Ege Postası
Geri

AK Partili Külünk'ten NEO TV'de 'mutlak butlan' için küresel yorum: Türkiye’yi Zelensky modellemesine teslim etmek istiyorlar!

AK Parti eski Milletvekili ve MKYK Üyesi Metin Külünk, NEO TV'de CHP içerisindeki 'mutlak butlan' gerilimini küresel çapta değerlendirerek çarpıcı yorumlarda bulundu. Küresel aklın Türk siyasetini ve Erdoğan'ın siyaset anlayışı hedef aldığını ileri süren Külünk, "Dışarıdan ve içeriden operasyonlarla Türkiye'yi bir 'Zelensky modellemesine' teslim etme çabası içerisindeler" dedi. Öte yandan parti tabanından Kılıçdaroğlu'na yöneltilen eleştirilere sert çıkan Külünk, "İki yıl evvel siz değil miydiniz Kılıçdaroğlu'nu alkışlayan?" ifadelerini kullandı. Ardından Külünk, CHP içerisindeki tartışmaların son bulmayacağını savunarak, "Buradan tıpkı Refah Partisi ve Fazilet Partisi sürecinden esinlenerek Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinden başka bir şey çıkarmak istiyorlar" şeklinde konuştu.
AK Partili Külünk'ten NEO TV'de 'mutlak butlan' için küresel yorum: Türkiye’yi Zelensky modellemesine teslim etmek istiyorlar!
Haberler / Politika
16 Haziran 2026 Salı 00:05
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- AK Parti eski Milletvekili ve MKYK Üyesi Metin Külünk; NEO TV’de yayınlanan, moderatörlüğünü Mehmet Ali Deniz’in yaptığı Kent ve Siyaset programında, siyaset gündeminde yerini koruyan konu başlıklarını ele alarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik verilen mutlak butlan kararını küresel çapta ele alan Külünk, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve AK Parti'nin dış müdahalelerle hedef alındığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

"Bakın, size çok net bir şey söyleyeyim: Anglo-Saksonlar; Türk siyasetini ve Türk devletini, Rusya ile savaştırmak üzere şekillendirmek istiyorlar. Buna itiraz eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı ve onun siyaset yapma biçimini hedef alıyorlar. Geçmişte Erbakan Hoca'ya, Refah Partisi hareketi içerisinde kendilerini konumlandırdıkları yer üzerinden hangi modelle itiraz ettilerse, şimdi de aynı modeli işletiyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı, uluslararası zeminde Londra-Tel Aviv aksında durarak, içeride de –doğrudan söylüyorum– FETÖ’cü bir çizgiyle 'Terörsüz Türkiye' sürecine itiraz eden unsurlarla ve neoliberal çevrelerle ittifak ederek bir modern arayışı yürütüyorlar. Bu modern arayışındaki en stratejik hedefleri; AK Parti'yi bu anlamda etkisizleştirip Sayın Cumhurbaşkanımızı devre dışı bırakmak ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir kez daha Yargıtay üzerinden dizayn etmektir. Ben yargının asla buna 'evet' demeyeceğine, adil karar vereceğine olan inancımı ifade ediyorum. Ancak buradaki plan; CHP'yi tekrar ele geçirerek sandıkta Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Cumhur İttifakı'nı sürekli zayıflatmaktır.

Dışarıdan ve içeriden operasyonlarla Türkiye'yi bir 'Zelensky modellemesine' teslim etme çabası içerisindeler. Bunlar için şimdi somut isim vermeye gerek yok. Gün geçtikçe yapılan toplantılarda kullanılan dile, üsluba ve Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik eleştiri biçimine baktığınızda; aslında stratejik hedefin, sandık üzerinden Türkiye'yi Türk devletini Rusya ile savaştıracak bir modele taşımak olduğunu açıkça görebilirsiniz"

"TÜRKİYE İLE RUSYA'YI SAVAŞTIRMAK İSTİYORLAR"

Anglo-Sakson güçlerin 'Büyük İsrail' projesinin önünü açmak için Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek istediğini savunan Külünk, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“İzmirli dostlarıma ve Türkiye'deki bütün dostlarımıza sesleniyorum: Türkiye'nin ekonomik zorlukları var, problemleri var; ağır eleştiriler var. Hepsine saygı duyuyorum. Ancak; Anglo-Saksonların, Büyük İsrail'in önündeki engelleri kaldırmak için Türkiye ile Rusya'yı birbiriyle bir kez daha karşı karşıya getirip savaştırarak her ikisini de güçsüzleştirip bu coğrafyada 'Pax Judaica' dönemi kapısını açmak isteyen; Asya'nın yükselişine karşı Türkiye'yi tekrar Batı uygarlığının Marshall Planı gibi, Truman Doktrini gibi modellerle Asya'nın yükselişine karşı ilgisiz, Rusya'nın karşısında Türkiye'nin askeri gücünü kendisinin savaş gücü olarak görmek isteyen bu modeli, hiçbirimizin kabul edeceği bir şey değildir. Dünya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki dünya değil”

"İKİ YIL ÖNCE SİZ DEĞİL MİYDİNİZ KILIÇDAROĞLU'NU ALKIŞLAYAN?"

Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu'nun parti tabanında tepkilere maruz kalmasına da sert çıkan Külünk, seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun arkasında duran kişilerin şu anki tavrına eleştiriler yöneltti. Külünk, şu şekilde konuştu:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun partide yaptığı konuşmada kendi öz eleştirisini yapmasını ve Türkiye'nin tarihinin kritik döneminde karşı karşıya kaldığı problemlerin çözümünde devlet aklının bu anlamdaki durduğu yerde benzer yaklaşımları ifade etmesinden neden rahatsızlar? İki yıl evvel siz değil miydiniz Kılıçdaroğlu'nu alkışlayan? Sayın Erdoğan'ı sandıkta yanması için bütün umutlarını bağlayıp altılı yedili masalar kurup her türlü psikolojik savaşın bütün kirli yönlerini alana sürerek Kılıçdaroğlu liderliğinde bu süreci yöneten siz değil miydiniz?"

DİKKAT ÇEKEN "1940'LAR" UYARISI: "ERDOĞAN'SIZ BİR TÜRKİYE İLE SÜRECİ YÖNETECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORLAR"

CHP içindeki mahkeme krizinin perde arkasını değerlendirirken küresel aklın asıl hedefinin 'Erdoğan’sız bir Türkiye' yaratmak olduğunu savunan Külünk, "Mahkemenin verdiği bir kararla CHP'nin kendi iç kavgası karakolda, mahkemede bitmiştir. Dolayısıyla verilen bir karardan sonra işleyen hukuk karşısında bir anda ‘Bugün hukuk niye bu işe karışıyor?’ diyenlerin tarihine de bir bakınız bakalım. Ne göreceksiniz? Dolayısıyla bir çelişkiler yumağı söz konusu ama stratejik hedefleri küresel ölçekteki hedefi söylüyorum. Bir: Türkiye'yi bir kez daha 1940'lı yıllardaki Çetin Yetgin'in kitabındaki karşı devrim Atatürk sonrası Türkiye'nin bütün yatırımlarının, özellikle savunma sanayiindeki yatırımlarının durdurulduğu, işlevsiz hale getirildiği, Türkiye'nin ikili anlaşmalarla Atlantik ötesindeki akla teslim edildiği, Türkiye'nin bağımsızlığın üzerinde bir vesayet odağının inşa edildiği, gladyonun Türkiye üzerindeki görünen eylemlerle kendini görünmez olduğunu zanneden modelleme ile 1940'lar dönemine Türkiye'yi taşımak isteyen bir akıl. Erdoğan’sız Türkiye ile bu süreci yöneteceklerini düşünüyorlar ve bu anlamda bir tehlike daha söyleyeyim. Savunma sanayiindeki bağımsızlık odaklı bütün adımlarımızı çökertirler, elimizde bırakmazlar. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'tün ölümünün ardından yaptıkları gibi ne gökyüzünde Hürkuş’u görürüz ne Hürjet’i görürüz ne Atak helikopterini görürüz ne de Kaan'ı görürüz. Türkiye'yi bir kez daha Marshall Planı modellemesiyle ‘Biz size savaş uçağı da veririz, size elektronik harp aleti de veririz, füze de veririz’ diyerek Türkiye'nin bağımsızlığını içerideki bu Zelensky modellemesiyle aynı 40’lardaki gibi kilitlerler” ifadelerine yer verdi.

KILIÇDAROĞLU'NA HAK VERDİ: "ASLINDA İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ BİR ŞEY"

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye yönelik sert söylemlerini ve eleştirilerini masaya yatıran Külünk, "Türk siyasetinin kendi öz eleştirisini sürekli yapması ve toplumla inatlaşmadan, milletle inatlaşmadan, kimi zaman bulunduğumuz noktada ve çevremizde var olan yanlışları yanlış olduğunu toplumla paylaşabilmek aslında ihtiyaç duyduğumuz bir şey değil mi? Yani, bir siyasetin içerisinde olan insanlar her zaman doğru düşünecek diye bir kural yok. Her zaman her yaptıkları doğru olacak diye bir kural yok. Ama bu anlamda toplumun nabzını sağlıklı zeminde tutarak toplumun bu anlamdaki itirazlarını merkeze koyarak, dönüp milletimize ‘Ben kendi öz eleştirimi yaptım. Burada düşündüğümün doğru olduğunu görüyorum ama burada vatandaşlarımızın önemli bir kesiminin itirazlarının kabul edilmesi gerektiği ve bunu da ben kabul ediyorum’ demesini anlayışla karşılamak lazım. Bunu bir siyaset yapma biçiminde temellendirme olarak ifade ediyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Genel Merkezdeki yaptığı konuşmadaki özel eleştirisindeki Kılıçdaroğlu mu doğru, yoksa iki sene evvel bulunduğu altılı masa mı doğru? Bu sorunun cevabını kendisi verir. Yani iki sene sonra, senin Kılıçdaroğlu'na bu cümleleri söyletecek hangi sebepler var? Bunu en iyi kendisi bilir. Hayatın bütün alanlarında da bu böyledir" dedi.

SİYASİLERE ÇARPICI ÇAĞRI: "BÜYÜK İSRAİL PROJESİ'NE KARŞI TBMM ÇATISI ALTINDA TOPLANALIM"

Külünk, Türkiye'nin küresel tehditler karşısında kendisini güçlendirmesi gerektiğini belirterek tüm siyasi aktörlere tarihi bir çağrıda bulundu. Külünk, “Şimdi ben de diyorum ki, gelin özellikle temel noktalarda siyaset bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Türk çıkarlarına odaklı bir arada duralım. Türkiye'nin çıkarlarını birileri Londra üzerinden aramasın. Diğeri Berlin üzerinden aramasın. Öbürü Tel Aviv üzerinden aramasın. Öbürü Pekin üzerinden aramasın. Öbürü Moskova üzerinden aramasın. Çıkarlarımızı 86 milyon vatandaşlarımızın birlikte huzur ve güven içerisinde yaşadığımız Misak-ı Millî sınırlarımızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilelebet payidar olma mücadelesinde Türk devletinin çıkarları finansta dünyadaki gelişmelerde, yapay zekada dünyadaki gelişmelerde, uluslararası güç mücadelesinde beraberinde büyük İsrail projesinin önünde engel olarak görünen Türkiye'ye yönelik tehditleri tespitte ve bu anlamda Türkiye kendi bağımsızlığı olarak nerede durmalı? Burada hepimiz devlet aklının durduğu yerde durmalıyız. Bu ülke hepimizin” açıklamasında bulundu.

"REFAH PARTİSİ SÜRECİNDEN ESİNLENEREK CHP İÇERİSİNDEN BİR ŞEY ÇIKARMAK İSTİYORLAR"

CHP'nin olası bir kurultayına ilişkin konuşan Külünk, CHP içindeki kurultay krizinin sadece partinin kendi iç meselesi olmadığını, perde arkasında daha farklı emeller bulunduğunu ileri sürdü. 

Külünk, “2023 kongre zemininde oluşmuş tartışmalar hep devam edecek; CHP bu tartışmalardan bir türlü kurtulamayacak. Ama bir şey görüyorum: Sanki Silivri’de adalete hesap veren ismin üzerinden süreci yöneten; AK Parti'nin bir dönem omuzlarda taşıdığı ve Cumhurbaşkanlığı yapmış, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış, kamu bürokratı ve yargı mensubu olarak görev almış, Meclis Başkanlığı yapmış isimler, buradan –tıpkı Refah Partisi ve Fazilet Partisi sürecinden esinlenerek– Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinden başka bir şey çıkarmak istiyorlar. Ve bu akıl, Cumhuriyet Halk Partisi'ni Sayın Kılıçdaroğlu öncesi yönetenlerin aklı değil. Onlar çünkü bu milletin yerel seçimlerde kendilerine verdikleri gücü maalesef çok kötü kullandılar; yani yolsuzluk, yönetilemeyen şehirler ve beraberinde siyasetin itibarsızlaşması için her şeyin mevcut olduğu bir modele dönüştürdüler. Dolayısıyla onların bu zemini düşünebilme kabiliyetlerinin ben çok güçlü olduğuna inanmıyorum.

Bu süreci; hayatlarının tamamında Cumhuriyet Halk Partisi'nin anlayışıyla mücadeleye adamış ve de AK Parti iktidarı döneminde milletimizin sandıktaki teveccühüyle, AK Parti tabanının ve teşkilatlarının her birinin siyasal yaşamında son derece emeğinin, alın terinin vücut bulduğu hakkı olan –yargı bürokrasisindekiler hariç– üç ismin ikisi tarafından ve kurdukları sivil toplum yapısı üzerinden bir zemin hazırlama noktasında adımlar atılıyor. Özellikle altını çizerek söylüyorum: Türkiye'yi bu anlamda FETÖ'nün, Cumhuriyet Halk Partisi'ni tekrar bir bütün olarak ele geçirmek ve buradan bir sandıktan iktidar çıkarma yolculuğunun aklı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kılıçdaroğlu öncesi tepe yönetimine ait değildir" iddialarında bulundu.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası