
ŞİLAN KOCADAĞ/EGEPOSTASI - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, üç gün sürecek İzmir programı kapsamında kentte yoğun bir mesaiye başladı. Dervişoğlu İzmir programının ilk gününde İYİ Parti İzmir İl Başkanlığını ziyaret ederek basın mensuplarıyla bir araya geldi.
“TÜRKİYE BUGÜN BORÇLA AYAKTA KALMAYA ÇALIŞAN BİR ÜLKE!”
Genel siyasetten İzmir gündemine kadar pek çok konuda kritik açıklamalar yapan Dervişoğlu, “Yaptığımız ziyaretlerde, grup toplantılarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarında ve il ziyaretlerinde Türkiye'nin gerçek gündemini kamuoyunun dikkatine sunmaya çaba sarf ediyoruz ama hala yapay gündemlerle uğraşıldığına, uğraşıldığına da şahit oluyoruz. Son derece ciddi bir işsizlik problemiyle karşı karşıyayız. Geniş tanımlı işsizlik on milyonu aşmış durumda ve istihdam her geçen gün azalıyor, küçülüyor. Vatandaş kredi ve icra kıskacında yaşam mücadelesi veriyor. Fabrikalar kapanıyor; bugün gitseniz satılık fabrika deseniz, Türkiye'nin her yerinde büyük illerin büyük organize sanayi bölgelerinde satılık ve kiralık fabrika ilanlarına rastlıyorsunuz. Türkiye bugün üreten değil, borçla hayatta kalmaya çalışan bir Türkiye'ye dönüştürülmüş durumda. Maaşlar eriyor her geçen gün, hayat pahalılığı da artıyor. Gençler diplomayla işe değil, umutsuzluk sarmalına sürükleniyorlar. Eskiden yatırım için kredi aranır ve alınırdı, bugün insanlar ay sonunu getirmek için borçlanıyorlar. İktidar haklı biliyorsunuz rakamlar anlatıyor, istatistikler veriyor ama millet ise pazarda, mutfakta, icra kapısında gerçekleri yaşıyor” dedi.

“İKTİDAR SONUÇLARLA DEĞİL SLOGANLARLA MEŞGUL”
İYİ Parti'nin temel yaklaşımının üretimi, emeği ve alın terini yeniden ayağa kaldırmaya yönelik olduğunu belirten Dervişoğlu, “Aile, konut ve gençlerin yaşadığı kriz herkesin malumu; gençler evlenemiyorlar, evlilik yaşı çok yükseldi. Nüfus çoğalma oranı her geçen gün düşüyor, konut kiraları, fiyatları hayatı kilitlemiş durumda. Kreş, okul, güvenlik, eğitim maliyetleri aileleri eziyor. İktidar sonuçlarla değil, sloganlarla meşgul. Bugün mesele sadece ekonomi de değil, milletin aile kurabilme meselesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu normal bir düzen değil. Yani bununla başa çıkılması gerekiyor. Gençler yuva kurmaktan, aile kurmaktan, çocuk sahibi olmaktan, geçinememekten korkar hale gelmiş. Gençler büyük sıkıntılarla karşı karşıya. Geleceklerini, istedikleri tahsili yapmış olmalarına, iyi bir eğitim almalarına rağmen kendi geleceklerini yurt dışında aramaya başlamışlar. Kreş masrafı asgari ücretin neredeyse yarısını aşmış durumda. İYİ Parti, gençlerin yeniden umut yeşertebildiği, ev alabildiği, çocuk yetiştirebileceği bir Türkiye'nin hayalini kuruyor” ifadelerini kullandı.
“TARLAYI BOŞ BIRAKAN YANLIŞ EKONOMİ YÖNETİMİ”
Tarımın kötü durumda olduğunun altını çizen Dervişoğlu, “Üretim azalmış ve kırsaldaki hayat yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya. Çiftçi üretimden çekiliyor. Gübre ve maliyet artışları üretimi vuruyor, köyler boşalıyor ve girdi maliyetleri çok yüksek. Tarım arazileri de madenciliğe açılıyor. Türkiye gıdada dışarıya bağımlı olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor. Tarlayı boş bırakan aslında bakarsanız çiftçi değil, yanlış üretim yönetimi, ekonomi yönetimi. Köylünün toprağına sahip çıkamayan devlet, elbette ki gıda güvenliğini de koruyamayacak hale gelir. Türkiye'nin yeniden kalkınması, büyükşehirlerdeki ranttan değil, Anadolu'daki üretimden geçer. İYİ Parti'nin hedefi; ithalata mahkum değil, kendi kendine yeten Türkiye” diye konuştu.
“RAKİBİNİ ENTRİKAYLA SUSTURAN ANLAYIŞ DEMOKRASİ DEĞİL OTOKRASİDİR”
Yargı adaletsizliği ve vergi dilimlerindeki yanlışlıklar yüzünden emekçilerin ezilmesi durumunun söz konusu olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Vergi yükü çalışanın ve ücreticinin sırtına bindirilmiş durumda. Türkiye'de tahsil edilen verginin ayrıca üçte ikisi dolaylı vergilerden oluşuyor. Maaş zamları da vergi dilimlerinde eriyor. Bordrolu çalışanlar bu vesileyle de cezalandırılmış oluyorlar. Bu durumdan, bu mevcut sistemden hem işçi memnun değil hem de işveren memnun değil. Bu ülkede maaş artıyor gibi görünüyor ama vatandaşın cebine girmeden maaş artışları, vergi dilimlerindeki o yanlış uygulamalar yüzünden vergiyle geri alınıyor. Vergi sistemi dolayısıyla adalet üretmiyor, çalışanı cezalandırıyor.
Alın terinden değil, ranttan ve haksız kazançtan vergi alınması gerektiğine inanıyoruz. İYİ Parti emeğin korunduğu, ücreticinin ezilmediği, adil bir vergi sisteminin inşa edilmesinden yana politikalar geliştirmeye çalışıyor.
Rejimde de son derece ciddi krizler yaşanıyor. Türkiye'de hemen her vatandaş hukuk ve demokrasi krizinden bahsediyor. Yeni anayasa tartışmaları yetkiyi daha da merkezileştirme amacı taşıyor. Muhalefet üzerinde son derece ciddi bir baskı oluşturulmaya, şantaj mekanizması devreye sokulmaya çalışılıyor. Yargı siyasetin aracı haline getiriliyor. Demokrasi rekabet sistemi değil, bir kontrol sistemi haline dönüştürülmek isteniyor. Türkiye'nin sorunu anayasa eksikliği değil aslına bakarsanız, adalet eksikliğidir. Devlet şahısların değil milletin devleti olmalıdır. Rakibini yargıyla susturan anlayış; entrikayla, şantajla, kasetle, tehditle susturmaya çalışan anlayış demokrasi değil, otokrasidir. Çok pis emarelere rastlıyoruz, bazı duyumlar da alıyoruz. Bütün bu olumsuzluklar aslında siyasetin de itibarına halel getirecek mahiyet arz ediyor. Siyasetin de namusunu savunma durumunda olduğumuz gibi ciddi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzun kamuoyuyla paylaşımını gerçekleştirdim. Devlet şahısların devleti değil milletin devleti olmalıdır. Millet iradesi sandıkta belirlenmeli, millet iradesini sarayda belirlenen bir iradeye şayet dönüştürürseniz o zaman ülkede demokrasi de tartışma konusu olur. İyi Parti olarak biz güçlü liderlik değil, güçlü hukuk sistemi isteyenlerin, güçlü hukuk isteyenlerin partisi olmaya devam edeceğiz” dedi.
“MİLLET KEMER SIKARKEN BİR KESİM ZENGİNLEŞİYOR”
“Üretenin değil, ayrıcalıklı olanın kazandığı düzen vatandaş tarafından reddedilmeli” diyen Dervişoğlu, “Millet kemer sıkarken bir avuç ayrıcalıklı kesim zenginleştiriliyor. Düzen de üreticiyi değil, yandaşı koruyan bir düzene dönüşüyor. Sarayda israf büyürken vatandaş evine ekmek götürmenin hesabını yapıyor. İYİ Parti olarak milletin kaynağını millete harcayan bir devlet mekanizmasının inşa edilmesi gerekliliğine inanıyoruz ve Türkiye'nin ihtiyacının ayrıcalık değil, adalet olduğunu bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜRK MİLLETİ TERÖR ÖRGÜTÜ BAŞINA GÖRE ŞEKİLLENEMEZ!”
Terörle mücadele ve çözüm süreciyle ilgili konuşan Dervişoğlu, “En başından beri eleştirilerimi kamuoyuyla paylaşıyorum. Terör örgütüyle yeniden müzakere zemini oluştuğuna dair hâkim kanaat var toplumda. Abdullah Öcalan denen caninin hem siyasi hem de statüye dayalı bir rol arayışı içinde olmasına vatandaşlarımız tepki gösteriyor. Ben de vatandaşın tepkisini hem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hem de yaptığım il ziyaretlerinde ifade etmeye çaba sarf ediyorum. Ve tüm bunları söylerken de en başından beri ifade ettiğim milliyetçi reflekslerimizle aslında bakarsanız Türkiye için yapılması gereken ya da Türkiye için atılması gereken doğru adımlara işaret ederek bunları gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Türk milletinin geleceği terör örgütünün ya da terör örgütü başının hamlelerine göre şekillenemez. Devlet teröristle müzakere eden değil, milletin hukukunu koruyan bir mekanizmadır, organizmadır. Herhangi bir vesayetin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada mesele siyaset değil, Türkiye'nin egemenlik meselesidir. Türkiye'nin asıl gündemi kendini pazarda, sokakta, işte fırında, kasapta hissettirir hale geliyor. Bunlar yaşanırken de bir yandan hukuk krizi yaşıyor, hukuk yasaları zayıflatıyor. Adalet tartışılır hale geliyor. Adaletin tartışılır hale gelmesi ve zedelenmesi toplumda bütün meseleleri de zedeler hale getiriliyor. Kurumlar şahsileştiriliyor, demokrasi liyakatten uzaklaştırılıyor. Milletin gerçek gündemi de yapay gündemlerin arasında yok edilmeye çalışılıyor. Diğer taraftan Türkiye'nin milli ve cumhuriyetin temel değerleri üzerine yürütülen yanlış politikalar millet vicdanında derin tahribatlar oluşturmaya devam ediyor” ifadelerine yer verdi.
“MÜCADELEMİZ MİLLETİN EMEĞİNİ KORUMA MÜCADELESİDİR”
Dervişoğlu, “Hür milletin huzurunda, güvenli de aslında bakarsanız, bu kabil pazarlıklara kurban edilmeyecek kadar önemli bir süreci bunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama her ne yaparsak yapalım bu alanda İYİ Parti'nin bugün ortaya koyduğu çizgi ne kadar net olursa olsun birtakım eleştirilerin de doğal olarak muhatabı oluyoruz. Çünkü gerçekleri konuşmak bugünlerde çok kolay bir iş değil. Özden bir ekonomi, adil bir vergi sistemi, güçlü bir hukuk düzeni, liyakatli bir devlet anlayışı, teröre karşı tavizsiz duruş ve millet iradesini esas alan bir demokratik yönetim arzuluyoruz. Yani bütün mücadelemiz aslına bakarsanız milletin alın terini ve emeğini koruma mücadelesidir. Gençlerin yeniden umut yeşertebildiği, ailelerin geleceğe güvenle bakabildiği, çiftçinin toprağını terk etmediği, emekçinin de hakkını alabildiği ve ürettiği bir Türkiye hayal ediyoruz. Ve her gittiğim yerde söylüyorum; bütün bunları gerçekleştirebilmek için Türkiye'nin insan kaynağı başta olmak üzere elverişli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiriyorum. Ve bu çerçevede de Türkiye'nin kimseye mecbur ve mahkûm olmadığını, çaresiz olmadığını, sahipsiz olmadığını da her fırsatta ifade ediyorum. Doğru yönetimle ve millet merkezli bir anlayışla Türkiye'yi ayağa kaldırmaya talip olduğumuzu İzmirlilerle de aziz milletimizle de buradan paylaşıyorum” dedi.
“İZMİR’DEKİ RANT ALANLARI İKTİDARIN İŞTAHINI KABARTIYOR!”
Son olarak İzmir’in sorunlarına değinen Dervişoğlu, “Kemeraltı’nın sorunları yeni değil. Çeşme projesi, İnciraltı projesi yeni değil. Ama şimdi bizim yapmaya çalıştırdığımız şeyin çok doğru anlaşılmasını arzu ediyorum. Yani İzmir'in elbette ki önemli sorunları var. İzmir'in son derece ciddi trafik sorunları, İzmir'in son derece ciddi altyapı problemleri var, son derece ciddi. Türkiye'nin her yerinde yaşanan büyük sorunlar İzmir'de ziyadesiyle hissediliyor. Burda son derece ciddi bir güvenlik sorunu da var. Dolayısıyla İzmir'in bir de rant alanları var, bu iktidarın iştahını kabartıyor. Dolayısıyla bütün bunlarda son derece dikkatli davranmak gibi bir sorumluluğu taşıyorum siyaseten. Bakın ben onun için söylüyorum; sorunlar var, büyük sorunlar var, işte orta dereceli sorunlar var, bunların çözümü siyaset mekanizmasının içinde aranmalı. Ama bugünün vasatına baktığınızda, siyasi partilerin ve siyasi şahsiyetlerin vatandaşın gözünde itibar kaybettiği bir süreçteyiz. Aynı sancıyı medya da yaşıyor. Siyasete güvenmiyor, adalete güvenmiyor, medyaya güvenmiyor. O zaman ne yapacağız?" dedi.
Sayfa başına git







