
EGEPOSTASI- CHP İzmir eski İl Başkanı ve CHP eski Milletvekili Tacettin Bayır, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında Sanem Gökdağ’ın sorularını yanıtlarken, gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Bayır, son dönemde kamuoyunda gündemi meşgul eden, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahliyesi talep edilen Meslek Fabrikası için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın direniş nöbeti başlatmasını masaya yatırdı.

"MESLEK FABRİKASI BİZİM MALIMIZ"
Bayır, kendisinin de Tugay tarafından bir davet almadığını belirterek, “Yıllardır siyaset yaptığım için, bu tip şeylerin yapılmasının örgüt ile beraber yapılması gerektiğini düşünenlerden olduğum için durumdan vazife çıkarıp ben kendim gönüllü gittim. Ne zaman gittim? Akşamüstü işimden çıkınca gittim. Aynı şekilde Musa Çam eski milletvekilimiz, o arkadaşımız da oradaydı. Benim oraya gidiş nedenim, ben bir İzmirliyim. Bu meslek fabrikasının aynı zamanda sahibi sayılırım, İzmirli olarak. Bu bizim malımız” dedi.
TARİHİNİ VE ÖNEMİNİ HATIRLATTI
Meslek Fabrikası’nın tarihine değinen ve önemine dikkat çeken Bayır, “İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bedeli, taviz bedeli ödenerek 2 Ocak 2002 tarihinde muvafakatlanmıştır, şerhini kaldırılmıştır. 8/10/2025 tarihinde Beyazıt Baba Vakfı’na teslim edilmemiş, tescil edilmiştir bu yanlış bir uygulamadır.. Buna baktığınız zaman aslında uygulamada bir hata var, bana göre yanlış yapılıyor. Buraya yeni atanan bir arkadaş var, AKP'li bir arkadaş. Beyazıt Baba Vakfı tarafından bunu tescil edebilmesi için, bu işin geçmişinde bir vakıf olması gereklidir. Oysa bugün Meslek Fabrikası’nın geçmişine, böyle bir vakıf geçmişi yok. Dolayısıyla burayı vakıf adına tescil edemezsiniz. Bu karar tamamen siyasi bir karardır. Tıpkı belediyelere yapılanlar gibi... Şimdi teknik yönünden incelendiğinde meslek fabrikasının mülkiyeti kime ait olmalıdır? Özel şahıslarca izinleri alınarak inşa edildiği tespit edilen yapıların herhangi bir vakıf ile ilişkisi bulunmamaktadır. Yapı vakıf tarafından değil, özel şahıslarca kendi ticari kazançları için yapılmıştır. İzmir Belediyesi tarafından kullanılırken kadastro çalışması sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi adına 1940 yılında tescil gerçekleştirilmiştir. Bu az önce verdiğim bilgiler de Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasından aldığım bilgilere dayanıyor" açıklamalarında bulundu.
'EKREM İMAMOĞLU' GÖNDERMESİ
Ardından Bayır, İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yazısında, söz konusu binanın vakıf yoluyla yapıldığını kanıtlayan herhangi bir belgenin sunulmadığını öne sürerek, "Dolayısıyla İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün yazısında ya vakıf yoluyla meydana gelip de ibaresinde belirtildiği üzere binanın vakıf tarafından yapıldığını kanıtlayan herhangi bir belge gönderilmemiş, sadece yazıyla teşvik talep edilmiştir. Yani böyle bir belge de yok. Dolayısıyla İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nce Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne, Devlet Arşivleri Başkanlığına, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne yazılar yazılmış. Yani meslek fabrikasının vakıf tarafından yapıldığı kanıtlandıktan sonra tescil istenmesi gerekirken, öncesinde tescil yapılmış, sonrasında araştırma başlatılmıştır. Yani çok ilginç. Yani bu şuna benzer: Tıpkı Sayın İmamoğlu’nun gözaltına alınıp ‘Alın siz bunu paketleyin. Belediye başkanlarını da paketleyin, sonra arkasından araştırma yaparız, bir hukuksuzluk mutlaka buluruz' gibi" ifadelerini kullanarak Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluk sürecine göndermede bulundu.
"İMAMOĞLU'NUN TEK SUÇU AKP'Yİ İSTANBUL'DA YENMESİ"
İBB Davasına da değinen Bayır, yargı sürecinin siyasi olduğunu savunarak, "Davaya bakan hâkim bana göre vicdanını da dinleyerek somut deliller olmadığını fark ettiğinde normalde beraat etmesi lazım. Bu daha uzun sürecek biliyoruz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu. Yani partinin adaysız bırakılması. Ekrem İmamoğlu'nun tek suçu var, üç defa, dört defa AKP'yi İstanbul'da yenmiş olması. Tek suçu bu. Tekrar cumhurbaşkanlığı seçiminde beni yenecek endişesi ve korkusu bunları yaptırıyor bence" şeklinde konuştu.
'BALYOZ' BENZETMESİ: "BU FİLM AYNI FİLM"
Balyoz davalarına atıfta bulunan Bayır, “Biz ‘Yanlış yapıyorsunuz’ dediğimizde bize ‘Yargı işliyor, karışmayın işimize’ dediler. Oysa sonra ne oldu? Şimdi de aynı şeyi söylüyorlar. ‘Yargı işliyor, karışmayın işimize’. Bu film aynı film. O zaman da kumpas kurmuşlardı, o kumpasları kuranların çoğu kaçtı şimdi, bir kısmı yurt dışında, bir kısmı hapiste yatıyor. Ortaya çıktı bunlar, yine çıkacak ortaya. Yani şu anda bir düzen var, bu düzen bunları koruyor. Çünkü bu düzenin lehine çalıştığı için düzen onları koruyor. Ama düzen ve iktidar değiştiği zaman, bunların hepsinin hesabı sorulacak. Burada tabii bugüne kadar yetkilendirilmiş özel savcılar, önce sabaha karşı gözaltına alıp sonra dosyayı delilerle doldurur, ceza almasını sağlarız anlayışı bugüne kadar görülmedi. Yani öyle bir şey ki bu Başsavcı İstanbul'dan Antalya'daki belediye başkanını gözaltına alıyor. Bu gerçekten hukuk mu? Yoksa siyaset yapmanın başka bir yöntemi mi? Yargının sandıkta yer alamadığını masa başında dizayn etmesinden farklı bir şey değil" diyerek CHP'li belediyelere düzenlenen operasyonların siyasi olduğunu öne sürdü.
AK PARTİ CEPHESİNDEN 'SOYER DÖNEMİNDE VAKFA DEVREDİLECEKTİ' ELEŞTİRİLERİNE YANIT
Meslek Fabrikası’nın Tunç Soyer döneminde bir vakfa devrilmek istenmesini hatırlatıp tepki gösteren AK Parti kanadına da yanıt veren Bayır, “Konuşulmamış olsa o zaman devredilmiş olur. Demek ki devredilemedi. Yani birileri engel oldu, ‘Bu doğru değildir’ denildi. Bakıldı mülkiyet nerede, kimde. ‘Olmaz’ denildi geçti. Meslek Fabrikası’nın şu tarafını kimse konuşmuyor. Burada yüzlerce insan meslek sahibi yapıldı. Bunu vakfa devrederek ne yapacaksınız? Sizin vakıflarınızın biz biliyoruz ne iş yaptıklarını. Bugüne kadar sizin vakıfları, siyasette nasıl kullandığınız biliyoruz biz. İstanbul Belediyesi'nde, Ankara Belediyesi'nde vakıflarla neler yaptıklarınızı herkes biliyor" diyerek tepki gösterdi.
İNAN'A SERT ELEŞTİRİLER, 'KIZILAY' HATIRLATMASI
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın Meslek Fabrikası’nın Yeşilay binasına dönüştürüleceği açıklamalarına da değinen Bayır, İnan'ın üslubuna ilişkin eleştirilerde bulunarak, “Sayın İnan'a pek cevap vermek istemiyorum çünkü seviye ve siyaset olarak hiç aynı seviyede insanlar değiliz. Çok dikkatlice okuyorum açıklamalarını da çok da komik buluyorum. Kendisini biraz yetiştirmesini tavsiye ederim Sayın İnan'ın. 10-15 yaşında çocuğun ifadeleri gibi siyasette kullanılmaması gereken ifadeler kullanıyor ve destursuzca kullanıyor. O yüzden çok muhatap almak istemem şahsen kendisini. Her ne kadar AKP'nin bugün genel sekreteri de olsa çok basit buluyorum açıklamalarını. Yeşilay elbette ki daha önce Türk Hava Kurumu da aynı şekilde vardı. Yangın söndüren uçaklarımız vardı. Bu arada ben de onu hatırlatayım kendisine. Nasıl içini boşalttıklarını, nasıl onları aktif durumdayken ne hâle geldiğini biliyoruz. Hiç oralara girmeyelim çünkü oraya gidersek kendileri zararlı çıkarlar. Kızılay'ın da eski Kızılay olmadığını biz de biliyoruz, hepimiz biliyoruz" diyerek sert çıktı.
GÜÇ'E 'BASIN AÇIKLAMASI' TEPKİSİ
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün Meslek Fabrikası nöbetinde yer almayıp tatile çıkmasını ele alan Bayır, Güç’ün basın açıklamasını iptal etmesinin yanlış olduğunu savundu.
Bayır, “Tatildeymiş olabilir. Bir gün sonra basın açıklaması yapacağını önceden duyurmuştu. Kararın 15 gün ertelendiğini duyunca, 'basın açıklamasının anlamı kalmadı' diye düşünmüş herhalde kendisi. Basını bir yere davet etmişseniz, ‘Şu saatte bir açıklama yapacağım’ diye o gün oraya gideceksiniz. Anlamı kalmıştır ya da kalmamıştır. Anlamı kalmadıysa, niye anlamı kalmadığını ifade edeceksiniz. Kaldı ki bir şey söyleyeyim, henüz kazanılmış bir şey falan yok. Vakıf geri adım atmış değil” şeklinde eleştirilerini sıraladı.
"BELEDİYE AKP'DE OLSAYDI BÖYLE BİR GİRİŞİM DE BULUNUR MUYDU?"
Gasilhane’nin de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilme talebine de sert çıkan Bayır, “İzmir eğer Büyükşehir Belediyesi AKP'de olsaydı buraları almak için bir girişimde bulunur muydu? Bu bakımdan çok merak ediyorum. Bu kararı alan arkadaş çıksın bunu anlatsın. ‘Türkiye'de şu kentte AKP'li bir belediye var ve ben o belediyede bunu böyle aldım Vakfa devrettim’ desin bir tane örnek göstersin. Yok böyle bir şey” şeklinde konuştu.
ÇERÇİOĞLUNA: HANIMEFENDİ PARTİ DEĞİŞTİRDİ, DOSYALAR RAFA KALKTI
CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonların en çarpıcı örneğinin Aydın Büyükşehir Belediyesi'nin olduğunu ifade eden Bayır, “Hakkında devam eden üç tane büyük dosya vardı. Hanımefendi parti değiştirerek AKP’ye katıldı, dosyalar rafa kalktı. Tamamen kapatıldı konu. Hatta muhtemel rakibi olacak önümüzdeki dönemdeki arkadaşla ilgili savcı suç duyurusunda bulundu, gözaltına aldılar. Orada ciddi bir rantın önünü kesti Sayın Günel. Bunu bütün Kuşadası biliyor. Günel'in üstüne gidilmesi sebebi muhtemel Büyükşehir adayımız olacaktı. Öyle gözüküyordu. Şimdiden karalayalım, adaylığını engelleyelim mantığı var” diyerek olayın siyasi boyutuna dikkat çekti.

TUGAY VE CHP İL ÖRGÜTÜ ARASINDA RAHATSIZLIK MI VAR?
Bayır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile CHP İl Örgütü’nün arasında gerginlik yaşandığı iddialarına da yanıt verdi. Bayır, “Sayın Tugay geldiğinden beri kendi yönetim kadrosunda veya yakınındaki arkadaşlarda da bir şey var. Ben mesela kendi adıma eski bir il başkanı ve üç dönem milletvekilliği yapmış birisi olarak bu tip belediyelerin fuar çalışmaları dahil olmak üzere etkinliklerinde, mutlaka bir davet alırdım ama şahsen telefonla aranırdım ama mesaj atarlardı. Bizim milletvekilliği bittikten sonra, Cemil Bey belediye başkanı olduktan sonra, bu tip mesaj almalar ve telefonla aranmalar gitti" diyerek Tugay döneminde davetlerin yapılmadığını ifade etti.
"TUGAY YALNIZ BIRAKILMADI, KENDİSİ YALNIZ KALMAK İSTEDİ"
Bayır, Başkan Tugay’ın CHP’li vekillerin gölgesinde kaldığını savunarak, “Kendisi gölgede kalıyor. Murat Bakan vesaire geldiğinde basın onlarla daha fazla ilgileniyor, Büyükşehir Belediye Başkanı biraz gölgede kalıyor. Olayı filmleyenler belediye başkanının kendisi değil, etrafında bu organizasyonu yapan arkadaşlar böyle düşünmüş olabilir. Yani ‘Cemil Bey'i öne çıkaralım’ mantığı olabilir. Uyarmak lazım arkadaşları. Cemil Bey yalnız mı bırakıldı? Hayır, Cemil Bey kendisi yalnız kalmak istedi. ‘Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır, benim yoğurt yeme şeklim de bu. Kimse karışmasın’ mantığı. Oysa, o Meslek Fabrikası sadece Cemil Tugay'ın tapulu malı falan değil. Benim de malım orası. Kendisi o organizasyonu öyle yapmış. Ha bu böyle mi yapılmalı? Hayır, o yöntem kesinlikle yanlış. Bir kere bu iş örgüt ile beraber yapılır” şeklinde konuştu.
GÜÇ'ÜN ADAYLIK SÜRECİNE DEĞİNDİ: GENEL MERKEZ BU KONUDA HATA YAPTI
Çağatay Güç’ün İl Başkanlığı adaylık sürecine de değinen Bayır, “Genel Merkezimizde bu konuda yaptığı hatalar var, bilerek veya istemeyerek. Örneğin Çağatay Güç'ün kongrede tek aday yapılması meselesi. Çağatay Güç'e güç vermemiştir, güç kaybettirmiştir bence. Yani şimdi ne yapıyor herkes şöyle bakıyor, ‘Çağatay Bey nasıl il başkanı oldu? İşte genel başkan istediği için, genel merkez böyle istediği için’. Bu doğru değil. O zaman niye mahallede delegesi seçimini yaptık, niye ilçe kongrelerini yaptık? Bırakın delegenin ne istiyorsa onu seçsin. Yani sizin gösterdiğiniz de olsun. Bir de adamı belediyedeki genel sekreter yardımcılığı görevini alıp getirip bir başkan yapıyorsun. Bu doğru bir yapı değil, uygulama doğru değil” eleştirilerinde bulundu.
Sayfa başına git







