
EGE POSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, NEO TV’de yayınlanan Haber Aktif programında Alper Baran Esin’in konuğu oldu. Gündeme dair çok önemli değerlendirmelerde bulunan Karasu; derinleşen ekonomik krizden, yargıdaki siyasallaşmaya, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardan, işçi hakları ve Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecine kadar birçok konuyu bütün ayrıntılarıyla ele aldı.
Karasu'nun açıklamalarının öne çıkan detayları şu şekilde:
CHP örgütlerinin, milletvekillerinin ve genel başkandan en sade üyeye kadar tüm kadroların sürekli sahada olduğunu belirten Karasu, 4 Mayıs itibarıyla başlatılan saha çalışmalarından ciddi verim aldıklarını ifade etti. İktidarın yarattığı yapay gündemlerin vatandaşta bir karşılığı olmadığını vurgulayan Karasu, şunları söyledi:
"İktidarın sahaya, sokağa, pazara çıkacak yüzü kalmamış durumda. Vatandaş artık 'Sandık gelsin, bizi bu iktidardan kurtarın' diyor. Çok ciddi bir ekonomik kriz yaşanıyor ve vatandaş bunu iliklerine kadar hissediyor. Artık bıçak kemiğe dayanmıyor, bıçak kemiği parçalamış gidiyor."
Krizi sadece belli bir kesimin değil; işvereninden işsizine, öğrencisinden ev kadınına, emeklisinden asgari ücretlisine kadar herkesin yaşadığını belirten Karasu, "Sarayda oturanlar ile yandaş belli müteahhitlerin dışında herkes bu ağır ekonomik krizin altında eziliyor. Geçmişte krizler bir ay, üç ay sürer, sonra vatandaş önünü görürdü. Bu kriz 2018'de sistem değişikliğiyle başladı ve sekiz yıldır devam ediyor" dedi.
İktidarın ekonomiye dair bir çözüm önerisi olmadığını savunan CHP'li Karasu, Merkez Bankası'nın doları baskılamak için sürekli rezerv bozdurduğunu ve zarar açıkladığını hatırlattı. Karasu ekonomik tabloyu şu sözlerle özetledi:
· Dolar 60 TL'yi Geçer: "Doları hala baskılayarak bir noktada tutmaya çalışıyorlar. Baskılamasalar, serbest bıraksalar dolar 60 lirayı geçecek. Vatandaştan topladıklarını doları baskılamak için kullanıyorlar."
· Sıcak Para Vurgunu: "Türkiye'ye artık yatırım değil, sıcak para geliyor. Doları belli bir seviyede tuttukları için bu para geliyor, TL'de yüksek faiz alıp dolara çevirerek büyük kazançlar elde ediyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde kazanılamayacak bir parayı kazanıp geri götürüyorlar. Ufak bir krizde de kaçıp gidiyorlar, Amerika'nın İran'a saldırısında bunu gördük."
· Yatırımcı Güven Duymuyor: "1 milyar dolar, 500 milyon dolar yatırım gelmesi için her türlü teşviği, özel imtiyazları veriyorlar ama yatırımcı gelmiyor. Niçin gelsin? Siz tutup Ekrem İmamoğlu'nun 50 yıl önceki malına çökerseniz, hangi hukuka dayandırdığınız belli olmazsa, adaletin, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir ülkeye güven duymayan yatırımcı nasıl gelebilir? Bu ülkeye özel kanunlarla ancak kaynağı belirsiz kara para gelir."

Türkiye'nin dünyada sicili bozuk bir ülke konumuna getirildiğini, vatandaşların vize almakta bile büyük zorluklar yaşadığını ve Somali'nin dahi Türk vatandaşlarından vize istediğini hatırlatan Karasu, yargıdaki siyasallaşmaya dikkat çekti. Uyuşturucu operasyonlarının asıl baronlara değil, sadece göstermelik olarak bazı isimlere yapıldığını, geçmişte Süleyman Soylu döneminde uluslararası çetelerin İstanbul'da cirit attığını ifade etti.
Son dönemde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım başta olmak üzere CHP'li isimlere yönelik yürütülen süreçleri "itibar suikastı" olarak nitelendiren Karasu, çarpıcı iddialarda bulundu:
· İtirafçı Zorlamaları ve Özel Hayat İhlalleri: "Adalet Bakanı çıkıp televizyonlarda 'Muhittin Böcek itirafçı olacak, oğlu olacak, Özkan Yalım olacak' dedi. Bir hafta geçmedi, bu arkadaşlar tüm mal varlıklarına el konulmasıyla tehdit edilerek, aile içi videoları servis edilerek farklı iddialarda bulunmaya zorlandılar. Trollerin medyada yazdığı senaryoları insanlara imzalatmaya çalıştılar ancak yalanları bir bir ortaya çıktı."
· Alakasız Dosyalar: "Derdiniz yolsuzlukla mücadele ise önce ifadeye çağırır, iddianame hazırlar, mahkemede yargılarsınız. Ama hiç alakası olmayan bir fuhuş operasyonu dosyasını alıp bambaşka noktalara çekerek CHP'ye itibar suikastı yapmaya çalışıyorlar."
· Yargıdaki Çeteleşme: "Yargı camiasında hala saygın cumhuriyet savcılarımız ve hakimlerimiz var. Ancak mevcut Adalet Bakanı tarafından kurgulanmış bir yapı, bir çete var. Bu çete senaryo yazıyor, insanları aileleriyle ve mal varlıklarıyla tehdit ediyor. Yarın bu iktidar gittiğinde, Ergenekon savcıları gibi kaçamayacaklar. Türkiye'de itibarlı bir iktidar olacak ve kaçacak delikleri kalmayacak, gelip bağımsız Türk yargısına hesap verecekler."

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 30 yıllık diplomasının iptal edilmek istenmesini "adaylığının önünü kesmek için her yolu deniyorlar" sözleriyle eleştiren Karasu, bu adımları atanların kendi diplomalarının şaibeli olduğunu vurguladı.
Karasu, İBB davasında 14 ay boyunca yaratılmaya çalışılan algının ve yolsuzluk iftiralarının tutmadığını belirterek, "Ekrem İmamoğlu cezaevindeyken, tutuklu yargılanırken toplumun %60'ı bunun siyasi bir operasyon olduğunu söylüyordu" dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına da değinen Karasu şunları ekledi:
· Adaylık ve B Planları: "Şu anda bizim adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'dur. Cumhurbaşkanı adayımızı Silivri zindanlarında tutsak ederek siyasetin dışına itmeye çalışıyorlar. Ancak CHP hiçbir koşulda alternatifsiz değildir. Şartlar elvermezse ikinci, üçüncü, beşinci planlarımız da mevcuttur. 103 yıllık partimizin değişmeyen tek lideri Mustafa Kemal Atatürk'tür."
· Özgür Özel'in Duruşu: "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, 'Başarısız olursam, partimi iktidar yapamazsam siyaseti bırakırım' diyor. Özgür Özel'den de, Ekrem İmamoğlu'ndan da bu kadar korkuyorlar. Hodri meydan, getirin sandığı. Antalya'da onca itibar suikastına rağmen anketlerde CHP %42, AKP %26 çıkıyor."
· AKP'nin İhale Düzeni: "Vatandaş, AKP iktidarı döneminde kendi mahallesindeki, apartmanındaki AKP'lilerin nasıl zenginleştiğini gayet iyi biliyor. Açık ve şeffaf tek bir ihale yapmayan, tüm büyük ihaleleri '21B davet usulüyle' yandaşlarına paylaştıran bir iktidardan bahsediyoruz."
CHP'nin emekten ve işçiden yana bir parti olduğunu, sendikalarla sürekli diyalog halinde olduklarını belirten Karasu, iktidarın grevleri yasakladığını, Çalışma Bakanlığı'nın ise emekçinin değil sermayenin hakkını koruduğunu ifade etti. Karasu, İzmir'de 500 gündür direnen Temel Conta işçisi 16 kadının mücadelesini örnek göstererek, bakanlığın grev kırıcılığı yaptığını savundu.
Belediyelerdeki işçi ve memur eylemlerine de açıklık getiren Karasu, şunları kaydetti:
· Demokratik Ortam: "CHP'li belediyelerde işçinin hakkını araması en doğal hakkıdır. Bunlar sorun değil, demokrasinin güzellikleridir."
· Sosyal Denge Tazminatı (SDS) Sorunu: "Memur sendikalarıyla yaşadığımız SDS sorununun kaynağı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2012'de koyduğu 13.600 TL'lik üst sınırdır. CHP'li belediyeler çalışanına daha iyi ücret vermek için bunu aşıyor (örneğin Buca Belediyesi'nde 37 bin TL). Ancak iktidar belediyelerimize savaş açtığı için Sayıştay geliyor, tutanak tutup belediye başkanlarımıza zimmet çıkarıyor."
· İzmir'de Süreç İyiye Gidiyor: "Biz hiç kimsenin yoksulluk sınırının altında maaş almasını istemiyoruz. Ancak kaynakları kesilen, kredileri onaylanmayan belediyelerin bütçeleri ortada. İzmir'de havuz sorununu %80-90 çözdük. Geçmişe dönük alacaklarla ilgili protokoller yapıldı. Sendikalarla aynı masada buluşabiliyor, iletişim sorunlarımızı aşıyoruz."
· Taşeron İddiaları (İZSU): "Biz bu ülkede taşeronlaşmayı bitiren partiyiz. İZSU Çiğli arıtma tesislerindeki olay bir işten çıkarma süreci değildir. Sadece hizmet alımının daha verimli olup olmayacağına dair bir fizibilite ve rapor çalışması yapılıyor."
İş güvenliği yasalarının kağıt üzerinde kaldığını ve denetimsizliğin büyük bir sorun olduğunu dile getiren Karasu, Hendek'te bir hafta içinde 4 işçinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Soma faciasının yaşanacağını CHP Genel Başkanı'nın 15 gün önceden Meclis'te söylediğini belirten Karasu, Doruk Madencilik örneği üzerinden iktidara yüklendi:
"Bugün Soma'da 27 bin maden işçisi var ve haklarını alamıyorlar. İşveren o kadar hadsizleşmiş ki, emeğinin karşılığını isteyen işçiyi 'vatan hainliği' ile suçluyor. Kütahya'da Doruk Madencilik işçileri Ankara'ya yürüyüp açlık grevi yaptı. Muhatap olan Çalışma ile Enerji Bakanlıkları kaçtı, İçişleri Bakanı olayı çözmek zorunda kaldı. Bu, Türkiye'de devlet kurumlarının içinin nasıl boşaltıldığının en güzel örneğidir."
Açıklamalarını 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı mesajıyla tamamlayan Ulaş Karasu, partisinin kararlılığını şu sözlerle ifade etti:
"Yarın 19 Mayıs. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 107. yıl dönümü. Tüm yurttaşlarımız rahat olsun ki hiçbir şart ve koşul 19 Mayıs 1919'dan daha zor değildir. Bizler o Kuvâ-yi Milliye ruhu ile Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği yolda yürümeye devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'ndan en sade üyesine kadar yürümeye devam etmektedir. Cumhuriyetin son kalesi CHP'dir. Partimiz üzerinde kapatma tartışmaları yaratmaya çalışmak kimsenin haddi ve hakkı değildir. Biz bu ülkenin geleceğine, gençlerine ve Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerine sahip çıkmaya sonuna kadar devam edeceğiz."
Sayfa başına git







