DEVA Partisi İl Başkanı Uygur’dan NEO TV’de çarpıcı açıklamalar; İzmir’de bir yönetim zafiyeti var
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, NEO TV’de İzmir ve ülke gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. İzmir’in yaşam kalitesinde ciddi gerileme yaşandığını savunan Uygur, son yıllarda kentin cazibesini kaybetmeye başladığını söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışını eleştiren Uygur, kent yönetiminde ortak akıl mekanizmasının yeterince işletilmediğini savundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışını eleştiren Uygur, kent yönetiminde ortak akıl mekanizmasının yeterince işletilmediğini savundu. “Alternatif üretmeden yapılan her karar yönetim zafiyetidir” diyen Uygur, bu sürecin kentteki mülkiyet tartışmalarının da fitilini ateşlediğini ileri sürdü. Programın sonunda siyasi kutuplaşmayı eleştiren Uygur, hem iktidar hem muhalefetin zaman zaman “yaptırmam” ve “ben yaparım” anlayışıyla hareket ettiğini savundu. Uygur, “Siyasetçinin görevi kavga etmek değil, kentin yaşam kalitesini yükseltmektir. Ortak akla ihtiyaç var." dedi.
Haberler / Yerel Politika
26 Mart 2026 Perşembe 20:03
PAYLAŞ
EGE POSTASI- DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında Senem Gökdağ’ın sorularını yanıtladı. İzmir’in siyasi kimliğinden ekonomik sorunlara, yerel yönetim anlayışından kentteki yatırım politikalarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Uygur, hem yerel hem ulusal siyasete ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi.
Uygur, DEVA Partisi’nin kuruluşundan bu yana parti içerisinde aktif görev aldığını belirterek, İzmir siyasetinde “üçüncü yol” anlayışını yeniden güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.
“İZMİR SOSYAL DEMOKRAT DEĞİL, DEMOKRAT BİR KENT”
İzmir’in siyasi kimliğine ilişkin tartışmalara değinen Uygur, kentin sıkça yanlış tanımlandığını savundu. İzmir’in yalnızca sosyal demokrat bir şehir olarak görülmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Uygur, şu ifadeleri kullandı:
“İzmir aslında sosyal demokrat bir kent değil, demokrat bir kenttir. Farklı görüşlerin özgürce bir arada yaşayabildiği bir şehirden bahsediyoruz.”
DEVA Partisi’nin merkez siyaseti hedeflediğini vurgulayan Uygur, geçmişte Doğru Yol Partisi ve ANAP çizgisini temsil eden demokrat seçmen tabanının bugün farklı siyasi partilere dağıldığını, kendilerinin ise bu geniş demokrat kitleyi yeniden buluşturmayı amaçladıklarını dile getirdi.
“Sesimizi yükseltmeden sözümüzü yükseltiyoruz” diyen Uygur, nitelikli siyaset anlayışına Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Kent ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde İzmir’in Türkiye’nin ekonomik aynası olduğunu söyleyen Uygur, özellikle üretim sektörlerinde ciddi gerileme yaşandığını belirtti.
Tekstil sektöründe fabrikaların kapanmaya başladığını ifade eden Uygur, birçok yatırımcının üretimi Mısır ve Afrika ülkelerine taşıdığını söyledi. Bu durumun binlerce çalışanın işsiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Uygur, tarım sektöründe de maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini kaydetti.
Artan akaryakıt fiyatlarının üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirten Uygur, “Bir domatesin 200 liraya ulaşabileceği bir sürece gidiyoruz. Bu artık ekonomik değil, yaşamsal bir krizdir” dedi.
“İZMİR ARTIK GÖÇ ALAN DEĞİL, KAÇILAN BİR KENT HALİNE GELDİ”
İzmir’in yaşam kalitesinde ciddi gerileme yaşandığını savunan Uygur, son yıllarda kentin cazibesini kaybetmeye başladığını söyledi.
Geçmişte Türkiye’nin en gözde yerleşim alanlarından biri olarak görülen İzmir’in artık nüfus kaybı yaşayan şehirler arasında gösterildiğini ifade eden Uygur, bunun kendisini derinden üzdüğünü belirtti.
“İzmir Türkiye’nin incisiydi. Bugün insanlar İzmir’den kaçmayı konuşuyorsa burada ciddi bir yönetim sorunu vardır.”
YEREL YÖNETİM ELEŞTİRİSİ: “ORTAK AKIL YERİNE ANİ KARARLAR ALINIYOR”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışını eleştiren Uygur, kent yönetiminde ortak akıl mekanizmasının yeterince işletilmediğini savundu.
Kent hafızasına hâkim danışma kadrolarının eksikliğine dikkat çeken Uygur, deneyimli şehir planlamacıları ve kent yöneticilerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Projelerin çoğu zaman ani kararlarla gündeme geldiğini öne süren Uygur, “Bir gün açıklanan projeler ertesi gün geri çekiliyor. Bu durum İzmir’de yönetim karmaşası yaratıyor” ifadelerini kullandı.
“İZMİR’İN SORUNLARI HÜKÜMETLE İŞ BİRLİĞİ OLMADAN ÇÖZÜLMEZ”
Yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki ilişkilere de değinen Uygur, İzmir’in kronik sorunlarının mevcut belediye bütçeleriyle çözülemeyeceğini belirtti.
Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin mali imkanlarının sınırlı olduğunu söyleyen Uygur, büyük yatırımlar için hükümet destekli finansman modellerinin şart olduğunu ifade etti.
“Siyaset kavga alanı değil, insanların yaşam kalitesini yükseltme alanıdır. Başaranı alkışlar, başaramayanı eleştiririz.”
“KARAR PLANSIZ ALINDI”
Çankaya Katlı Otoparkı’nın kapatılmasını İzmir’deki yönetim sorunlarının başlangıç noktası olarak gördüğünü belirten Uygur, kararın plansız alındığını savundu.
Çankaya Katlı Otoparkı kapatılmadan önce alternatif çözüm üretilmediğini söyleyen Uygur, bunun hem esnafı hem de bölgedeki ekonomik hareketliliği olumsuz etkilediğini ifade etti.
“Alternatif üretmeden yapılan her karar yönetim zafiyetidir” diyen Uygur, bu sürecin kentteki mülkiyet tartışmalarının da fitilini ateşlediğini ileri sürdü.
“KAPATMA BİREYSEL BİR TERCİH”
Uygur, “Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün bir gelirde bir paylaşımı var. Yani o yapı aslında Vakıflar Genel Müdürlüğü ile beraber işletilen bir anlayıştır. Bir tür Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün döner sermayesine akan bir gelir var oradan. Bir sabah bir kalktık, kapatıldı. Önceden esnafa açıklama yok, Kemeraltı’yla ilgili herhangi bir şey yok. Bir toplantı yok. Neler yapılacağıyla ilgili Vakıflar’la bir toplantı yok. Hiçbir şey yok. Yani ortada hiçbir şey yok ama kapatma çok bireysel bir tercih.” dedi.
“GERÇEKTEN BİR YÖNETİM ZAFİYETİ VAR”
Uygur sözlerine şöyle devam etti:
“Ben hatta o dönemde ya tamam eğer kapatacaksan bak senin 296 sokakta ayakkabıcılar sitesinde metruk bir binan var. Hadi oraya çok kısa sürede bir otopark yap. Burayı da yık. Yani önce bir alternatif üret. 3 yıl, 4 yıl Konak Meydanı’nda eski belediyenin arsası boş. Çevirdiler etrafını sanki bir hapishane gibi. Hapishane gibi çevirdiler etrafını. 4 yıldır bir tane memur koydu. Peki Kemeraltı’na gelenler buraya park edebilir belli bir süreliğine. Eğer bir şey kapatıyorsan Kemeraltı’na gelecek vatandaşlarımızı ve oraya gelen esnaflarımızı otopark sorunuyla ilgili ciddi bir alan orası. Eğer yıkacaksan bence de yık. Yani onun altında bence çok ciddi bir tarih yatıyor. Yık ama bir alternatif koy ortaya. Alternatif koymadan bunu yaparsan esnafı da sıkıntıya sokuyorsun. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün gelirini de yok ediyorsun. Yani kim ne derse desin bir taraftan alternatifini üretmeyip bir taraftan kapatıyorsan burada bir yönetim zafiyeti var. Gerçekten bir yönetim zafiyeti var. Bence bu üç taşınmazın el değiştirme ışığını yakan nokta burası. Kimse bunun farkında değil. Buradan İzmir'deki vatandaşlarımızı ve sizin kanalınızla da bunu söyleyeyim. Asıl fitil orada ateşlendi ve bunun nereye gideceği de belli değil. Asıl sıkıntı burada. Yani biz kimisinin meslek edinme kursu alanı dediği geçmişte GEDİZ'in çalışma alanıydı. Geçmişte DGM'nin binasıydı. Şimdi o zaman belediyenin değil miydi buralar? Yani o zaman da envanterinde değil miydi belediyenin? Neden şimdi?”
“İZMİR’İN TARİHİ MİRASI EMANETTİR”
Kentteki tarihi alanlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uygur, vakıf taşınmazları ve eski mülkiyet yapılarının yeterince incelenmediğini söyledi.
İzmir’in geçmişine ait mülkiyet kayıtlarının kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini belirten Uygur, özellikle fuar alanı ve bazı kamu arazileri konusunda ileride hukuki sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
KÖRFEZ VE LİMAN UYARISI: “İZMİR LİMANI KAPASİTESİNİN ÇOK ALTINDA”
İzmir Limanı’nın potansiyelinin yeterince kullanılmadığını söyleyen Uygur, körfezdeki alüvyon birikimi ve altyapı sorunlarının liman kapasitesini ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti.
Yağmur suyu ve kanalizasyon sistemlerinin ayrılmamasının büyük bir çevresel problem yarattığını belirten Uygur, körfez temizliği için merkezi hükümet desteğinin şart olduğunu söyledi.
“İZMİR RANT BASKISI ALTINDA”
İstanbul-İzmir otoyolunun ardından kentte yoğun bir yapılaşma baskısı oluştuğunu savunan Uygur, özellikle kıyı bölgelerinde kontrolsüz betonlaşma riskine dikkat çekti.
İzmir’in doğal ve turistik değerlerinin korunması gerektiğini belirten Uygur, kentin doğru planlama ile Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden biri olabileceğini söyledi.
“İzmir aslında dünyanın Barcelona’sı olabilir. Limanı, tarımı, gastronomisi ve kültürüyle olağanüstü bir potansiyele sahip.”
“SİYASİ KAVGA NEDENİYLE İZMİR KAYBEDİYOR”
Programın sonunda siyasi kutuplaşmayı eleştiren Uygur, hem iktidar hem muhalefetin zaman zaman “yaptırmam” ve “ben yaparım” anlayışıyla hareket ettiğini savundu.
Bu çekişmenin bedelini İzmir’in ödediğini ifade eden Uygur, çözümün uzlaşı kültüründen geçtiğini vurguladı.
“Siyasetçinin görevi kavga etmek değil, kentin yaşam kalitesini yükseltmektir. İzmir hâlâ kurtarılabilir ama bunun için ortak akla ihtiyaç var.”