CHP'li Bakan'dan çarpıcı Meslek Fabrikası için 'Kamuya karşı kamu gücü kullanımı' çıkışı
CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Meslek Fabrikası’nın tahliyesi üzerinden yaşanan süreci sert sözlerle eleştirdi. Vakıflar üzerinden belediye taşınmazlarına el konulmasını “art niyetli” olarak nitelendiren Bakan, “İzmir’e üvey evlat muamelesi yapılıyor” dedi.
Haberler / Yerel Politika
13 Nisan 2026 Pazartesi 14:39
PAYLAŞ
EGEPOSTASI - NEO TV’de Nil Kahramanoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Odak programına katılan Murat Bakan, İzmir’de uzun süredir biriken sorunların son dönemde daha görünür hale geldiğini ifade etti. İktidarın yerel yönetimlere yönelik baskı politikasının İzmir’de de hissedildiğini dile getiren Bakan, özellikle belediyeye ait taşınmazlar üzerinden yürütülen sürecin bunun en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Meslek Fabrikası’nın tahliye sürecine değinen Bakan, 23 Mart’ta alınan tahliye kararının Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın başlattığı nöbet sonrası 15 gün ertelendiğini hatırlattı. Ancak bu sürenin dolmasıyla birlikte 6 Nisan sabahı polis eşliğinde tahliye işleminin gerçekleştirildiğini belirten Bakan, “Şafak baskını görüntüsü veren bu müdahale, sadece idari bir işlem değil, aynı zamanda toplumsal tepkiyi büyüten bir adım oldu” dedi.
Bakan, bölgede başlatılan nöbetin günlerdir sürdüğünü ve konunun artık yalnızca bir mülkiyet meselesi olmaktan çıkıp kamusal bir tartışmaya dönüştüğünü vurguladı.
“Meslek Fabrikası, rantın değil kamunun tercih edildiği bir modeldir”
Meslek Fabrikası’nın yalnızca bir bina olmadığını, İzmir’in kamucu belediyecilik anlayışının somut örneklerinden biri olduğunu ifade eden Bakan, yapının tarihsel geçmişine de dikkat çekti. 1926 yılına uzanan ve uzun yıllar farklı işlevlerle kullanılan binanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek halkın kullanımına açıldığını belirtti.
Aziz Kocaoğlu döneminde hayata geçirilen projelerin ortak özelliğinin, yüksek rant potansiyeline sahip alanların ticari kullanıma açılmak yerine kamu hizmetine kazandırılması olduğunu dile getiren Bakan, “Kentin merkezindeki bu alanlar çok rahatlıkla AVM’ye, rezidansa ya da gökdelene dönüştürülebilirdi. Ama tercih edilmedi. Çünkü burada kamucu bir anlayış vardı” diye konuştu.
Havagazı Fabrikası ve benzeri projeleri de örnek gösteren Bakan, İzmir’de geçmişte alınan bu kararların kentin sosyal ve kültürel dokusunu koruduğunu söyledi.
“Yargı süreci devam ederken yapılan tahliye hukuki tartışmayı derinleştirir”
Vakıflar üzerinden yürütülen işlemlerin hukuki boyutuna da değinen Bakan, söz konusu taşınmazlarla ilgili yargı sürecinin henüz tamamlanmadığını hatırlattı. Buna rağmen tahliye yoluna gidilmesini eleştiren Bakan, “Ortada kesinleşmiş bir hüküm yokken bu tür bir uygulamaya başvurulması hukuki tartışmayı daha da derinleştirir” ifadelerini kullandı.
Devletin bir kurumunun başka bir kamu kurumuna karşı bu şekilde güç kullanmasının doğru olmadığını savunan Bakan, bunun idari bir işlem olmanın ötesinde siyasi bir tercih olduğunu öne sürdü.
“Bu tabloyu iyi niyetle açıklamak mümkün değil” diyen Bakan, sürecin şeffaflık ve hukuk ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirtti.
“İzmir’e yönelik yaklaşım geçmişten bugüne değişmedi”
Konuşmasında geçmiş dönem uygulamalarına da değinen Bakan, İl Özel İdaresi’nin kaldırılmasının ardından Türkiye genelinde birçok taşınmazın belediyelere devredildiğini ancak İzmir’de farklı bir yol izlendiğini söyledi.
Balçova Termal Tesisleri başta olmak üzere birçok mülkün farklı kamu kurumlarına devredildiğini hatırlatan Bakan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu süreçte hak kaybına uğradığını ifade etti. Açılan davalarla bazı taşınmazların geri alındığını ancak önemli bir kısmının kaybedildiğini belirten Bakan, “Bu yaklaşım İzmir’e öteki muamelesi yapıldığının göstergesidir” dedi.
Bu durumun yalnızca bugüne özgü olmadığını, uzun yıllardır benzer uygulamaların sürdüğünü savunan Bakan, İzmir’in kamu kaynakları açısından dezavantajlı bir konuma itildiğini ileri sürdü.
“Bu müdahalenin siyasi bedeli olur”
Açıklamasının sonunda iktidar partisi temsilcilerine doğrudan seslenen Murat Bakan, bu tür uygulamaların siyasi sonuç doğuracağını dile getirdi. İzmir seçmeninin kente yönelik müdahaleleri yakından takip ettiğini ve hafızasında tuttuğunu belirten Bakan, “Bu tür adımların sandıkta karşılığı olur” dedi.
Kamu mallarının bazı vakıf ve derneklere tahsis edilmesiyle belediyelere yönelik müdahaleler arasında çifte standart olduğunu savunan Bakan, “Bir yanda cömert tahsisler, diğer yanda belediyenin kullanımındaki alanlara yönelik zorlayıcı uygulamalar var” ifadelerini kullandı.
İzmir’in bu tür müdahalelere karşı tarihsel bir refleksi olduğunu vurgulayan Bakan, “İzmir buna ne izin verir ne de onay verir” diyerek sözlerini tamamladı.