
EGE POSTASI - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası'nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Babacan, İzmir gündemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
ÖSEN'İN İSTİFA KARARINA GÖNDERME
Geçtiğimiz yılın Nisan ayında DEVA Partisi'nden istifa eden İzmir vekili Seda Kaya Ösen, 19 Mayıs'ta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'ye katılmıştı. Genel Seçimlerde CHP listelerinden meclise giren Ösen açıklamasında görüş ayrılıkları nedeniyle istifa kararı aldığını belirtmiş ve açıklamasında, “Beni siyasete katılmaya ikna eden Sayın Ali Babacan başta olmak üzere, tüm parti kurucularına teşekkür ederim... Adaletin su gibi berrak, refahın ise eşit dağıldığı bir Türkiye hedefiyle yoluma devam edeceğimi kamuoyuna saygıyla duyururum.” ifadelerini kullanmıştı.
Ösen'in istifa kararına ilişkin ilk kez açıklamada bulunan Babacan, "Partimizden ayrılan arkadaşlarımızın arkasından hiç konuşmuyoruz. Ancak ayrılma gerekçelerine katılmıyoruz. İnsani ilişkileri her zaman koruyoruz. Siyaset bugün bu olur yarın başka olur. Parti değiştirme meselesi seçmenlerin değerlendirmesi gereken bir konu. Seçmenler belli beklentilerde oylarını kullanıyor. Türkiye’de oylar verilirken vekilin isminin karşısına değil partinin adına oy kullanılıyor. Seçilenlerin parti değiştirmesiyle alakalı seçmenlerin görmesi lazım” dedi.
Partisinin İzmirde yükselişte olduğunu vurgulayan Babacan, "DEVA Parti’de bayrak yere düşmeden bir başkası alır. İzmir’de İl Başkanımız partimizi güçlü şekilde temsil ediyor. İl başkanımız İzmir’de partimizi güçlü bir şekilde temsil etmektedir. Teşkilatımızın olmadığı ilçelerde de teşkilatımızı kuruyoruz. DEVA Partisi İzmir’de büyüyor güçleniyor” diye konuştu.
"CHP KAPILARINI KAPATTI"
Partisinin ana muhalefete ve iktidara mesafeli durarak ülkeye farklı bir model ortaya koymayı amaçladığını belirten Babacan,
"Özellikle CHP’deki yönetim değişikliği sonrasında parti Türkiye İttifakı konusu üzerinden yürüyor. Aslında CHP şu anda diğer partilerle ittifaka kapıyı kendisi kapatmış durumda. CHP’nin bu kendi kararından bağımsız olarak bir buçuk sene önce ikinci büyük kongremizde Türkiye’nin ihtiyacının ne olduğunu ortaya koyduk. Türkiye iki kutuplu bir siyasete mecbur bırakılamayacak kadar büyük bir ülkedir. Kısır ve dar bir alana hapsolmamalıdır dedik. Türkiye’nin yeni seçeneklere ihtiyacı var dedik. Ve Yeni Yol grubunu kurduk. Bunun önümüzdeki dönemde bir seçim ittifakına dönmesi mümkün mü, mümkün. Farklı iş birliklerine dönmesi de mümkün. Bu birlikteliğin daha farklı partilerle büyümesi de mümkün. Bizim şu an için hedefimiz iktidara da ana muhalefete de mesafeli, Türkiye’nin önüne farklı bir hedef koymak. Bu hedefin Türkiye için gittikçe daha ihtiyaç duyulan ve vatandaşlarımızın da görmek isteyeceği bir model olduğuna eminiz” dedi.
BELEDİYELERE RANT İTTİFAKI ELEŞTİRİSİ
Belediyelere yönelik operasyonlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Babacan, sürecin siyasi yönü olduğuna dair eleştiriler bulunduğunu ancak iddiaların da hukuk çerçevesinde netleşmesi gerektiğini söyledi.
Babacan, “Son yerel seçimlerden sonra iktidar çok farklı yollara gitti. Özellikle doğu ve güneydoğuda seçimlerde kazanamadığı yerleri kayyumla almaya çalıştı. CHP’li belediyelere yönelik ise farklı bir operasyon başladı. Biz usul olarak bunları siyasi operasyonlar olarak görüyoruz ancak işlerin içerisini de bilemiyoruz. İşini temiz yapmaya çalışan başkanlar da vardır, başka şeyler yapanlar da olabilir. Bunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor. İddianameler hazırlanıyor, hukukçu arkadaşlarımız bunu inceliyorlar. Her ne kadar usul açısından yanlış gördüğümüz konular da olsa esası konusunda belediye başkanlarının yüzde yüzü hatasızdır deme durumunda değiliz çünkü bilmiyoruz. Belediyelerin şeffaf çalışması lazım, her zaman hesap vermeye hazır olması lazım. Bu yasal düzenlemeler o kadar net ve açık olmalı ki başkan yasayı gösterip kanunsuzluğu reddedebilsin. Onun için ne yazık ki mesele belediyecilikse parti fark etmiyor. Pek çok belediyenin rant ittifakı yaptığını da biliyoruz. Rant bölüşülecekse muhalefet de iktidar da çok güzel anlaşıyor. Buna karşıyız, yeter ki temiz üretim diyeti olsun. Bu mümkün. Ancak kazanan üç beş sermayedar olsun diyorsa siyasetçiler o zaman İzmir kaybediyor, biz böyle bir modele külliyen karşıyız.”
Babacan'ın açıklamalarında öne çıkan diğer konu başlıkları ise şöyle:
İZMİR'DEKİ TARİHİ YAPILARIN ÖZELLEŞTİRMESİ
Bir şehir tarihi ve kültürü ile topyekun değerlidir. Bir şehri tarihinden ayrı düşünemezsiniz. Tarihi yok ederseniz o şehrin ruhunu yok edersiniz. İzmir bu anlamda en büyük endişeyi taşıyor. Bu şehrin kültürünü taşıyan konularda kararların yerel otoriteler tarafından verilmeli. Bir şehrin kültür mirası Ankara’dan gelen talimatlarla değiştirmek doğru değil. Bugün bu mekan tarihiyle beraber ayakta. Bugün sizlerle burada toplantı yapıyoruz. Eski eserlere böyle bakmak lazım. Tarihi dokuya zarar vermemek lazım. Elektrik Fabrikası’nın yıkılmasına izin vermemek lazım. Restore edip ayakta tutmak lazım. Rantı önceleyen değil şehrin kültürünü önceleyen bir amaçla ele almak lazım.
İZMİR LİMANI'NA DİKKAT ÇEKTİ
Liman’da 2 tane hata var. Birisi Varlık Fonu’nun kendisi. Ben imza atmadığım için Varlık Fonu kurulamamıştı. 2016 Ağustos’ta hızlı bir şekilde varlık fonu yasası çıkardılar. Bu fon aklına geleni yapar ve kimse bir şey yapamaz diyor. Şu an denetleme mekanizması yok. Keyfim böyle istedi aldım, canım istedi sattım diyor. Kim bana hesap sorabilir ki diyor. Bu özetidir ve büyük bir yanlıştır. İzmir Limanı’nın özel sektöre devri ayrı yanlıştır. Özelleştirme yer yer gerekir. Özel sektör yarışma ile daha iyi hizmeti uygun fiyata alır. Özelleştirme gelirinin nereye harcandığı önemlidir. Son 13 yıldır sadece Türkiye’nin borcunun ödenmesinde kullandık. Yüksek bir borç yükü vardı. İsraf değil tersine Türkiye yükünü azaltacak şekilde kullandık. Şu an özelleştirme bütçelerinin nereye harcandığını bilmiyoruz.
“İKTİDAR İZMİR'E İNAT İŞLER YAPIYOR”
Ege’nin incisi İzmir Türkiye’nin çok güzel illerinden birisidir. İktidarın ben bir türlü İzmir’den destek alamıyorum bakışıyla İzmir’le ilgili sıkıntılar çıkarması, İzmir’le ilgili yapıcı destekleyici projelere sıcak bakmaması, İzmir halkına rağmen inadına işler yapması üzücü. Demokrasilerde her kesin desteğini istersiniz verenler olur vermeyenler olur. Ancak iktidar seçildikten sonra ülkeyi yönetmenin gücünü elinde bulunduran herkese adil bir hizmet vermek zorunda. Şehirler arasında adaletle hizmet vermek zorunda. Yıllarca bizim hazine bütçemiz yarım yapmayan bir tutumla yürütüldü. Pek çok belediyenin projesine objektif kriterlerle olacak iş oldu. Bu İzmir için de geçerliydi. İzBB başkanlarının da hazinelerle çok işleri oldu zamanında. Ancak eski başkanlara bir sorun, Ahmet Piriştina da biziz ziyaret etmişti, konuştuk. Şartları anlattık açık ve şeffaf şekilde. O dönemde hiçbir şikayet duymamışsınızdır. Ben hasbelkader bu ülkenin ekonomisinin geçmişte başında olan bir insanım, bütün belediyelere eşit davranılırdı. Ankara hazinenin kurallarına uymamıştı, ona da sert yaptırımlar yapmıştık, o da geldi uydu kurallara. İlçelere doğal gaz ulaşması da çok önemli bir konu. Geçmişte baktık ki başbakan ilçelere söz verdi bu ilçeye doğalgaz getireceğim diye. Arayıp uyarmıştık bu konuyla ilgili. Mevcut iktidar halk desteğini kaybetmeye başladıkça daha büyük yanlışların içine girmeye başladı, bana kim oy verirse ona hizmet veririm demeye başladı. Böyle bir şey yok. Herkese adil eşit hizmeti vermek zorundasınız. Aksi takdirde bu yönetim eşit ve adil olmaz. İnsanları da bu eşitsizliğin haksızlığın içine sürüklemiş olursunuz.
"İZMİR TAMAMEN BETON YIĞINI"
İzmir tamamen beton yığınına dönüştü. İnsanların nefes alabilecekleri yer yok. Deprem alanları için özel bir çalışma gerekiyor. Ama rant buna izin verilmiyor. Bu projeyi doğru bulmuyoruz. Yakından takip ediyoruz” dedi.
Deva Partisi İl Başkanı Mehmet Aybar Uygur ise şunları söyledi
“Tarihi alanlarda kötü sürece gidiyoruz. Buca de yeşil alan kalmadı. Yasalar bu konuda açık. Her türlü yasal alan varken kapalı kapılar alanlarda protokol yapılıyor. Bu alanlar miras değil emanettir. DEVA partisi olarak hukuksal ve toplumsal anlamda çaba içerisindeyiz."
Sayfa başına git







