
EGE POSTASI- CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, NEO TV’de katıldığı Odak programında hem iç politikaya hem de uluslararası gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Enerji krizinden dış politikaya, yargı süreçlerinden yerel yönetimlere kadar geniş bir yelpazede konuşan Bakan, iktidara yönelik sert eleştiriler yöneltti.
HÜRMÜZ BOĞAZI UYARISI: “ENERJİ KRİZİ ENFLASYONU TETİKLEYECEK”
Konuşmasının başında küresel gelişmelere değinen Bakan, Hürmüz Boğazı’na ilişkin yaşanan gerilimin Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğini söyledi. Boğazın kapanmasının enerji arzında ciddi daralmaya yol açacağını vurgulayan Bakan, bunun zincirleme bir ekonomik etki yaratacağını ifade etti.
Enerji fiyatlarının artmasının yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmayacağını belirten Bakan, “Doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş doğrudan enflasyona yansır. Gübre fiyatları artar, üretim maliyetleri yükselir ve bu durum hem Türkiye’de hem dünyada yeni bir enflasyon dalgası yaratır” dedi.
“TÜRKİYE ARABULUCU ROLÜNÜ KAYBETTİ”
Türkiye’nin geçmişte bölgesel krizlerde önemli bir arabulucu rol üstlendiğini hatırlatan Bakan, bugün bu konumun zayıfladığını savundu. İran-Irak Savaşı’ndan İsrail-Filistin görüşmelerine kadar birçok süreçte Türkiye’nin aktif rol aldığını dile getiren Bakan, mevcut tabloda bu etkinliğin kaybolduğunu söyledi.
Bakan, “Bugün barış görüşmelerinin başka ülkeler üzerinden yürütülmesi, Türkiye’nin uluslararası diplomasi gücünü kaybettiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEDE İSTİKRARSIZLIK GÖÇ RİSKİNİ ARTIRIR”
Ortadoğu’daki olası bir savaşın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Bakan, özellikle göç riskine dikkat çekti. İran’da yaşanabilecek bir iç karışıklığın yalnızca İranlıları değil, ülkede yaşayan milyonlarca Afgan ve Hazara nüfusu da harekete geçirebileceğini ifade etti.
“Bu durum Türkiye sınırlarında büyük bir göç baskısı oluşturur. Bölgedeki istikrar Türkiye’nin doğrudan çıkarınadır” dedi.

MACARİSTAN ÖRNEĞİ: “TEK ADAM REJİMLERİ DEĞİŞEBİLİR”
Avrupa’daki siyasi gelişmelere de değinen Bakan, Macaristan’daki seçim sonuçlarının önemli bir örnek olduğunu söyledi. Uzun süredir iktidarda olan yönetimin seçimle değiştiğini hatırlatan Bakan, bunun demokrasi açısından güçlü bir mesaj verdiğini belirtti.
“Seçimlerin yapılamayacağı, sonuçların kabul edilmeyeceği iddiaları vardı. Ancak süreç tamamlandı ve iktidar değişti. Bu durum, tek adam rejimlerinin demokratik yollarla değişebileceğini gösteriyor” dedi.
ARA SEÇİM TARTIŞMASI: “ANAYASAL ZORUNLULUK”
Türkiye’de ara seçim yapılması gerektiğini savunan Bakan, bunun anayasal bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Meclis’teki boşluk oranına ilişkin yapılan yorumların yanlış olduğunu ifade eden Bakan, 30 aylık sürenin dolduğunu ve seçim için hukuki şartların oluştuğunu söyledi.
Ara seçimin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir anlam taşıdığını belirten Bakan, “Bu süreç erken seçimin kapısını aralayabilir” dedi.
Bakan, “Bir ara seçim kararı alındığında. Başka illerdeki milletvekili arkadaşlarımızı da istifa ettirebiliriz. İzmir'de edebilir, İstanbul'da edebilir. Sandık sayısı fazlalaştıkça bu bir erken seçim. demosuna dönüşebilir yani. Ne kadar çok yerde seçim yapılırsa ve o ne kadar çok yerde kaybederse iktidar bu onu yeni bir erken seçime bir domino etkisi gibi de olmuş oluyor. Aynen bir seçime zorlar. Ve ondan sonra çıkarız karşı karşıya geliriz. Eğer millet iradesi millet iradesi diyorlar ya o zaman millet iradesi ne olduğunu görmüş oluruz.”
YARGI ELEŞTİRİSİ: “SİYASİ DAVALAR ALGISI GÜÇLENİYOR”
Programda yargı süreçlerine ilişkin de konuşan Bakan, son dönemde açılan davaların kamuoyunda güven kaybına yol açtığını savundu. Özellikle yerel yöneticilere yönelik operasyonların siyasi olduğu yönündeki algının güçlendiğini belirtti.
Kooperatif soruşturmaları üzerinden yapılan tutuklamalara değinen Bakan, “Ortada kamu zararını gösteren somut bir tablo yok. Buna rağmen gözaltı ve tutuklama kararları veriliyor” ifadelerini kullandı.
“YEREL YÖNETİMLERE MÜDAHALE VAR”
Belediyelere yönelik uygulamaları da eleştiren Bakan, görevden alma ve kayyum atamalarının siyasi amaç taşıdığını ileri sürdü. Seçilmiş belediye başkanlarının yargı süreçleri üzerinden görevden uzaklaştırılmasının halk iradesine müdahale olduğunu savundu.
“Seçmenin tercihi değişmemişken, idari kararlarla yönetimlerin değiştirilmesi demokratik değildir” dedi.
“İKTİDARIN SÖYLEYECEK SÖZÜ KALMADI”
İktidarın uzun yıllardır görevde olduğunu hatırlatan Bakan, artık topluma yeni bir vizyon sunamadığını öne sürdü. Ekonomi, eğitim ve dış politika alanlarında çözüm üretilemediğini savunan Bakan, bu nedenle siyasi baskının arttığını iddia etti.
“İktidar, alternatif siyasi aktörleri etkisizleştirerek varlığını sürdürmeye çalışıyor” diye konuştu.
GÜVENLİK POLİTİKALARI VE İDEOLOJİK ELEŞTİRİ
İçişleri politikalarına da değinen Bakan, terörle mücadelede kullanılan dilin net olması gerektiğini söyledi. Bazı terör örgütlerinin isimlerinin açıkça ifade edilmemesini eleştiren Bakan, bunun ideolojik bir yaklaşım olduğunu savundu.
“Terörle mücadelede netlik esastır. İsim koymaktan kaçınırsanız mücadele zayıflar” dedi.
“TOPLUM DEĞİŞİM BEKLİYOR”
Konuşmasında Türkiye’de toplumsal bir değişim beklentisi olduğunu vurgulayan Bakan, bunun demokratik yollarla gerçekleşeceğini ifade etti. “Toplum değişim istiyor. Bu değişim de sandıkta olacak” dedi
“YARGININ BAĞIMSIZLIĞINA DAİR GÜVEN KALMADI”
Konuşmasına Türkiye’deki yargı sistemine yönelik eleştirilerle başlayan Bakan, hukukun üstünlüğü ilkesinin ciddi şekilde zedelendiğini savundu. Özellikle son dönemde görülen davalarda yaşanan gelişmelerin kamuoyunda güven kaybına yol açtığını belirten Bakan, itirafçı mekanizması üzerinden yürüyen süreçlerin tartışmalı hale geldiğini ifade etti.
İtirafçıların ifadelerini geri çektiğini, savcılık baskısı iddialarının gündeme geldiğini söyleyen Bakan, bu durumun davaların meşruiyetini zedelediğini dile getirdi.
“TOPLUM BU DAVALARIN SİYASİ OLDUĞU NOKTASINDA HEMFİKİR”
Söz konusu davaların toplum nezdinde karşılık bulmadığını ileri süren Bakan, geniş seçmen kitlelerinin bu süreçleri siyasi olarak değerlendirdiğini iddia etti. İktidarın elindeki güçlü medya imkanlarına rağmen kamuoyunun ikna edilemediğini belirten Bakan, bağımsız medya alanının ise oldukça sınırlı olduğunu söyledi.
“KOOPERATİF DAVASI MATRUŞKA GİBİ GENİŞLETİLİYOR”
İzmir’de yürütülen kooperatif soruşturmasına özel bir parantez açan Bakan, dosyanın sürekli genişletildiğini ve yeni davalar üretildiğini savundu. Soruşturmayı “matruşka” benzetmesiyle anlatan Bakan, tek bir dosyadan farklı davalar çıkarıldığını ve bu yöntemle yeni tutuklamalar yapıldığını öne sürdü.
“ÜMİT ERKOL’UN TUTUKLANMASI HUKUKİ DEĞİL”
Kooperatif yöneticisi olduğu belirtilen Ümit Erkol’un tutuklanmasına da değinen Bakan, Erkol’un herhangi bir ihale sürecinde yer almadığını, kamu zararına yol açacak bir işlemde bulunmadığını ifade etti.
Bir hukukçu olarak dosyada tutuklamayı gerektirecek bir unsur görmediğini belirten Bakan, gözaltı sürecinin dahi tartışmalı olduğunu söyledi.
“AMAÇ TUNÇ SOYER’İN TUTUKLULUĞUNU UZATMAK”
Bakan, yürütülen sürecin eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e yönelik olduğunu iddia ederek, yeni dosyalar ve tutuklamalarla sürecin uzatılmaya çalışıldığını öne sürdü.
Kooperatif soruşturmasının kamuoyunda gündemde tutulmak istendiğini dile getiren Bakan, bunun siyasi bir strateji olduğunu savundu.
CHP’li Bakan, “Ümit Erkol'un tutuklanması durumu. Yani ben şöyle söyleyeyim tabii bir yasa, kanun, hukukun uygulaması falan bunların herhangi bir önemi kalmadı artık. İstanbul Büyükşehir davası yürüdükçe görüyoruz. İtirafçılar itiraflarından vazgeçiyorlar. Savcıların kendilerine baskı yaptığını, vaatlerde bulunduğunu söylüyorlar. Mesela Kapki. Ya da işte orada itirafçı olan başka yok ilke, meşe bunlar bunlar yani itirafçılıktan vazgeçiyor sürekli. Dolayısıyla dosyanın gerçekliği, dosyanın toplumu tarafından dava dosyasının kabulü ve bunun bir siyasi dava olduğu noktasında hemfikir. Tüm seçmen grupları yani büyük ölçüde hemfikir. Ve iktidarın elindeki çok güçlü konvansiyonel medyaya rağmen. Yani bizim konuşabildiğimiz medya sınırlı. İşte birkaç tane televizyon kanalı var. Oralar da kendimizi ifade ediyor. Bir de sizsiniz. Özgür, bağımsız yayın yapabilen. Onun dışındaki kanallarda Biz Yokuz devlet televizyonu dahil. Buna rağmen ikna edemiyorlar seçmeni. Bu davaların gerçek dava, hukuki dava olduğuna dair. Şimdi Ümit Erkol'un tutuklandığı dava bu kooperatif davası matruşka gibi yani. Birinin içinden bir başka dava çıkıyor. Bu davalar tek davaydı. Davayı çok yakın bir sürede tefrik ettiler, açtılar. Kooperatiflerden bir tanesini ayrı dava haline getirdiler. Oradan da bu yeni tutuklamaları yaptılar. Yani Ümit Erkol orada. Ümit Erkol kooperatif yöneticiliği dışında bir şey yapmamış. İhale yapmamış. Birine ihale vermemiş. Bir ihale evrakına imza atmamış. Yani Bu dosyada Bırakın Tutuklamayı gözaltına alınmasına, Ankara'dan buraya getirilmesine sebep olabilecek bir şey ben hukukçu olarak görmüyorum. Yani bu tamamen İzmir Cumhuriyet Başsavcının elinde bir tane dosya var. Bu işte izbeton, kooperatif ne derseniz deyin. Dönüp dönüp insanlar onun içinden böyle dediğim gibi matruşka gibi yeni davalar çıkartarak Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tutukluluk süresini artırmaya çalışıyor. Çok kısa bir süre önce benzer bir şeyi Bornova Belediye Başkanımız üzerinden şey yapıldı.” dedi.
“BORNOVA BELEDİYE BAŞKANI’NA YAPILAN İŞLEM HUKUKA AYKIRI”
Bornova Belediye Başkanı’na yönelik işlemleri de eleştiren Bakan, kamu zararının bulunmadığı bir konuda gözaltı ve yurt dışı çıkış yasağı uygulanmasının hukuki olmadığını söyledi.
Normal şartlarda bu tür durumların idari soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bakan, sürecin mevzuata uygun yürütülmediğini ifade etti.
“BELEDİYE BAŞKANLARINA GÖZDAĞI VERİLİYOR”
Belediye başkanlarına yönelik işlemlerin bir “mesaj” taşıdığını öne süren Bakan, bu uygulamaların yerel yöneticiler üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.
Bir işe alım gerekçesiyle belediye başkanına yurt dışı yasağı getirilmesini eleştiren Bakan, bunun hukukla açıklanamayacağını ifade etti.
Bakan, “Bornova Belediye Başkanımızın ‘burada bir yanlış var ve yanlışın gereğini yaptım’ dedi.İşte ihmal edilmiş, işe girmiş ama takip konusunda tedavi gördüğü için kalp krizi geçirdiği için birim müdürümüz ya da kimse ihmal edilmiş sorumluluğu üstleniyorum deyip kamu zararında olmadığı bir mevzudan dolayı. Gözaltına alındı. Yani gözaltına böyle bir şeyden dolayı hani savcılık bile, savcılığa bile intikal etmez. Mülkiye müfettişi rapor tutar, izin ister. Bu işler uzun bir sene, iki sene sürer. İtiraz eder o süreçleri. Yani devlet memurlarının ve diğer kamu görevlerinin yargılanması hakkında kanun var. Bu kanun kapsamında değerlendirilir bu işler. Ama tüm bu süreçler By-pass edilerek doğrudan önce davet edildi sonra gözaltına alındı Bornova Belediye Başkanı ve şimdi de yurt dışına çıkış yasağı geldi.Ömer Eşki uyuşturucu kaçakçılığı mı yaptı? Terör suçu mu işledi? Hırsızlık, yolsuzluk mu yaptı? Yani bir işe alımdan dolayı bir belediye başkanının yani o kenti temsil yetkisi olan en yüksek otoriteyi siz nasıl yurt dışına çıkış yasağı verirsiniz? Yani bu belediye başkanlarına parmak sallamak. Bu belediye başkanlarına bakın hukuka gerek yok. Bir şeyin hukuki olmasına da gerek yok. Sizi gözaltına da alırız, yurt dışına çıkış yasağı da koyarız demek. Aslında hukuken bunların hiçbirinin yapılması mümkün değil.” dedi
“KOOPERATİF PROJELERİ İYİ NİYETLİ GİRİŞİMLERDİR”
Kooperatif projelerinin amacının dar gelirli vatandaşları ev sahibi yapmak olduğunu belirten Bakan, bu projelerde müteahhitlerin devre dışı bırakılarak daha uygun maliyetli konut üretildiğini söyledi.
Bilirkişi raporlarında kamu zararı olarak gösterilen bazı kalemlerin aslında vatandaşlara verilen kira desteği olduğunu ifade eden Bakan, bunun suç unsuru gibi değerlendirilmesini eleştirdi.
“BU SÜREÇ SİYASİ BİR DAVA”
Tüm bu gelişmelerin bir araya geldiğinde siyasi bir tablo ortaya çıktığını savunan Bakan, İzmir’de başka bir gündem oluşturulamadığı için aynı dosya üzerinden yeni hamleler yapıldığını öne sürdü.
“HUKUK MÜCADELESİ SÜRECEK”
Ümit Erkol’un yalnız bırakılmayacağını vurgulayan Bakan, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirtti. Geniş bir hukukçu grubunun süreci yakından izlediğini ifade eden Bakan, adaletin sağlanması için mücadele edeceklerini söyledi.
Sayfa başına git







