Ege Postası
Geri

Başkan Soyer'dan Erdoğan'a metro açılış daveti

30 Ekim’de meydana gelen depremde İzmir’deki binaların birçoğunda hafif,orta ve ağır dereceli hasarlar oluşmuş ve kentin yapı stoku konusu bir kez daha gündeme gelmişti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, daha önce kentin yapı stoku için bir çalışma başlattıklarını ve her bina için deprem karnesi çıkaracaklarını söylemişti. Başkan soyer, bugün ilgili çalışmayla ilgili önemli bir gelişmeyi paylaştı. Soyer, “Jeoloji Mühendisleri ve İnşaat Mühendisleri Odası ile protokol hazırladık 200 milyonluk bir protokol hazırladık yarın imzaları atıyoruz” dedi. Başkan Soyer ayrıca, Karar TV’ye verdiği röportajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Buca Metrosu üzerine görüştüklerini kaydeden Başkan Soyer, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a metronun açılışı için davette bulundu ve "Gelsin birlikte seyahat edelim, ilk metro hattında beraber gidip gelelim" ifadelerini kullandı.
Başkan Soyer'dan Erdoğan'a metro açılış daveti
Haberler / Yerel Yönetimler
3 Mart 2021 Çarşamba 11:03
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ünlü şair Can Yücel'in vasiyeti olan yok olan yerel tohumların bir merkezde toplanması konusunda attığı adımlara dün ikincisini de eklemişti. Başkan Soyer,  yüzlerce çeşit atalık tohumu güvence altına alacak ve yok olmaya yüz tutan tohum-gen çeşitliliğini gelecek kuşaklara aktaracak ve ilkini 2011'de Seferihisar'da kurduğu ölümsüz ustanın adını taşıyan Tohum Merkezi'nin ikincisini ise dün İzmir Aşık Veysel Rekreasyon alanında törenle hizmete açmıştı.

Başkan Soyer, bugün katıldığı bir canlı yayında Merkezin misyonunu ve yerel tohumlarla tarımın önemine ilişkin bazı açıklamalarda bulundu.

Başkan Soyer, ayrıca deprem sonrası yapılan çalışmalarla ilgili de önemli bilgiler verdi.

Yerli tarımdan uzaklaşmanın hem yoksulluk hem de kuraklığa sebebiyet verdiğinin altını çizen Başkan Soyer, “Aslında 10 yıl önce biz Seferihisar’da bir tohum merkezi kurmuştuk. Tohum köktür, gelenektir ve gelecektir. Biz ne zaman ki yerli tohumlarımızı göz ardı etmeye başladık, onları unuttuk, ihmal ettik, dışarıdan hibrit tohumlar, genetiği değiştirilmiş buğdaylar almaya başladık hem kuraklaşma hem yoksullaşmayla yüzyüze geldik. O nedenle diyoruz ki başka bir tarım mümkün. Hem kuraklıkla hem de yoksullukla mücadele edecek bir tarım mümkün. Nasıl? Çnce yerli tohuma ve yerli hayvan ırklarımıza sahip çıkarak” dedi.

Kiraz’da muhtarlarla yaptıkları toplantıdan örnek veren Başkan Soyer, “Toplantıda bir muhtar, ’Daha 10 yıl öncesine kadar 5-10 metreden su çekerdik, şimdi 300 metreden çekemiyoruz’ dedi. Öylesine hoyratça tüketmişiz ki yeraltı su kaynaklarımızı... Çünkü yanlış tarım politikaları uygulamışız. Benim neslim bilirler. Biz, dünyanın kendi kendine yeten yedi ekonomisinden biri, dünyanın tahıl ve buğday ambarıydık. Şimdi her şeyi ithal etmeye başladık. Bu kabul edilebilir bir şey değil” ifadelerini kullandı.

“BİR AVUÇLA BAŞLADIĞIMIZ HİKAYE BUGÜN BİNLERCE DÖNÜME ÇIKTI”

Tarımın yalnızca tarladan ibaret olmadığının altını çizen Başkan Soyer, şunları söyledi; “Tarım sadece tarımdan ibaret değil. Eğer tarımda kuraklığı ve yoksulluğu azaltabilirseniz kırla kent arasında da dengeyi kurmaya başlamış olabiliyorsunuz. O zaman kenti de kentin tüketicisini de kurtarmış oluyorusnuz. Kentliyi sağlıklı gıdayla buluştururken işsizlik ordusuna da yeni insanlar eklenmemiş oluyor. Dolayısıyla yoksulluk azalıyor. Biz üreticiye alım garantisi veriyoruz. Ona üretmesini söylüyoruz. Ama kuraklıkla mücadele etmemize imkan verecek daha az su tüketen ürünler üret. Saz çavları, mürdümük, gambilya gibi yemlik tohumlar... Biz bunları teşvik ediyoruz. Bir tüccar bunlara 50 kuruş veriyor. Ben 1 lira veriyorum. Biz, karakılçık buğdayını devletin verdiğinin iki mislinden satın alıyoruz. Onun için bir avuçla başladığımız hikaye bugün binlerce dönüme çıktı. Bu benim en büyük önceliğim. Bu hikaye hem yoksulluğu hem kuraklığı bitirecek bir hikaye. Tarım, toprakta başlayıp biten bir şey değil. Arkasında endüstriyel tasarım, grafik tasarım olmalı, ihracat olmalı. Bunlar bilim disiplinleri ve bunlarla ilgili emek vermelisiniz. Biz geçen sene üreticiden 144 milyonluk alım yapmıştık, bu yıl 340 milyonluk alım yapacağız. Alım yaptığınızda o ürünün fiyatında da düzenleme yapıyorsunuz. Mesela, biz Beydağ’da ‘100 ton kestane alacağız’ dedik. Şimdi üretici, 100 ton kestaneyi belediyeye satıyorsa bir tüccar gelip bizim verdiğimiz fiyatın altında fiyat veremiyor. Bu hikaye bir zincir. Örneğin küçükbaş hayvancılığı desteklemek istiyoruz. Üreticiye süt yemi veriyoruz ve girdi maliyetini aşağıya çekiyoruz. Biz üreticiye o hayvanı 3 ay büyütmesini ve sonra ondan alacağımızı söylüyoruz. Kavur yapıyoruz onu. Çünkü mutfağında et görmeyen haneler var. Biz nasıl 155 bin haneye süt götürüyoruz şimdi de kavurma görmeye başlıyoruz. Kısacası bunlarin hepsi bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı. Bütün bunları birbirine bağladığınız zaman hem iklim krizinin ve yanlış  tarım politikalarının yarattığı tarım politikalarını değiştiriyorsunuz. Yerine hem kuraklığı hem yoksulluğu azaltan bir politika koyuyorsunuz. Hem de bunu kentliyle buluşturarak kentlinin refahını da arttırmış oluyorsunuz. Bizim tarım politikamız ‘Başka bir tarım mümkün’ diyerek başladı ve başka bir tarımın mümkün olduğunu göstererek devam ediyoruz.” 

“KREDİ İÇİN HAZİNE TEMİNATI İSTEMİYORUZ”

Geçtiğimiz hafta düzenlenen AK Parti İzmir İl Kongresi için İzmir'e gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme hakkında da bilgi veren Başkan Soyer, "Sayın Cumhurbaşkanı bizi önemsemiş demek ki. Kriz dönemlerinde deprem dönemlerinde yapılanları, İzmir'de Buca Metrosu, Narlıdere Metrosu ile yaptıklarımızı, aldığımız otobüsleri... Yanı kısacası Cumhurbaşkanı'nın bizim önemsediğini düşündüm. Bizim orada iki temel meselemiz vardı. Birincisi Buca Metrosu. Bu yatırım devletin yatırım projesine girmiş, yurtdışından finansman getirilebilir demiş ve biz pandemiye rağmen kaynağı bulmuşuz. 490 Milyon euroluk kredinin getirebilmesi için biz hazine teminatı istemiyoruz, sadece cumhurbaşkanımızın onayı gerekiyor yurt dışından gelen tüm paralar gibi. İzmir tarihinin en büyük yatırımı ile buluşacak.  Bu sadece metro meselesi değil, 490 milyonluk yatırım geldiği gibi İzmir'de çok büyük bir canlanma başlıyor. İnanılmaz düşük bir faiz. 3.20 ile borçlanma 5 yıllık geri ödemesiz 12 yıllık bir sözleşme. Biz bunu ilettiğimizde bir şey demedi Cumhurbaşkanımız. Ben kendisinin İzmir'de bu kadar ciddi bir kaynak ve istihdama hayır diyeceğini zannetmiyorum. Biz bir garanti versin diye istemiyoruz, sadece onay istiyoruz. 3,20 faiz oranı yok neredeyse başka bir yerde. Bu İzmir'e gelecek yatırımcının da önünü açacak" diye konuştu.

“VATANDAŞ VE BANKA ARASINDA KÖPRÜ OLACAĞIZ” 

30 Ekim’de meydana gelen ve İzmir’de büyük yıkımlara neden olan deprem sonrası yapılan çalışmalara da değinen Başkan Soyer, "Depremin hemen ertesi günlerinden itibaren bu kenti dirençli hale getirmek için ne yapabiliriz diye buna kafa yormaya başladık. Depremden 11 gün sonra bir ortak akıl buluşması yaptık. Burada depreme karşı stratejik bir planın yapılması kararını aldık. İkincisi de ağır hasarlı binalar ile ilgili bir finansman ortaya koyuyor devlet. Fakat 4 bin 500 ağır hasarlı bina var bunlarla ilgili çözüm çok güzel. Ancak sorun orta hasarlı binalar. Orta hasarlı vatandaşlar da aslında o konutta oturmaz haldeler. Bizde dedik ki dünya bankasından bir kaynak bulalım. Dünya bankasının acil imar adı altında bir başlık var. 0,92 ve 1.02 oranı arasında bir kredi var 5 yıl ödemesiz 30 yıllık bir süre. Biz bunu görüştük ve olgunlaştırdık. Bu konuyu da Cumhurbaşkanımız ile görüştük. Umarım hayır demez çünkü biz  bu 250 milyonluk kredi ile vatandaş ve banka arasında köprü olacağız. Sayın Çevre ve Şehircilik Başkanımız ile çok uyumlu bir çalışma sergiledik depremin ilk gününden itibaren. Bundan dolayı çok mutluyuz. Bizim İzmir Büyükşehir Belediye Meclisimizde çok önemli bir yönetmelik hazırlığımız vardı. Dört komisyon çalışması sonrası tüm komisyon üyeleri mutabakata vardılar ancak Bakanlığın onayını almak istedik. Bakanlıktan onayı da aldık ve Meclisimizden oy birliği ile geçirdik. Bu çok önemli. Mevcut alanın korunması gereken bir alan olarak belirtiliyor. Biz riskli alanda vatandaşın hiçbir hak kaybına uğramadan orada dönüşebilir diye karar alıyoruz. Biz böylece mevcut durumun korunması gereken alan diye tüm ilçelerimizde bu planı yapabiliriz. Bu vatandaşlarımızın müteahhit karşısında ezilmemesine neden olacak. İzmir Büyükşehir BelediyeMeclisinde  CHP'nin büyük çoğunluğu var ama asla biz geçiririz demiyoruz, kararlarımızın yüzde 95'i oy birliği ile geçiriliyor. Bizim depremden sonra öngördüğümüz bir şey vardı. Bizim İzmir'de yapı stokumuzu çıkarmamız lazımdı. Çünkü refahtan önce yaşam hakkı geliyor. Dedik ki bir deprem karnesi çıkartalım her bina için. Jeoloji Mühendisleri ve İnşaat Mühendisleri Odası ile protokol hazırladık 200 milyonluk bir protokol hazırladık yarın imzaları atıyoruz. Önce 99 öncesi ve kolonları kesilmiş binalar. Söz verdiğimiz şeyleri yapıyoruz. Bu şehirde yaşayan insanlara siz dirençli bir kentte yaşıyorsunuz demek istiyoruz" dedi.

“SOSYAL DEMOKRAT BİR BELEDİYEYİZ”

Büyükşehir'de devam eden TİS sürecini değerlendiren Başkan Soyer, "Biz sosyal demokrat bir belediyeyiz. Yani emekten, emeğin örgütlülüğünü savunan bir belediyeyiz. Mevzuat bizi işveren yerine koyuyor. Aslında biz işveren değiliz. Biz, onlarla birlikte hizmet üretiyoruz. Yani biz bir taraf değiliz. Biz onların parasını onlara veriyoruz. Büyükşehir bütçesinin tamamı vatandaşların verdiği paradan oluşuyor. Yani vatandaşın verdiği parayı vatandaşa veriyoruz. Bizim bütçemizin yüzde 20'si civarında bir meblağ işçi ücretlerine gidiyor. Tabii ki biz emekten yanayız ancak vatandaşın parasını tasarruflu harcamak zorundayız"  diye konuştu.

“BEN OLUMLU BİR İZLENİM EDİNDİM”

Öte yandan, Karar TV’ye de konuk olan Başkan Soyer, Bayraklı Rezerv Konutları temel atma töreninde yaşanan ‘Sayın anonsu’ krizi ve buca Metrosu’na ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu.

Başkan Soyer, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin bilgiler verdi ve “Biz o gün geleceğini biliyorduk ve ben havaalanına karşılamaya gittim. Çünkü ondan birkaç gün önce yaptığı açıklamalardan ben kendisinin yanlış bilgilendirildiğini düşündüm. Su meselesi, büyükşehir belediyesinin borçlarıyla ilgil... Bunların doğrusun anlatılması gerektiğini düşündüm ve havaalanında kendisine arz ettim. ‘Efendim müsaade ederseniz bir 10 dakika sizinle konuşmak istiyorum’ dedim. Duyup duymadığından bile emin olamadım çünkü çok rüzgarlı bir hava vardı. Akşama doğru aradı ve biz Valilik’te buluştuk. Kendisine iki temel meseleyi arz ettim. Birincisi Buca Metrosu’ydu. Buca Metrosu, İzmir tarihinin en büyük yatırımı. 1 milyar 70 milyon euroluk bir yatırım. Buca, İzmir’in en kalabalık ilçesi. Oradaki metro olağanüstü bir hizmet ve çok iyi bir çözüm anlamına geliyor. Olayın bir bu yanı var. İkincisi de böyle büyük bir yatırıma kalkıştığınızda bunu bütün yan sektörleri etkileyen sonucu oluyor. İstihdam kapasitesinden kulanılacak materyallere kadar... Bu da ekonomik hayatın canlanması demek oluyor. Dolayısıyla olayın sadece Buca ile ilgili olmayan yanı var. O da bu metronun kentimizde harekete geçireceği dinamikler. Bu nedenle bizim bu projeyi doğru anlatmamız gerekiyordu. Çünkü projeler hazırlanmış, görütülmüş, devlette onaylanmış, yatırım planına alınmış, yurtdışından finansman onayı alınmış, biz bu arayışa çıkmışız ve pandemiye rağmen 490 euroluk milyonluk kaynak bulmuşuz ve iş başlama noktasına gelmiş. Kaynaklar, devlet garantisi istemiyor ama Sayın cumhurbaşkanının onayı gerekiyor. Burada bizim Sayın cumhurbaşkanına anlattığımız husu bu metronun Buca ve İzmir için önemi oldu. Diliyorum ki İzmir için bu kadar önemli olan yatırımı takipçisi olacaktır ve onay verecektir diye ümit ediyorum. Ben olumlu bir izlenim edindim” dedi.

Başkan Soyer, Erdoğan’ın açılışa davet edilip edilmeyeceği hususunda ise şunları söyledi; “Başımızın üstünde yeri var. Tabii ki gelsin. Hatta gelsin birlikte seyahat edelim, ilk metro hattında beraber gidip gelelim. Çok memnuniyet duyarız.”

“BUNLARIN BENİM İÇİN ZERRE KADAR KIYMETİ YOK”

Bayraklı Rezev Konut Alanı temel atma töreninde tüm katılımcılar ‘Sayın’ hitabıyla anons edilirken Başkan Soyer ise sadece ‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’ olarka anons edilmişti. Söz konus anons krizine ilişkin de değerelendirmelerde bulunan Başkan soyer, siyasette seviye vurgusu yaparak, “Konu ile ilgili gelen soruya yanıt veren Başkan Soyer, “Bunların benim için zerre kadar kıymeti yok. Birlikte iş yapma ihtiyacını ve gücünü afetler gösterdi. Ne zaman o zaman omuz omuza veriyoruz, o zaman felaketin bıraktığı tahribat azalıyor. Bir Kira Bir Yuva kampanyasında 42 milyon TL para topladık. Belediyenin elindeki konut imkanlarını depremzedelere açtık. Ve vatandaşların çadırlardan çıkmasını 30 günde büyük oranda biz sağladık. Bütün bunlar bizim bir araya geldiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu, bu afetlerin sonuçlarını birlikte nasıl hafifletebildiğimizi gösterdi. Siyaset bu sığlıkta ‘sana sayın dedi, demedi’, bu klişelerle yürütüldüğü müddetçe sonuç alamayız. Siyaset çok sığlaştı, klişelere sıkıştı. Bunun üzerinden bir şey yapmamız mümkün değil. Klişe siyasetten vazgeçmeliyiz. Oysa siyaset hayatı değiştirme sanatıysa ben aslında siyasetin alasını yapıyorum. Siyaset aslında budur. Yerelde akar hayat ve sizin yerelde ürettiğiniz hizmetin üzerinden yapacağınız siyaset kalıcıdır. O etki eder, değiştirir, dönüştürür. Ve bu memleketi de aydınlık bir geleceğe taşıyacak olan şey yereldeki hizmet üzerine, performans üzerine yapılan rekabettir. Yoksa horoz dövüşü gibi birbirine laf çakarak, “sayın” demeyerek ya da başka bir şey… Orada gidecek bir yer yok. Orada deniz bitti ve tıkandı. Türkiye tıkandı. Bunun için yerelden hizmet üretmenin çok daha iyisini başarmalıyız. Biz bunları yaptıkça vatandaşın bu memlekete dair umudu büyüyecektir. Ve çok daha güzel bir memlekette yaşamaya başlayacağız. Bu memleketin insanları çok daha iyisine layık… Sahip olduğumuz potansiyelle, kadim kültürümüzle olağanüstü iklim ve toprakla biz bu yaşam seviyesini hak etmiyoruz. Bu bir kader değil. Bunu değiştirmenin yolu yerelde ürettiğimiz hikayeden geçecek” dedi.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası