
EGEPOSTASI - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişinin ardından kent siyasetinde başlayan hareketlilik sürerken, CHP'nin deneyimli isimlerinden dikkat çeken açıklamalar geldi.
CHP İzmir eski milletvekilleri Tacettin Bayır ve Atila Sertel ile Buca Belediyesi eski Başkanı Ercan Tatı, NEO TV ekranlarında Senem Gökdağ'ın sunduğu Manşet programına konuk oldu.
Üç isim, Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişini siyasi etik ve seçmen iradesi açısından eleştirirken, Tugay'ın 2024 yerel seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özellikle dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in aday belirleme yöntemi, gerçekleştirildiği belirtilen anketler ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Tugay'ın adaylığına yönelik tutumu programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
YENİ Parti'nin kuruluş süreci ve İzmir'deki il başkanlığı yarışı da masaya yatırılırken, Bayır, Sertel ve Tatı, CHP ile YENİ Parti arasındaki sert siyasi söylemlerin sona ermesi ve ortak bir zeminde buluşulması gerektiğini vurguladı.
Senem Gökdağ'ın Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişine ilişkin değerlendirmelerini sorması üzerine ilk sözü alan CHP İzmir eski Milletvekili Tacettin Bayır, karardan büyük üzüntü duyduğunu söyledi.
CHP'ye 43 yıl emek verdiğini hatırlatan Bayır, Tugay'ın parti değiştirmesini siyasi duruş açısından kabul edilemez bulduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Öncelikle tabii çok üzüldük, onu söylememiz gerekiyor. Sadece üzülmekle kalmadık, çok da kırıldık. Benim kendi adıma söylemem gerekirse, Cumhuriyet Halk Partisi'ne 43 yıl emek vermiş, il başkanlığı yapmış, üç dönem milletvekilliği yapmış birisi olarak beklenilmedik bir şey. Bir Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin yapmayacağı bir şey.
Tam karşıt bir düşünceye, yani Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerine karşı duran bir anlayışa transfer olmak gerçekten İzmir'e, İzmirliye yakışmadı.
Biz hep konuşmalarımızda ifade ederken bir İzmirli duruşu vardır deriz. Ben milletvekilliği dönemimde 40 küsur vilayet gezdim. Herkes İzmir milletvekili olarak takdim edildiğimizde inanılmaz bir saygınlıkla İzmir'e bakardı. 'İzmir milletvekili misiniz? Çok memnun oldum. Hayranım, ben de İzmir'i çok seviyorum' gibi yaklaşımlara maruz kalırdık."
Tugay'ın seçim kampanyası sırasında CHP örgütünün de önemli emek verdiğini belirten Bayır, parti değişikliğini sert sözlerle eleştirdi.
Bayır, şunları söyledi:
"Bu beyefendinin yaptığı... Adını kullanmak istemiyorum. Çünkü küçük adam bana göre, böyle adını büyütmenin bir anlamı yok.
Çok ciddi bir yanlış yaptı. Pazar gezilerimizde, köy ziyaretlerimizde bu beyefendi için biz oy istedik. Bir emeğimiz var. Yani bu apaçık bir hırsızlık aslında, açık konuşmak gerekirse.
Kendi eşinin bile 'Eşim beni boşar' diye kendi ifadesi vardı. Bu ifadeleri basınla paylaşmış birisinin bunları yapması, aslında şahsın karakterinin ne kadar zafiyet içinde olduğunu gösteriyor bana göre.
Bir insanda bir kalıp vardır, bir duruş vardır, bir görüntü vardır. Aldığı bir eğitim vardır. Bir saygı gösterirsiniz, duyarsınız ama şu yapılan davranış biçimi ona gösterdiğimiz saygıyı hak etmediğini çok net bir biçimde ortaya koydu bence."
Tugay'ın parti değiştirmeden önce ve sonra ailesine ilişkin kullandığı ifadelerin çeliştiğini savunan Bayır, konuya ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Sonrasında aslında sizin biraz önce bahsettiğiniz söylemlerini değiştirdi. 'Eşimin desteği oldu' dedi. 'Annemin ve eşimin isteğiyle AK Parti'ye geçtim' dedi.
Bir önceki söyleminde ise sizin de biraz önce belirttiğiniz gibi 'Eşim beni boşar, annem beni evlatlıktan reddeder' demişti."
Bayır, Tugay'ın eşinin geçiş sürecindeki görüntülerine ilişkin de kişisel izlenimlerini paylaşarak durumdan rahatsız olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Buca Belediyesi eski Başkanı Ercan Tatı ise Tugay'ın geçmişte farklı siyasi isimlere yönelik övgülerini hatırlatarak siyasetçilerin verdikleri sözlerin arkasında durması gerektiğini söyledi.
Tatı, özellikle Tugay'ın daha önce Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu hakkında kullandığı ifadeler ile AK Parti'ye geçiş kararını karşılaştırdı.
Tatı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Üst düzey siyaset yapan bu tip insanların ağzından çıkanın arkasında olması gerekir.
'Hapse giremem, başınızın çaresine bakın' dedikten sonra, 'Karım beni boşar, annem bana evladım demez' dedikten sonra...
Karşıyaka seçimlerine gelirken Kılıçdaroğlu'nun eşsiz bir önder olduğunu, daha sonra YENİ Parti kurulduğunda İmamoğlu için 'Cesur yürek, büyük lider, devrimci' ifadelerini kullanıyor.
Şimdi o söyleme gelirse, kuklalar transfer edilir, satın da alınır. Fakat halkı transfer edemezsiniz, halkı satamazsınız.
Zaten İzmir halkı AK Parti'yi tercih etmek isteseydi ona oy verirdi."
Tugay'ın kararının İzmir seçmeninin iradesini değiştirmeyeceğini belirten Tatı, geçişin arkasındaki nedenlerin de açıklanması gerektiğini savundu.
Tatı, şöyle konuştu:
"Çok kötü bir örnek oldu. Bundan sonra ne olur bilemem ama İzmir halkı parayla satın alınmaz.
Toplumun karşısına çıktığı zaman ne söyleyeceğini çok iyi bilmeli.
Yapılan bu geçişin arkasında bir hapse girme korkusu olabilir. Butlan davasından kaynaklanan bir korku olabilir. Bizim bilmediğimiz, henüz topluma yansımamış başka bir şey olabilir."
Tatı, Tugay'ın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'la temaslarını da sorgulayarak imar süreçlerine ilişkin kaygılar bulunabileceğini öne sürdü.
Kendi belediye başkanlığı döneminden örnek veren Tatı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben belediye başkanı olduğumda koşa koşa İçişleri Bakanı'na gitmiştim. Neden? 657'ye tabi imza atacak tek adamım yoktu.
Gittim o zamanki vekilime rica ettim. 'Bana beş altı tane kadro verin de personel alayım' dedim.
Biz böyle düşünerek gittik. Ben koşa koşa imardan sorumlu bakana gitmedim.
Tabii düşüncemi söylüyorum. Ortada adını koyduğumuz ya da koyamadığımız başka bir hikâye olabilir."
Tatı'nın dava dosyaları ve imar süreçlerine yönelik sözleri, kanıtlanmış bir hukuki tespit değil, kendisinin dile getirdiği iddia ve ihtimaller olarak öne çıktı.

CHP İzmir eski Milletvekili Atila Sertel de Tugay'ın parti değiştirmesine sert tepki gösterdi.
Tugay'ın geçmişteki siyasi söylemleriyle bugünkü tutumu arasında büyük bir çelişki bulunduğunu savunan Sertel, şu ifadeleri kullandı:
"Arkadaşlarım söyledi, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı İzmirli.
Cemil Tugay artist olsaydı bence Oscar'a aday olurdu.
Bir adamın içinde sağcı olup da sol tavrı sergilemesi... İşte Atatürk'ü baş tacı ettiğini söyleyip de sonra Atatürkçü Düşünce Derneği'nden istifa etmesi...
Bir de Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği 'Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir' sözünü...
Yani bir Oscar alacak artist tavrını hatırlatıyor bana.
Hayatı boyunca rol yapmış demek ki. Biz de inandık. Ben de inanmıştım şahsen."
Tugay'ın AK Parti ile görüşmelerinin uzun süredir devam ettiğine yönelik açıklamalara değinen Sertel, bu durumun parti değişikliğini açıklamak için öne sürülen bazı gerekçeleri geçersiz kıldığını savundu.
Sertel, şunları söyledi:
"AK Parti İl Başkanı'nın geçen gün bir beyanatını okudum. Diyor ki 'Biz bir buçuk yıldır görüşüyorduk Cemil Bey'le.'
Yani ne butlan var ortada, ne CHP'den ayrılmış, ne Özgür Özel CHP'nin başından gitmiş.
Bu flört halindeymiş yani AK Parti'yle.
İşçilerin hakkını almasına karşı sendikal mücadeleyi yok etmeye yönelik tavrı falan, bütün bunlar solcu, sosyal demokrat bir yapının yapmayacağı şeylerdi.
Bir belediye başkanının yapmayacağı şeylerdi."
Sertel, Tugay'ın Karşıyaka Belediye Başkanlığına aday gösterilme sürecine de değinerek Rıfat Nalbantoğlu, dönemin ilçe yönetimi ve Tunç Soyer'in adaylıkta etkili olduğunu öne sürdü. Soyer'in bu sürece ilişkin kendisine cezaevinde açıklama yaptığını da aktardı.

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri Cemil Tugay'ın 2024 yerel seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapılması süreci oldu.
Senem Gökdağ'ın Kemal Kılıçdaroğlu'nun o dönemde Tugay'ın adaylığına nasıl yaklaştığını sorması üzerine Ercan Tatı, eski CHP Genel Başkanı ile yaptığı görüşmeleri anlattı.
Kılıçdaroğlu'yla temasının sürdüğünü ifade eden Tatı, Tugay'ın adaylığı konusunda daha önce uyarıda bulunulduğunu öne sürdü.
Tatı, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Kılıçdaroğlu'yla görüşüyorum. Her gün demiyorum ama görüşüyorum.
En son görüşmemde de, daha önce de, bir yıl önce de, bir buçuk yıl önce de aynı şeyi konuştuk.
Cemil Tugay'ı bir yerden gösterme meselesi...
Ama Kılıçdaroğlu'ndan ben bunu iki yıl önceden duydum.
Şimdi bu olaylar patladı da yeni çıkartıyor diye bir şey duymadım.
Ben Kılıçdaroğlu'nun ağzından, 'Ercan, ben bu adamı göstermeyin diye özellikle söyledim. İnadına gösterdiler' sözlerini duydum."

Tacettin Bayır ise Tugay'ın Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin Özgür Özel'le geçmişte yaşadığı bir diyaloğu aktardı.
Aday tanıtım toplantısı sırasında Tugay'ın neden tercih edildiğine ilişkin sorular yöneltildiğini belirten Bayır, Özel'in o dönemde verdiği yanıtı eleştirdi.
Bayır, şu ifadeleri kullandı:
"O konuda YENİ Parti Genel Başkanı'nın bizzat ağzından duyduğum bir şey var.
Belediye başkan adayları tanıtım toplantısında, 'Neden Cemil Tugay?' dendiğinde Özgür Bey'in ifadesi aynen şuydu:
'Çünkü ben genel başkan adaylığına çıktığımda o benim hep yanımdaydı. Türkiye'yi benimle beraber gezdi.'
Ben de hatta itiraz etmiştim.
'Biz de yanındaydık Sayın Genel Başkanım. Biz de Meclis'te yanındaydık senin.'
Yani o yanınızdaydı, biz AK Parti'de miydik o zaman?
Şimdi biz hâlâ CHP'deyiz ama o AK Parti'de.
Bunun hesabını vermesi gereken kişi bugünkü YENİ Parti'nin genel başkanı."
Bayır, aday belirleme sürecinde kişisel yakınlıkların etkili olmasını doğru bulmadığını belirterek eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Beni desteklediği için ben de onu aday gösterdim.
Sen beni sev, ben seni seveyim. Sen beni destekle, ben seni destekleyeyim.
Bizim ömür boyu karşı çıktığımız bir anlayıştır bu anlayış aslında.
İdeolojik olmalı."
Atila Sertel de Tugay'ın Özgür Özel'in genel başkanlık yarışındaki rolüne ilişkin açıklamalarını gündeme getirdi.
Tugay'ın 60 kurultay delegesinin desteğini sağladığını söylediğini aktaran Sertel, adaylık kararının bu ilişkilerden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Sertel, şöyle konuştu:
"Bir şey daha söylüyor. 'Özgür Özel bana borçlu' diyor. 'Ben 60 tane delege götürdüm Özgür Özel'e' diyor.
60 kurultay delegesi götürdüğünü söylüyor.
Türkiye'yi dolaşarak 60 delegeyi ayarladığını söylüyor kendisi.
Yani bunu bir şekliyle ayarlamışlar ki götürmüşler, Özgür Özel'e oy verdirmişler.
Burada asıl sorun şu: Bu arkadaş nasıl oldu da Büyükşehir'e aday yapıldı?
Bunu yapanlar...
Şaşarız, beşeriz. Bizi de kandırdılar deriz."
Özgür Özel'in Tugay'ın adaylığına ilişkin öz eleştiri içeren açıklamalarına değinen Bayır, adaylık sürecinde yarışan diğer isimlerin de unutulmaması gerektiğini söyledi.
Bayır, "En azından diğer sekiz adaydan da özür dilenmeli" ifadelerini kullanırken Sertel, adaylık sürecindeki isim sayısına ilişkin farklı açıklamaları eleştirdi.
Sertel, şöyle konuştu:
"Bir genel başkan İzmir'de kaç tane Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunu bilmiyorsa ya bazı adayları kafasında baştan eledi ya da partiye başvuran insanlarla ilgili önüne alıp 'Kimler başvurdu?' diye bakmadı."
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının kamuoyu araştırmalarıyla belirlendiğine ilişkin açıklamalara üç konuktan da itiraz geldi.
Sertel, adaylık anketlerinin kamuoyuyla paylaşılmasını isteyerek dikkat çeken bir çağrıda bulundu.
"Anketler diyorlar, anketler...
Allah aşkına şimdi birbirimizi kandırmayacağız.
Bornova'dan belediye başkanı adayıydı. Bornova'da mı ölçtüler onu, Karabağlar'da mı ölçtüler?
Lâl Denizli geldi Urla'dan başvurdu. Çeşme'ye nasıl gitti bu?
Çeşme'de mi anket yaptınız, Urla'da mı yaptınız?
Anket koca bir yalan, koca bir hikâye, koca bir balon.
Şimdi buradan çağrı yapalım NEO TV ekranından.
Çıkarsınlar anketi. Hangi firma yaptı, hangi tarihte yaptı, hangi isimler vardı ve kim kaç oy aldı, hangi oranda oy aldı?
Bunları açıklasınlar."

Tacettin Bayır da aday belirleme sürecinde anket yapıldığı iddialarına şüpheyle yaklaştığını söyledi.
Geçmişte yapılan araştırmalarda isimleri sorulan parti yöneticilerinin bundan haberdar olduğunu ifade eden Bayır, şunları kaydetti:
"İzmir'de ne zaman bu konuda siyasi bir anket yapılsa, eğer söz konusu anketin içerisinde Atila Sertel'in adı varsa, Musa Çam'ın, Tacettin Bayır'ın adı varsa mutlaka o sorular anket yapılan kişilerden bize geri döner.
'Sevgili arkadaşım, bir anket yapıldı, şu şu isimler içerisinde hangisini belediye başkanı olarak görmek istersiniz diye soruldu' derlerdi.
Geçmişte yapıldı bu tarz anketler ve bize bunların hemen geri dönüşü oldu.
Ama bu dönemde bizi hiç kimse arayıp anket yapıldığını söylemedi."
Bayır, adaylık yarışında daha önce ön seçimden başarıyla çıkmış isimlerin de bulunduğunu hatırlattı.
"Bu adaylar içerisinde daha önce milletvekilliğinde ön seçime girmiş, birinci bölgede birinci olan Musa Çam var. Yine birinci bölgede ikinci çıkmış Tacettin Bayır var. Atila Sertel var.
Yani örgütün karşısına çıkmış, test edilmiş isimler var."
Programda Senem Gökdağ, 20 Ocak 2024'te İzmir basınında yer alan ve CHP Genel Merkezi'nin aday belirlemek için üç ayrı araştırma gerçekleştirdiğini aktaran haberi hatırlattı.
Haberde Tunç Soyer'in belediye hizmetlerinden duyulan memnuniyetin araştırıldığı, ardından dokuz adayın değerlendirildiği ve son aşamada Tunç Soyer, Olgun Atilla, Cemil Tugay ile Buğra Gökçe'nin isimlerinin ele alındığı belirtilmişti.
Bayır, belediye hizmetlerine yönelik bir memnuniyet araştırmasını hatırladığını ancak bunun aday belirleme anketiyle karıştırılmış olabileceğini söyledi.
Sertel ise şu ifadeleri kullandı:
"Parti Meclisi üyeleri de o anketi görmemiş o zaman.
Hangi firmaysa çıksınlar söylesinler. Ben de özür dileyeyim.
Cemil'in birinci çıktığı anketi ben bir göreyim.
Ama birinci çıktığı söylenen, aday yaptıkları adamın da AK Parti'ye gittiğini İzmirli biliyor ve çok kızıyor."
Sertel, 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le gerçekleştirdikleri görüşmeyi de anlattı.
Parti yönetiminden adaylık değil ön seçim istediklerini belirten Sertel, şu ifadeleri kullandı:
"Biz ön seçim istiyoruz dedik. Biz sizden adaylık istemiyoruz.
Tacettin Bayır'la beraber arkadaşlarımızla Özgür Özel bizi çağırdı, makamında ağırladı.
Ben söyledim. Dedim ki:
'Siz genel başkan olarak kurultay salonunda namus sözü verdiniz, ön seçimi yapacağız diye. Yapmıyorsunuz.
Biz sizden buraya adaylık istemeye gelmedik. Yanlış anlamayın.'
Yunusemre'de belediye başkanı ön seçimle çıktı.
Hatta Özgür Özel, Semih Balaban seçilmesin diye karşısındaki desteklediği adaya oy istedi.
Buna rağmen Semih Balaban çıktı.
İzmir'de kimi koysak kazanır kardeşim."
Sertel, aday belirleme yönteminin parti örgütlerinin iradesini yeterince yansıtmadığını savundu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun Tunç Soyer ve Cemil Tugay hakkında kullandığı "Ben olsaydım ilçe başkanı bile yapmazdım" ifadeleri de programda tartışıldı.
Atila Sertel, Kocaoğlu'nun sözlerinin aynı zamanda Özgür Özel'in adaylık tercihine yönelik bir eleştiri olduğunu savundu.
Sertel, "Aziz Kocaoğlu şu anda YENİ Parti'de. Dolayısıyla YENİ Partili Aziz Kocaoğlu kendi genel başkanını ağır eleştiriyor bu sözlerle. Büyükşehir değil, ilçe belediye başkanı bile yapmam diyor. Demek ki yanlış yaptığını söylüyor Özgür Özel'in" dedi.
Tacettin Bayır ise Kocaoğlu'nun açık sözlü bir siyasetçi olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
"Aziz Bey'in yöntemini, tavrını biz biliriz. Bildiğini saklamaz. Açık açık, dobra dobra söyler.
Aziz Kocaoğlu'nun böyle bir yapısı olduğunu biliyoruz."
Ercan Tatı ise Kocaoğlu'nun Tunç Soyer'e yönelik eleştirilerini doğru bulmadığını belirtti.
Kocaoğlu'nun kendi siyasi kariyerinde de çeşitli koşulların etkili olduğunu savunan Tatı, farklı dönemlerdeki adaylık süreçlerine değindi.
Tatı, şöyle konuştu:
"Aziz Başkan demiş ki 'Tunç Bey ve Cemil Bey'i ben olsam göstermem.'
Acaba Tunç ve Cemil onun için ne der?
Buradaki herkes Aziz Başkan'ın nasıl Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu çok iyi biliyor. Nasıl Bornova Belediye Başkanı olduğunu da biliyor.
Ben Tunç Bey'in de bütün çalışmalarını istikrarlı bulmam ama ben hapiste olsam, benim için böyle bir şey söylense neler söyleyeceğimi düşünürsünüz.
Hapiste olan bir insan için bunu söylemesi yanlış."
Atila Sertel de Tatı'nın sözlerine katılarak cezaevindeki bir kişi hakkında bu şekilde konuşulmasını doğru bulmadığını, kişinin kendisine yanıt verme imkânının sınırlı olduğunu belirtti.
YENİ Parti'nin 18 Ekim'de gerçekleştireceği il başkanlığı ön seçimi de programın önemli başlıklarından biri oldu.
Tacettin Bayır, il başkanlığı için Murat Aydın ve eski Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla'nın isimlerinin gündemde olduğunu belirterek yarışta farklı adayların da bulunabileceğini söyledi.
Bayır, Murat Aydın'ın temkinli hareket ettiğini ifade ederek şunları kaydetti:
"Bize düşmez belki bu hesapları yapmak ama örgütü tanıdığımız için, partiyi tanıdığım için söylüyorum.
Üç isme düşmüş durumda.
Murat Aydın tedbirli gidiyor, mesafeli yaklaşıyor, hata yapmak istemiyor.
Aslında çok nitelikli bir arkadaş gördüğüm kadarıyla.
Aynı şekilde eski Bornova Belediye Başkanımız Olgun Atilla arkadaşımızın adı geçiyor.
O arkadaşımızın da geçmişten bu yana böyle bir il başkanlığıyla ilgili hayali vardı. Ben biliyorum, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeyken de böyle bir hayali vardı.
İl başkanlığı önemli bir görevdir."
Olgun Atilla'nın adaylık ihtimalini değerlendiren Atila Sertel, eski Bornova Belediye Başkanı'nın siyasi ve belediyecilik deneyimine dikkat çekti.
Sertel, "Ben Olgun Atilla'nın aday olacağı düşüncesindeyim" diyerek Kocaoğlu'nun desteğinin de bu süreçte önemli olabileceğini belirtti.
"Olgun Atilla belediyecilikte pişti, partinin içinde pişti.
Aziz Kocaoğlu düşündüğünü söyleyen bir adamdır.
Aziz Kocaoğlu desteklerse Olgun Atilla'yı, bu desteğin seçim sürecinde önemli etkisi olur."
Atila Sertel, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç'e yönelik eleştirilerde de bulundu.
İl başkanlığı görevine gelmek için örgüt deneyiminin önemine vurgu yapan Sertel, Güç'ün siyasi geçmişini yeterli bulmadığını söyledi.
Sertel, şu ifadeleri kullandı:
"Bu il başkanı denilen çocukta da aynı kibir var.
Bir il kongresi yapıyormuş gibi yaptınız. Akşam üzeri topladınız milleti. Bunu aday yaptınız.
Bu çocuk siyasette daha pişmedi ki.
Torpille il başkanı olunur mu?
Ama mesela Olgun, belediyecilikte pişti, partinin içinde pişti."
Tacettin Bayır da il başkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyen kişilere engel olunmaması gerektiğini belirterek örgüt içi demokratik yarışın önemini vurguladı.
Ercan Tatı ise bir siyasi partinin il başkanının nasıl bir çalışma anlayışına sahip olması gerektiğini anlattı.
Geçmişte Alaattin Yüksel ve Tacettin Bayır'ın il başkanlığı dönemlerini örnek gösteren Tatı, siyasetin masa başında değil halkın arasında yapılması gerektiğini söyledi.
Tatı, şunları kaydetti:
"Şimdi Alaattin Yüksel'i severiz, sevmeyiz. Alaattin Yüksel de zamanında Tacettin Bayır gibi deli dolu bir il başkanıydı.
Bu ortamda sosyal demokrat bir partiyi temsil edecek olan il başkanının deli olması lazım kardeşim.
Deli derken mecazi konuşuyorum.
Ayakta olması lazım, sokakta olması lazım.
Salı günü nerede pazar varsa orada olacak. Çarşamba günü pazarda, perşembe günü Hatay Pazarı'nda, cuma günü başka bir pazarda, cumartesi günü Şirinyer Pazarı'nda, Ödemiş Pazarı'nda olacak.
Pazarda, çarşıda olması lazım."
Tatı, il başkanının halkla sürekli temas kurması ve siyasi gelişmeler karşısında hızlı tepki verebilmesi gerektiğini vurguladı.
Ercan Tatı, YENİ Parti'nin kuruluş sürecini değerlendirirken daha önce de kullandığı "prematüre doğum" benzetmesini yineledi.
YENİ Parti'nin CHP'den ayrılarak kurulmasını siyasi açıdan erken ve sorunlu bir adım olarak gördüğünü belirten Tatı, iki siyasi yapının gelecekte yeniden bir araya gelmek zorunda kalacağını savundu.
Tatı, "YENİ Parti bana göre prematüre doğum. Bakın olmayacak. Şimdi YENİ Partililer buna isyan ederler ama zaman beni haklı gösterecek" dedi.
Senem Gökdağ'ın "CHP ile YENİ Parti yeniden birleşebilir mi?" sorusuna da Tatı, "Olmak zorunda. Genel seçimler öncesi olmak zorunda" yanıtını verdi.
CHP ve YENİ Parti arasında yaşanan sert söylem yarışının sona ermesi gerektiğini belirten Tatı, ayrılan isimlerin geçmişte siyaset yaptıkları CHP'ye yönelik eleştirilerinde daha dikkatli olmalarını istedi.
Tatı, şöyle konuştu:
"Ben o yüzden arkadaşlara diyorum ki, ikisi de yılların siyasetçisi.
Bizim rakibimiz kimdir?
Bizim karşımızdaki zihniyet AK Parti iktidarıdır.
YENİ Parti'ye geçen arkadaşları defalarca uyardım, bir kez daha uyarıyorum.
Bu çınarın dalları kırılabilir.
Çınarın, zeytinin, ulu çınarların, büyük ağaçların dalları budanır, dalları kırılır ama tekrar yeşerir."
Tacettin Bayır, YENİ Parti'ye neden katılmadığına yönelik eleştirilere de yanıt verdi.
CHP'deki siyasi geçmişini anlatan Bayır, kendisinin herhangi bir genel başkana değil partinin kuruluş ilkelerine bağlı olduğunu söyledi.
Bayır, şu ifadeleri kullandı:
"1980'de Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldığında, 12 Eylül askeri faşizmi kapattığında biz gidip SODEP'i kurduk kardeşim.
Çünkü CHP'de siyaset yapamıyorduk.
1983'te SODEP'i kurduk. Ondan sonra Halkçı Parti ile birleştik. Partinin adı SHP oldu.
13 yıl onlarla mücadele ettik.
Daha sonra Deniz Baykal'ın yüzde 5'lik partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi ile yüzde 28'lik SHP'yi birleştirdik.
SHP'yi götürdük CHP'nin içine kattık.
Onun içine katmak için Balçova'da organizasyonu yapanların başında ben geliyordum.
Neden? Çünkü bu parçalanmışlıktan bir ders çıkarmalıydık."
Bayır, geçmişte sosyal demokrat partilerin ayrı ayrı seçimlere girmesinin siyasi sonuçlarını da hatırlatarak CHP ile YENİ Parti arasındaki ayrışmanın benzer sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
"1994'te üç sol parti sanki Türkiye'de yüzde 60 sol, sosyal demokrat oy varmış gibi DSP, SHP, CHP ayrı ayrı seçime girdik biz.
Tayyip Erdoğan yüzde 25 ile öyle geldi İstanbul'a. Melih Gökçek öyle geldi.
Bizim hatamızdan geldi.
Ben altı tane genel başkan eskittim.
Burada ne Kemal Kılıçdaroğlu'nu ne Özgür Özel'i savunmak ya da yermek durumunda değilim.
Kişiler gelir gider, genel başkanlar gelir gider, belediye başkanları gelir gider.
Kalıcı olan ideolojidir, partidir.
Dolayısıyla biz ideolojimize, Mustafa Kemal Atatürk'ün bize bıraktığı CHP ideolojisinin yanında duruyoruz.
Onun için Cumhuriyet Halk Partisi'ndeyiz.
Bir beklentim de yok ayrıca bu saatten sonra.
Duruşumuz nettir."
CHP ile YENİ Parti arasında kullanılan sert siyasi etiketlerin de gündeme gelmesi üzerine Bayır, her iki taraftaki hakaret içeren söylemleri yanlış bulduğunu belirtti.
Ercan Tatı, "Butlan" tartışmaları üzerinden karşılıklı suçlamaların siyaseti daha da sertleştirdiğini ifade etti.
Tatı, "Siz bana butlancı derseniz bunun karşılığında ben de başka bir söz söylerim. İşte bunları doğurur" dedi.
Bayır ise şu değerlendirmede bulundu:
"YENİ Partili arkadaşlarımıza öyle hitap eden CHP'liler var. Onları da ayıplıyorum. Doğru bulmuyorum.
O da doğru değil.
Çünkü biz eninde sonunda bir araya gelmek zorundayız.
Eğer bu içinde bulunduğumuz sarmaldan kurtulacaksak...
Siz altılı masayla sağ partilerle bile bir araya gelip Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51'i yaratmaya çalışıyorsanız kendi içinizden çıkmış partiyle de bir araya gelmeye mecbursunuz."
CHP'den ayrılan siyasetçilerin geçmişte görev aldıkları partiyi küçümsemelerini doğru bulmadığını belirten Atila Sertel, YENİ Parti'ye yönelik dikkat çeken bir benzetme yaptı.
Sertel, şöyle konuştu:
"Biz siyasette bizi var eden Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
Bunu inkâr eden Allah'ından bulsun, ne diyeyim ben?
Tacettin Bayır, Tacettin Bayır olduysa, Ercan Tatı Buca'da başarılı bir belediye başkanlığı yaptıysa, Atila Sertel ön seçimde milletvekili olduysa bu Cumhuriyet Halk Partisi sayesinde oldu.
Biz aynı nehrin insanlarıyız, aynı nehrin balıklarıyız diyeyim.
Ayrılıyorsunuz bu nehirden ve çıktığınız nehri beğenmiyorsunuz.
'Benim akvaryumum ne güzel, ışık da var içinde. O nehirdekiler biraz sonra ölecekler, yüzde 2'lik payları var' diyorsunuz.
Şimdi akvaryumda her şey süslü, güzel olabilir ama siz ayrıldınız, gittiniz küçücük bir akvaryumdasınız bana göre.
Özgür Özel'i Özgür Özel kim yaptı arkadaş?
Cumhuriyet Halk Partisi yaptı."
Atila Sertel, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Sertel, şu ifadeleri kullandı:
"Önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var ve yüzde 51 gerekiyor.
Şimdi bu yüzde 51'i bulmak için diyelim ki YENİ Parti, CHP'nin yanına gelmiyor.
Zafer Partisi'ne gidiyor, Saadet'e gidiyor, DEM'e gidiyor, Anahtar Parti'ye gidiyor, CHP'ye gelmiyor.
Böyle bir şey olamaz."
Bayır da Sertel'in sözlerine katılarak, "Böyle bir şey olursa yeni bir AK Parti yaratırsın. Tekrar AK Parti'nin önünü açarsın" dedi.
Sertel ise "O zaman AK Parti'ye hizmet eden ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.
Tacettin Bayır, YENİ Parti'nin kuruluşunun ardından CHP'nin üye sayısına ilişkin yapılan değerlendirmeleri de eleştirdi.
Bazı televizyon kanallarında CHP'nin zayıfladığı, YENİ Parti'nin ise çok daha güçlü hale geldiği yönünde bir algı oluşturulduğunu savunan Bayır, açıklanan üye sayılarına dikkat çekti.
Bayır, şöyle konuştu:
"Sayın YENİ Parti Genel Başkanı kendi ifadesiyle, bundan dört ay önce, daha henüz ayrılmamışlardı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin üye sayısını şöyle ifade etti:
'Ben genel başkan olduğumda partinin 1 milyon 600 bin üyesi vardı. Şu anda partinin üyesi 2 milyona çıktı.'
Peki gelelim bugüne.
YENİ Parti'nin örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı ve genel sekreterinin açıklaması...
YENİ Parti'nin şu ana kadar üye sayısı önce 600 bin dendi, sonra 750 bine çıktığı söylendi.
Bir de şunu ifade ettiler: 'Gelen bu 750 bin kişinin içinden sadece 300 bini Cumhuriyet Halk Partisi'nden geldi.'
Şimdi ben biraz matematik bilirim.
Eğer siz YENİ Parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılırken 2 milyon üyesi olduğunu söylediğiniz partiden sadece 300 bin kişiyi götürmüşseniz bu yüzde 15 demektir.
Yani yüzde 85'i Cumhuriyet Halk Partisi'nde duruyor hâlâ.
Kimse kimseyi kandırmasın."
Bayır, verdiği sayıların YENİ Parti yöneticilerinin açıklamalarından alındığını belirterek kamuoyunda CHP'nin siyasi gücünün olduğundan daha düşük gösterilmeye çalışıldığını savundu.
Medyanın siyasi gelişmeleri aktarış biçimini de eleştiren Bayır, bazı yayın organlarının CHP ve YENİ Parti arasındaki ayrışmada taraflı davrandığını ileri sürdü.
Bayır, şu ifadeleri kullandı:
"Eskiden biliyorsunuz iktidarın yandaş medyası vardı.
Şimdi açıkça görülüyor ki muhalefetin de yandaş medyası oluşmuş.
Özellikle iki televizyon kanalına dikkat ediyorum.
CHP ile YENİ Parti meselesinde sadece ve sadece YENİ Parti'nin haberlerini veriyorlar.
Çok ilginç.
Artık Türkiye algıyla yönetilen, toplum algıyla yönlendirilen bir duruma geldi.
Algıyı neyle yaparsınız?
Televizyon kanalıyla girersiniz insanların evine. Radyoyla girersiniz.
Algı politikası artık iktidardan yana olduğu gibi muhalefetin de bir algı yaratma çabası var."
Bayır, CHP ile YENİ Parti arasındaki uzlaşma arayışlarının önündeki en büyük engelin bazı siyasi isimlerin kişisel hesapları olduğunu savundu.
Bayır, şunları söyledi:
"YENİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yan yana gelememesinin temelinde 8-10 kişi yatıyor, fazla değil.
Bu 8-10 kişinin CHP'nin içinde olanları da var, YENİ Parti'nin içinde olanları da var.
Bunlar biraz elini ayağını siyasetten çekseler, karışmasalar mı?
Bir kez daha belediye başkanı olmak istiyorum diyen, Cumhurbaşkanı olmak istiyorum diyen isimler partiyi yönlendirmeye çalışıyor.
İşin doğrusu son 20 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi'nde açık konuşmak gerekirse partiyi neredeyse belediye başkanları yönetiyor."
CHP'de belediye başkanlarının parti örgütleri üzerindeki etkisinin arttığını savunan Bayır, ekonomik koşulların da bu tabloda belirleyici olduğunu söyledi.
Bayır, şöyle konuştu:
"Niye belediye başkanları yönetiyor partiyi?
Çünkü ekonomi bozulduğu için insanların ekonomik anlamda, iş ve aş meselesini belediye başkanıyla çözebiliyor. Başka türlü çözemiyor.
Dolayısıyla belediye başkanlarına biat kültürü gelişti.
Partinin genel başkanlarına biat değil de belediye başkanlarına biat kültürü gelişti.
Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'yım, İzmir'in kurultay delegelerini ben belirleyeceğim, ki beni bir dönem daha seçsinler anlayışından uzaklaşmak lazım.
Ne yazık ki seçilmiş milletvekillerimiz de böyle, seçilmiş belediye başkanlarımız da böyle.
Bir kez daha koltuğa ulaşabilmek, bir dönem daha görev yapabilmek için kurultayı dizayn etmeye çalışıyorlar.
Kurultay delegelerini belirlemeye çalışıyorlar.
Ve böylelikle bir kez daha kendi önlerini açmış oluyorlar."
Bayır'ın açıklamalarına katılan Sertel de bu tür bir siyasi anlayışın ilerleyen süreçte yeni Cemil Tugay örneklerine yol açabileceğini savundu.
Program sırasında YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Cemil Tugay'ın aday gösterilmesine ilişkin yaptığı sert açıklamalar da gündeme geldi.
Atila Sertel, Özel'in konuşmasını program sırasında gördüğünü belirterek ilk kez adaylık kararına ilişkin güçlü bir öz eleştiri yaptığını söyledi.
Sertel, Özel'in sözlerini aktararak şu değerlendirmede bulundu:
"Biz burada konuşurken Özgür Özel de konuşmuş ve ilk kez bir öz eleştiri yapmış. İzmir'le ilgili.
'Cemil Tugay'ı eğer son imzayı bu el attıysa, bu el kırılaydı, bu kafa kırılaydı, bugünü görmeyeydi de o namussuzu aday yapmayaydı' demiş.
Ben bunu internette şimdi görüyorum.
Hakikaten bir şey söylüyor."
Bayır ise Özel'in sözlerinin yayın organlarında daha fazla yer bulması gerektiğini belirtti.
Sertel, adayların belirlenmesinde parti üyelerinin görüşlerine başvurulması gerektiğini bir kez daha vurgulayarak şunları söyledi:
"Üyeye sorsalar, sandığı koysalar...
Üye var ya bizim yedi sülalemizi biliyor.
Araştırıyor, oy vermeden önce araştırıyor."
YENİ Parti'nin 18 Ekim'de gerçekleştireceği İzmir il başkanlığı ön seçimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayır, adaylık için getirilen koşulları ve örgüt içindeki yarışın sınırlandırılabileceği iddialarını eleştirdi.
Bayır, şunları söyledi:
"Tam bir ön seçim değil o.
Bir şey yapıyorlar, adayı teke düşürüyorlar.
İkinci bir aday çıkmaya kalktı mı 'Hayır, çıkmayacaksın, otur' deniliyor.
Nasıl ön seçim bu?
Rakip yaratmadan, tek adayla ön seçim mi olur ya?
Ben hayatımda böyle ön seçim görmedim.
Ön seçim dediğin çok adayla yapılır.
Koyarsın sandığı, insanlar gider oy atar.
Tek adaya ineceksin, başka aday yok. Sonra ön seçim yapıyorum diyorsun.
Yani adı ön seçim onun. Ön seçim falan değil o, alakası yok."
Programda il başkan adaylığı için üye imzası şartı da gündeme geldi.
Bayır ve Sertel, aday olabilmek için 3 bin 500 imza gerektiği yönündeki bilgiyi tartıştı.
Bayır, bu tür koşulların aday sayısını sınırlandırabileceğini savunurken Sertel de imza şartının uygulanma biçiminin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Söz konusu imza sayısı, programdaki değerlendirmelerde dile getirildi; resmî seçim şartları ayrıca teyit edilmedi.
Program boyunca Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişini sert sözlerle eleştiren Bayır, Sertel ve Tatı, CHP ile YENİ Parti arasındaki siyasi ayrışmanın kalıcı hale gelmemesi gerektiği konusunda ortak bir yaklaşım ortaya koydu.
Bayır, geçmişte sosyal demokrat partilerin bölünmesinden ders çıkarılması gerektiğini ifade ederken Sertel, CHP ile YENİ Parti'nin farklı siyasi yapılarda yer alsalar da benzer bir siyasi gelenekten geldiklerini vurguladı.
Tatı ise YENİ Parti'nin kuruluşunu "prematüre doğum" olarak değerlendirmesine rağmen iki partinin genel seçimler öncesinde yeniden bir araya gelmek zorunda kalacağını savundu.
Üç ismin açıklamalarında özellikle parti örgütlerinin karar süreçlerine daha fazla katılması, adayların ön seçimle belirlenmesi, kişisel siyasi hesapların geri planda tutulması ve muhalefet partileri arasında ortak bir siyasi zemin oluşturulması çağrıları öne çıktı.
Haberin Videosu
Sayfa başına git







