Ege Postası
Geri

Başkan Vekili Aydoğan'dan kadınlara çağrı

“25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü”nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan, kadına yönelik şiddete karşı tüm toplumu örgütlenmeye çağırdı. Son yıllarda Türkiye’de ‘kadınların yalnızca evde oturup çocuk bakması” yönünde bir neslin yetiştirilmesi için çaba gösterildiğini belirten Aydoğan, “En büyük tehlike bu. Böyle giderse yarın kadın haklarını konuşacak kimse kalmayacak” dedi. Başkan Vekili Aydoğan'dan kadınlara çağrı:
Başkan Vekili Aydoğan'dan kadınlara çağrı
Haberler / Yerel Yönetimler
25 Kasım 2015 Çarşamba 13:24
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İZMİR - Kadına yönelik şiddete karşı toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü,  "25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü"nde anlamlı bir etkinlik düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda bir araya gelen personele “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, “Kadına Yönelik Şiddet ve Etkileri” ile İzmir Barosu avukatları tarafından “Şiddetle Mücadelenin Hukuki Boyutları” ile ilgili sunum yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun eşi Dr. Türkegül Kocaoğlu, belediye bürokratları ile belediye personelinin katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan yaptı.
 


Eğitim şart
Bugün hala kadına yönelik şiddetin konuşulmasının dünyanın ayıbı olduğunu söyleyen Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadına yönelik şiddet başta olmak üzere kadınlara yönelik çok yoğun çalışmalar yaptığını kaydetti. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken Aydoğan, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, aldığımız ‘Kadın Dostu Kent’ unvanına layık olmak için çalışıyoruz. Kadın Danışma Merkezimiz, ne kadar üzücü ama kadın sığınma evlerimiz var. Kadın kendisi sığınılacak bir varlık. Kadın ailesini,  kocasını,  çocuklarını kucaklayan sakin bir liman ama maalesef salgın halinde Türkiye’de son zamanlarda kadına şiddet arttı. Kadına yönelik şiddetle mücadele çok yönlü bir iş. Önce kadınlar, sonra hükümet, sivil toplum örgütleri toplumu eğiterek bu işi çözmek zorundayız” diye konuştu.


 
“Kadın kabullenmemeli”
Toplumda kadınlar açısından en büyük tehlikenin kabulleniş olduğuna dikkat çeken Aydoğan, “Kadın hakları çiğnenebilir, kadına şiddet artabilir ama bunun çaresi var.  Örgütleniriz,  hakkımızı ararız. Ama Türkiye’de son senelerdeki en büyük tehlike kadının ‘benim hakkım bu kadar, evde oturmalı, kocama çocuklarıma bakmalıyım’ gibi bir neslin yetiştirilmesi için çaba gösterilmesidir. Eğer bu devam ederse yarın kadın haklarını konuşacak kimse kalmayacak. Alınan haklar mücadeleyle geri alınabilir.  Eğitimle her şey halledilir.  Ama insan beyinleri bozulup parçalanırsa,  kadın kendi kabullenirse çok zor” diye konuştu.
1923'den 1950'lilere kadar kadın haklarında yaşanan gelişmelerin son senelerde gerilediğini kaydeden Aydoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
“İlerlemeden vazgeçtik geriliyoruz.  Büyük tehlike budur.  50 yıldır bu mücadelenin içindeyim. Anadolu’nun çok değişik yerlerinde hekimlik yaptım;  her eve girdim.  İki şeyin bittiğini görmeden ölürsem gözüm açık gidecek.  Birisi töre cinayetleri, diğeri çocuk yaşta evlilik.  Beni kahreden budur.  Hep beraber olacağız, eğiteceğiz, çalışacağız.  Kadına bir şey vermeyeceğiz. Çünkü hakkı olanı almasını sağlayacağız dedi.


 
Toplumsal cinsiyet eşitliğinde sınıfta kaldık
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyolog Yelda Şimşir, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konulu bir sunum yaptı. Şimşir, 15 – 44 yaş arası kadınların en yaygın ölüm nedeninin şiddet olduğunu, Türkiye’de her beş kadından ikisinin fiziksel şiddete maruz kaldığını söyledi. 145 ülke arasında yapılan araştırmada Türkiye’nin cinsiyet eşitliğinde 130. sırada yer aldığını söyleyen Şimşir, kadınların ekonomik bağımsızlığının çok önemli olduğunu, kadın sorunlarının tüm toplumun sorunu olduğunu vurguladı. Psikolog Duygu Öz ise, “Kadına Yönelik Şiddet” konusunda yaptığı sunumda kadının yaşamın her alanında şiddetle karşılaşabildiğini, 2015 yılında öldürülen kadın sayısının 255 olduğunu belirtti.  İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi Avukatlarından Seda Banu Akyüz ile Seda Gürer, şiddete uğrayan kadınların hukuki yönden mücadele yöntemlerine ilişkin bilgi aktardı.  Etkinlikte, ayrımcılığa, eşitsizliğe, kadın cinayetlerine karşı ayağa kalkan kadınların sembolü olan “Mirabel Kardeşler”, “Kelebekler Özgürdür” isimli kısa film gösterimi ile de anıldı.
 
55. yılında Mirabel Kardeşler unutulmayacak
Dominik Comhuriyeti'nde Mirabel kardeşler olarak bilinen Patria Mercedes, Minerva Argentina ve Maria Terasa isimli üç kız kardeş  Rafael Leonidas Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele yürütür. 25 Kasım 1960'da, Dominik Cumhuriyeti'nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadının cesedi bulunur. Bu katliam hükümet yanlısı gazetelerde "araba kazası" olarak yer alır.  Mirabel Kız Kardeşler, ülkelerinde siyasal özgürlük adına kararlılıkla mücadele ettikleri için diktatörlük tarafından hedef gösterilir ve erkekler tarafından öldürülür. 
55 yıldır, Mirabel Kız Kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım tarihi “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak anılmaktadır. 55 yıldır dünyanın her yerinde kadınlar 25 Kasım’da ayrımcılığa, eşitsizliğe, savaşa, şiddete, tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine karşı ayağa kalkıyor.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası