
HİLAL YAKUT/EGEPOSTASI- YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün öncülüğünde düzenlenen “İzmir için ortak ses yükseliyor” yürüyüşünün ikinci gününde, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) İzmir Şubeleri, Birleşik Kamu-İş ve YENİ Parti tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya YENİ Parti İzmir Milletvekilleri Seda Kaya Ösen, Murat Bakan, Yüksel Taşkın, Salih Uzun, Tuncay Özkan, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Yeni Parti İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın, YENİ Parti İzmir İl Örgütü, üyeler, STK temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katıldı.

Yürüyüşün ilk gününde ÖSYM Binası önünde TMMOB, KESK, İzmir Barosu, DİSK, İzmir Tabip Odası ve YENİ Parti tarafından ortaklaşa düzenlenmek istenen yürüyüşe polis müdahalesi yaşanmış, polis ablukasının ardından taraflar arasında tansiyon yükselmişti. Yürüyüşün ikinci gününde ise İlk Kurşun Anıtı önünde yapılması planlanan basın açıklaması talebinin valilik tarafından reddedildiği belirtildi. Ardından Konak Meydanı demir bariyerlerle çevrilirken, açıklamanın yeri Türkan Saylan Kültür Merkezi önü olarak değiştirildi.

Birleşik Kamu-İş: “İzmir halkının iradesi siyasi pazarlıkla devredilemez”
Basın açıklamasınıı Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu adına İzmir İl Başkanı Barış Düdü okudu. Düdü, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı yönündeki haber ve iddiaların İzmir kamuoyunun temel gündemlerinden biri haline geldiğini belirtti.
Düdü, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 7 Ekim Çarşamba günü AK Parti’ye katılacağı yönündeki haberler ve iddialar artık İzmir kamuoyunun temel gündemlerinden biri haline gelmiştir. Biz bugün burada, henüz gerçekleşmemiş bir olayı gerçekleşmiş gibi ilan etmek için değil, İzmir halkının sandıkta ortaya koyduğu iradenin hiçbir siyasi hesapla değersizleştirilemeyeceğini söylemek için bulunuyoruz. Ve bugün bu vesile ile söyleyeceğimiz sözlerin, parti değiştirmeyi kişisel tercihi sanan her belediye başkanı için geçerli olduğunun bilinmesini istiyoruz” dedi.
Tugay’la ilgili iddiaların gerçekleşmesi halinde bunun yalnızca bir kişinin parti değiştirmesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Düdü, “Sayın Cemil Tugay’la ilgili kamuoyuna yansıyan iddiaların gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak tablo, yalnızca bir kişinin parti değiştirmesi olarak görülemez. Böyle bir kararın siyasal etik, seçmen iradesi ve temsili demokrasinin temel ilkeleri bakımından ciddi biçimde tartışılması gerekir” ifadelerini kullandı.
Düdü, 31 Mart 2024 yerel seçimlerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü İzmir halkı 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yalnızca bir kişiyi belediye başkanı olarak seçmemiştir. Seçmen; adayın yanı sıra onun temsil ettiği siyasi programı, dünya görüşünü, belediyecilik anlayışını ve siyasi kimliği de değerlendirerek oy kullanmıştır. Bu nedenle milyonlarca yurttaşın oyuyla kazanılmış bir makamın, siyasal kimliğinin seçimden sonra köklü biçimde değiştirilmesi, yalnızca ‘kişisel siyasi tercih’ kapsamında değerlendirilemez. Bir yurttaşın istediği siyasi partiye üye olması ya da parti değiştirmesi bireysel bir haktır. Ama seçilmiş bir belediye başkanının taşıdığı temsil yetkisi yalnızca kendisine ait değildir. O yetkinin sahibi yetkiyi veren halktır. Buradaki temel mesele hukuki olmaktan önce demokratik meşruiyet ve siyasal etik meselesidir. Seçmen sandığa giderken önüne konulan aday ve siyasi parti üzerinden tercihini ortaya koymuştur. Seçimden sonra bu tercihin seçmene yeniden sorulmadan başka bir siyasi partiye taşınması, temsil ilişkisinin niteliğini tartışmalı hâle getirir. Demokrasi yalnızca sandığın kurulması değildir. Demokrasi aynı zamanda sandıkta ortaya çıkan iradeye seçimden sonra da saygı göstermektir.”
"Halkın sormaya hakkı var: Ne değişmiştir?”
Cemil Tugay’ın 18 Haziran’da CHP’den istifa ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini açıkladığını hatırlatan Düdü, “Şimdi İzmir halkının sormaya hakkı vardır. Ne değişmiştir? Bağımsız olarak sürdürüleceği açıklanan belediye başkanlığı görevinin başka bir siyasi partinin çatısı altında sürdürülmesi gündeme geldiyse, İzmir halkına bunun gerekçesi açıklanmalıdır. Ve daha temel bir soru vardır: Cemil Tugay, 31 Mart 2024’te İzmir seçmeninin karşısına AK Parti adayı olarak çıksaydı, bugün oturduğu makama seçilecek miydi? Bu sorunun yanıtını biz vermiyoruz.AK Parti de veremez. CHP de veremez. Cemil Tugay da veremez. Bu sorunun yanıtını verebilecek tek güç İzmir halkıdır. İşte bu nedenle mesele bir kişinin hangi partiye üye olacağı meselesinden çok daha büyüktür. Mesele temsili demokrasinin ahlakıdır. Mesele seçmenin oyuna duyulan saygıdır. Mesele halktan alınan yetkinin sınırıdır.”
“Belediye başkanlığı makamları kişilerin siyasi kariyerlerinin mülkü değildir”
Düdü, açıklamasının devamında siyasi parti değişikliğine yönelik tutumlarının herhangi bir partiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Bugün hangi siyasi partiden hangi siyasi partiye geçildiği üzerinden konuşmuyoruz. Aynı ilkeyi siyasi yönü ne olursa olsun savunuyoruz. Çünkü bugün hoşumuza gitmeyen bir siyasi transfer karşısında savunduğumuz demokratik ilkeyi, yarın hoşumuza giden bir transfer karşısında terk edersek bunun adı ilke olmaz” dedi.
Düdü, “Demokrasi, yalnızca sandığı kurmak değildir; sandıktan çıkan iradeye seçimden sonra da sadakat göstermektir. Belediye başkanlığı makamları kişilerin siyasi kariyerlerinin mülkü değildir. O makamların tapusu seçilmişlere değil, halka aittir. Eğer kamuoyuna yansıyan iddialar doğruysa, bu siyasi değişikliğin gerekçesi nedir? İzmir halkının seçimde verdiği yetkinin siyasal niteliğinin değiştirilmesi neden yeniden seçmenin onayına sunulmamaktadır? Ve en önemlisi: İzmir halkının iradesi hangi siyasi gerekçeyle başka bir partiye taşınabilecektir? Biz hiçbir siyasi makamın halkın iradesinden daha büyük olmadığına inanıyoruz. Buradan Sayın Cemil Tugay’a açık çağrıda bulunuyoruz: AK Parti’ye katılacağınız yönündeki haberler gerçeği yansıtmıyorsa, bunu İzmir halkına açıkça söyleyin. Eğer doğruysa, kararınızı ve gerekçelerinizi yine İzmir halkının karşısına çıkarak açıklayın. Çünkü bu kent kimsenin siyasi mülkü değildir. İzmir halkının iradesi siyasi pazarlıkla devredilemez” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

ADD’den Tugay’a: “Derneğimizi küçümseyen sözleri kabul etmiyoruz”
Basın açıklamasının devamında mikrofonu Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şube Başkanı Feride Ufuk Yıldırım devraldı. Yıldırım, Cemil Tugay’ın daha önce ADD üyeliği ve dernek yönetimiyle ilgili kamuoyuna yansıyan sözlerine tepki gösterdi. Yıldırım, “Herkes bir derneğe üye olmakta, üyeliği sürdürmekte ve sonlandırmakta özgürdür. Bizim itirazımız Atatürkçü Düşünce Derneği'nin ‘Karşıyaka'da sadece bir dernek’ sözleriyle küçültülmesinedir. ADD'yi bir ilçeye indirgemek, Türkiye'nin dört bir yanında emek veren üyelerimizin mücadelesini, bir kurumun tarihini ve taşıdığı sorumluluğu görmezden gelmektir. Bu dernek, bedelini canıyla ödeyenlerin bizlere emanetidir. Bu emanet kimsenin kişisel kaprisine, siyasi hesabına ya da sosyal medya tartışmasına malzeme edilemez. Hangi makamda bulunursa bulunsun, hiç kimse bu kurumu, bu taşıdığı değerleri küçümseme hakkını kendinde görmemelidir” dedi.
“Üyeliğini sonlandırmak kendi tercihidir”
Cemil Tugay’ın istifasına da değinen Yıldırım, “Sayın Cemil Tugay'ın basında yer alan istifası, mesnetsiz sözleri üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek için buradayız. Üyeliğini sonlandırmak elbette kendi tercihidir. Ancak bu tercihin ardından derneğimizi küçümseyen sözler kullanmasını kabul etmiyoruz” diye konuştu. Bir dönem derneğimize üye olmuş bir kişinin ADD'nin tarihini, mücadelesini ya da taşıdığı sorumluluğu daha yakından tanımış olmasını beklerdik. Derneğimizi küçülten bu sözler yalnızca kurumumuza değil, bu kurumun emeğine, üyelerine ve kurucularına yöneliktir.”
“Karşıyaka’da sadece bir dernek değiliz”
Yıldırım, Karşıyaka Şubesi’nin faaliyetlerine ilişkin de “Karşıyaka şubemizi 3 dönemdir yaklaşık 6,5 yıldır yönetiyoruz. Bu süre boyunca Sayın Tugay tarafından yönetimimize veya genel merkezimize iletilmiş tek bir sorun ya da şikayet olmamıştır. Bugün ‘Yönetimle anlaşamadım’ denilmesi kamuoyunda şu soruyu doğuruyor: Bu anlaşmazlık, ülke gündemini meşgul eden siyasi gelişmelerden önce neden dile getirilmedi? Biz bu soruyu sormuyoruz, kamuoyu soruyor. Yanıt vermek de bize değil, bu kararı verenlere düşüyor” ifadelerini kullandı.
ADD’nin örgütlenme yapısına da değinen Yıldırım, “Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye'nin dört bir yanında örgütlü mücadelesini sürdüren; İzmir'de 30, Türkiye genelinde 357 şubesi, 53 temsilciliği olan, 90 binin üzerinde üyesi olan bir Cumhuriyet kurumudur. Siyasi partilerin değil, Cumhuriyetin ve bu ülkenin yanındadır. Mücadelemiz Karşıyaka ile sınırlı değildir; İzmir'de ve Türkiye'nin dört bir yanındadır” dedi.
Yıldırım açıklamasını, “Açıkça yineliyoruz: Derneğimizi ‘Karşıyaka'da bir dernek sadece’ diyerek küçültmeye kimsenin hakkı yoktur. Şubelerimizi, üyelerimizi ve kurucularımızın hatırasını hafife alan her söylem hangi makamdan gelirse gelsin hak ettiği yanıtı alacaktır” sözleriyle sürdürdü.
“Oylar satıldı ey halkım, unutma bunu”
Açıklamanın sonunda Yıldırım, “Kişisel tartışmaların değil, ilkelerimizin; ayrışmanın değil, Cumhuriyetin ortak değerlerinin yanındayız. Kurucularımızın bedel ödeyerek savunduğu laik, demokratik ve bağımsız Türkiye ülküsünü gelecek kuşaklara taşıyacağımıza ant içiyoruz” dedi.
Yıldırım, Uğur Mumcu’nun “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” sözlerine atıfta bulunarak, “Bugün de bu çağrıyı halkın iradesine sahip çıkma sorumluluğuyla yineliyoruz: Oylar satıldı ey halkım, unutma bunu!” ifadelerini kullandı.

Çağatay Güç: “Bu şehir bu gerginliği kaldırmaz”
YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise açıklamasında İzmir’in siyasi kimliğine vurgu yaptı.
Güç, “Bu şehir Cumhuriyet şehridir. Bu şehir Atatürk, Atatürkçülerin şehridir. Dolayısıyla kararlarını biraz daha düşünmesi gerektiğini söyledi, evet düşünmelidir. Karar verdiği sırada bu şehrin bu gerginliği kaldırmayacağını bilmesi gerekiyor” dedi. Güç, yarın saat 19.00’da yapılacak yürüyüş için çağrıda bulunarak, “Yarın saat 19.00'da herkesi Cumhuriyet Meydanı'nın yanındaki il binası önünde bekliyoruz. Saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Tuncay Özkan: “Polisle köşe kapmaca oynuyoruz”
YENİ Parti İzmir İl Başkanı Tuncay Özkan ise yürüyüş ve basın açıklaması sürecinde yaşananlara tepki gösterdi. Özkan, “Arkadaşlar böyle şey olmaz. Polisle köşe kapmaca oynuyoruz. Ses kurşunlarının sökülmesine izin yok. Kocaman meydan, basın açıklaması yapacağız izin yok. Şuradan buraya yürüyeceğiz izin yok. Bizim kendi yürüyüş yapmamıza izin yok. Bütün bunlar Cemil Tugay'ın çürüyen bir insan olarak düşmesini, gürültüsünü engellemek için. Ama gürültü yasakla, bu gürültü etrafımızı polis barikatlarıyla çevirerek olmaz. Demokratik haklarımızın kullanılmasına, İzmir'in ses çıkartmasına izin vermek istemiyorlar. Bunu bilmeniz lazım. Valilik makamı, Emniyet... Demokratik düzenin temsilcisi olması gereken Cemil Tugay'ın temsilcisi gibi davranıyorlar. Buna asla bizim tahammülümüz yoktur. Böyle şey olmaz.” dedi.

Özkan, yarın yapılacak yürüyüşe ilişkin ise “Biz birlikte bu kenti kavgasız, gürültüsüz, itirazlarımızla, her şeyimizle Türkiye'ye duyurmak zorundayız. Ama ‘yapamazsınız bunu’ diyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yarın saat 19.00'da Kantarcı Karakolu'nun karşısında, Cumhuriyet Meydanı'nın yanında toplanacağız ve doğruca Gündoğdu Meydanı'na yürüyeceğiz. Bayraklarımızla, Türk bayraklarımızla yürümemize engel olmak istiyorlar. Yarın gelin ve görün bunu. Bütün İzmir'i buraya çağırıyorum. Bakalım aynı şeyi İzmir halkının karşısında gösterebilecekler mi?” ifadelerini kullandı.
Sayfa başına git







