Ege Postası
Geri

Gazeteci Umutoğulları'ndan Tugay'a sert eleştiriler; 'Çok acı. Adamın yüzüne baka baka ‘yalancıdır’ diyorlar'

NEO TV Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, Gün Ortası programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Umutoğulları, İzmir’de yıllardır tartışılan bazı projelerin şeffaflık eksikliği nedeniyle kamuoyunda güvensizlik yarattığını söyledi. Mevcut yönetimin kamuoyunu yeterince bilgilendirmediğini savunan Umutoğulları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) arasındaki süreçlerin açık biçimde paylaşılması gerektiğini dile getirdi. Öte yandan Umutoğulları,“Dün Mahmut Atilla Kaya, ondan önce Eyyüp Kadir İnan, Cemil Tugay'a direkt ‘yalancı’ dedi. Şöyle bir bakalım bugüne kadar Büyükşehir Belediye Başkanları içerisinde 2 yıldan beri yani Cemil Tugay'ın seçildiği günden beri yalancılıkla suçlanan, Başka Büyükşehir Belediye Başkanı var mı CHP'de? Yok. Böyle bir şeyle hitap edilmek bile çok acı. Adamın yüzüne baka baka ‘yalancıdır’ diyorlar. Neden dava açmıyor peki?" diye konuştu.
Gazeteci Umutoğulları'ndan Tugay'a sert eleştiriler; 'Çok acı. Adamın yüzüne baka baka ‘yalancıdır’ diyorlar'
Haberler / Yerel Politika
17 Şubat 2026 Salı 15:06
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGE POSTASI- NEO TV Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, Gün Ortası programında Türkiye ve İzmir gündemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Umutoğulları, özellikle Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli hakkında yaşanan gelişmelerin zamanlamasına vurgu yaparak sürecin siyasi boyutunun tartışılması gerektiğini söyledi.

“Açıklamanın hemen ardından ifadeye çağrılması dikkat çekici”

Umutoğulları, Denizli’nin bir önceki hafta belediye meclisinde Cumhur İttifakı’na yönelik sert eleştirilerde bulunduğunu hatırlatarak, bu açıklamaların hemen ardından ifadeye çağrılmasının kamuoyunda soru işaretleri yarattığını dile getirdi.

Denizli ile görüştüğünü aktaran Umutoğulları, belediye başkanının kendisine “Ne olduğunu bilmiyorum, tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldım” dediğini belirtti.

Bu durumun hukuki yönünün henüz netleşmediğini ifade eden Umutoğulları, “Ancak zamanlaması gerçekten manidar” değerlendirmesinde bulundu.

“Siyasette zamanlama her zaman önemlidir”

Gündemdeki başka örnekleri de hatırlatan Umutoğulları, geçmişte yaşanan bazı olayların kritik siyasi süreçlerle çakışmasının da benzer tartışmaları beraberinde getirdiğini söyledi.

Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili süreçlere değinen Umutoğulları, gözaltı tarihinin Cumhurbaşkanı ön seçim takvimiyle örtüşmesinin kamuoyunda yoğun şekilde tartışıldığını anımsattı.

“Siyasette atılan adımların hangi tarihte atıldığı, en az atılan adım kadar önemlidir” diyen Umutoğulları, yaşanan gelişmelerin bu nedenle toplumda siyasi yorumlara açık hale geldiğini ifade etti.

“Adli süreçler tartışmalardan bağımsız olmalı”

Bir konunun hukuki mi yoksa siyasi mi olduğuna dair tartışmaların çoğu zaman zamanlama üzerinden yürüdüğünü belirten Umutoğulları, şunları söyledi:

“Eğer bu işlemler daha önce yapılmış olsaydı, tamamen adli bir mesele olarak değerlendirilebilirdi. Ancak sert siyasi tartışmaların hemen ardından gelmesi, ister istemez farklı yorumlara neden oluyor.”

Umutoğulları, Türkiye’de yaşanan birçok olayın toplum tarafından artık yalnızca hukuki çerçevede değil, siyasi bağlamda da okunduğunu kaydetti.

“Toplumu meşgul eden operasyon algısı oluşuyor”

Programda, son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran bazı operasyonlara da değinen Umutoğulları, özellikle sanat dünyasına yönelik uygulamaların ardından çıkan sonuçların tartışma yarattığını söyledi.

Toplumda “itibarsızlaştırma” algısı oluşmasının tehlikeli olduğuna dikkat çeken Umutoğulları, gözaltı veya operasyon görüntülerinin daha sonra farklı sonuçlarla neticelenmesinin kamu vicdanında soru işaretleri bıraktığını ifade etti.

“Gazeteci olarak da İzmirli bir yurttaş olarak da rahatsızım”

Umutoğulları, değerlendirmelerini yalnızca gazeteci kimliğiyle değil, bir yurttaş olarak da yaptığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de yaşanan pek çok gelişmenin sürekli siyasi tartışma başlığına dönüşmesi ülke adına üzücü. Hukuk ile siyasetin bu kadar iç içe konuşuluyor olması sağlıklı bir tablo değil.”

“Soruların net yanıt bulması gerekiyor”

Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesinin önemine vurgu yapan Umutoğulları, kamuoyundaki tartışmaların sona ermesi için yetkili kurumların açık ve net bilgilendirme yapması gerektiğini söyledi.

“Toplumun en büyük ihtiyacı belirsizlik değil, açıklıktır” diyen Umutoğulları, yaşanan gelişmelerin netleşmesinin hem siyaset hem de kamu güveni açısından kritik olduğunu dile getirdi.

 “İzmir’in kronikleşmiş sorunları kapalı Kapılar ardında çözülemez”

Mithat Umutoğulları, İzmir’de yıllardır tartışılan bazı projelerin şeffaflık eksikliği nedeniyle kamuoyunda güvensizlik yarattığını söyledi.

Kent yönetiminde en önemli unsurun açıklık olduğunu vurgulayan Umutoğulları, “Bir kenti yönetiyorsanız, o kentte herkesin konuştuğu bir meseleyi bürokratik süreçlerin arkasına saklayamazsınız. İnsanlar burada ne yapılacağını bilmek istiyor.” dedi.

“Bu mesele yeni değil, onlarca yıllık birikmişlik var”

Söz konusu alan ve projelerin geçmişinin eski belediye dönemlerine uzandığını belirten Umutoğulları, sürecin yalnızca bugünün tartışması olmadığını ifade etti.

Geçmişte görev yapan belediye başkanlarını hatırlatan Umutoğulları, Burhan Özfatura döneminde yapılan anlaşmalara dikkat çekerek, sonraki yıllarda da hukuki ve idari süreçlerin karmaşık şekilde ilerlediğini söyledi.

İzmir’in farklı dönemlerde aynı tartışmalarla karşı karşıya kaldığını belirten Umutoğulları, Yüksel Çakmur döneminde açılan davaların bile sorunu tamamen çözemediğini hatırlattı.

“Şeffaflık olmadan güven oluşmaz”

Mevcut yönetimin kamuoyunu yeterince bilgilendirmediğini savunan Umutoğulları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) arasındaki süreçlerin açık biçimde paylaşılması gerektiğini dile getirdi.

“Bu alan ticari mi olacak, kamusal mı olacak, kültür alanı mı yapılacak? Kimse net olarak bilmiyor. Oysa yapılması gereken, sözleşmenin maddelerini kamuoyunun önüne koymaktır.” ifadelerini kullandı.

“İzmir’in en kıymetli arazilerinden biri”

Söz konusu bölgenin İzmir’in en değerli arazilerinden biri olduğuna dikkat çeken Umutoğulları, burada alınacak kararların yalnızca bugünü değil, geleceği de etkileyeceğini söyledi.

“Burada belediyenin hakkı da korunmalı, devletin hakkı da, projeyi yapacak olanın hakkı da. Ama önce İzmir halkı ne olduğunu bilmeli.” dedi.

“Geçmişte kamu malı kamuda kalıyordu”

Umutoğulları, önceki dönem belediyecilik anlayışını örnek göstererek özellikle Aziz Kocaoğlu döneminde kamu mülkiyetinin korunmasına yönelik politikaların öne çıktığını belirtti.

“Kamu arsaları satılmıyor, aksine biriktiriliyordu. İlçe belediyelerine destek verilerek projeler geliştiriliyordu.” dedi.

Sonraki dönemlerde ise kaynak üretmek adına satış yönteminin daha sık tercih edildiğini savunan Umutoğulları, Tunç Soyer ve Cemil Tugay dönemlerinde bu yöntemin tartışma yarattığını ifade etti.

“Yarın satacak yer kalmadığında ne yapılacak?”

Belediyelerin gelir üretme modelini eleştiren Umutoğulları, taşınmaz satışlarının sürdürülebilir olmadığını söyledi:

“Bugün arsayı satarsınız, yarın neyi satacaksınız? Belediyecilik günü kurtarma işi değildir.”

Hilton ve benzeri örnekler üzerinden eleştiri

Kentte uzun yıllardır atıl kalan yatırımları da gündeme getiren Umutoğulları, belediyenin ortak olduğu yapılardan yeterli ekonomik karşılık alınamadığını savundu.

Bu tür örneklerin İzmir’de kaynak yönetiminin yeniden tartışılması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

“Siyasi polemik yerine kent yönetimi öncelik olmalı”

Programda siyasi tartışmalara da değinen Umutoğulları, yerel yönetimlerin polemik yerine hizmet üretmeye odaklanması gerektiğini söyledi.

İzmir’in siyasi kimliği güçlü bir kent olduğunu vurgulayan Umutoğulları, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile yerel yönetim arasındaki ilişkilerin de bu hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Tugay ile önceki başkanları kıyasladı

Umutoğulları, “Önceki CHP'li belediye başkanlaına bakalım, mesela Ahmet Piriştina da çok çalışkan bir adamdı. İzmir'in çok sevdiği bir adamdı. DSP'den geldi, sonra CHP'ye geçti. İnanılmaz sevilen bir adam. Ondan sonra gelen Aziz Kocaoğlu gerçekten hani İzmir'de 100 yıl sonra bile konuşulabilecek bir isim. Lakabı ne? Dürüst başkan. Tunç Soyer geldi. Birçok konuda eleştirebiliriz. Ama bu dönem olduğu kadar çok sert, ağır eleştirmedik.” dedi.

Adamın yüzüne baka baka ‘yalancıdır’ diyorlar

Umutoğulları, “Dün Mahmut Atilla Kaya, ondan önce Eyyüp Kadir İnan, Cemil Tugay'a direkt ‘yalancı’ dedi. Şöyle bir bakalım bugüne kadar Büyükşehir Belediye Başkanları içerisinde 2 yıldan beri yani Cemil Tugay'ın seçildiği günden beri yalancılıkla suçlanan, Başka Büyükşehir Belediye Başkanı var mı CHP'de? Yok. Böyle bir şeyle hitap edilmek bile çok acı. Adamın yüzüne baka baka ‘yalancıdır’ diyorlar. Şimdi Mahmut Atilla Kaya diyor, ‘Cemil Tugay yalan söylüyor. Yalancı’ diyor. Dönüyoruz Eyyüp Kadir İnan, Cemil Tugay'a ‘Sen yalancısın’ diyor. Şimdi Cemil Tugay'ın şunu yapması lazım. Muhalefet yapıyor değil mi şu an? Başladı muhalefet yapmaya. Ben olsam iki milletvekiline dava açarım. şimdi köşe yazısında ben Cemil Tugay'a köşe yazısı yazsam ya da burada ‘Cemil Tugay yalancı bir adam’ desem bana dava açar mı? Dava açar. Şimdi neden açmıyor? Neden açmıyor? Ben de diyorum ki; ‘Ben bir vatandaş olarak bir İzmirli olarak AK Parti'nin genel sekreteri, AK Parti milletvekili benim oy verdiğim Cemil Tugay'a yalancı diyorsa o da sessiz kalıyorsa hani sükunet ikrardandır derler ya. Hani onu kabulleniyorsun zaten. Buna verilmiş bir cevap yok.” dedi.

“Kamuoyundan tepki alınca efendim kadraja zorla girdiler”

Umutoğulları, “Çıktığın bütün yayınlarda AK Parti İl Başkanı'na, AK Parti Milletvekillerine günlerce teşekkür etmedin mi sen. ‘Çok çalışkan, kentin hakkını, hukukunu savunuyor, bunlar çok çalışıyorlar. İşte bu kentin geleceğiyle ilgili önemli işler yapıyorlar, destek veriyorlar, şunu yapıyorlar.’ Şimdi ‘bunları burada konuşmayayım mı, ne yapayım, tepki alacağım diye söylemeyeyim mi’ diyen sen? Çıkıp fotoğraf çekilince de kamuoyundan tepki alınca efendim kadraja zorla girdiler. Ne Eyyüp Kadir İnan’ın ne de diğer milletvekillerinin ihtiyacı mı var?” dedi.

"İl başkanını oyun dışında tutmazsın"

Umutoğulları, “Bugüne kadar işbirliği için Aziz Bey ne dedi? Dedi ki; ‘ben tek başıma giderdim, bakanlardan randevumu alırdım, gider taleplerimi söylerdim, çıkar gelirdim. Yani ondan önce Tunç Soyer de bunu yaptı. Ya bir kere şu etik değil, Şimdi bir belediye başkanı eğer sen bir siyasi partinin il başkanına gidiyorsan. Yanında iki tane AK Parti milletvekili varsa. Nezaketen kendi milletvekillerinden birini çağırırsın. Ya da il başkanını alır yanına gidersin. Madem onlar da il başkanıyla geliyor. İl başkanını oyun dışında tutmazsın. O da seninle beraber gelir. Orada o fotoğrafta kendi il başkanınla fotoğraf verdiğinde bu eleştiri alamazsın. Tek başına gidersen, tek başına konuştuğun şeylerin başkalarının bile duymasını istemediğin bir şey konuşuyorsan. İşte ondan sonra da çok sıkıştığında, kamuoyunda tepki aldığında, ondan sonra ‘efendim onlar kadrajı zorla gidiyor’ diyemezsin. Dememelisin.” diyerek tepki gösterdi.

AK Partileri 2 dakikada oyunun dışında bıraktı

Umutoğulları, “İzmirli bugüne kadar iktidara tek teslim olmamış kenttir. Hiçbir zaman İzmirli, AK Parti'nin en güçlü olduğu dönemlerde bu kent. AK Parti'ye teslim etmedi. Şimdi dolayısıyla muhalefet anlayışı olan bir kentin sosyal demokrat, laik, Atatürkçü bir kentin belediye başkanı gidip eğer AK Partililerin önüne düğmesini ilikliyorsa İzmir'de bunu kabul etmiyor kardeşim. Çünkü Cemil Tugay sokakta gezdiğinde bu eleştirileri, bu tepkileri aldı. Alınca da bu defa ‘ben bu işten nasıl yırtarım’ dedi. AK Partileri 2 dakikada oyunun dışında bıraktı. Sana bu kadar hizmet etmiş, bu kadar önünü açmış projelerde bu kadar şey yapmış milletvekillerini, sen sadece aldığın tepkiden dolayı onların hizmetlerinin ya da sana verdiği, kendinin ifade ettiği şeyleri sonradan yok sayarsan tabii ki adamlar da sana çıkıp ‘yalancı’ diyecek. Ne diyecek başka?”dedi.

“İzmir’i yönetmek polemikle değil, ortak akılla olur”

Geçmişte farklı siyasi geleneklerden gelen belediye başkanlarının kente önemli katkılar sunduğunu hatırlatan Umutoğulları, Ahmet Piriştina döneminin hâlâ olumlu şekilde anıldığını ifade etti.

Kent yönetiminde deneyimden yararlanılması gerektiğini belirten Umutoğulları, eski başkanlarla diyalog kurulmasının önemine dikkat çekti.

“İzmir şeffaflık istiyor”

Açıklamalarının sonunda İzmir kamuoyunun beklentisinin net olduğunu söyleyen Umutoğulları şu ifadeleri kullandı:

“Bu kent bugüne kadar hiçbir iradeye teslim olmadı. İzmirli ne yapıldığını bilmek ister. Açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ortaya konulursa tartışmalar da kendiliğinden biter.”

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası