Ege Postası
Geri

CHP'li Polat'tan AK Parti'ye rövanşist çıkışı!

TV35 ekranlarının Kent ve Siyaset programına katılan CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, başta Covid 19 pandemisine yönelik hükümetin aldığı tedbirler olmak üzere ülke ve kent gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
CHP'li Polat'tan AK Parti'ye rövanşist çıkışı!
Haberler / Yerel Politika
1 Mayıs 2020 Cuma 09:52
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI - TV 35 ekranlarında yayınlanan Kent ve Siyaset programına katılan CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, iktidar partisinin Covid 19 pandemisine yönelik tedbirlerini eksik buluğunu, halka ulaşmaya çalışan CHP’li belediyeleri rövanşist anlayışla engellemeye çalıştıklarını savundu.

CHP Milletvekili Mahir Polat, “Genele baktığınızda bir ortak akıldan değil de sadece iktidarın geçen yılki yerel seçim hezimetinden sonra rövanşist tarafıyla CHP’li belediyeleri ötekileştirmek, şeytanlaştırmak isteği içinde. Hatta hatta birtakım terör örgütleriyle ilişkilendirmek isteyecek kadar akıl tutulması içinde, bırakın ortak aklı. Bir akıl tutulması içinde Türkiye’yi yönettiklerini düşünüyorum” dedi.

"Devletime ve devletime hükümet etmek isteyen insanlara inanmak istiyorum. Onlara güvenmemiz gerekiyor. Maalesef duyduğumuz şeyler bu güveni sarsacak şeyler. Artık yolu yarıladığımızı düşünüyorum. Umarım öyledir” diyen Milletvekili Mahir Polat, sürecin şeffaf yönetilmesinin önemine dikkat çekti ve “Umarım bizden çok ciddi şeyler gizlenmiyordur. Bari yolun bundan sonraki kısmında insanlara daha şeffaf şekilde bilgi verip paylaşırlar. Bu süreci daha katılımcı şekilde götürürler umarım” ifadelerini kullandı.

AK Partili İzmir Milletvekili Mahmut Atila Kaya ile aralarında başlayan üslup ve seviye tartışmasına yönelik bir açıklama da yapan CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, sert konuştu. Polat, “Dayanışmamız gerekirken birtakım siyasi şeylerle karşı karşıyayız. Bunlar da üzüyor bizi. Bir milletvekilimiz var. Sayın Atilla Kaya. Normalde baktığınızda çok yumuşak başlı, hoş bir arkadaşımız. Ama haftalık olağan Tunç Soyer’i karalama kampanyası yapar. Bir tveet atar, hiç kimse ses de çıkarma. Artık  seviye ve üslup olarak artık dayanılamayacak bir noktaya geldi. Bizim de artık buna kayıtsız kalma şansımız yoktu. Benimle ilgili sizin ekranlarınızdan da yaptığı açıklamaları, gülüp geçmek isterdim ama bir cümleyle değinmek isterim. Eğer seviye ve üslup yerlerde durumu arıyorsa, düşük seviye ve üslup arıyorsa, önce sabah kalkıp baktığı aynayı temizlesin. Kendini göreceğini düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.

PROGRAMIN SATIR BAŞLARI

Hala korkutucu ve ürkünç bir tabloyla karşı karşıya insanlık. Dünyanın tamamında aynı durum söz konusu. Salgının merkezi AB ve ABD oldu. İyi ve sıkı tedbir alan, izolasyonu zamanında ve sıkı yapan ülkelerde salgın geriledi. Güney Kore’de sıfıra düştü hasta sayısı. Umarım Türkiye için de böyle bir tabloyla karşı karşıya kalırız.

Türkiye’de izolasyon tedbirleri çok sıkı değil, gevşek
Türkiye’de alınan izolasyon tedbirleri çok sıkı değil, gevşek. Başta alınması gereken tedbirler gecikerek alınıyor ve tam alınmıyor. Tam tedbir alınsaydı belki iki ya da tek haneli rakam olacaktı. Eksik yapıldığını düşünüyorum. Eksik yapılmasına karşın sağlık çalışanlarının olağanüstü gayreti ile Cumhuriyetin yetiştirdiği hocalarımızın çabasıyla hastaların iyileştirilmesi sevindirici. Diğer Avrupa kıtası ve ABD’deki gibi ölüm oranlarının yüksek olmamasını bu hocalarımıza ve onların yetiştirdiklerine borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Onlara sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Sağlık çalışanlarının şehit sayılmasıyla ilgili…
Onların da kendilerini koruma ve muhatap alınmalarıyla ilgili talepleri var. Taleplerinin zamanında karşılanmaması bizim açımızdan sorun doğuran şeyler. Onların da şehit sayılmasıyla ilgili yaklaşımlar var. İktidarın buna yönelik ciddi anlamda bir refleks göstermemesi de ciddi anlamda bizi üzüyor. Onlara moral ve motivasyon anlamında yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Test sayısı 100 binleri bulmalı
Bir de şeffaflık konusu var. İnsanlar yükledikleri aplikasyonlarla kentin neresinde kaç hasta var, nereye gidiyor diye belirlerken, bizim ülkemizde hala bir tartışma var. Covid nedeniyle ölüm yazılmadığı ya da insanları endişeye sevk etmemek adına gizlendiği ve aşağı tutulduğu ve hala yeni test sayılarının çok ciddi rakamlarda olmaması, yani yüzbinleri bulan bir test oranımız yok. İki gün önce 20 binlerde idi. Şimdi tekrar 40 binlere çıktı. istiyoruz ki test sayısı 100 binleri bulsun. Ülkemizin bu beladan en az hasarla atlatmasını diliyoruz. Bunun için hükümetin şeffaflaşması ve bu işi ciddiye alması gerekiyor.

Umarım bir an evvel şeffaflaşırlar
Bilgi akışı sadece Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri aracılığıyla. Bir hafta Hamza Dağ bir hafta Yaşar Kırkpınar açıklıyor. Burada bile bir partizanlık söz konusu. Kentin seçilmiş büyükşehir belediye başkanı ve ilçelerde belediye başkanları var vaka sayıları bunlarla paylaşılmalı. Bu, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin işi olmadığını düşünüyorum. Arkadaşlarımızın yeterli şeffaflığı göstermediğine inanıyorum. Bir an evvel umarım şeffaflaşırlar ve kentin paydaşlarıyla bu konuyu paylaşır. Böyle bir niyetin varlığından emin değilim.

Necip abiyi çok severim ama…
Necip abiyi çok severim. Güzelbahçe’den anne tarafı, baba tarafı da Konak’ın Alsancak mahallesinden. İzmirlilikten ne anlattığını anlamış değilim. Onlar gibi aradığımız zaman sağlık il müdürü karşımıza çıkmıyor. Onlarca kez çevre il müdürünü aradık, telefonumuza dönüş tenezzülünde bile bulunmadılar. Hatta geçenlerde Bergama Kaymakamını aramıştım. Karşıma bir tane beyefendi çıktı, hangi partiden dedi.

DEÜ Hastanesi’nde olağanüstü kötü günler geçirdim
Babamın rahatsızlığı dolasıyla çok kötü günler geçirdim. DEÜ Hastanesi’nde olağanüstü kötü günler geçirdim. Kaşıntı nedeniyle babam gitti. Söylemek istemediğim şeyler yaşadım orada. Rektör hanımı aradım, Rektör yardımcısını aradım. Özel kalemleri çıktılar, hangi partiden olduğumu sordular. Böyle bir şey yok. Necip abi nerede yaşıyor, sayın vekilimiz nerede yaşıyor bilmiyorum. Aradığınız bir devlet kurumunda özel kalem müdürlerinin ilk sorduğu soru hangi parti. Milletvekillerinin partisi olmaz. Seçim bölgesi olmaz. Seçildikten sonra Türkiye’nin milletvekilidir. İzmir’de yaşıyoruz. İzmir açısından belki biraz daha hassasız. Ama Türkiye’nin milletvekilleriyiz. Partimiz falan önemli değil. Devleti öyle bir hale getirdi ki memurlar, DEÜ Özel Kalem’inin ne işi var yoksa benim hangi partiden olduğumun, çekiniyor. Necip Bey sanırım başka bir ülkede yaşıyor. Bizim ülkenin gerçeklerinden habersiz diye düşünüyorum.

Rövanşist tavırla…
Genele baktığınızda bir ortak akıldan değil de sadece iktidarın geçen yılki yerel seçim hezimetinden sonra rövanşist tarafıyla CHP’li belediyeleri ötekileştirmek, şeytanlaştırmak isteği içinde. Hatta hatta birtakım terör örgütleriyle ilişkilendirmek isteyecek kadar akıl tutulması içinde, bırakın ortak aklı. Bir akıl tutulması içinde Türkiye’yi yönettiklerini düşünüyorum.

 

Tunç Soyer naif bir belediye başkanı ve…
İzmir’de durum biraz daha farklı. İyi bir büyükşehir belediye başkanı var. Naif kişiliğinden kaynaklı. Mümkün mertebe çatışmadan, kendi işine odaklanıp, bir tek virüse odaklanıyor, Covid 19 virüsüne odaklanıyor, başka virüslere odaklanmıyor. Onların moralini bozmasına izin vermiyor. Güzelbahçe’de belediyenin ekmek dağıtmasını engelledi kaymakamlık. Necip abinin memleketidir orası. Müdahale emesini isterim. Nerede kaldı ortak akılla yönetmek. Bu anlayışla ortak akılla bir şey yönetmek mümkün değil. rövanşist ve kavga penceresinden bakıldığı müddetçe bizim ortak aklı yakalamamız üzülerek söylüyorum mümkün değil.

 

Bilim Kurulu’nda neden TTB yok
Sivil toplumu güçlendirmeden güçlü bir demokrasiden bahsedemezsiniz. Covid 19 dolayısıyla şunu gördük, devlet iktidarın olmayan STK’yı STK olarak görmüyor. Mesela Bilim Kurulu’nda neden Türkiye Tabipler Birliği (TTB) yok. Neden yo? TTB’nin çıkıp insanlara bilgi vereceğini düşündükleri için bu STK’ları yok etmek, engellemek gibi bir gaye içerisinde olduklarını görüyoruz.

 

Umarım bizden çok ciddi şeyler gizlenmiyordur
Ben bu ülkede yaşayan  bir yurttaşım. Devletime ve devletime hükümet etmek isteyen insanlara inanmak istiyorum. Onlara güvenmemiz gerekiyor. Maalesef duyduğumuz şeyler bu güveni sarsacak şeyler. Artık yolu yarıladığımızı düşünüyorum. Umarım öyledir. Umarım bizden çok ciddi şeyler gizlenmiyordur. Bari yolun bundan sonraki kısmında insanlara daha şeffaf şekilde bilgi verip paylaşırlar. Bu süreci daha katılımcı şekilde götürürler umarım.

 

Yerel tohumların kıymeti
İnsanların yaşama düşünme biçimleri değişti. Yatırım yapacakları alanlar değişti insanların. İnsanların iş yapma biçimleri değişecek. İnsanın insana yabancılaşmasından korkuyorum. Umarım sağlıkla ilgili ciddi yatırımlar yapılır bundan sonra. Vakıfların ya da sosyal yardım kuruluşlarının bu araştırmalara ciddi finanslar ayıracağına inanıyorum. Yerel tohumların ne kadar kıymetli olduğunu görmeye başladı insanlar. Küresel ısınmayla ilgili tedbirler artacağına inanıyorum.  Dünyanın soğuması gerektiğine inananlardanım. Hepimiz yaşamımızı daha az görkemli kurmaya odaklanıyoruz. Ben öyle yapıyorum.

 

Kriz önce esnafı vurdu
CHP’li milletvekilleri olarak sırça saraylarda yaşamıyoruz. İnsanların halkın arasında yaşıyoruz. Küçük esnaftan alışveriş yapıyoruz. Bu kriz ilk önce mahallemizdeki esnafı vurdu. Çok kısa süreceğine inanıyorlardı ilk başta. Nisan başında biteceğine inanıyorlardı insanlar. Devletin vereceği krediyle bir ayı götüreceklerine inanıyorlardı. İki gün önce bir esnafa gittim ne yapıyorsun diye. Durumunu iç açıcı görmedim, psikolojisi bozulmuştu karamsardı. Bugün yine gittim bir küçük esnafa. Hayvancılık da yapıyor. Utanmasa ağlayacaktı. Hayvan yetiştiremiyoruz diyor. Yem fiyatlarının korkunç arttığını söylüyor. Yine tarımla ilgili dün tarlada çalışanları sahiplerini ziyaret ettim. Satabilecek miyiz diye ciddi bir kaygı var. Tam bu durumda devletin ortaya çıkması gerekiyor.

 

Gündemlerinde eken biçen, emekli yok
18 yıldır dünyanın bizi kıskandığı bir devlet mekanizmasına sahip isek devleti yönetenler çıkıp insanlara neyi ne şekilde yapacaklarını anlatmalı. Devletin gücü ve kapasitesi bu demeleri gerekirken maalesef böyle bir gündemleri yok. Onların gündeminde eken  biçen, emekli, işinden edilecek insanlar yok. Oysa birkaç adım sonrasını planlamış olmalıydı Türkiye’nin. Geleceğe dair küçülme olacak. Esnaf da küçülmeye gidecek. Fırsat kaçtı bazı sektörlerde bazı sektörlerde de kaçmak üzere. Bunun dışında bir buçuk milyon yeni işsizimiz olacak. Kayıt dışı işsizimiz olacak. SSK’lı kayıtlı olanlardan bir buçuk iki milyonu işsiz olacak. Bir buhran bekliyor bizi. Güçlü devlet olsaydık güçlü önlemler almış olmalıydık. Biz bunu yapamıyoruz. Ekim dikim ayını geçiriyoruz. Ciddi tarım istihdamı yaratabilirdik. Maalesef bugün bir iki hafta içinde bu treni de kaçırmış olacağız. Açlık sınırının altında bir gelecek kurmalarını istiyoruz işçilerden. Onların yüzüne bakacak yüzümüz yok. Onlara işsizlik, açlık sınırının altında gelecek kurmalarını vaat ediyoruz.

 

8 firmaya izin verdiler ve…
Türkiye’nin gündemi önümüzdeki günlerde bu açıklamalarla şekillenecek. Türkiye önlem almaya başladığında koruyucu malzemelerin ihracını yasakladılar. Sonra 4 Nisan’da bunu kayda bağladılar. Belli izinler almak koşuluyla ihracına izin verdiler. Arada 19-20 günlük süreçte bildiğimiz kadarıyla 8 tane firmaya izin verdiler. Maske ihraç etmesine. Sonra baktılar ki bu işlerin altından kalkamayacaklar, maske ihracatını bir kara, ranta dönüştürmenin hayalini kurdular. Bununla ilgili genelge çıkardılar. Maske ve koruyucu ekipman ihraç edenlerin devlete belli sayıda, bir maske DMO’ya hibe etmeleri gerekiyor. Bir tulum ihraç edebilmeleri için bir tulum verirlerse üç tulum ihraç edebilecekler. Senin ülkenin bir şeye ihtiyacı var ise bunu başka ülkelere göndermene, bunu kar ve gelir kapısı görmene karşıyım. Kaldı ki insanlar ülkemizde hala maskelere ulaşamıyorlar. Mesajlar geliyor insanlara, maskeniz geldi alın diye. İnsanlara gizlilik koşullu taahhütname imzalatıyorlar ihracatla ilgili.

 

Bir kata düşürülmesine dikkat etmek gerekir
Çok iyi irdelenmesi gerekiyor. DMO’ya verilecek maske ile ihraç edilecek maskelerin kalitesinin birebir aynı olması gerektiğini düşünüyorum. Üç kattan mamul maskenin bizim insanlarımıza ücretsiz gitmesi için bir kata düşürülüp, Avrupa’daki insanlara üç katlı gitmesini müthiş dikkat etmek gerekiyor. Burada böyle yolsuzluklar yapılacağına dair duyumlarım var. Bunun da önünün alınması gerekiyor.

 

Maske süreci de yönetilemedi
Özgür Özel ciddi tepki koydu. Sonrasında aldıkları karadan geri adım attılar. Türkiye’de ithalatı bloke ettiler. Fakat bizden ses gelince onu gevşettiler. Beş gün on gün ithalatı durdurarak tasarruf etmek değil nisandaki verilerin mayısa sarkması olacaktı. Bunlar kötü niyetli adımlar. Maske süreci de yönetilemedi ve kötü yönetiliyor.

 

Bari bu aylarda kesmeyin
Belediyelerimiz kıt kaynaklarıyla insanlara ücretsiz maske dağıtıyor. Yerel belediyelerimiz de güçlerinin yettiğince yapıyor. Belediyeye toplu ulaşımı yapacaksınız, boş dolu uygulaması yapacaksınız. Ama bunların kullandığı akaryakıttan ÖTV almaya devam edeceksiniz. Bu nasıl süreç yönetim? Belediyeler inanlar aç kalmasın diye sosyal yardım paketleri ve iftariyeler hazırlıyor. Bunlardan KDV almayın. Bu da yok. Hazine paylarını kesiyorsunuz. Bari bu aylarda kesmeyin. CHP’li olan yerlere yardım yapmayın diyor iktidar partisi yetkilisi Üsküdar’da mesela. Akıl tutulması mı dersiniz ne derseniz deyin bugün iktidarın ve yandaşlarının saplandığı nokta bu.

 

Yeni salgın olmazsa kurultay sonbaharda diye düşünüyorum
Türkiye normalleşmeden büyük kurultayımızı yapmamızın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yeni bir salgın dalgası yaşamazsa sonbaharda diye düşünüyorum. Biz uyarılarımızı yapıyoruz hükümete. Ülkemizin ve insanımızın menfaati dışında bir menfaat düşünmüyoruz. İnanarak yapıyoruz.

 

Kirazların toplanması için…
Kiraz üreticilerinin dalda kalan kirazlarının toplanabilmesi için bir gönüllü organizasyon kuracak Tunç Bey. Bunların satış ve pazarlamasıyla da ilgilenecekler. Artvin Arhavi Belediye Başkanı da Arhavi çayı için bir şeyler yapıyor. İnsanlara umut olmaya devam ediyor bizim belediye başkanlarımız. Karşımızda bunu anladığı halde hezeyan içinde olan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

 

Sabah kalkıp aynayı temizlesin, kendini göreceğini düşünüyorum

 

Dayanışmamız gerekirken birtakım siyasi şeylerle karşı karşıyayız. Bunlar da üzüyor bizi. Bir milletvekilimiz var. Sayın Atilla Kaya. Normalde baktığınızda çok yumuşak başlı, hoş bir arkadaşımız. Ama haftalık olağan Tunç Soyer’i karalama kampanyası yapar. Bir tveet atar, hiç kimse ses de çıkarma. Artık  seviye ve üslup olarak artık dayanılamayacak bir noktaya geldi. Bizim de artık buna kayıtsız kalma şansımız yoktu. Benimle ilgili sizin ekranlarınızdan da yaptığı açıklamaları, gülüp geçmek isterdim ama bir cümleyle değinmek isterim. Eğer seviye ve üslup yerlerde durumu arıyorsa, düşük seviye ve üslup arıyorsa, önce sabah kalkıp baktığı aynayı temizlesin. Kendini göreceğini düşünüyorum.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası