
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün başlayan “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” davası bugün devam etti. 13 Ocak 2025’teki şafak operasyonuyla başlatılan soruşturmanın ilk duruşması dün Silivri Cezaevi yerleşkesindeki büyük salonda görüldü. 200 sanıktan 33’ü tutuklu yargılanıyor. Duruşmada bugün, tutuklu belediye başkanlarının savunmalarıyla başlandı.
İddianamenin okunmasıyla tamamlanan ilk günün ardından, bugün sabah 10.00’da sanık savunmaları başladı. İlk savunmayı Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar verdi. Aktaş’ın 82 ayrı suçtan yargılandığı davada hakkında toplam 704 yıl hapis cezası isteniyor. Tutuklu belediye başkanları ise 4 ila 12 yıl arasında değişen cezalarla yargılanıyor.
16.03 | MAHKEME BAŞKANI KARARI GERİ ALDI
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Aziz İhsan Aktaş davasında, mahkeme başkanı görüntü çekildiği gerekçesiyle salona artık izleyici alınmayacağını söyledikten sonra Ali Mahir Başarır ve Özgür Çelik’e “Sizden söz aldım, bir tek görüntü dahi dışarı çıkarsa, bunu avukat bile yapsa bundan sonra hiçbir izleyici salona alınmayacak” diyerek kararını geri aldı
15.55 | DURUŞMA SONA ERDİ, ARTIK İZLEYİCİ ALINMAYACAK
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Aziz İhsan Aktaş davasında duruşma sona erdi. Mahkeme başkanı görüntü çekildiği gerekçesiyle salona artık izleyici alınmayacağını söyledi.
15.15 | ZEYDAN KARALAR: BELEDİYE BAŞKANLARININ İHALE VERME YA DA ALMADA ROLLERİ YOKTUR
8 Temmuz 2025 günü tutuklanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, ilk kez hâkim karşısında savunma yaptı:
9 yaşından beri çalışarak harçlığını çıkaran biriyim. 1980’den beri yöneticiyim. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü çalıştığım her yerde, bu devlette sorumluluk almış biriyim. Birinin torpiliyle değil, kademe kademe geldim. Göreve atandığımda, ‘Bu görevi ne kadar iyi yapıyor?’ denildi ve bir sonraki göreve layık görüldüm.
2014’te Seyhan Belediye Başkanı oldum. O dönemde bir temizlik şirketi vardı. Seyhan Belediyesi’nde o kadar düzgün işler yaptım ki bir sonraki dönemde, ‘Zeydan Karalar Belediye Başkanı olsun’ dediler. Az önce savunma yapan Özcan da o dönem temizlik şirketinde çalışıyordu. Öğle temizlik yapıyorduk; aşağıdaki mahallelerde de, ‘Sen böyle temizlik yap, hep belediye başkanı seçeriz’ diyorlardı.
2019’da belediye başkanı oldum ve baktım ki durum felaket: Belediye gerçekten batmıştı. Geliri, borcun dörtte biri kadardı ve 240 haciz dosyası vardı. Biz, pandemi ve depreme rağmen beş yılda 350 haciz dosyasının tamamını kapattık.
Adana’da sevilen, takdir edilen ve dürüstlüğüne inanılan biri hâline gelen Zeydan Karalar bugün karşınızda yargılanıyor. Borçları 836 milyon dolardan almışız, 236 milyon doların altına düşürmüşüz.
Baki Nugay ifadelerinde, ‘Rüşvete aracılık etmedim, rüşvet de almadım. Aktaş, benim Seyhan Belediyesi’ndeki dönemimde resmî ya da gayriresmî ortağım değildi’ diyor.
Belediye başkanları ihale verdi, ihale aldı; bu yeni bir moda oldu herhâlde. Belediye başkanlarının ihalelerde rolleri yoktur.
"BEN ADANALIYIM SİLİVRİDE NE İŞİM VAR"
2019’dan sonraki bir dosyada ben neden dâhilim, neden buradayım? Ben Adanalıyım, Silivri’de ne işim var? Ben Adanalıyım, kimseye bağlı değilim.
Aktaş, etkin pişmanlıktan yararlanıyor ve tahliye ediliyor; hemen ardından Baki Nugay da tahliye ediliyor.
Uzun zamandır ablamı görmüyordum. İstanbul’daki bir etkinlikten sonra Gebze’ye gidip ablamı gördüm. Bana börek yapmıştı; o böreği yiyemeden gözaltına alındım.
Hiçbir yükleniciyi mağdur etmedik. Seyhan Belediyesi’nden bütün resmî belgeleri istettik. Orada da hak ediş ödemelerinin düzenli yapıldığını gördük ve mahkemenize sunduk. Ödemelerin tamamının her ay düzenli yapıldığı bir ortamda, ne diye gelsin?
Biz hemen tutuklandık tabii. İddianameyi okuyunca yine şok oldum. Diyor ki: ‘Suç örgütüne ait firmaya, Seyhan Belediyesi’nden aldığı ihale kapsamında örgüt yöneticisinin çok ödeme aldığı görülmüştür. Örgüt lideri Baki Nugay baskıyla fazla hak ediş ödemiştir.’
"BEN YARGILANMAKTAN KORKAN BİR İNSAN DEĞİLİM BURADAKİ KİMSE DE DEĞİL"
Bir iddia var; bu iddianın doğru olmadığı ortaya çıkıyor ama tutukluluğumun devamına karar veriliyor. Bunun üzerine iddia makamı başka bir yol çıkarıyor.
Dosyada bizimle ilgili neler var, bizim bildiklerimizin dışında ne var diye incelerken iki ilginç taslakla karşılaştım. Birincisi: ‘Zeydan Karalar bana ödeme yapmadı, hak edişlerimi almak için Özcan Zenger’le görüştürdü.’ Belli ki görüşmemişiz; bu dikkate alınmıyor. İkincisi: ‘Birikmiş hak edişlerimi almak için Zenger’le görüştük’ deniyor; bu da dikkate alınmıyor.
Zeydan Karalar yedi aydır tutuklu, sekizinci aya giriyoruz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Ben yargılanmaktan korkan bir insan değilim; buradaki kimse de değil. Gerek Seyhan gerek Adana başkanlığımda, birinin şikâyeti olduğunda savcılığa ihbarda bulunmuş bir insanım. Yıllarca belediyecilik yapmış biriyim; işlerimi düzgün yaparım.
Savcılık makamının Nugay’ın ifadelerine itibar etmemiş olmasına rağmen ben yedi aydır tutukluyum. Kaçma şüphesi var deniyor. Soruyorum: Hangi görevli, savcılığa çağırıldığında ifade vermez?
Üç belediye daha var; ikisi görevde. Kütahya’da dosya tefrik edildi. Ben tutukluyum, Adanalı kardeşlerimden ayrıyım.
"YARGILANDIĞIM BU DAVA İNANIYORUM İLERDE HUKUK FAKÜLTELERİNDE DERS OLACAK"
Yargılandığım bu davanın, ileride hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacağına inanıyorum. Ben suçsuzum. Öncelikle tahliyemi, nihayetinde ise beraatimi talep ediyorum.
14.55 | MAHKEMEDE GERGİN ANLAR
Halk TV muhabiri Gamze Altunay'ın aktardığı bilgilere göre Aziz İhsan Aktaş, Celal Tekin’e soru sordu:
Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Celal Tekin’e, “Bu kadar tehdit varken, emniyete neden intikal ettirmediniz?” diye sordu.
Tekin, “Adana’nın yapısını bilmeniz gerek, ben de erkeksi duygularımla hareket ederek yüz yüze görüştüm kendisiyle, daha da ileri gitseydi savcılığa intikal ettirirdim.” dedi.
Aziz İhsan Aktaş, Tekin'e, "Kendisiyle görüşmek için aracılar koyduğumu söyledi. Bunların kimler olduğunu söyleyebilir mi?", "Normal bir insan eski mi, yeni borcunu mu öder?" dedi.
Tekin, bu sorulara karşılık, "Kendisi eşimle görüşmek için siyasileri, bütün tanıdıklarımızı seferber etmiş. Eşime ulaşamayınca siyasileri ve bir sürü insanı koydu. Eşimin de dediği gibi bir düğmeye basınca ödenmiyor. Bir görüşmeyle 75 milyon para mı ödenir? Buna kim inanır?" cevabını verdi.
14.40 | "BİR SİYASİ PARTİ DIŞINDA GÖZALTI, TUTUKLAMA, DAVA VAR MI?"
Oya Tekin’in eşi Celal Tekin, savunmasında şu ifadeleri kullandı:
Rüşvet aldığımı, para verdiğimi, suçlar işlediğimi iddia ediyorlar. Bu iddiaların bir savcı ve bir hukukçu tarafından dile getirilip ciddiye alınması gerçekten ilginçtir. Ben, öncesinde Aziz İhsan Aktaş’ı tanımam. Kendisi gerek Ankara’da gerekse Adana’da, eşimi tanıyan siyasetçileri, arkadaşlarını ve meslektaşlarımızı araya sokarak tanışmak istemiştir. Eşimle bu fırsatı bulamayınca, bu kez benimle görüşüp tanışmak istemiştir.
Ben, yaptığım araştırmalarda kendisinin Yargıtay, Elazığ, Kütahya, Isparta, Aydın gibi ağırlıklı olarak AK Partili kurum ve kuruluşlarla çalıştığını, Cengizler’le ortak olduğunu öğrendim. Bu süreçte kendisiyle görüştüm ve tanıştım. Bu tanışmada sadece gelerek, yakınlarının belediyede alacakları olduğunu ve bu alacakları alamadıklarını belirtti. Ben de belediye işlerine karışmadığımı ifade ederek kendisini belediyenin ilgili birimlerine yönlendirdim.
Sonrasında Aziz İhsan Aktaş beni arayarak, alacakları konusunda ısrarcı taleplerde bulundu. Bana ödeme yapılmadığına ve bu işin böyle devam etmeyeceğine dair mesajlar iletti. Ben de sürekli olarak, ortada şahsi bir borcumun olmadığını, ödemenin belediyeden talep edilmesi gerektiğini söyledim.
Ankara’yı çok bilmem. Kendisinin belirlediği bir yerde kısa süreli bir görüşme yaptık. Bana, yakınlarının zor durumda olduğunu, ödeme almaları gerektiğini, şirketlerinin batma aşamasına geldiğini ve sabırlarının da sonuna geldiğini ifade etti. Ben ise kendisine, Oya Hanım’ın yeni göreve başladığını, belediyelerin mali güçlüklerinin herkes tarafından bilindiğini; buna rağmen elemanını sürekli göndererek olay çıkardığını ve bunu engellemesi gerektiğini söyledim. Yasal alacaklar varsa mutlaka alınacağını, bunun da yöntemlerinin belli olduğunu ifade ettim.
Bu görüşmenin ardından İller Bankası’na gittim. Yaklaşık iki saat boyunca birim müdürüyle görüştüm. Bu görüşmem sırasında, girişte danışmanlığa kimlik bilgilerim verilerek kaydım yapılmıştır. Bu durum oradan tespit edilebilir. Tüm bu bilgileri, dosyada gizlilik kararı varken ve HTS kayıtları yokken, ilk ifademde açıkça belirttim.
Savcılık ise bu görüşmeyi bambaşka yönlere çekerek, eşimin bilgisi ve yönlendirmesi olmayan bir görüşmeden; hem anlaşma, hem para alma, hem de belediyeden ödeme yaptırma sonucu çıkarmıştır. Bu konu, akla, mantığa ve hukuka aykırı olmasına rağmen çirkin bir metne dönüştürüldüğü için hepsine tek tek cevap vermek istiyorum.
Ne ben ne de eşim, birbirimize talimat verir ya da yönlendirmede bulunuruz. Zaten dosya kapsamına bakıldığında da eşimle görüşüldüğüne ya da bir anlaşmaya varıldığına ilişkin hiçbir iddia bulunmamaktadır. Eşimin ismi, iddianamede ve ifadelerde yalnızca bir parantez içerisinde geçmektedir. Bu parantezin, iddia sahibi tarafından kurulamayacağı ve düşünülemeyeceği; tamamen sonradan eklenen ve belediye başkanlığından alınma amacı taşıyan bir unsur olduğu, en basit hukuk bilgisine sahip kişiler tarafından dahi anlaşılabilir.
14.19 | DURUŞMA TEKRAR BAŞLADI
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in savunmasının ardından ara verilen duruşma tekrar başladı. Oya Tekin'in eşi Celal Tekin savunma yapıyor.
13.30 | ÖZGÜR ÖZEL: VİCDANI OLAN BU İŞLERDEN VAZGEÇSİN ARTIK
"Hakkımızı helal etmiyoruz" diyen Özgür Özel'in açıklaması şöyle:
"Şu çocuğun gözünün içine bakın da bu ülkede adalet var deyin. Bu annenin bakın gözünün içine. Bu eşin gözünün içine bakın. Bu ülkede adalet var deyin. Buğra Gökce'nin eşi Filiz Hanım'a bakın... Haziranda nikahları vardı, Buğra içeride diye nikah burada yapıldı. Benim nikah şahidi. Filiz Hanım'a nikahının fotoğrafını vermediler ya. Cezaevinde nikah kıyıldı. Fotoğraf vermiyorlar zulüm olsun diye. Bak benim olduğumu da verme. 60 poz çektiler orada. Bir tek, Filiz ile Buğra'nın fotoğrafını vermiyorlar. Şu Filiz Hanım'ın gözünün içine bakın. Anadolulu teyzeme söylüyorum. Bu yeni geline reva mı bu? Bu yeni gelinin gözüne bakın da 'İyi yapıyor Tayyip Bey' deyin. Yapmayın arkadaşlar. İnsafı olan, vicdanı olan bu işlerden vazgeçsin artık.
"BU KADAR ZULMÜN BİR BEDELİ OLACAK ELBET"
Bir yıllık evli gelin var burada... Bakın onun gözünün içine. Kocasının kasasına dolar montajlayan TRT! Al, 'Ne diyorsun?' diye sor bakalım. Onun vergisiyle yayın yapıyorsun sen. Bizim vergimizle yayın yapıyorsun. Kasadan mühür çıktı, para çıktı yalanını attınız. O gün daha beş aylık evliydi. Nasıl biliyorsa Allah sizi öyle yapsın.
Bu kadar zulmün bir bedeli olacak elbet. Bu dünyada olmasa öbür dünyada olacak. İki elimiz yakanızda. Kimse helallik istemesin. Hiç kimseye hakkımızı helal etmeyeceğiz. Etmiyoruz. Hani böyle 'Helal ediyor musun' diye soruyorlar ya. Vallahi de billahi de bu zulmü yapanlara hakkımız helal değildir. Helal etmeyeceğiz. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun bu düzeni kurana, savunana, sürdürene. Yazıklar olsun hepinize. Bak bu insanların bir gözünün içine bakın. Ses çıkarmayanlar. Aile Dayanışma Ağı ne yapıyor, biliyor musunuz? Birbirine tutunuyorlar ki düşmesinler diye. Siz düşeceksiniz. Sizi düşüreceğiz. Siz düşeceksiniz. İktidardan da düşeceksiniz. Haksız yere oturduğunuz o kürsülerden de düşeceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Bu yeni gelinin masumiyetini, bu genç evlinin masumiyetini ödeyeceksiniz. Bu annenin gözyaşında boğulacaksınız. Başka bir diyeceğim yoktur.
Sayfa başına git







