Ege Postası
Geri

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ,'İzmir içinde özyönetim istiyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Sosyalistler Özyönetimi Tartışıyor" konulu paneline katıldı. Panelde yaptığı konuşmasında özyönetimden bahseden Yüksekdağ, şunları söyledi:"Biz özyönetimi sadece Mardin, Şırnak için istemiyoruz, aynı zamanda İzmir için istiyoruz. Özyönetim ezenlerin ve hakim sınıfların ortaya koyduğu yönetime karşı çıkıştır, ezilen insanlığın özlemi olmuştur. Türkiye'de halklarına aynılık dayatılmıştır. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ,'İzmir içinde'
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ,'İzmir içinde özyönetim istiyoruz
Haberler / Yerel Politika
14 Şubat 2016 Pazar 23:31
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
EGEPOSTASI- Demokratik Halklar Platformu (DHF) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ‘Sosyalistler Özyönetimi Tartışıyor’ adlı bir panel düzenledi.

Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü HDP İzmir Milletvekili adayı Zeki Gül’ün yaptığı panele HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP İstanbul Milletvekili Erdal Aktaş, HDK eski Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Panel öncesi salonda bomba araması yapılırken, panele katılanlar ise kongre merkezinde girişte polis, salon girişinde de paneli düzenleyenler tarafından arandı.

Özyönetimin halkların demokratik süreçle buluşması açısından önemini vurgulayan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ “Özyönetim talebi, hem Türkiye halklarının demokratik bir süreçle buluşması, Türkiye’deki siyasi rejimin halkçı bir müdahaleyle demokratikleşmesi ve aynı zamanda Kürt ulusal sorunun çözümü bakımından çok tarihsel bir kavşakta duruyor” dedi.

Özyönetim talebinin devletin siyasi krizinin bir sonucu olduğunu belirten Yüksekdağ, İzmirlilere “İnanıyorum ki İzmirliler de görecek ve Şeyh Bedrettin’in Börklüce’nin torunları Lice’ye Sur’a kardeşlik elini uzatacak” diye seslendi.

ÖZYÖNETİM YENİ BİR DEMOKRATİK MODEL ARAYIŞIDIR
İzmir’de halkların özyönetim anlayışını tartışmanın değerli ve anlamlı olduğu ifade eden Yüksekdağ, “Kürt halkı kendi özyönetim talebiyle ilgili hep şu cümleyi kurar, ‘Biz özyönetimi yalnızca Şırnak, Mardin ve Urfa için istemiyoruz İzmir için de istiyoruz’ derler. Özyönetim kavramının bir Türkiye ideali olduğu anlatılmaya çalışıldı. Bugün İzmir’den yola çıkarak insanlığın bir hayal olarak mücadelesini verdiği bir kavramı tartışacağız. Bugün Cizre’de, Lice’de, Sur’da Dargeçit ve sayısız Kürt kentinde dile getirilen bu talep aslında, tarih boyunca ezilen halkların yürüttüğü mücadelenin bir bakiyesidir. Elde edilen sonuçlardan yola çıkarak 21. yüzyılda Türkiye ve Kürdistan koşullarında yeni bir demokratik model arayışıdır” şeklinde konuştu.



GEÇMİŞİ SPARTAKÜS’E KADAR GİDER
Yönetim tarzı anlayışına karşı çıkış olduğunu ve isyan değil kendisine ait olanı kurma iradesi olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, “Özyönetim anlayışının geçmişine giderseniz Spartaküs’e kadar gidersiniz. Var olan yönetim tarzı anlayışına karşı çıkış vardır her şeyden önce. Sadece itiraz isyan etmek değil, aynı zamanda kendine ait olanı kurma iradesi de vardır. İzmir’in tarihine bakalım, Şeyh Bedrettin’den Börtlüce’ye kadar gidersiniz. Özyönetim anlayışı dünya coğrafyasının en uzak yerlerinde de kendi yaşadığınız topraklarda da kendini göstermiştir. Kendi özüne ait olmayan egemenlerin siyaseti tarafından yönetilmeye itiraz etmek ve kendi istekleri doğrultusunda yeniyi inşa etmek kavramına dayanır” dedi.

'ÖZYÖNETİM TALEBİ DEVLETİN SİYASİ KRİZİNİN SONUCUDUR'
Egemen devlet siyaset anlayışının krizde olduğunu belirten Yüksekdağ, özyönetim talebinin statükocu devlet anlayışının açığa çıkardığı bir sorun olduğunu söyleyerek, “Emin olun Cizre, Silopi ve Sur’da buna benzer hareketler gelişmeseydi de Türkiye’deki egemen devlet siyaset anlayışı zirveye vuran bu krizi yaşayacaktı. Çünkü 21. yüzyılda böyle bir yönetme anlayışının kendini sürdürebilmesi mümkün değildir. Diktatörlüğün farklı versiyonları üzerine, bir devlet anlayışını sürdürmek mümkün değildir. Bugün siyasi iktidar kendi devlet anlayışını dahi kendisini kapatmış durumda. Özyönetim talebi, özyönetim isteyen halkların duruşu ve mücadelesi, kendisi bir kriz değildir. Devletin siyasi krizinin bir sonucudur. Ve bu statükocu devlet anlayışının açığa çıkarttığı bir sorundur. Sorun kendi özünü kimliğini koruyup savunan insanlar değildir, sorun bir halkı hendeklerin, barikatların arkasına iten Türkiye devlet siyasetidir. Şu anki kriz de esas olarak buna dayanıyor” şeklinde konuştu.



'ÖZYÖNETİM TARİHSEL BİR KAVŞAKTA DURUYOR!'
Özyönetim talebinin tarihsel bir kavşakta olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, özyönetimi şu şekilde anlattı: “Özyönetim talebi, hem Türkiye halklarının demokratik bir süreçle buluşması, Türkiye’deki siyasi rejimin halkçı bir müdahaleyle demokratikleşmesi ve aynı zamanda Kürt ulusal sorunun çözümü bakımından çok tarihsel bir kavşakta duruyor. Özyönetim, halkın yerelden, ilçesinden yönetime katılması yoluyla katı devlet anlayışının halk aracılığıyla aşılmasına dönük bir çaba, arayıştır. Ama bunu yaparken aynı zamanda yüz yıldan beri çözülmeyen bir sorunun çözümüne de hizmet edecektir. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önündeki engellerin kaldırılması ve devletin yaşadığı sorunun çözümüne de hizmet edecektir. Bugün özyönetim direnişi toplumsal kurtuluş mücadelesi yolunda yeni bir eşit yakalayacağız. Ama bunun yanı sıra özyönetim mücadelesi yaşadığımız topraklarda demokrasi sorununun çözümüne yardımcı olacaktır. Bizler sosyalizmin içerdiği bütün bu yöntemleri kucaklayabilmek için özyönetim anlayışının bu dönemin evrensel ve yerel bütün insani değerlerini kuşandığını kavramalı bütün Türkiye halklarına dolaysız bir şekilde anlatmalıyız. İzmir halkı da özyönetim talebini dile getiren Lice’deki Kürt kadınları ve gençlerinin kendi atalarının tarihi olan Şeyh Bedrettin’den, Börklüce’den bir farkı olmadığını görecektir. Bundan yıllar önce Börklüce ve Şeyh Bedrettin neyi yapmak istediyse bugün Lice ve Cizre’deki insanlar da onu yapmak istiyor.

KÜRTLER SADECE DİLDE DURSA DEVLET RAHATSIZ OLMAZ
Bütün dünya ülkeleri için geçerli olan özyönetim tartışmasının artan bir zeminle güçlendiğini kaydeden HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, “Gerçekten Kürtler sadece dilde dursalar devlet bu kadar rahatsız olmaz. Bütün ezilenlerin yarın bir gün tekçi azınlık tarafından yapılan yönetime itiraz edilebileceğini biliyorlar. Yoksa Almanya’da, Rusya’da, Çin’de ulusal meseleleri çözdüler. Ama bu mesele çözülürse bu örgütlü güç bu sefer diğer sorunları çözmeye gidecek. Hakların mücadeleyle alınmaması, ‘Erdoğan, Obama verdi‘ olması lazım ki ‘Bak insanlar boşu boşuna öldüler’ desinler, bunu böyle istiyorlar. Asıl önemli olan mesele ise asıl korktukları sistemin topyekun değişimine yönelik söylemlerdir. Güney Kürdistan’da KDP ile bütün meseleleri yürütüyorlar, ama Rojava’da ‘Dur’ diyor” ifadelerini kullandı.

IŞİD’İ DESTEKLEMEK İÇİN PYD’YE MÜDAHALE EDİLDİ
IŞİD’i desteklemek için PYD’ye müdahale edildiğini söyleyen Sabahat Tuncel, “Kürdistan 4 parçaya ayrılmış, Irak, İran, Suriye ve Türkiye olarak. Sadece Türkiye’de değil 4 ülkenin içinde de sorunlar yaşıyor. Sadece Kürdistan’da değil Kürtler birlikte yaşadıkları halklara da özgürlük istiyor. Rojava devrimi her hangi bir devrim değil. Türkiye bir dönem PYD’ye dayattı, ‘Bizimle birlikte ESAD’a karşı savaşın’ diye belki bunlar kabul edilmiş olsaydı şimdi Türkiye oraya müdahale etmeyecekti. Davutoğlu PYD’ye müdahale ediyor, IŞİD’e destek olmak için. Orada El Nusra’ya bağlı unsurlar var. Orada Kürt halkının kendi öz dinamiğine dayalı bir sistemin oluşmasını istemiyor. Rojava devrimi bir kadın devrimidir. Rojava devriminde sadece Kürtler değil dünya devrimcileri erkek egemen kapitalist sisteme karşı mücadele veriyor” şeklinde konuştu.

ÖZERK YÖNETİM GETİRİN DEMİYORUZ, BİZE DOKUNMAYIN BİZ BİZİ YÖNETİRİZ DİYORUZ
Devletten özerk yönetim istemediklerini, sadece kendi kendilerini yönetmek istediklerini belirten Tuncel, “Biz demokratik özerk bir yapıyı inşa ederek demokratik bir sistem içinde yaşamak istiyoruz bunu da devletten beklemiyoruz. Devlete demiyoruz bize özerk bir yönetim getirin. Biz bize dokunmayın biz kendi kendimizi yönetiriz diyoruz. Kürdistan’da devlet neyiyle var. Tankı, topu, askeri, copuyla var. 7 Haziran’dan bu yana Kürdistan katliamdan başka ne gördü' Bu devlet bütün Türkiye halklarına yalan söyledi. Bir yandan çözüm diyerek bir yandan çöktürme planları hazırlamış. Kürt hareketi diyor ki ‘Bu hareket değişecekse bu defa bizsiz olmaz. Kürtsüz, kadınsız, Alevisiz olmaz. Olacaksa bizimle birlikte olacak.’ Kavganın özü bu” dedi.

GÖREVİMİZ MÜZAKERELERE DÖNMEK İÇİN DEVLETE BASKI YAPMAK
AK Parti’nin Kürtlere karşı geliştirdiği politikadan vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Tuncel, müzakerelere geri dönülmesi için devlete baskı yapma görevi olduklarını belirterek, “Kürt sorununu yakıp yıkmakla 10 bin askeri Cizre’ye göndermekle bitiremezsiniz. Kürt sorununu artık baskı politikalarıyla çözemezsiniz. İster kabul edin ister etmeyin Ortadoğu’da Kürtler bir güç haline geldi. Artık konuşma süreci geçti, Kürtlerle müzakere etmeniz gerekiyor artık. Devlet çözüme gelirse Kürt halkının iradesini tanırsa Kürtler demokratik siyaset yoluyla mücadele etme konusunda kendi irade sahibidir.  Demokratik özerklik konusunu Kürtler tartışmaya açtı, bizim önerimiz bu siz de başka bir öneri sunun. Bizlerin yapması gereken şey devletin müzakerelere dönmesi için devlete baskı yapmaktır. Türkiye’nin yüzde 70’i çözüme destek veriyordu, şimdi AKP taraftarlarının hepsi neredeyse savaş taraftarı oldu, ama hiçbirinin çocuğu gidip orada savaşmıyor. Yüzlerce asker polis istifa ediyor. Oraya gitmek istemiyorlar ama bunları saklıyorlar. Sorun çözmek istersen yöntem çok. Çok ciddi bir kırılma yaşanıyor, bunu derinleştirmek Türkiye halkları açısından iyi değil. O yüzden ben herkesi AKP’nin savaş politikaları karşısında durmaya davet ediyorum. AKP’ye biat etmemizi istiyorlar, buna karşı direnmek hepimizin sorumluğudur.”

Panelin soru cevap kısmı basına kapalı olarak gerçekleşti. Panelin ardından HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Sebahat Tuncel, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde TAYD-Der tarafından düzenlenen basın açıklamasına katıldı. Abdullah Öcalan’ın yakalanma yıldönümü kapsamında yapılan basın açıklamasında Abdullah Öcalan’a özgürlük istendi. 

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası