağlık diyelim. Ve güzel sinema filmlerimizi bekleyelim, izleyelim. Kalitenin giderek artacağını düşünerek, dünya sineması çapında filmlere doğru yol alacağımız ümidi ile, son olarak Sayın ‘Haluk Bilginer’i de almış olduğu ödülden dolayı (Uluslararası Emmy, en iyi erkek oyuncu) kutlayarak yazımızı bitirelim.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege Postası