EGE POSTASI - İzmir'in kent merkezinde yıllardır tartışmaların odağında bulunan ve kamuoyunda "Basmane Çukuru" olarak anılan araziye ilişkin satış haberleri meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu tarafından yapılan ortak açıklamada, arazinin geleceğinin şirketlerin çıkarları doğrultusunda değil, İzmir halkının ihtiyaçları esas alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, Basmane Arazisi'nin yıllardır çözümsüz bırakılmasının tesadüf olmadığı savunularak kamu yararı yerine sermaye odaklı planlama politikalarının tercih edildiği belirtildi.
Dört kurum, Basmane Arazisi'nin yalnızca ticari bir yatırım ya da ihale konusu olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kamuya ait alanların korunması gerektiğini ifade etti.
'40 YILLIK KAMUSAL MÜCADELE BİR İHALE KARARIYLA YOK SAYILAMAZ'
Basmane Arazisi'nin yıllardır devam eden hukuki ve toplumsal mücadelenin simgesi olduğu belirtilen açıklamada, alanın İzmir halkının ortak değeri olduğu vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Basmane Arazisi yalnızca bir arsa, bir ticari yatırım ya da ihale konusu değildir. Basmane Arazisi, kamu malına çökmek isteyen sermaye grupları ile kentin merkezindeki kamusal varlıkların korunmasını ve kamu yararını savunan halk iradesi arasındaki bir mücadele alanıdır."
Meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin yıllardır alanın kamu yararına değerlendirilmesi için mücadele ettiği hatırlatılarak, "40 yıllık kamusal mücadele, bir ihale kararıyla yok sayılamaz!" denildi.
'İZMİR'İN GELECEĞİNE SİYASİ PAZARLIKLAR DEĞİL, HALK KARAR VERMELİ'
Ortak açıklamada, Basmane Arazisi'nin geleceğine ilişkin kararların siyasi tercihlere ve kapalı kapılar ardında yapılan protokollere bırakılmaması gerektiği ifade edildi.
Kamu mülkiyetindeki alanların geleceğinin demokratik karar süreçleriyle belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Kentlerin geleceği, belediye başkanlarının değişen siyasi tercihlerine, dönemsel yönetim anlayışlarına veya kapalı kapılar ardında yapılan protokollere bırakılamaz. Kamu mülkiyetindeki alanların geleceği kişisel ve siyasi tasarrufların değil, kamusal denetimin ve demokratik karar süreçlerinin konusu olmalıdır."
Açıklamada ayrıca belediye başkanlarının geçici olduğu ancak kente karşı işlenen suçların kalıcı tahribatlar bırakacağı vurgulandı.
'KAMUNUN TAPUSU PROJE VAADİNE FEDA EDİLEMEZ'
Basmane Arazisi'ndeki mülkiyet ve devam eden hukuki süreçlere de dikkat çekilen açıklamada, başlangıçta tamamı kamuya ait olan alanın yeniden tamamen kamuya kazandırılabileceği savunuldu.
Bu nedenle arazinin özel şirketlere teslim edilmemesi gerektiği belirtilerek yüksek yoğunluklu yapılaşmanın kent merkezinde trafik ve altyapı yükünü artıracağı ifade edildi.
Açıklamada, "Şehircilik esasları açısından tartışmalı olan, kent merkezine trafik ve altyapı yükü getirecek, yüksek yoğunluklu yapılaşma içeren bir proje, sadece belediyeye bir sus payı verileceği gerekçesi ile meşrulaştırılamaz" denildi.
'RANT HESAPLARI DEĞİL, KAMUSAL İHTİYAÇLAR ESAS ALINMALI'
Basmane Arazisi'nin geleceğinin yatırımcıların beklentilerine göre değil, İzmir'in ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerektiği vurgulandı.
Arazinin kamusal açık alan, bütüncül yeşil alan, sosyal ve kültürel donatı ihtiyaçları ile kent belleği dikkate alınarak değerlendirilmesi istendi.
Kent merkezinin geleceğine yönelik kararların bütüncül planlama yaklaşımı ve kamu yararı temelinde oluşturulması gerektiği belirtildi.
'BASMANE'NİN GELECEĞİ KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENEMEZ'
Açıklamada, Basmane Arazisi'ne ilişkin mülkiyet kayıtları, protokoller, dava süreçleri, ihale koşulları ve planlama kararlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yapıldı.
Kamu adına karar verenlerin şeffaf davranmakla yükümlü olduğu vurgulanarak, "İzmir halkından gizlenen değil, İzmir halkının katılımıyla yürütülen bir süreç istiyoruz!" ifadelerine yer verildi.
'BASMANE DE İZMİR DE KİMSESİZ DEĞİLDİR'
Basmane Arazisi'nin geleceğinin yalnızca belediyenin, kamu kurumlarının veya ihaleye katılacak şirketlerin meselesi olmadığı belirtilen açıklamada, İzmir'in ortak değerlerinin korunmasının tüm kentlilerin sorumluluğu olduğu ifade edildi.
Meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, kent konseyleri, mahalle örgütlenmeleri, akademisyenler ve bilim insanları başta olmak üzere tüm İzmirlilere ortak mücadele çağrısı yapıldı.
Dört kurumun ortak açıklaması şu sözlerle sona erdi:
"BASMANE ARAZİSİ İZMİR HALKININDIR!
KENTİN GELECEĞİNE KENTLİLER KARAR VERMELİDİR!
BASMANE DE İZMİR DE KİMSESİZ DEĞİLDİR!"