Ege Postası
Geri

Gürsel Erol: Benim tercihim Aziz Kocaoğlu'dur

Gazeteci Mithat Umutoğulları’nın sunduğu Gün Ortası programının konuğu CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, ilk kez yaptığı açıklamalarla gündem oluşturdu. Kendisi hakkında bilgi kirliliği olduğunu ve birçok açıklamayı ilk ve son kez Egepostası’nda yapacağını dile getiren Gürsel Erol, adının karıştığı Bayındır’daki belediyeye ait zeytinlik araziyi oğlunun şirketinin satın almasından sonra ortaya çıkan tartışmalardan Alaattin Yüksel hakkında sarf ettiği ‘Bir daha onunla çalışmak istemem’ açıklamalarına kadar birçok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Gürsel Erol: Benim tercihim Aziz Kocaoğlu'dur
Haberler / Politika
3 Kasım 2017 Cuma 13:04
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

HALİDE DEMİR POLATLI/EGEPOSTASI- Belediye başkanlarının da ön seçimle belirlenmesi gerektiğini belirten CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, tercihinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’ndan yana olduğunu ancak başarılı genç belediye başkanlarının da kendilerine dair başarı hikayeleri oluşturarak, bir sonraki dönem için büyükşehir belediyesi adaylıklarını ortaya koyabileceklerini düşündüğünü söyledi.

Erol, “İzmir’de aktif siyaset yapmıyorum. Ama Aziz Kocaoğlu’nun ismi büyükşehir belediyesine geldiğinde benim tercihim Kocaoğlu’dur. Temsil anlamında yeteneklere bakıyorum, yaptıklarına bakıyorum, bence en başarılı belediye başkanı. Ama bunu yeterince anlatamıyorlar” dedi.

CHP’li Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, bir açıklamasında, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ile bir daha siyaset yapmayacağını söylemesine de açıklık getirdi. Alaattin Yüksel’in il başkanlığından istifa etmesi nedeniyle böyle bir cümle kurduğunu kaydeden Erol, “Alaattin Bey ile bir kişisel sorunum yok. Kırgınlığımız da yok. Birbirimize karşı hatamız yok. Aziz Bey'in isminin geçtiği yerde ikinci bir ismin adının kullanılmasını doğru bulmam. Piramidin başında Aziz Bey var. İl başkanlığından istifasını doğru bulmadım. Partinin ihtiyacı vardı. Alaattin Beyin yöneticiliği, kariyeri, birikimi, önemli bir siyasi figür. İstifa ediyorum, köşeme çekiliyorum deme hakkına sahip değilsin. Partinin de, İzmir’in de sana ihtiyacı var. Senle Diyarbakır’a Erzurum’a giderdik iddialarımızı ortaya koyardık. Kendisi çok başarılı işler yapmıştır. Adı hiçbir şaibeye karışmamıştır. İyi şeyler yapabilirdik. Kendi adına istifa etmesini doğru bulmadığım için o konuşmayı yaptım. Ben onun için o benim için rakip değiliz. Aynı yerde olabiliriz. Aynı adaya destek verebiliriz, aynı düşünceleri paylaşabiliriz. İstifasının anlamsız olduğunu açıklamak adına öyle demiştim” diye konuştu.

İŞTE PROGRAMIN SATIR BAŞLARI:

Gürsel Erol: Hakkımda inanılmaz bilgi kirliliği ve yalan haber var. İlk kez sizinle konuşacağım iş resmi araştırma sürecine geçti. Oğlum da iptal davası açtı.

Mithat Umutoğulları: İki CHP’li arasındaymış gibi lanse ediliyor. Oysa sizin oğlunuz firması AK Partili belediye ile iş yapıyor önce. Arsayla ilgili satış oluyor.

Gürsel Erol:  Ticari bir şirket.  Kendi uzmanlık alanıyla ilgili bu belediye AK Partili mi CHP’li mi HDP’li mi diye bakmaz. Her kurumla işbirliği yapar. Bunu eleştiri konusu olması sonderece yanlış. Firmanın alacağı AKP’nin belediye başkanı döneminde alacağı var, icra işlemi durduruluyor belediyenin itirazı üzerine 2013’te. Alacak davası açıyor. 2016’nın birinci ayında evet bu kadar geçmişe dair alacağı var, firma icra işlemini devam ettiriyor diyor. Bu sırada seçim oluyor CHP kazanıyor. Durum böyle olunca ben müdahale ettim. CHP’nin ilk kez kazandığı bir yerde icra işlemi yapmayın, doğru değil dedim. 2017’ye kadar durdurdum. Mahkeme icra yapabilirsin dediği halde icra yapmıyorsun. Bu sefer de CHP’li milletvekili CHP’li belediyeye icra götürdü diyeceklerdi.

Burası ticari bir işletme sonuçta. Kendi ödeme planınızı çıkarın diyor. Belediye borçlarımız var, kısa vadede ödeyemeyiz diyor. Daha sonra belediye zeytinlik alanını satışa çıkarıyor. DSİ’nin kamulaştırma bedelinin en üst bedelini alıp o limit üzerinden satışa çıkarıyor. KİK’e göre gazetelere ilan veriliyor. Firma katılıyor. Firma 600 bin lira değer biçilen yere 725 bin lira fiyat veriyor ve arsayı satın alıyor. Bir süre sonra harita mühendislerini götürdüğünde arsanın üçte birine Orman Bölge Müdürlüğü ağaç dikmiş. Zeytinlik diye satılan arsanın üçte biri orman zaten. Geri kalanında taş ocağı var. Jeolojik yapısı tarıma uygun değil. Bunun üzerine firma hemen belediyeye dilekçe yazıyor. Bana ayıplı mal sattın. Ben senin malını iade etmek istiyorum diyor. Resmi yazışma üzerine belediye başkanı aradı. Bu satış yapıldı. Tespit ettiğimiz fiyatın üzerinde aldınız ama belediye yıpranır diye. Bir gazetede ballı arsa satışı diye haber yapılıyor. Bir milyonluk arsayı firma 725 bin liraya almışlar diye.

Bayındır’da zeytinlik diye satılan arsa ormanlık alan çıkıyor. Aradaki fark da 70 bin dolar. Ki ben vekil maaşı almıyorum burs veriyorum. 4 yıllık maaşım olan 700 milyarı burs olarak bağışladım. Bunu bizim partili arkadaşlarımızın gündeme getirmesini doğru bulmadım. Raporunu hazırlarsın, partinin yetkili organlarına verirsin. Kimse beni aramadı. Parti de işlem başlatır. Ya da gidersiniz suç duyurusunda bulunursunuz kamuoyuna açıklamak yerine. Bunu siyasi malzeme haline getirme doğru değil. Firma tapu iptal davası açtı. Bana ayıplı mal sattın, malını geri al. Belediyenin ve firmanın zararı varsa onu da tespit edin diyor. İzmir Valiliği’ne soruşturma ve araştırma yapılması hakkında dilekçe verdim. Burası imarlı değil. Burası zeytinlik kim alırsa alsın. Burada gökdelen, bina, tesis, plaza yapılmayacak.

Mithat Umutoğulları: Madem öyle neden satın aldınız'

Gürsel Erol: Belediye parayı ödemeyince, icrayı da götüremeyince burayı mülk olarak şirketin envanterine kayıt edip teminat olarak kullanmak. Zeytin olmayan zeytinliği alıp ne yapacak firma. Karşılıklı iyi niyete bağlı. Aldıktan sonra bir ay sonra iptali istenmiş zaten. Ardından dava sonucuna göre yasal haklarımızı kullanacağız. Büyük yolsuzlukların konuşulduğu, her gün şehit cenazesinin geldiği, terörün her gün yeni insanları katlettiği dönemde işimizi gücümüzü bırakıp kısır siyaset yapma anlayışını doğru bulmuyorum. 

Mithat Umutoğulları: Parti müfettişi de görevlendirildi.

Gürsel Erol: Genel başkana konuyu tüm detaylarıyla belgeleriyle anlattım. Tüm belediye başkanları, ilçe başkanlarına da dosyayla anlattım. Dün de il örgütümüzle toplantı yaptık. İl başkanımız ve yönetim kurulu arkadaşlarını süreç ile ilgili bilgilendirdim. Yargı aşaması sonuçlanıncaya kadar kapatıyorum, tartışılmasını doğru bulmuyorum demek il başkanlığında.

Mithat Umutoğulları: Bu kadar uzun süre partide görev aldınız. Milletvekilisiniz. Çok başarılı buluyorum. En azından Tunceli gibi küçük bir ilin medyada bu kadar sık yer almasını ve belki Tunceli tarihinde hiç olmamış şeylerin konuşulmasını doğru buluyorum. 400’ün üzerinde memuru tekrar göreve başlamasını sağladınız. İktidarla bir milletvekilinin kavga etmesi, çatışması, o bölge zaten sıkıntılı bir bölge. Başbakanla diyalog kurdunuz. Bakanlarla ilişkileriniz iyi. Ne katt? Daha radikal davranabilirdiniz. Sizin döneminizde ne değişti'

Gürsel Erol: 7 Haziran seçimlerinde partimiz milletvekili çıkaramayınca 1 Kasım’da kente iki psikolog bir sosyolog gönderdim. Bu kent milletvekili adayında ne görmek istiyor diye. İki şey vardı; ilimde ülkemde barış istiyorum. Benim sorunlarımla ilgili bana hizmet etmelisin diyor Tuncelihalkı. Seçildikten sonra ya klasik bir milletvekili gibi davranıp hükümet bizi ciddiye almıyor, sorunlarınızın çözümü olmuyor diyecektim rahat edecektim. Ya da bir milletvekilini beceriklisi beceriksizi olur deyip seçmenlerin sorunlarının çözümünü yapmam lazımdı. Tunceli her yerde sorun olan bir kent. Sorunların yüzde 80’i bugüne kadar çözülmemiş. Sorunu yaratan devlet ama çözüm de devlet. Ben işin zorunu tercih ettim. Birkaç arkadaşımız daha maaşını burs olarak veriyor. Her vekilin üç danışmanı var, benim on danışmanım var. Sorunların çözüm yeri bürokrasi, devlet. Sayın Başbakan Tunceli’ye geldi. Genel Başkanı arayıp karşılamamda sorun var mı dedim. Benim bilgim dahilinde karşılayabilirsin dedi. Sizi bu kentte gördüğümüz için mutluyuz. İlimizin sorunlarıyla ilgili taleplerimizi ilettik. Munzur’da HES’lerin yapılmasını, kamu yatırımlarını anlattık. Süreç içerisinde hepsini takip ettik. Kavgacı olmak meşhur olmak kolay. Belediye başkanıyla küsüm, zaten muhalifim bir şey yapamıyorum, iki cenazeye katılırsın, sosyal medyada paylaşım yaparsın, bir AKP’li ile kavga eder bir de tokat atarsın meşhur olursun. Ben o insanlar için umudum.

Tunceli’nin öğretmen sayısı bin 180 idi. 516’sı bir gecede görevden alındı. Milli Eğitim’e gittik. Bir hafta içerisinde iade ettirdik. Tunceli örnek olunca 7-8 bin insan daha görevine döndü. Halka dokunmak onun yaşamında bir şeyleri değiştirmek, tokalaşmak değil. İlçe yollarımız 1955’lerde kazma kürekle yapılmış. Hepsini yatırım programına sokturduk. Yakama yapışın diyorum Tunceli halkına. Ben sorunlu bir yurttaşım. Vergimi ödüyorum, almam gereken hizmeti sen gidip takip et diye. Oy veren vermeyen herkesi temsil ediyorum. Ülkemin değerlerine de sahip çıkıyorum. Öncelikli sorun terör. Her gün şehitler veriyoruz, analar çocuklar acı yaşıyor. Bu sorun bitmesi lazım. Sorun Doğuda çözüm Batıda diye iki rapor hazırladım. Tüm milletvekillerine götürdüm. Terör sorununun seksen milyonun ortak bir ulusal sorun olduğunu söyledim. Bununla ilgili söylemler geliştirdim. Bu süreçte Tunceli’de Necmettin Öğretmen PKK tarafından katledildi. PKK’ya meydan okudum, Tunceli’de yürüyüş yaptım. Bu ilk kez yapılan bir yürüyüş. İnfaz kararım açıklandı. Devlet koruması altındayım. Yaşamsal bir risk de aldım.

Mithat Umutoğulları: Meclis konuşmanızı çok iyi hatırlıyorum. Necmettin Öğretmen ile ilgili konuşmanız müthişti. Politik açısından da CHP’nin teröre destek veren parti algısı oluşturulmaya çalışıldığı dönemde teröre karşı bir mücadele verdiniz. PKK’yı terör örgütü olarak lanse etmeniz önemli. Tunceli’de bu işi yapan, halkla sürekli iç içe olan biri olarak bunu yapmak zor. Cesurca konuştunuz ve gidip yürüyüş yaptınız. CHP’nin tüm kadrolarının katılmasını beklerdim. Bir fırsattı. Ama gelen isimlere baktık, sayı çok azdı. İki üç milletvekili vardı. İkincisi de, o günü bu yaptığınız işi hiç gündeme getirmeyen partilileriniz böyle ufak şeyleri gündeme getiriyor.

Gürsel Erol: Genel başkanımız Levent Gök beyi görevlendirdi. Ayrıca İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Muharrem İnce, Haluk Pekşen, Serdar Kuyucuoğlu katılım gösterdi. CHP terör karşıtı bir partidir. Tunceli milletvekilinin teröre meydan okuması gerçekten anlamlıdır. Tamamen şu anda devletin koruması altındayım. Ciddi tehditler var. Tunceli’ye gittiğimde önümde arkamda Jammer var. Kaldığım otele canlı bomba girebilir, 24 saat. Arabama koruma dışında kimseyi bindirmiyorum. En azından bizim yüzümüzden bir kişi hayatını kaybetmesin. Sizi takip eden bir terör örgütü var. Siz kalkmış aptalca işlerle uğraşıyorsunuz. Cumhurbaşkanının beni arayıp tebrik etmesi bile eleştiri konusu oldu. Dedim ki arkadaşlar AK Parti ile 45 gün görüşme yapmadık mı. Belki de hükümet kuracaktık.  Ben onu aramadım ki Sayın Cumhurbaşkanı beni aradı. Ben de parlamentonun bir üyesiyim. İnsani ve medeni bir durum. Siyasette nezakete de ihtiyaç var. Doğru bir davranışı takdir de etmek lazım tebrik de etmek lazım.

Söylemlerle geçmişten gelen eleştiri üzerine, kavga-gerilim üzerine siyaseti kurgulamak doğru değil. Bu ülkenin sorunlarını nasıl çözeceğimizi, yeni istihdam alanlarını nasıl yaratacağımızı, insanların yaşamında neleri değiştireceğimizi anlatarak ikna etmeliyiz. PM’ye kim girecek, genel başkan yardımcısı kim olacak. Siyaset yapmayı bırakalım. İki genel müdürlüğün bütçesi, Karayolları ve THY Genel Müdürlüğü’nün bütçesi tüm belediye bütçesine eşit. Devleti yönetmeyi hedef seçeceksin. 70 yıldır iktidar değiliz. Bunu bir araştıralım. Bir şey olmak üzerine siyaset yaparsan devleti yönetemezsin. Bunun için önce dava adamı olacaksın. Partinin iktidar olması için çalışacaksın. Sonra da haddini bileceksin. CHP örgütleri olmasa milletvekili olabilir miyi? Mümkün değil. Hepimiz CHP sayesinde belediye başkanı, milletvekili olduk. Partimizin kurumsal kimliğine karşı haddimizi bileceğiz. Yüz binlerin emeğinin üzerinde oturuyoruz. Onlara saygı göstereceğiz. Bulunduğumuz yerleri kendimiz için değil partimizin ve ülkemizin geleceği için kullanacağız.

Mithat Umutoğulları: Burada takdir ettiğimiz konu Tunceli gibi bir yerde bunları ifade etmek. Sizden önce de bir milletvekili vardı. 

Gürsel Erol: İtham etmeyelim. Biz tarih boyunca terör karşıtı olmuşuzdur. CHP terör karşıtı bir partidir. CHP içinde biraz daha PKK'ya karşı sert tavırlı siyasetçiler de çıkmıştır. Bunlar normal davranışlardır. Terör bir insanlık suçudur çünkü.

Mithat Umutoğulları: Kılıçdaroğlu’nun gelişiyle eleştiriler azaldı. CHP’nin doğu ve güneydoğuda yaşanan sorunlardan uzak durması. Ülkede bir Kürt sorunu var. Bu taban genelde CHP’ye oy verirdi. Bir taraftan orada sorunları vardı. Adaylık açıklamanızı şaşkınlıkla karşılamıştım. Acaba HDP milletvekili mi konuşuyor

Gürsel Erol: Gerçekleri inanarak söylediğniizde tabanda karşılık buluyor. 33 yıldır güvenlik politikalarıyla , 12 başbakan, 11 genel kurmay başkanı değişmşi, 24 içişleri bakanı ve 20 hükümet değişmiş. Bir buçuk trilyon dolar kamu bütçesinden törere karşı harcamışız. 2,5 trilyon dolar. Ülke bütçesinin altı katı harcamışsınız. 4 milyon vatandaşınız zorunlu göçe tabi tutulmuş. Yerleştikleri kentlerde altyapı sorunları yaşanıyor. 17 bin faili meçhul, 40 bin can kaybı, 10 bin şehit var. Devlet kamu otoritesini sağlamakla sorumludur. Terörle mücadelede hukuk içinde her yöntemi uygulayabiliyor. Ama törerle mücadele etmek ve terörizmle mücadele etmek ayrı. Bir kişiyi öldürdüğünüzde aynı aileden üç kişinin daha katılımı var. Irak ve Suriyeli paralı askerler var. Devlet tabiî ki operasyon ve güvenlik politikalarıyla tedbir almak zorunda. Ama terör örgütünün var olma nedenlerini araştırmak zorunda. Birçok sorun var bölgede. Ama bunu evrensel değerler üzerinde eşit yurttaşlık üzerinden çözmek zorunda. Karadeniz’deki, Egedeki benim de sorunumu var diyor. Üniter devlet yapısı ve Cumhuriyetin temel değerleri mecliste tartışıladan Mecliste bunların dışında herşeyi konuşabilmeli ve tartışabilmeliyiz. Çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Tartışalım, konuşalım kardeşim. Milletvekilinin düşürülmesine de tutuklu yargılanmasına da karşı çıktım. Kavakçı’ya yemin ettirilmesi nasıl hataysa bunlar da hatadır. Bir milletvekili suç da işleyebilir. Yargılarsın, kesinleşir o zaman tutuklarsın. Bugün bu uygulamalar doğru değil ama. Yarın başkası başka gerekçelerle başka milletvekilini tutuklayabilir. Hukuk düzenimizi kişilerin bakış açısına göre oturtmak doğru değil. Kenan Evren’i on binler karşılardı gittiği her yerde. Öldüğünde resmi devlet töreniyle gömülmeseydi tabutunu taşıyacak dört kişi yoktu. Saddam halk lideriydi rogar çukurunda yakalandı. Kaddafi linç edildi. Gidecek yerimiz yok. Suriyeli bize geliyor. İç kargaşa olursa bizim gidecek yerimiz de yok. Hepimizin aklımızı başına alıp ulusal bir politika oluşturmamız lazım. Bu, A B partisinin sorunu değil. Etrafımızda bir yangın çemberi var. Buraya düşmemeliyiz. Bu görev de CHP’ye büyük iş düşüyor. Kıbrıs Barış Harekatı’na ambargoya rağmen MSP-CHP hükümet ortağı. Ulusal duruşla 24 günde bitiriyoruz. Terör,dış politika ve eğitim politikasını ulusal politika yapalım. Yine devleti yönet, bakanlıkları yönet. Yarın hangi parti gelirse gelsin bu devletin ulusal politikası olsun. Ulusal değerler üzerinde ulusal politikalar yürütmek. İktidar partisi de her şeyin iyisini ben bilirim anlayışı doğru değil. Burada da hata yaptık deniyor. Bunun bedelleri var ülkeye. Bunlar nereden geliyor.

Mithat Umutoğulları: Çevreye çok duyarlısınız. Orman yangınlarıyla ilgili defalarca seslendiniz.

Gürsel Erol: Tunceli Milletvekili ilginçtir. Siz vatandaşın gözünde her şeysiniz. Ne sorun yaşarsa yaşasın muhatap milletvekilidir. Cenazesiyle, hastasıyla, çocuğuna yurt çıkmaz ilgileneceksin. Aklınıza ne gelirse gelsin. İki milletvekili var. HDP ve biz varız. Munzurla ilgili HES'lere karşı çıkacak olan sizsiniz. Operasyonlardan kaynaklı yangın çıkmış buna tepki verecek olan sizsiniz. Yaşam hakkı doğanın tümü için önemli. Avcılın yasak olduğu tek il Tunceli. Devletin resmi yasağı değil, vatandaşın yasağı. Kimse ava çıkamaz. 3 kilometre ötenizde geyikleri görürsünüz. Bu kentin değerlerine tabiî ki karşı çıkacağım. Yangın çıktıysa o yangının çıkacağı riski görüp ona göre tedbir alacaksın. O ormanlar ülkenin milli serveti. Herkesin, ülkenin ormanı. Tabiî ki sahip çıkacağız.

Mithat Umutoğulları: İzmir’de sizinle ilgili çok garip, enteresan şeyler var. İzmir’de sanki belediye başkanlarını siz atamışsınız, böyle bir gücünüz var deniyor. İzmir’de oturuyorsunuz uzun süredir. Ama dışarıdan gelip İzmir’i dizayn eden milletvekili havası

Gürsel Erol: Bazı insanların kaderinde direnme vardır. Her zaman hedef olursunuz. On yıldır İzmir’de oturuyorum. Eşim İzmir’in yerlisi. Tunceli’den seçilmişim. Burada emek veren arkadaşlarımız var, onların hakkına talip olmak saygısızlık deyip aday olmamışım. Parti seni burada istiyorum demiş, gidip ön seçim yapmışım. İzmir siyasetinde değilim. Bir yıl önce bir hastalık ameliyat geçirdim. Troid bezlerimi aldılar. Tedavime devam ediyorum. Düzenli ve sakin bir hayat yaşamam lazım. Ciddi sorunlarım var. Aslında sakin bir hayat yaşamak istiyorum. Arkadaşlarımız buna müsaade etmiyor. İzmir ile ilgili olmayan birçok kişi milletvekili oldu kimse bunu konuşmuyor ama.

İzmir’de Aziz Kocaoğlu olmasaydı AKP CHP’ye ikinci DİSK durumu yaşatacaktı. Aziz Beyin dik duruşuyla davalardan beraat edildi.  Aziz Beyin doğru yönetim anlayışıyla oldu bu. Yüzde 90 başarı var, yüzde on eksiğim var. Yüzde on üzerinden seni eleştiriyorlar. İzmir’de aktif siyaset yapmıyorum. Aziz Kocaoğlu’nun ismi büyükşehir belediyesine geldiğinde benim tercihim Kocaoğlu’dur. Temsil anlamında yeteneklere bakıyorum, yaptıklarına bakıyorum, bence en başarılı belediye başkanı. Ama bunu anlatamıyorlar. 70 kilometre bisiklet yolunuz var. Kenti tramvayla donatmışsınız. Metroları belediyeler beceremediği için bakanlık yaparken İzmir’de Kocaoğlu yaptı. En genç araç filosuna sahipsiniz. Hepsi tek başına başarı hikayesi. 1972 CHP Kurultay kararını uyguluyor. Köyden kente göç değil, üretime katkı vererek orada üretimi arttırma sosyal demokrat belediyeciliğin örnek uygulaması bunlar. Hiçbir başarı hikayesi oluşturamamış arkadaşlarımızın büyük çoğu büyükşehir ile ilgili iddia ortaya koyuyor. Gelecek dönem için genç arkadaşlarımızın kendini yetiştirdiğini görüyorum. Şu an için hazır olmayabilirler. Bir dönem sonra bu arkadaşlarımız bunu başarabilir. Karşıyaka, Bornova, Buca belediye başkanlarımız. Seferihisar. Genç yaşta bu görevlere gelmek anlamlıdır. Bu arkadaşlarımız İzmir için alternatif olabilirler. Bir başarı hikayesi ortaya koyarak. Bir insan her görevi yapar ama milletvekilliğinde noktayı koyar. Bir milletvekilinin bir ilçe belediye başkanlığı adaylığını düşünmesini doğru bulmam.Arkadaşlar ben yalnızca bu dönemde bir kişiye referans oldum. Genel başkanımıza götürdüm. Tayfur hocayı, Tire Belediye Başkanı. O arkadaşımız 60 yıldır alınamayan ilçeyi aldı. O günden beri de orayla ilgili ticari ilişkimi kestim. Son derece düzgün ve namuslu bir belediye başkanı. Bu tartışmaları bitirmenin tek yolu ve yöntemi var. Ne yaparsanız yapın adınız karışıyor. Benim gücüm yeterse, zamanı gelince sayın büyükşehir belediye başkanımızla, birçoğu ön seçimle belirlenmeli. Herkes iddiasını ortaya koyar. Doğru yöntem bana göre önseçimdir. Ön seçimi belediye başkanlık adaylarında da belirlemek lazım. İddianı koy ortaya, seçim stratejini belirle. Partinin kurumsal kimliğine sahip çıkmaya çalışan biriyim. Ön seçimin vazgeçilmez bir aday yöntemi olduğunu düşünüyorum. Tunceli’de delege seçimlerinde çarşaf listeyle delege belirledik. Sıfır sorun. Herkes kendine göre gelip oyunu kullandı. Ne listeler yarşıtı ne sorun oldu. Bir milletvekili ilinde seçimlerde taraf olmaz. Ben örgütün emrindeyim. Ben sizi yönlendirmem dedim. Siyasette yol yürüyeceğin arkadaşların sana yol verecek. Bir dahaki dönemde ne Tunceli’de ne başka bir yerden aday değilim. Sağlığımla biraz ilgilenip kızıma ve oğullarıma zaman ayıracağım.

Mithat Umutoğulları: Sayın Alaattin Yüksel ile bir daha siyaset yapmam demiştiniz.

Gürsel Erol: Alaattin Bey ile bir kişisel sorunum yok. Kırgınlığımız da yok. Birbirimize karşı hatamız yok. Aziz Beyin isminin geçtiği yerde ikinci bir ismin adının kullanılmasını doğru bulmam. Piramidin başında Aziz Bey var. İl başkanlığından istifasını doğru bulmadım. Partinin ihtiyacı vardı. Aziz Bey Alaattin Beyin yöneticiliği, kariyeri, birikimi, önemli bir siyasi figür. İstifa ediyorum köşeme çekiliyorum deme hakkına sahip değilsin. Partinin de İzmir’in de sana ihtiyacı var. Hamle yapabiliyor musun. Senle Diyarbakır’a Erzurum’a giderdik iddialarımızı ortaya koyardık. Çok başarılı işler yapmıştır. Adı hiçbir şaibeye karışmamıştır. İyi şeyler yapabilirdik. Kendi adına istifa etmesini doğru bulmadığım için o konuşmayı yaptım. Ben onun için o benim için rakip değiliz. Aynı yerde olabiliriz. Aynı adaya destek verebiliriz, aynı düşünceleri paylaşabiliriz. İstifasının anlamsız olduğunu açıklamak adına öyle demiştim.

Hasan Bey de deneyimli ve başarılı bir belediye başkanıdır. Tüm belediye başkanlarımız öyle. İlk dönem ve genç oldukları için adlarını andım. Birkaç arkadaşın ismini ilk dönemleri ve genç oldukları için söyledim.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası