Bağcıoğlu, önümüzdeki günlerde Ankara’da 32 üye devletin katılımıyla NATO Zirvesi’nin yapılacağını hatırlatarak, Türkiye açısından üzüntü verici bir tabloya dikkat çekti. Bağcıoğlu, NATO üyesi 32 devlet arasında yalnızca Türkiye ve İzlanda’da askeri sağlık sisteminin bulunmadığını ifade etti.
“Modern savaşlarda kritik kuvvet çarpanı”
Ukrayna-Rusya Federasyonu Savaşı’nın modern savaşlarda askeri sağlık sisteminin önemini somut biçimde ortaya koyduğunu belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin en az silah sistemleri kadar kritik bir kuvvet çarpanı olduğunu vurguladı.
Bağcıoğlu, hastanelerin hedef alındığı, tahliye hatlarının kesintiye uğradığı ve yoğun İHA-füze tehdidi altında yürütülen harekâtlarda Ukrayna’nın önemli uygulamaları hayata geçirdiğini belirtti.
Ukrayna’nın cephe hattına tam kan ve plazma ulaştırdığını, ileri sıhhi müdahale ve hasar kontrol resüsitasyonunu ön hatta uyguladığını kaydeden Bağcıoğlu, seyyar cerrahi unsurların oluşturulduğunu, uzun süreli yaralı bakımının geliştirildiğini ve zırhlı araçlar ile demir yolu dâhil alternatif tıbbi tahliye sistemlerinin kurulduğunu ifade etti.
“Binlerce yaralı personel hayatta kaldı”
Bağcıoğlu, bu uygulamalar sayesinde binlerce yaralı personelin hayatta kaldığını ve önemli bir bölümünün tedavi edilerek yeniden göreve dönebildiğini belirtti.
Bu başarıların savaş başladıktan sonra oluşturulmuş geçici çözümler olmadığını vurgulayan Bağcıoğlu, sistemin eğitimli askeri sağlık personeli, asker hastaneleri, harekât odaklı sağlık teşkilatı, güçlü tıbbi lojistik ve etkin komuta-kontrol yapısı üzerine inşa edildiğine dikkat çekti.
Bağcıoğlu, Ukrayna tecrübesinin savaş zamanı sağlık hizmetlerinin sivil sağlık sistemiyle ikame edilemeyeceğini açıkça gösterdiğini söyledi.
“Türkiye açısından ders nettir”
Türkiye açısından çıkarılması gereken dersin net olduğunu belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin yeniden tesis edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Bağcıoğlu, “Askeri sağlık sisteminin yeniden tesisi bir tercih değil, milli güvenlik zorunluluğudur” değerlendirmesinde bulundu.
Askeri sağlık sisteminin yalnızca yaralı tedavi eden bir yapı olmadığını vurgulayan Bağcıoğlu, bu sistemin muharebe gücünü koruyan, personelin yeniden göreve dönmesini sağlayan ve ordunun savaşma azmini sürdüren stratejik bir kuvvet unsuru olduğunu belirtti.
“Geleceğin savaşlarında başarı buna bağlı olacak”
Bağcıoğlu, geleceğin savaşlarında başarının yalnızca gelişmiş silahlara sahip olmakla sağlanamayacağını kaydetti.
Yaralı personelini en kısa sürede tedavi ederek yeniden muharebe gücüne kazandırabilen orduların avantaj sağlayacağını belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin Türkiye’nin savunma kapasitesi açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.