Ege Postası
Geri

CHP'li Aydın NEO TV'de Gürlek'in atanmasını 'Olumlu buluyorum' dedi, kurultay davasını değerlendirdi: İktidar seçim kaybetmemek için her yolu deneyecek!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın, NEO TV'de Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasını olumlu bulduğunu belirterek, "İstanbul'da yaşanan sürecin amacının ne olduğu, siyasi sahiplerle yapıldığı bir kere daha ispat edilmiş oldu. Bundan sonra artık onun yaptığı icraatlar siyasi bir icraat olarak siyasi alanda tartışılacak" ifadelerini kullandı. Aydın, bugün görülen kurultay davasının İBB dosyasıyla birleştirilme talebine de değinen Aydın, "Bu siyasi iktidar seçimi kaybettiğini görüyor. Bunu önlemek için her yolu deneyecekler" dedi. Öte yandan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan'ın kooperatif davasının Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın ihbarıyla başladığı iddialarını da değerlendiren Aydın, "Asıl tartışmayı başka bir kanala kaydırmak için söylenen şeyler. Buradaki mesele kimin şikâyet ettiği değil bizim için" ifadelerine yer verdi.
CHP'li Aydın NEO TV'de Gürlek'in atanmasını 'Olumlu buluyorum' dedi, kurultay davasını değerlendirdi: İktidar seçim kaybetmemek için her yolu deneyecek!
Haberler / Politika
23 Şubat 2026 Pazartesi 22:23
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkan Vekili ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Adalet Politikaları Üyesi Murat Aydın, NEO TV’de yayınlanan Manşet programına katılarak Senem Gökdağ’ın sorularını yanıtladı. Aydın, CHP’nin bugün görülen kurultay davasından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile önceki dönem Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer arasında yaşanan polemiğe ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

“GÜRLEK’İN ATANMASINI OLUMLU BULUYORUM”

Aydın, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Aydın, İstanbul’da yürütülen sürecin siyasi amaçlarla gerçekleştirildiğinin bu atamayla bir kez daha ortaya çıktığını savunarak “Bu atamayı olumlu buluyorum. Tırnak içinde olumlu buluyorum. Neden olumlu buluyorum? Bir kere İstanbul'da yaşanan sürecin amacının ne olduğu, siyasi saiklerle yapıldığı bir kere daha ispat edilmiş oldu. Sayın Bakan önceki görevinde yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinde yaptığı icraatların sonuçlarını aldı, meyvelerini topladı. Zaten de amaç bunun üzerineydi. Siyasi bir soruşturmaydı. Hukuki bir yargı mensubu değil de bir siyasi kişilik tarafından yürütüldüğünü söylüyorduk sürekli. Bu ortaya çıkmış oldu. İkincisi de Sayın Bakan artık başsavcı değil. Dolayısıyla artık başsavcılığın ona sağladığı konfor alanından ve koruma alanından çıktı. Artık siyaset tartışmalarının içinde bir siyasetçidir. Bundan sonra artık onun yaptığı icraatlar siyasi bir icraat olarak siyasi alanda tartışılacak. Hukuk boyutundan çıktı diyebiliriz artık. Zaten o boyutta zaten değildi de o boyuttaymış gibi yaparak ünvanının sağladığı bir konfor alanındaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarında adaletle ilgili anlayışının ne olduğunu hepimiz her gün yaşıyoruz. Dolayısıyla bu anlayışı sürdürecek kişinin isminin kim olduğunun çok bir önemi yok” açıklamalarını kaydetti.

İNAN’IN O AÇIKLAMALARINA TEPKİ: CHP GELSE BUNDAN İYİ OLURDU

AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın, “Cumhur İttifakı iktidar olmasaydı, maarif müfredatı değil LGBT müfredatı olurdu” sözlerine CHP’li Aydın tepki gösterdi. Aydın, İzmir’de Tevfik Fikret Okulları’nda yaşandığı iddia edilen olaylar üzerinden sert çıkış yaparak, “9 yaşında, 10 yaşında, 11 yaşında, 12 yaşında bazıları lise çağındaki çocuklara yemin ettirip beyan almışlar. Sizin bir kere ifade alma yetkiniz yok. Yemin ettirme yetkiniz yok. Kimsiniz siz? Bizim okullara gönderdiğimiz çocuklarımızın ifadesini alacak. Kanuni temsilcilerine bilgi vermeden, haber vermeden, onaylarını almadan ifade alacak kimsiniz siz? cinsel yönelimleriyle, kıyafetleriyle, yaşam tarzlarıyla, her şeyle uğraşmayı bıraksınlar da. Şu ülkeyi biraz iyi yönetsinler. Şu okullara sabun versinler. Çocuklara bir öğün yemek versinler.

Çocukların korunmasıyla yükümlü olan kişiler çocukların korunmasını ihlal eden kişiler olmuşlar. Yani çıkıp bunun için özür dileyeceklerine 22-23 yıldır bu ülkeyi yönettikten sonra yaşattıkları bu durum için özür dileyeceklerine buradaki Milli Eğitim Müdürünü görevden alıp o müfettişler hakkında işlem başlatacaklarına çıkmışlar. Aklımızda alay eder gibi. İşte bunlar CHP'nin suçu. İşte CHP olsaydı böyle olurdu. Ne oldu? CHP iktidara gelseydi 2023 söylemlerine göre Abdullah Öcalan tahliye edilecekti. Geldiğimiz yeri görmüyorlar mı? Yani hala mı aynı muhabbet? İşte CHP gelseydi şöyle olurdu. Vallahi CHP gelseydi bundan iyi olurdu” ifadelerine yer verdi.

“DERTLERİ ÇOCUKLARI KORUMAK DEĞİL, TOPLUMU BASKILAMAK”

Mevcut iktidarın sosyal medya mecralarında yeni düzenlemeler getirmesi planlarına yönelik konuşan Aydın, asıl amacın toplumu kontrol etmek olduğunu savunarak, “Derdinin çocuk koruma falan olduğunu düşünmüyorum. Toplumu dizayn etmek ve toplumu baskı altına almak. Toplumda bir korku iklimi yaratmak. Herkesin her şeyi söylememesini sağlamak dertleri bu. Başka hiçbir dertleri yok. Eğer dertleri çocukları korumak olsaydı. O çocukların ifadesini alan müfettişleri bugün görevden alırlardı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü bugün görevden alırlardı” şeklinde konuştu.

TARTIŞMALI KURULTAY DAVASI: NEDEN İBB DOSYASIYLA BİRLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR?

 

CHP’li Aydın, bugün görülen kurultay davasının ertelenmesi ve davanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayla birleştirilmesi talebini sert sözlerle eleştirerek, bu girişimin siyasi olduğunu ve iktidarın seçimi kaybedeceğini gördüğü için böyle bir adım atıldığını savundu.

Aydın, “AK Parti'nin oluşturduğu bu kara düzen içerisinde yaşıyoruz ama bu düzenle mücadele etmenin de yolunu yine hukuk ve demokrasiden geçiyor. Bu siyasi iktidar hukukla bağını koparmış durumda. O yüzden Yapılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar ne olursa olsun Bunu dile getirmeye devam edeceğiz. Zaman zaman bir şey söylüyorum ‘Hukuka aykırı’ diyorum. Bana ‘Ülkede hukuk mu kaldı?’ diyorlar. Olsun, kalsın, kalmasın. Biz hukuksuz olan bir şeyi, hukuka aykırı olan bir şeyin hukuksuz olduğunu söylemeye devam edeceğiz. Buna alışmayacağız. Bunu kanıksamayacağız.

Bu süreç üzerinden dönüp tekrar tekrar aynı şey gündeme getirilecek. Bu davanın Ankara'daki davanın İstanbul'la birleştirilmeye çalışılması, henüz birleşmedi çünkü birleştirilmeye çalışılması süreci de aynı. Çünkü bu siyasi iktidar seçimi kaybettiğini görüyor. Seçim alma şansı yok. Cumhurbaşkanının yeniden Cumhurbaşkanı seçilme şansı yok. Bunu görüyorlar. Bunu önlemek için her yolu deneyecekler ve biz de bunun her yolu denen her yola halkımızla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi örgütüyle birlikte direnç göstereceğiz. Ama şunu söyleyelim. Bu ülkede seçim olacak. Bu siyasi iktidar bu seçimi kaybedecek ve siyasi iktidarı sona erecek. Halkın iradesiyle inatlaşamaz hiçbir siyasi iktidar” ifadelerini kullandı.

"TARİHİN GÖRDÜĞÜ EN UZUN SEÇİM KAMPANYASINI YÜRÜTÜYORUZ"

CHP’nin 19 Mart’tan bu yana tarihin en büyük seçim kampanyası yürüttüğünü ifade eden Aydın, “Sayın Genel Başkan 39. kurultayda söyledi bunu. Tarihin gördüğü en uzun seçim kampanyasını yapıyoruz biz. 2025 yılından beri 19 Mart'tan beri 19 Mart'taki gözaltından beri hatta ondan bir ay önceki Şubat ayında Sayın Ekrem İmamoğlu'nun Aday kanıtım gezileriyle birlikte biz Şubat 2025 tarihinden beri ne zaman olacaksa o seçim. O güne kadar seçim kampanyası yapıyoruz” şeklinde konuştu.

İNAN’IN ‘KOOPERATİF DAVASI TUGAY’IN İHBARIYLA BAŞLADI’ AÇIKLAMASI

AK Parti’li İnan’ın, devam eden kooperatif davasının İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ihbarıyla başladığı yönündeki iddialarını değerlendiren CHP’li Aydın, bu tür açıklamaların dava sürecindeki asıl tartışmayı başka bir yöne çekme amacı taşıdığını savunarak, sürecin adil yürütülmediğini öne sürdü.

Aydın, “İncelemek gerekir ama sunduğu belgelerin dosyadaki belgeler dışında bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu dava sürecinde buradaki asıl tartışmayı başka bir kanala kaydırmak için söylenen şeyler bunlar. Nedir o? Buradaki mesele kimin şikâyet ettiği değil zaten bizim için. Bizim burada beklentimiz nedir? Adil yargılanmaktır. Sayın Soyer hiçbir zaman hakkında bir inceleme yapılmasını bir soruşturma yapılmasını yadırgamadı zaten. Çünkü bir kamu görevi ifa ettiyseniz ve birileri de sizin bunu yanlış ifade ettiğinizi iddia ediyorsa bu incelenir elbette ama bu incelemenin, bu ülkenin bir yurttaşı olarak bu incelemenin adil, dürüst, tarafsız yapılmasını ve koşulları oluşmadığı halde tutuklama gibi ağır bir tedbirin uygulanmamasını bekleriz. Yoksa yargılanmaktan kaçındığımız yok. Hiçbir zaman yok. Hiç kimse için yok. diyorlar ya kimse yargılanmaktan ari değil. Elbette değil. Peki ama yargılayan mahkeme adil mi? 5-6 defa hâkim değiştirmişseniz, kişi tam tahliye olacakken, tahliye olacağı belliyken aynı iddiaları bu sefer başka bir hukuki nitelendirmeyle yedekleyip bir tutuklama daha verirseniz, o mzaman bu yargılamanın adil olduğunu söyleyebilir miyiz?” dedi.

TUGAY-SOYER POLEMİĞİNDE ASIL MESELE NE?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile önceki dönem başkanı Tunç Soyer arasındaki polemiğe ilişkin konuşan CHP’li Aydın, asıl meselenin yargılama sürecinin adil yürütülmemesi olduğunu savundu.

Aydın, “Partideki herkesin partiyle ilgili meselelerini kamuoyuna dönük kişisel birer tartışma haline dönüştürmeden konuşması beklenir. Partililiğin gereği olarak böyledir. Dolayısıyla bizim aramızdaki sorunları birbirimizde olan sorunlarımızı doğru zeminlerde tartışmamız gerekir ve asıl tartışmaya odaklanmamız gerekir. Asıl tartışma burada şu: Kimin kimine söylediği değil yargılamaları hukuk dışı yapılması ve adaletin tesis edilmemesi. Biz asıl tartışmadan uzaklaşıyoruz. Bu polemikler yüzünden. Polemikleri kimin yarattığı da önemli değil. Kim kimin hakkında ne dediğiyle ilgilenmek değil de bu ülkenin bu ülkede insanların hakkındaki davalar yargılamalar doğru yürüyor mu? Biz bir hukuki değerlendirme bir dava süreci yaşıyorsak bu dava sürecinin doğru yönetilmesini, adil yönetilmesini talep etmemiz gerekir. Yoksa kim şikayet etmiş, kim bildirimde bulunmuş, o arada ne olacak ki?” ifadelerini kullandı.

"BUCA CEZAEVİ'NDE ASIL KONU KAMUYA AİT BİR ALANIN SATILMASI"

Buca Cezaevi Alanı’na ilişkin söz alan CHP’li Aydın, asıl itiraz edilmesi gereken noktanın Maliye Bakanlığı’nın kamuya ait bir araziyi banka ya da anonim şirkete satması olduğunu savunarak, “İzmir Büyükşehir Belediyesi bir mecburiyet üzerinden kendisinin tarifine göre burada bir yeşil alan olması için gereken kamulaştırma maliyetini karşılayamayacağı için bir çözüm arayışına girdi. Bizim toplum olarak burada değerlendirmemiz gereken şey şu. Maliye Bakanlığı'nın hepimize ait olan bu araziyi Bir bankaya, bir anonim şirkete satmasına karşı çıkmalıyız. Bu arazinin kendisi halka ait bir yer. Neden halka ait bir yer? Maliye hazinesine nasıl geçti? Oradaki insanların arazilerindeki zayiatlarla hisselerden çıktı. Normal kamusal boşluklardan çıktı ve orada planlama yapılırken çok uzun yıllar önce Burası bir kamusal alan olarak bırakıldı. Düşünün bir imar planı yapılıyor ve İmar planında burası okul yeri yapılıyor. Diyor ki burada da okul olsun. Sonra birisi geliyor bu yeri satıyor. Sonra da buranın planını değiştirip buraya ev yapıyor. E burası kimin yeriydi? Halkın yeriydi. Artık burada okula ihtiyaç yoksa yani bu olaydaki gibi bir cezaevine ihtiyaç yoksa o zaman bu yeri halkın kullanabileceği bir alan haline getirmek gerekir” alanın halkın kullanımına açılabilecek bir yere dönüştürülmesi gerektiğini savundu.

İMAMOĞLU’NUN DİPLOMASI ÜZERİNDEN ÖRNEK VERDİ

Aydın, Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasına da atıfta bulunarak, “Sayın İmamoğlu'nun diploma davasında da söylediği gibi. Bir kişi siyasi hasım belleyip onun diplomasını bir gecede iptal edebiliyorsanız Bir belediye siyasi hasım belirleyip onun yıllardır kullandığı yeri hayır burası senin değilmiş burası vakıfmış deyip elinden almaya kalkıyorsanız bu yarın sizin tapunuz için de böyledir. Bu seneti nereden bulup da ibraz ettiler peki? Bilmiyoruz gerçek bir değil mi onu bile bilmiyoruz da. Gerçekliğinden de. Yarın sizin iş yerinize de el koyabilirler. Bazen derler ya sosyal demokratlara siz servet düşmanı mısınız derler ya. Demek ki servet düşmanı bu arkadaşlarmış. Çünkü sizin malınıza da çökebilirler. Sizin diplomalarınızı da iptal edebilirler. Sizin ruhsatlarınızı da iptal edebilirler” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası