
EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir geçmiş dönem Milletvekili Musa Çam, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında Senem Gökdağ’ın konuğu oldu.
Programda, Türkiye siyasetinde birçok tartışmayı beraberinde getiren ‘mutlak butlan’ kararı, kurultay tartışmaları ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın tutuklanması gibi kritik başlıklar ele alındı.
'MUTLAK BUTLAN' KARARI SİYASİ Mİ?
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen kurultayına ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararının siyasi bir müdahale ve karar olduğunu savunan Çam, “Yüksek Seçim Kurulu 38. Olağan Kurultayı bitmiş, Özgür Özel ve parti meclisinde seçilen 60 kişi mazbatalarını vermiş ve ‘Göreve başlayabilirsiniz’ demişler. Onlar da aldıkları mazbatayla beraber Kemal Bey ve o günkü yönetim üzerinden devri teslim yaptılar, Özgür Özel Genel Başkan oldu ve görevine başladı. Herhangi bir itiraz yok 2023'te, 2024'te. 2025 yılında Hatay Belediye Başkanı Lütfü Bey ve bazı kurultay delegeleri kendilerine göre bir gerekçeyle yargıya gittiler. İlk kez böyle bir şey oluyor, yani yaklaşık 50 yıllık süre içerisinde ilk kez yargıya başvuruluyor, kurultayın ve hatta kongrenin iptal edilmesi ve kayyum atamasıyla ilgili böyle bir talepte bulunuluyor" şeklinde konuştu.
KILIÇDAROĞLU DÖNEMİNE 'SEÇİM' ELEŞTİRİSİ: "İHSANOĞLU'NUN ADAYLIĞINI TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİK"
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlık dönemini ve cumhurbaşkanlığı adaylığını değerlendiren Çam, 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çalışmalarının parti yönetiminden tamamen habersiz yürütüldüğünü ifade etti.
Çam, yaptığı açıklamada, "Kemal Bey, 13 yıllık genel başkanlık yaptı ve son seçimlerde de Cumhurbaşkanı adayımızdı. Bir siyasi partinin genel başkanının Cumhurbaşkanı Adayı olması en doğal hakkıdır. Aslında Kemal Bey, 2014 yılında Ekmeleddin İhsanoğlu’nu adayı göstermek yerine kendisi aday olabilirdi. Biz o zaman milletvekiliydik. Yemin ederim, hiç haberimiz yoktu. Bize, milletvekillerine bir anket yaptılar. ‘Cumhurbaşkanının kim olmasını istersiniz?’ diye. Ben Yılmaz Büyükerşen’i yazdım. İsmet Paşa'nın torunu Gülsün Bilgehan'ı yazdım. Haluk Koç’u yazdım. Üç dört kişi böyle isim yazdık. Fakat bir baktık ki Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. El sıkışırken ‘Cumhurbaşkanı adayımız Ekmeleddin İhsanoğlu'dur’ diye birlikte ilan ettiler. Ben o zamana kadar Ekmeleddin İhsanoğlu olduğunu hiç bilmiyordum, hiç tanımıyordum. O dönemde parti yönetiminde bulunan, Genel Merkezde bulunan arkadaşlara ‘Sizin bundan haberiniz var mıydı?’ diye. Partinin o günkü Genel Başkan Yardımcıları, MYK üyelerine ve Parti Meclis Üyelerine sorduk. ‘Televizyonda duyduk’ dediler. Böyle olunca Genel Başkanımızı kamuoyunda küçük düşürmek, onu rencide etmek gibi şeylere katlanmamız mümkün değil. Mesela milletvekilleri birer maaşını seçim kampanyasına verecek’ denildi. Hiç sorun yok. Derhal hemen gereğini yaptık ve Ekmeleddin İhsanoğlu için bütün milletimiz, bütün örgütümüz, bütün teşkilatımız yüreğine taş bastı. Yüreğine taş bastı gece gündüz 24 saat Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçilmesi için elinden geleni yaptı ama olmadı" ifadelerini kullandı.
CHP'LİLERDEN 'KURULTAY' ÇAĞRISI
CHP'li kurmayların olağanüstü kurultay talebinde bulundukları bildiri için de konuşan Çam, "Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'ün, ‘Benim iki büyük eserim var. Biri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, biri de Cumhuriyet Halk Partisi’ diyor ve ikisine de sonsuza kadar bağlı olduğunu söylemiş ve bize emanet etmiş. Onun emanetine hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hem de Cumhuriyet Halk Partisi'ne sahip çıkmak hepimizin onur borcudur. Ona karşı görevimizi ifa etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye açısından bir önemli bir kurum" şeklinde konuştu.
"SEÇİMİ KAYBETTİĞİ GECE İSTİFA ETMELİYDİ"
Çam, katıldığı yayında Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 Cumhurbaşkanlığı seçim gecesi ve Özgür Özel’in kazandığı kurultayda "tarihi fırsatları" kaçırdığını söyledi.
Çam, Kılıçdaroğlu'nun seçimi kaybettiği gece istifa etmesi gerektiğini savunarak, “14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi… 28 Mayıs akşamı sonuçlar geldiğinde bir teşekkür konuşması yaptı Sayın Kılıçdaroğlu. O gün aslında tarihi bir fırsattı. Konuşmasını şöyle bitirebilirdi: ‘Sevgili seçmenlerimiz… Gelen sonuçlara göre Cumhurbaşkanlığını kaybettiğini görüyorum. Vermiş olduğum desteklerden dolayı çok teşekkür ederim. 13 yıldır bana emanet ettiğiniz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı elinden geldiği kadar en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur. Elimden geleni de yaptım. Ama şimdi veda zamanı. Hepinize çok teşekkür ederim. Altı ay sonra yapılacak olan olağan kurultayımıza ben aday değilim. Aday olacak arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bu partinin 13 yıl genel başkanlığını yapmış bir abiniz olarak ben de elimden gelen her türlü desteği ve katkıyı vermeye hazırım’ Kemal Bey onu yapmadı" ifadelerine yer verdi.

"KILIÇDAROĞLU O FIRSATI KAÇIRMASAYDI KAHRAMAN OLACAKTI"
"İkinci fırsat vardı" diyen Çam, kurultayın ilk turunun ardından çekilmek istediğini ancak yakın çevresinin telkinlerine yenik düştüğünün altını çizerek, "Kurultaya gitti, Özgür Bey aday oldu. Birinci turda 18 oy Özgür Bey önde çıktığında Kemal Bey odada bulunan on- on beş yakın arkadaşına ‘Arkadaşlar, şimdi içeri girelim hep beraber. Ben bir teşekkür konuşması yapayım. Özgür Özel kardeşimi yanıma çağırın, çekildiğimi ifade edeyim ve onun elini kaldırayım’ diyor. Yanında bulunan arkadaşlar, ‘Hayır, çekilemezsin, gidemezsin, bırakamazsın’ diyor. Sayın Genel Başkanımız ısrar ve telkinlerine yenik düşüyor. Genel başkan olmak ayrı, lider olmak ayrı bir olaydır. Liderlik kritik dönemlerde böyle radikal karar alabilecek, risk alabilecek ve krizi yönetecek kişidir. Kemal Bey orada o telkinler olduğunda hemen masaya yumruğunu vurup ‘Bir dakika arkadaşlar. Hepinize çok teşekkür ederim. Bana vermiş olduğunuz desteklerden dolayı size minnettarım. Siz benim çekilmemi istemiyorsunuz ama içeride oy kullanan delegeler Özgür Özel diyor. Bizim buna seyirci kalmamız, burada gözlerimizi kapatmamız veya kulaklarımızı tıkamamız mümkün değil. Hadi, hep beraber içeri giriyoruz. Ben kürsüye çıkıyorum, konuşmamı yapıyorum, Özgür Özel'i yanıma çağırıyorum ve elini kaldırıyorum ve nokta koyuyoruz’ diyebilirdi. O nedenle Kemal Bey aslında çok zerafetle düşünüyor, gereğini yapmak istiyor, ama etrafındakilere yenik düşüyor. Orada liderlikle ilgili bir nüans fark var. Orada görevini tam yerine getiremiyor, masa, yumruğu vurup gereğini yapması gerekirdi ve seçimi kurultayı kaybederek değil, kendi isteğiyle çekilmiş, feragat etmiş bir abi olarak kahraman olacaktı” şeklinde konuştu.
KILIÇDAROĞLU ONCA TEPKİYE RAĞMEN NEDEN GERİ ADIM ATMIYOR?
Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda bu kadar tepki almasına rağmen geri adım atmamasına da değinen Çam, “Bunu anlamakta çok ben de çok zorluk çekiyorum. Aslında ben Kemal Bey'den hep bekledim. Kamuoyuna çıkıp ‘38. kurultayımızda ben aday oldum. Özgür Özel kardeşimiz de aday oldu. Yapılan iki türlü seçim sonucunda Özgür Özel kardeşimiz kurultayı kazanarak genel başkanlığa seçildi. İptal edildiği gibi bizim kurultayımızda herhangi bir şahit, herhangi bir problem yok. Kurultay derecelerimizin iradesi böyle sonuçlandı. Bu sonuca ben saygı duyuyorum. Bizim kurultayımızda herhangi bir sıkıntı yoktur ve Genel Başkanımız Özgür Özer'dir ve ben de onun yanındayım, onun arkasındayım’ demesini çok bekledim. Ben hem Özgür Özel'den hem de Kemal Bey'den çok eski bir partiliyim. Dolayısıyla ben çok eski bir partili olarak böyle bir davranışta bulunmasını Kemal Bey'in çok istedim, çok arzuladım, bekledim. Ne yazık ki yapılmadı ve yapılmayınca da mahkeme karar verdi. Mahkeme kararına da uyarak ‘Kayyum atansaydı daha mı iyiydi?’ gibi bir bahaneyle geldi" şeklinde konuştu.
"CHP BİRİNCİ PARTİ OLDUĞU İÇİN BU TÜR HAMLELER YAPILIYOR"
Çam, CHP'nin yerel seçimlerle birinci parti konumuna gelmesinin ardından partinin itibar kaybetmesi adına dışarıdan müdahalelerin olduğunu savundu ve Kılıçdaroğlu'na 'kurultay' çağrısında bulundu.
Çam, şu ifadeleri kullandı:
"31 Mart 2024 seçimlerinde yüzde 34. 5 ile Türkiye'nin birinci partisi oldu Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel ve yönetiminin başında. Şimdi yapılan bütün kamu araştırmalarında halen Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti olarak gözüküyor. Bütün bu saldırılara rağmen birinci parti olarak gözüküyor. Tabii şimdi ne yapılması gerekiyor? CHP'nin itibar kaybedilmesi gerekiyor, prestij kaybetmesi gerekiyor. CHP’nin kendi içerisinde kavgalı bir pozisyona kavuşturulması gerekiyor. Bir taraftan yerel yönetimlerimize, belediyelerimize saldırı var. Bir taraftan da partimizde karşı böyle bir saldırı var. Cumhuriyet Halk Partisi kendi içerisinde kavga eden, güvenilmeyen, iktidar teslim edilmeyecek bir parti konumuna sokmak için dışarıdan ve içeriden birtakım insanlar çaba sarf ediyorlar ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni bu tuzağa düşürmeye çalışıyorlar. Bu tuzağa düşmemek gerekir. Genel başkanımız Özgür Özel, Kemal Bey'in de 13 yıl genel başkanlık yapmış, Cumhurbaşkanı adayı olmuş bir büyüğümüz, bir abimiz olarak ona düşen görevde bu kucaklaşmayı gerçekleştirip en kısa sürede bu diyaloğu da sağlayarak kurultay kararını alıp kurultayda ‘Hoşça kalın’ demesi onur açısından da partimiz açısından da ülkenin açısından da çok kıymetli. Çünkü AKP ve Tayyip Erdoğan bu kavganın sürmesini ve belki bu yılın ekim- kasım ayında bir erken seçimle bizi sıkıştırıp kavgalı bir Cumhuriyet Halk Partisi, kendi içinde bölünmüş parçalanmış bir parti istiyor. Böyle hale düşmemek lazım. Bizim hemen çok acil bir şekilde Kemal Bey'i bir abilik yaparak hemen kurultayı toplayıp ‘Ben aday değilim, aday olan arkadaşıma başarılar dilerim’ deyip kurultayı toplamalı. Dolayısıyla bu süreç devam ettiği takdirde Recep Tayyip Erdoğan çıkacak, ‘86 milyonluk ülkenin kaderini birbirini yiyen, birbiriyle dövüşen partiye mi vereceksiniz? diyecek"

"KILIÇDAROĞLU BU SÜRECİ KAZASIZ BELASIZ YÖNETEREK PARTİYİ KURTARMALI"
Mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na süreci "kazasız belasız" yönetmesi için kritik bir çağrıda bulunan Çam, şu şekilde konuştu:
"24 yıldır bir siyasi parti iktidarda. Bir nesil onunla büyüdü. Çok partili sisteme geçilen 1950'den beri hiçbir siyasi parti, Demokrat Parti, onun devamı Adalet Partisi, MHP, MSP, Anavatan dahil olmak üzere, hiçbir siyasi parti aralıksız 24 yıl iktidarda kalmadı. İlk kez Cumhuriyet'le açıkça hesaplaşmak isteyen, Cumhuriyet'ten rövanş almak isteyen bir siyasi parti 24 yıldır iktidarda ve her seçim kazandığında Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu laik demokratik Cumhuriyet’in her seferinde birtakım kazanımlarını kaybediyor ve geriye gidiyoruz. O nedenle bu seçimler Türkiye açısından bir dönüm noktası ve Türkiye açısından biz hepimiz önemli bir görev peşindeyiz. Şimdi kimin ne olacağı değil Türkiye'nin ne olacağı mesele. Bizim buna bakmamız gerekiyor. Bunu görmemiz gerekiyor ve burada da ana görev Cumhuriyet Halk Partisi'nde. Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapan bütün sorumluların çok dikkatli davranmaları gerekiyor ve ağzından çıkan her kelimenin her sözün nereye varacağını, nereye ulaşacağını, yaratacağı etkinin ve tepkinin neler olabileceğini görüp ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Bunda en büyük görev de mevcut şu anda mahkeme kararıyla görev gelen Kemal Kılıçdaroğlu'ndadır. Bu süreci çok iyi yönetip kazasız belasız partiyi kurtarıp ve gereğini yapmalıdır"
ÇAM'DAN PARTİSİNE ÖZELEŞTİRİ: "24 YILLIK AKP İKTİDARININ SORUMLUSU VE SUÇLUSU BİZİZ"
AK Parti’nin 24 yıldır aralıksız sürdürdüğü iktidarın temelinde geçmişte yapılan stratejik ve kişisel hataların yattığını söyleyen Çam, 1992 yılında CHP yeniden açılırken yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:
"24 yıldır AKP iktidarının, bunun suçlusu ve sorumlusu biziz diyorum. Bizim yaptığımız hatalardır. 12 Eylül 1980, o gün açık olan bütün partileri kapattı. Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet Partisi, MSP, MHP, var olan bütün partileri kapattı. 1991 yılında yapılan seçimlerde o zaman CHP kapalı, DSP ve SHP var. DSP'nin başında 87'de siyasi yasaklar kalkınca Bülent Ecevit geldi, DSP'nin genel başkanı oldu. Erdal İnönü ve Süleyman Demirel hükümeti 1991 yılında kurulduktan sonra onların yaptıkları önemli işlerden bir tanesi askeri darbenin kapatmış olduğu siyasi partileri, dernekleri, sendikaları ve çeşitli kurumları açılmasına karar vermeleri. Meclisten kanun çıktı. Çıkan o kanun çerçevesinde kapatılan bütün partilerin açılmasına karar verildi. Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün kurmuş olduğu bir partidir. Biz o zamanlar İzmir kurultay delegeleri ve o günkü il başkanımız Doktor Sedat Akman başkanlığında Ankara'ya gittik. Bülent Ecevit’i evinde ziyaret ettik. ‘Sayın genel başkanımız, partimiz açılıyor. Tekrar gelin, başımıza geçin. İkiyi bir yapalım’ dedik. İki kimdir? DSP ve CHP vardı. Bülent Bey ‘Peki arkadaşlar. Siz çalışmalara başlayın, devam edin, ben de üzerine düşeni yapacağım’ dedi. Büyük bir sevinçle mutlulukla Ankara’dan geri geldik. ‘İkiyi bir yapacağız, Atatürk'ün kurduğu partiyi açacağız ve DSP'de, CHP'de, SHP'de birleşecek, tek parti devam edeceğiz’ dedik. İnanın o zamanlarda rahmetli Deniz Baykal o ana kadar SHP'de Erdal İnönü'nün karşısında üç kez aday oldu genel başkanlığa, üç kez de kaybetti. Bir süre sonra Deniz ‘CHP Genel Başkanlığa ben adayım’ dedi. Bülent Bey yok. Dört genel sekreter yardımcımız, o günkü son MYK partisinin açılışını yürütüyorlar. Deniz Bey de ‘Ben adayım’ dedi. Biz tekrar Bülent Ecevit'e gittik, İzmir örgütü olarak. ‘Sayın Genel Başkanım, 9 Eylül 1992'de partimizin açılışı gerçekleşecek, Ankara'da kapalı salonda lütfen sizi başımızda görmek istiyoruz ve Genel Başkanımız olarak sizi seçeceğiz’ dedik. Bülent Bey, bu tabloyu görünce Deniz Bey ‘Ben adayım’ deyince vazgeçti. ‘Ben bıktım. Kusura bakmayın, gelmiyorum’ dedi ve Bülent Ecevit gelmedi. Doksan iki kurultayında Erol Tuncer zorunlu olarak aday oldu. Deniz Bey aday oldu. Tabii Deniz Bey bütün hatalara rağmen lider. Kurultayda Deniz Bey seçildi. Ne oldu? İki parti varken üç parti oldu. Biz ikiyi bir yapacaktık, iki üç oldu. Kırılma noktalarından bir tanesi odur”
GÖRKEM DUMAN'IN TUTUKLANMASINA TEPKİ
Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın tutuklanmasına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Çam, asıl amacın CHP'li belediyelerin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak olduğunu öne sürerek, “Hangi belediye başkanı veya hangi kamu görevlisi olursa olsun, hangi vatandaş olursa olsun, hepimizin uyması gereken birtakım kurallar ve kaideler var. Dolayısıyla ifa ettiğimiz kamu görevlilerimizi kamu görevlilerimizin bu kurallara uymaları gerekiyor. Kim eksik hata yapmışsa, yanlış yapmışsa, bunun hesabını vermelidir. Hiç itiraz yok buna. Özellikle son birkaç yıldır inanılmaz derecede Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olduğu belediyelere özel olarak operasyonlar yapılıyor ve özel olarak birtakım çalışmalar yapılıyor. Biz ‘Belediye başkanlarımız yargılanmasın, ifade vermesinler’ demiyoruz. Eğer şurasından haram geçmişse bunun hesabını versin. Hiç itirazımız yok. Ama bakıyoruz şimdi, Güneydoğu'da sadece DEM’in iktidarda olduğu politik olarak halkın vermiş olduğu seçmiş olduğu belediyeleri alıyorsun, kayyım atıyorsun. Cumhuriyet Halk Partili belediyenin olduğu yerlere gidiyorsun, bakıyorsun, tutukluyorsun, gözaltına alıyorsun. Geçtiğimiz yıl 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu tutuklandı, hala devam ediyor. Şimdi insanlar bir yıl iddianame hazırlanmadan içeride yatıyorlar. Biz kimse yargılanmasın demiyoruz ama tutuklu yargılanmasına karşıyız. MHP'li ve AKP'li belediyelerde hiçbir sorun yok. Bütün sorun CHP'li belediyelerde var. Bütün amaç burada CHP'yi lekelemek, kirletmek, kamuoyunu itibarsızlaştırmak” ifadelerine yer verdi.
"SABAHA KARŞI YAKA PAÇA EVİNDEN ALINMADI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yargılandığını hatırlatan CHP'li Çam, 'tutuksuz yargılama' vurgusunda bulunarak şunları söyledi:
"1994-99 yılları arası, Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemdeki oradaki yapılan yolsuzluklar, peşkeşler, albayraklar dahil olmak üzere bütün şeyler kitap haline getirilmiş durumda. Recep Tayyip Erdoğan 1994-99 yılları arası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, oradaki bitler, albayraklar, şunlar, bunlar bir ton davada yargılandı. Ama bir gün hemen yaka paça sabaha karşı evimden alınıp götürüp tutuklanarak görevden alınarak bir yargılama tercih edilmedi. Yapılmadı. O görevine devam etti, mahkemeler devam etti, savunmasını yaptı, onlarca avukatla savunmalarını yaptı, davalar devam etti. Bu davaların kimilerinde beraat etti, kimilerinde de ceza aldı. Necmettin Erbakan birinci parti oldu, hükümet kurdu. Onun hükümet olduğu dönemde ve bu davalar 2002 yılına kadar devam etti. Beraat ettiği davalar oldu, hüküm girdiği davalar oldu, ama bu davalar hüküm aldığı, ceza aldığı davalar da 2002 yılında başbakan olduktan sonra hepsi kapatıldı"
Sayfa başına git







