Ege Postası
Geri

Dervişoğlu’ndan dikkat çeken mesajlar: ‘Transferler tek merkezden yönetiliyor’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin “İhanete Karşı Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Milletvekili transferlerinin “tek bir merkezden yönetildiğini” kaydeden Dervişoğlu, İYİ Parti’den muhalefet partilerine yapılan transferlerle, yarın ana muhalefetten belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamlelerin bugünden meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Dervişoğlu, “Yarın size yapılacakları meşrulaştırmak için bugün bunlar yaptırılıyor” dedi. İYİ Parti’den ana muhalefete ve diğer muhalefet partilerine yapılan milletvekili transferlerinin, ilerleyen dönemde bu partilerden belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamleleri meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını belirten Dervişoğlu, İYİ Parti’den milletvekili alınarak bugün muhalefete yapılanların, yarın aynı yöntem kendilerine uygulandığında itiraz etmelerini zorlaştıracağını söyledi.
Dervişoğlu’ndan dikkat çeken mesajlar: ‘Transferler tek merkezden yönetiliyor’
Haberler / Politika
19 Ağustos 2026 Çarşamba 09:05
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

İktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği yeni açılım sürecine başından bu yana karşı çıkan İYİ Parti, “çerçeve yasanın” TBMM’den geçmesinin ardından tepkisini bu kez Balıkesir’den yükseltti. Çerçeve yasa görüşmeleri sırasında hem TBMM komisyonunda hem de Genel Kurul’da düzenlemeye sert tepki gösteren İYİ Parti, “İhanete Karşı Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisini Kuvayı Milliye’nin simge kentlerinden Balıkesir’de gerçekleştirdi.

Mitingin ardından gazetecilerle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Partisinden yaşanan milletvekili transferlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, isim vermeden Aydın milletvekili Ömer Karakaş’ın AK Parti’ye transferine işaret ederek “Bu sefer bambaşka bir durum var. Bir gün Meclis’te konuşuyorsunuz, ertesi gün başka bir teklife kendinizi kaptırıyorsunuz” dedi.

İYİ Parti’nin doğru bir iş yaptığı her dönemde parti içerisinde çözülme yaşandığı algısının yaratılmak istendiğini ifade eden Dervişoğlu, “Biz ne zaman doğru bir iş yapsak, daha ilk anda sanki bir çözülme yaşanmış hissiyatı oluşturulmaya çalışılıyor. Partinin kurumsal anlamda kendine gelmesini sağlamak gibi bir zorunluluğumuz var” ifadelerini kullandı.

ASIL TEHLİKE SİSTEMİN GÖRÜLMEMESİ

Dervişoğlu, tüm bu tartışmalar içerisinde esas meselenin gözden kaçırıldığını savunarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne işaret etti. “Böyle böyle sistemin bütününü gözden kaçırıyoruz. Benim asıl endişe duyduğum mesele de bu. Sistemden kastım Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bu sistemin siyaset üzerindeki etkisidir” diyen Dervişoğlu, siyasete güvenin kaybedilmesinin yaratabileceği sonuçlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Vatandaş siyasete olan umudunu kaybeder, siyaseti ve siyasetçiyi tamamen aşağılamaya başlarsa kendi sorunlarını çözmek için kime başvuracak? ‘Bu sorunu ben çözerim’ diyen başka aktörler ortaya çıkarsa vatandaşın onlara destek olmaktan başka seçeneği kalır mı?” Geçmiş dönemlerde de toplumun siyasetle bağını zayıflatmak için bazı yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Dervişoğlu, bugün yaşanan milletvekili transferlerini de bu çerçevede değerlendirdiğini söyledi.

BİZİ SÜREKLİ İTTİFAKA ZORLUYORLAR

Dervişoğlu, mevcut sistem içerisinde ittifakı zorunlu hâle getiren tek alanın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirtti. “Bu ülkede ittifakı gerekli kılan tek alan, sistemden kaynaklı olarak Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bir siyasi partinin seçim barajını aşması için ittifak yapması artık zorunlu değil” diyen Dervişoğlu, erken seçim veya baraj kaygısı olması hâlinde partilerin oturup konuşabileceğini ancak bugün Türkiye’nin önünde bir seçim bulunmadığını söyledi.

Dervişoğlu, “Erken seçim kaygımız varsa, baraj kaygımız varsa veya yakın zamanda seçim olacağına dair bir beklentimiz varsa oturup konuşabiliriz. Ama Türkiye’de şu anda seçim yok. Buna rağmen genel başkan olduğum günden beri bizi sürekli birileriyle yan yana getirmeye çalışıyorlar” dedi. Bunun “bir siyaset mühendisliği” olduğunu savunan Dervişoğlu, aynı zamanda siyasi partilerin cepheleşmeye zorlandığını belirtti.

YALNIZCA MİLLİYETÇİ REFLEKSLERLE KONUŞMUYORUM

Yeni açılım sürecine ilişkin görüşlerini de anlatan Dervişoğlu, sürecin gündeme geldiği ilk andan itibaren iktidara “Gelin, anlatın” çağrısında bulunduğunu söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin “İhanete Karşı Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Milletvekili transferlerinin “tek bir merkezden yönetildiğini” kaydeden Dervişoğlu, İYİ Parti’den muhalefet partilerine yapılan transferlerle, yarın ana muhalefetten belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamlelerin bugünden meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Dervişoğlu, “Yarın size yapılacakları meşrulaştırmak için bugün bunlar yaptırılıyor” dedi. İYİ Parti’den ana muhalefete ve diğer muhalefet partilerine yapılan milletvekili transferlerinin, ilerleyen dönemde bu partilerden belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamleleri meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını belirten Dervişoğlu, İYİ Parti’den milletvekili alınarak bugün muhalefete yapılanların, yarın aynı yöntem kendilerine uygulandığında itiraz etmelerini zorlaştıracağını söyledi.

İYİ Parti’nin doğru bir iş yaptığı her dönemde parti içerisinde çözülme yaşandığı algısının yaratılmak istendiğini ifade eden Dervişoğlu, “Biz ne zaman doğru bir iş yapsak, daha ilk anda sanki bir çözülme yaşanmış hissiyatı oluşturulmaya çalışılıyor. Partinin kurumsal anlamda kendine gelmesini sağlamak gibi bir zorunluluğumuz var” ifadelerini kullandı.

‘ASIL TEHLİKE SİSTEMİN GÖRÜLMEMESİ’

Dervişoğlu, tüm bu tartışmalar içerisinde esas meselenin gözden kaçırıldığını savunarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne işaret etti. “Böyle böyle sistemin bütününü gözden kaçırıyoruz. Benim asıl endişe duyduğum mesele de bu. Sistemden kastım Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bu sistemin siyaset üzerindeki etkisidir” diyen Dervişoğlu, siyasete güvenin kaybedilmesinin yaratabileceği sonuçlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Eviniz de içiniz de ferah olsunSamsung

“Vatandaş siyasete olan umudunu kaybeder, siyaseti ve siyasetçiyi tamamen aşağılamaya başlarsa kendi sorunlarını çözmek için kime başvuracak? ‘Bu sorunu ben çözerim’ diyen başka aktörler ortaya çıkarsa vatandaşın onlara destek olmaktan başka seçeneği kalır mı?” Geçmiş dönemlerde de toplumun siyasetle bağını zayıflatmak için bazı yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Dervişoğlu, bugün yaşanan milletvekili transferlerini de bu çerçevede değerlendirdiğini söyledi.

‘BİZİ SÜREKLİ İTTİFAKA ZORLUYORLAR’

Dervişoğlu, mevcut sistem içerisinde ittifakı zorunlu hâle getiren tek alanın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirtti. “Bu ülkede ittifakı gerekli kılan tek alan, sistemden kaynaklı olarak Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bir siyasi partinin seçim barajını aşması için ittifak yapması artık zorunlu değil” diyen Dervişoğlu, erken seçim veya baraj kaygısı olması hâlinde partilerin oturup konuşabileceğini ancak bugün Türkiye’nin önünde bir seçim bulunmadığını söyledi.

Dervişoğlu, “Erken seçim kaygımız varsa, baraj kaygımız varsa veya yakın zamanda seçim olacağına dair bir beklentimiz varsa oturup konuşabiliriz. Ama Türkiye’de şu anda seçim yok. Buna rağmen genel başkan olduğum günden beri bizi sürekli birileriyle yan yana getirmeye çalışıyorlar” dedi. Bunun “bir siyaset mühendisliği” olduğunu savunan Dervişoğlu, aynı zamanda siyasi partilerin cepheleşmeye zorlandığını belirtti.

‘YALNIZCA MİLLİYETÇİ REFLEKSLERLE KONUŞMUYORUM’

Yeni açılım sürecine ilişkin görüşlerini de anlatan Dervişoğlu, sürecin gündeme geldiği ilk andan itibaren iktidara “Gelin, anlatın” çağrısında bulunduğunu söyledi. Dervişoğlu, “Bu konuda yalnızca milliyetçi reflekslerle konuşmuyorum” dedi. Türkiye’nin yaklaşık 50 yıldır karşı karşıya bulunduğu bir sorunun çözümünden söz ediliyorsa, çözümün referanslarının sağlam olması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın sürecin merkezine yerleştirilmesine karşı çıktı. Dervişoğlu, “Siz meseleyi, ‘Abdullah Öcalan Meclis kürsüsüne gelsin, konuşsun ve onun iradesi doğrultusunda bir çözüm yolu bulunsun’ anlayışıyla ele alırsanız, bunu bugün topluma kabul ettirdiğinizi zannedebilirsiniz ama yarın kabul ettiremezsiniz”  dedi.

ÖRGÜTÜN ADININ DEĞİŞMESİ, TEHDİTİ ORTADAN KALDIRMIYOR

Karşı tarafa sunulan teklifin içeriğinde de ciddi belirsizlikler olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Altı ay içinde başvurursanız ve istihbari değerlendirmelerden geçirilirseniz size bazı haklar tanıyabiliriz” denildiğini aktardı. Ancak bu hakların tanınıp tanınmayacağına yine devletin ve ilgili kurumların karar vereceğinin belirtildiğini kaydeden Dervişoğlu, bu kadar belirsiz bir teklifin gerçek bir silahsızlanma ve toplumsal barış süreci oluşturup oluşturamayacağının tartışmalı olduğunu söyledi. Örgütün hedeflerinden vazgeçmediğinin, yalnızca yöntem değiştirdiğinin açıkça söylendiği bir ortamda bu düzenlemelere itiraz edilmesi gerektiğini ifade etti.

Gazetecilerin “Siz esas olarak uygulamaya mı itiraz ediyorsunuz, yoksa çerçeve yasanın içeriği de itiraz edeceğiniz nitelikte mi?” sorusuna yanıt veren Dervişoğlu, yasanın Millî Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmesi ve ilgili kurumların güvenlik raporları dikkate alınarak hazırlanacak olması hâlinde ciddi bir çelişkinin bulunduğunu söyledi. MGK’de dış politika, terörle mücadele, adalet ve güvenlik kurumlarının temsil edildiği bir yapı bulunduğunu belirten Dervişoğlu, bu kurumların PKK ve KCK’yi hâlâ silahlı bir tehdit olarak değerlendirdiğini söyledi.

Örgütün ilk kez isim değiştirmediğine dikkat çeken Dervişoğlu, Suriye’de YPG veya PYD, Irak’ta başka bir yapılanma, İran’da PJAK adıyla faaliyet gösterildiğini, Türkiye’de de geçmişte KADEK ve Kongra-Gel gibi farklı isimlerin kullanıldığını ifade etti.

Dervişoğlu, yalnızca örgütün adının veya kullandığı tabelanın değişmesinin tehdidin ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini söyledi.

MUHALEFETE SÜREÇ ELEŞTİRİSİ

Muhalefet partilerinin sürece yaklaşımına ilişkin soruya yanıt veren Dervişoğlu, partilerin stratejik davranıp davranmadığını bilmediğini söyledi. “Siyasetin hedefi iktidara gelmek değil midir? En azından biz öyle görüyoruz” diyen Dervişoğlu, süreçle ilgili gördüğü tehlikeleri diğer muhalefet partilerinin temsilcilerine de açık biçimde anlattığını belirtti.

Dervişoğlu, “Bir muhalefet partisinin başka bir muhalefet partisinden milletvekili transfer etmesinin muhalefete ne faydası var?” diye sordu. “Başkası olsa feryat figan eder, ilişkisini tamamen keserdi” diyen Dervişoğlu, buna rağmen muhalefetin toplam gücüne zarar vermek istemediğini söyledi.

Dervişoğlu, “Bozgunculukla anılmak ve tarihe öyle geçmek istemiyorum. Kişisel zaaflardan veya yanlış siyasi stratejilerden kaynaklanan hataları da gereğinden fazla büyütmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin “İhanete Karşı Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Milletvekili transferlerinin “tek bir merkezden yönetildiğini” kaydeden Dervişoğlu, İYİ Parti’den muhalefet partilerine yapılan transferlerle, yarın ana muhalefetten belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamlelerin bugünden meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Dervişoğlu, “Yarın size yapılacakları meşrulaştırmak için bugün bunlar yaptırılıyor” dedi. İYİ Parti’den ana muhalefete ve diğer muhalefet partilerine yapılan milletvekili transferlerinin, ilerleyen dönemde bu partilerden belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamleleri meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını belirten Dervişoğlu, İYİ Parti’den milletvekili alınarak bugün muhalefete yapılanların, yarın aynı yöntem kendilerine uygulandığında itiraz etmelerini zorlaştıracağını söyledi.

102 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en güvenilir gazetesi. Tıkla ve favori kaynaklarına ekle

İktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği yeni açılım sürecine başından bu yana karşı çıkan İYİ Parti, “çerçeve yasanın” TBMM’den geçmesinin ardından tepkisini bu kez Balıkesir’den yükseltti. Çerçeve yasa görüşmeleri sırasında hem TBMM komisyonunda hem de Genel Kurul’da düzenlemeye sert tepki gösteren İYİ Parti, “İhanete Karşı Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisini Kuvayı Milliye’nin simge kentlerinden Balıkesir’de gerçekleştirdi. Mitingi gazetemiz Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ve muhabirimiz Merve Kılıç takip etti.

Mitingin ardından gazetecilerle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Partisinden yaşanan milletvekili transferlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, isim vermeden Aydın milletvekili Ömer Karakaş’ın AKP’ye transferine işaret ederek “Bu sefer bambaşka bir durum var. Bir gün Meclis’te konuşuyorsunuz, ertesi gün başka bir teklife kendinizi kaptırıyorsunuz” dedi.

Dervişoğlu, “Ben hep şunu söylüyorum: Milletin yüzüne bakamayacak hâle gelirsen, evde çoluğun çocuğun senin hakkında ne düşündüğünü sorgularsan ya da aynaya bakarken zorlanırsan, bunun siyasi bir karşılığı olur.”

İYİ Parti’nin doğru bir iş yaptığı her dönemde parti içerisinde çözülme yaşandığı algısının yaratılmak istendiğini ifade eden Dervişoğlu, “Biz ne zaman doğru bir iş yapsak, daha ilk anda sanki bir çözülme yaşanmış hissiyatı oluşturulmaya çalışılıyor. Partinin kurumsal anlamda kendine gelmesini sağlamak gibi bir zorunluluğumuz var” ifadelerini kullandı.

ASIL TEHLİKE SİSTEMİN GÖRÜLMEMESİ

Dervişoğlu, tüm bu tartışmalar içerisinde esas meselenin gözden kaçırıldığını savunarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne işaret etti. “Böyle böyle sistemin bütününü gözden kaçırıyoruz. Benim asıl endişe duyduğum mesele de bu. Sistemden kastım Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bu sistemin siyaset üzerindeki etkisidir” diyen Dervişoğlu, siyasete güvenin kaybedilmesinin yaratabileceği sonuçlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Eviniz de içiniz de ferah olsunSamsung

“Vatandaş siyasete olan umudunu kaybeder, siyaseti ve siyasetçiyi tamamen aşağılamaya başlarsa kendi sorunlarını çözmek için kime başvuracak? ‘Bu sorunu ben çözerim’ diyen başka aktörler ortaya çıkarsa vatandaşın onlara destek olmaktan başka seçeneği kalır mı?” Geçmiş dönemlerde de toplumun siyasetle bağını zayıflatmak için bazı yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Dervişoğlu, bugün yaşanan milletvekili transferlerini de bu çerçevede değerlendirdiğini söyledi.

BİZİ SÜREKLİ İTTİFAKA ZORLUYORLAR

Dervişoğlu, mevcut sistem içerisinde ittifakı zorunlu hâle getiren tek alanın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirtti. “Bu ülkede ittifakı gerekli kılan tek alan, sistemden kaynaklı olarak Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bir siyasi partinin seçim barajını aşması için ittifak yapması artık zorunlu değil” diyen Dervişoğlu, erken seçim veya baraj kaygısı olması hâlinde partilerin oturup konuşabileceğini ancak bugün Türkiye’nin önünde bir seçim bulunmadığını söyledi.

Dervişoğlu, “Erken seçim kaygımız varsa, baraj kaygımız varsa veya yakın zamanda seçim olacağına dair bir beklentimiz varsa oturup konuşabiliriz. Ama Türkiye’de şu anda seçim yok. Buna rağmen genel başkan olduğum günden beri bizi sürekli birileriyle yan yana getirmeye çalışıyorlar” dedi. Bunun “bir siyaset mühendisliği” olduğunu savunan Dervişoğlu, aynı zamanda siyasi partilerin cepheleşmeye zorlandığını belirtti.

YALNIZCA MİLLİYETÇİ REFLEKSLERLE KONUŞMUYORUM

Yeni açılım sürecine ilişkin görüşlerini de anlatan Dervişoğlu, sürecin gündeme geldiği ilk andan itibaren iktidara “Gelin, anlatın” çağrısında bulunduğunu söyledi. Dervişoğlu, “Bu konuda yalnızca milliyetçi reflekslerle konuşmuyorum” dedi. Türkiye’nin yaklaşık 50 yıldır karşı karşıya bulunduğu bir sorunun çözümünden söz ediliyorsa, çözümün referanslarının sağlam olması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın sürecin merkezine yerleştirilmesine karşı çıktı. Dervişoğlu, “Siz meseleyi, ‘Abdullah Öcalan Meclis kürsüsüne gelsin, konuşsun ve onun iradesi doğrultusunda bir çözüm yolu bulunsun’ anlayışıyla ele alırsanız, bunu bugün topluma kabul ettirdiğinizi zannedebilirsiniz ama yarın kabul ettiremezsiniz”  dedi.

ÖRGÜTÜN ADININ DEĞİŞMESİ, TEHDİTİ ORTADAN KALDIRMIYOR

Karşı tarafa sunulan teklifin içeriğinde de ciddi belirsizlikler olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Altı ay içinde başvurursanız ve istihbari değerlendirmelerden geçirilirseniz size bazı haklar tanıyabiliriz” denildiğini aktardı. Ancak bu hakların tanınıp tanınmayacağına yine devletin ve ilgili kurumların karar vereceğinin belirtildiğini kaydeden Dervişoğlu, bu kadar belirsiz bir teklifin gerçek bir silahsızlanma ve toplumsal barış süreci oluşturup oluşturamayacağının tartışmalı olduğunu söyledi. Örgütün hedeflerinden vazgeçmediğinin, yalnızca yöntem değiştirdiğinin açıkça söylendiği bir ortamda bu düzenlemelere itiraz edilmesi gerektiğini ifade etti.

Gazetecilerin “Siz esas olarak uygulamaya mı itiraz ediyorsunuz, yoksa çerçeve yasanın içeriği de itiraz edeceğiniz nitelikte mi?” sorusuna yanıt veren Dervişoğlu, yasanın Millî Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmesi ve ilgili kurumların güvenlik raporları dikkate alınarak hazırlanacak olması hâlinde ciddi bir çelişkinin bulunduğunu söyledi. MGK’de dış politika, terörle mücadele, adalet ve güvenlik kurumlarının temsil edildiği bir yapı bulunduğunu belirten Dervişoğlu, bu kurumların PKK ve KCK’yi hâlâ silahlı bir tehdit olarak değerlendirdiğini söyledi.

Örgütün ilk kez isim değiştirmediğine dikkat çeken Dervişoğlu, Suriye’de YPG veya PYD, Irak’ta başka bir yapılanma, İran’da PJAK adıyla faaliyet gösterildiğini, Türkiye’de de geçmişte KADEK ve Kongra-Gel gibi farklı isimlerin kullanıldığını ifade etti. Dervişoğlu, yalnızca örgütün adının veya kullandığı tabelanın değişmesinin tehdidin ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini söyledi.

MUHALEFETE SÜREÇ ELEŞTİRİSİ

Muhalefet partilerinin sürece yaklaşımına ilişkin soruya yanıt veren Dervişoğlu, partilerin stratejik davranıp davranmadığını bilmediğini söyledi. “Siyasetin hedefi iktidara gelmek değil midir? En azından biz öyle görüyoruz” diyen Dervişoğlu, süreçle ilgili gördüğü tehlikeleri diğer muhalefet partilerinin temsilcilerine de açık biçimde anlattığını belirtti.

Dervişoğlu, “Bir muhalefet partisinin başka bir muhalefet partisinden milletvekili transfer etmesinin muhalefete ne faydası var?” diye sordu. “Başkası olsa feryat figan eder, ilişkisini tamamen keserdi” diyen Dervişoğlu, buna rağmen muhalefetin toplam gücüne zarar vermek istemediğini söyledi.

Dervişoğlu, “Bozgunculukla anılmak ve tarihe öyle geçmek istemiyorum. Kişisel zaaflardan veya yanlış siyasi stratejilerden kaynaklanan hataları da gereğinden fazla büyütmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİ OLMASAYDI VEKİL OLAMAZLARDI

Dervişoğlu, milletvekili transferlerine ilişkin dikkat çeken bir iddiada bulunarak, “Bana göre bu süreçler tek bir merkezden yönetiliyor. Yanın size yapılacakları meşrulaştırmak için bugün bunlar yaptırılıyor” dedi. İYİ Parti’den ana muhalefet partisine ve diğer muhalefet partilerine milletvekili transfer edilmesini bu çerçevede değerlendiren Dervişoğlu, bugün gerçekleştirilen bu transferlerle, yarın ana muhalefet partisine yönelik “mutlak butlan” kararı ya da o partiden belediye başkanı transfer edilmesi gibi girişimlerin meşrulaştırılmak istendiğini söyledi. İYİ Parti’nin milletvekili listesini kendisinin hazırlamadığını vurgulayan Dervişoğlu, bir milletvekilinin partisinden ayrılabileceğini veya fikrini değiştirebileceğini belirterek, İYİ Parti’den ayrılanların gerekçelerine dikkat çekti. 

“Bizden ayrılan hiç kimse, ‘İYİ Parti politikasını değiştirdi, yanlış bir söz söyledi veya yanlış bir eylem yaptı’ diyerek ayrılmıyor” diyen Dervişoğlu, ayrılanların ya kendi siyasi gelecekleri için gittiklerini ya da “Memleketime daha iyi hizmet edeceğim” dediklerini söyledi. Dervişoğlu, “Memlekete daha iyi hizmet etmekten kasıt nedir? Belediyenin imkânlarından yararlanmak mı, iktidarın imkânlarına ulaşmak mı?” diye sordu. Dervişoğlu, “Kimseyi küçümsemek için söylemiyorum ama İYİ Parti olmasaydı bu arkadaşların pek çoğu milletvekili olamazdı ve kamuoyu tarafından tanınmazdı” dedi.

BİRİLERİNİN DAYATMASIYLA İTTİFAK YAPMAM

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürürlükte olmasaydı şahsi iddiasını daha açık biçimde ortaya koyabileceğini söyleyen Dervişoğlu, bugün kişisel bir iddia ortaya konulduğunda meselenin başka biçimde değerlendirildiğini söyledi. Bunun nedeninin sistemin yüzde 50 artı 1 oy gerektirmesi olduğunu kaydetti. Türkiye’nin önünde bugün bir seçim olmamasına rağmen sürekli ittifak konuşulduğuna dikkat çeken Dervişoğlu, “Ben birilerinin dayatmasıyla ittifak yapmam” dedi. Dervişoğlu, “Bizim içimizden üç ayrı parti çıktı. Bizimle birlikte dört parti olduk” dedi. Şimdi kendilerine ayrıldıkları partilerle yeniden birleşmelerinin söylendiğini aktaran Dervişoğlu, “Madem gittiniz, gelin. Ama pazarlıksız ve hesapsız gelin” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin, konuşmasında Anayasa’nın 42’nci ve 66’ncı maddelerine yaptığı vurguya ilişkin “Bunların ilk genel seçimden önce bir pazarlık konusu yapılacağını düşünüyor musunuz? Yoksa anayasa değişikliği seçim sonrasına mı bırakılır?” sorusuna Dervişoğlu, “İki ihtimal de mümkündür” yanıtını verdi. Seçimden önce yapılacak bir anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir kez daha aday olma yolunun açılabileceğini belirten Dervişoğlu, sadece tartışılan maddelerin değil, Cumhurbaşkanı’nın yeniden seçilmesine imkân tanıyacak geçici bir maddenin de anayasaya eklenebileceğini söyledi. Başkanlık, yarı başkanlık veya parlamenter sistem gibi farklı modellerin konuşulduğunu bildiklerini belirten Dervişoğlu, “Bu çevreler boş konuşmaz” dedi. 

BİR SİYASİ PARTİ YÜZDE 2 DE ALABİLİR

Düşük anket sonuçlarına ilişkin yaklaşımını da anlatan Dervişoğlu, bir arkadaşıyla ilk görüştüklerinde yaptırdığı anketin sonucunu paylaşmakta zorlandığını söyledi. “Bir siyasi parti yüzde 2 de alabilir, yüzde 1,5 da alabilir. Bu sonuçlardan korkmamak gerekir” diyen Dervişoğlu, kendisi için önemli olanın doğru bildikleri yolda yürüyüp yürümedikleri olduğunu ifade etti. Dervişoğlu, sıkça kullandığı “Milletimize hizmet yolculuğunun sonunda değil, başındayız” sözünün MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in 1987 seçimlerinden sonra söylediği bir söz olduğunu anlattı.

O seçimde yüzde 3’ün dahi alınamadığını, yaklaşık yüzde 2,9 oy elde edildiğini belirten Dervişoğlu, ideolojik kökten gelen insanların başarısızlıklara kolay tahammül edemediğini söyledi. Büyük bir beklentiyle seçime girdiklerini ve sonucun herkeste hayal kırıklığı yarattığını aktaran Dervişoğlu, ertesi sabah herkesin yüzünün asık olduğunu anlattı.

Türkeş’in, “Kaldırın başınızı. Milletimize hizmet yolculuğunun sonunda değil, başındayız” diyerek teşkilatı ayağa kaldırdığını söyleyen Dervişoğlu, o gün yaklaşık 700 bin seçmenin desteğini aldıklarını kaydetti. “Bu şartlarda bile arkamızda 700 bin insan varsa mücadeleye devam ederiz” anlayışının bulunduğunu belirten Dervişoğlu, “Siyasete böyle bakıyorum” dedi.

İKTİDAR MEYDANLARDA ZORLANIYOR

Bugün miting kalabalıklarından tek başına seçim sonucu çıkarmanın mümkün olmadığını söyleyen Dervişoğlu, insanların siyasi partilerin arkasından yürüme biçiminin geçmişe göre değiştiğini ifade etti.

Buna karşılık iktidarın meydanlarda zorlandığının çok açık olduğunu savunan Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son iki mitinginin katılım açısından zayıf kaldığını düşündüğünü söyledi.

Miting yapılmasına önem verdiğini ancak arka arkaya ve sürekli miting düzenlenmesini savunmadığını belirten Dervişoğlu, dönem dönem meydana çıkılarak siyasi gövdenin ve çekim merkezi olma kapasitesinin gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası