
Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda görülen 100'üncü gününde devam etti.
Davanın ilk celsesinin son duruşma gününde savunmasını yapamadan duruşma salonundan çıkarılan ve susma hakkını kullandığını öne sürülen İmamoğlu, Çarşamba günü başladığı savunmasına bugün de devam etti.
Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek'in haberine göre, Bugün İYİ Parti Milletvekili Buğra Kavuncu, DEVA Partisi Milletvekili Sadullah Kısacık, Saadet Partisi Milletvekilleri Bülent Kaya ve Birol Aydın, DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın ile Yeşil Sol Parti Genel Başkanı Ahmet Asena duruşmayı takip etmek için salonda bulundu.
CUMHURİYET SİLİVRİ'DEN BİLDİRİYOR
İBB davasını, Cumhuriyet yerinde izledi.
İşte Silivri'de anbean yaşananlar...
18.05 - MÜSAVAT DERVİŞOĞLU İLE SELAMLAŞTI
İmamoğlu, salondan ayrılırken duruşmayı takip eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu selamlayarak“Müsavat Başkanım çok teşekkür ederim, desteğiniz çok kıymetli, dostlukla kucaklıyorum sizi”dedi.
İzleyici sıralarındaki Dervişoğlu ise İmamoğlu’na “Her zaman yanındayım. Her zaman” diye seslendi.
18.00 - DURUŞMA SONA ERDİ
İmamoğlu, savunmasının son bölümünde siyasete giriş süreci ve ailesi hakkında konuşmaya devam ederken “Ben, Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığımı, en son aileme ikna edebildim. Bana teklif geldiğinde bir ay ikna görüşmeleri yaptım, istemediler. Çünkü söz vermiştim: Bir dönem, iki dönem Beylikdüzü'nde, bir dönem daha yapıp bırakacağım diye söz vermiştim. Eşim istemedi, ailem istemedi” ifadelerini kullandı.
Daha sonra ise İmamoğlu, savunmasında çok az bir kısım kaldığını ve bu kısma yarın devam edebileceğini belirtirken mahkeme başkanı talebi onaylayarak “Yarın 10.30 gibi savunmanızla devam edelim, daha sonra sorguya geçelim” dedi. Bunun üzerine duruşma günü sona erdi.
İmamoğlu, savunmasını yarın dördüncü gününde tamamlayacak, ardından çapraz sorgusu ve avukat savunmalarının ardından ikinci celse kapanmadan hemen önce bir tutukluluk incelemesi daha yapılacak.
15.30 | İMAMOĞLU, SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR
Aranın ardından İmamoğlu, diğer tutuklularla birlikte tekrar salona geldi.
YENİ Parti lideri Özgür Özel ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da beraberlerindeki çok sayıda siyasetçiyle salondaki yerini alırken İmamoğlu, savunmasına kaldığı yerden devam etti.
İddianame ve dava süreciyle ilgili eleştirilerine devam eden İmamoğlu’nun ilk sözleri şöyle oldu:
“Bir şafak baskını, hatta sahur baskını gördük. Soru sorulmadan geçen 4 gün, herkese açık, savunmaya kapalı bir soruşturma gördük. 'Tutukla, aileyi al, şablonu koy, kapıyı aç' diye işleyen bir itirafçı düzeni gördük. Bir partinin kapatılmasıyla biten bir ceza iddianamesi gördük. Bir belediyenin teşkilat şemasından çıkartılmış bir örgüt şeması gördük.
Ve 560 milyardan 160 milyara, 160 milyardan sıfıra inen bir rakam gördük. Devlet projesinin yüklenicisine yazılmış bir maden zararı gördük. Borcunu ödediği için dolandırıcılıkla suçlanan bir yönetim gördük. Kamuya yarım milyar lira kazandırdığı için rüşvetle suçlanan bir ihale iptali gördük. Zamanda geriye akan paralarla uydurulan bir iftiraname gördük. Müştekinin memurundan bilirkişi gördük. Kapanan mikrofonlar, yazılmayan cümleler, değişen hakimler ve bütün bunların bedelini cezaevlerinde ödeyen yüzlerce insan gördük.
Hükmümü söylüyorum: Bu dosyada suç yok. Bu dosyada siyaset var, sandık var, milletin iradesi var. O iradeyi bir ceza dosyasıyla yenmeye çalışan acz içindeki insanlar var.”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A RANDEVU TEPKİSİ: ESKİ BAKANLARDAN ÖRNEKLER VERDİ
Beylikdüzü döneminden başlayarak İBB’de yaptıkları çalışmalardan detaylı örnekler veren İmamoğlu, çok sayıda proje ve uygulamaya dair verileri mahkeme salonundaki ekranlara yansıttı.
Bunlara karşın iktidarın kendilerini her aşamada zorlamaya çalıştığını savunan İmamoğlu, “İBB’nin para kaynaklarını kısmak, mali kıskaç altında nefessiz bırakmak, onlar için yapılan bütün bu işleri sıralamak isteyin, inanın saatler alır. Böyle bir zulüm, böyle bir şey görmedim” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İBB Başkanı olduğu 90’lı yıllara referans veren İmamoğlu, kendisini ziyaret eden çok sayıda eski bakanın, Erdoğan’ın İBB döneminde talep ettiği imzaları hızlı bir şekilde attıklarını aktardığını anlatırken kendisinin ise Erdoğan’dan randevu alamadığını söyledi:
“Peki biz neler yaşadık, Yaradan biliyor. Bir defa zorladık, yani ben kendisinden randevu istedim defalarca İstanbul'u konuşmak, yatırımları konuşmak, fikrimi anlatmak, Kanal İstanbul'u konuşmak... Defalarca. En son dedim ki, herhalde bir defa randevu verip üstüne seçim kaybetti diye korkuyor bizden. En son randevu verdi ama şöyle verdi: Benim ısrarlarım çok olunca 30 belediye başkanına birden randevu verdi. Gittik, orada da bize kırık sandalye verdi. Kırık sandalyeye oturttular ya.. Onun için gerçekten zor şartlar altında çözüm ürettik; rekor düzeyde icraat ve hizmet ve yatırım yaptık. Tehdit ve baskıyla alınmış iftiralara, dedikodulara karşı somut gerçekleri anlatıyorum; çünkü buradaki iftiraname, tümüyle işte bu siyasi verilemeyen mücadelenin sonrasında yargı eliyle bizi görevimizden alıkoymak ve siyaseten, tabiri caizse, imha etme emelidir.”
“ARADIĞINIZ PARALARI SİLİVRİ’DE BULABİLİRSİNİZ”
“Uzaklara gitmenize gerek yok. İstanbul Modeli dediğimiz şeyi Silivri'de biraz dolaşsanız görürsünüz. Ey iddia makamı, ey iddia makamı.. Aradığınız paranın nerede olduğunu şu an Silivri'de görebilirsiniz” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Silivri'de 1396 aileyi nasıl ev sahibi yaptığımızı KİPTAŞ Silivri 4. Etap Sosyal Konutları'nda görebilirsiniz. Gidin bakın. Türkiye'nin ilk defa sabit taksitle, asgari ücretin altında taksitle nasıl sosyal konut sahibi yaptığımızı, hemen şurada görebilirsiniz.
Aradığınız parayı, Silivri'de yaptığımız 6 milyar lirayı aşan bugünkü rakamla en az 3'le çarpın, geçmişten beri su baskınına sebep olan dereleri de ıslah eden içme suyu ve altyapı yatırımlarında görebilirsiniz; İSKİ'nin yatırımlarında.
Yine burada, Silivri Seymen'de biyokütle enerji üretim tesisini görebilirsiniz. Aradığınız parayı, Silivri Boğluca'daki yaptığımız Yaşam Vadisi'nde görebilirsiniz; hemen buradan gittiğinizde hastanenin yan tarafında. Baştan aşağı yenileyip pırlanta gibi yaptığımız Silivri Müjdat Gürsu Stadı ve etrafındaki spor tesislerinde, sosyal alanlarında görebilirsiniz. Yıllardır niçin orada turlayarak geliriz diye anlamadığınız, yaptığımız Selimpaşa Kavşağı'nda görebilirsiniz.
“Silivri'de açtığımız tam beş tane kreşte görebilirsiniz. Silivri'deki kent lokantasında görebilirsiniz. Silivri'deki, gidin bütün köylerde tarım üreticilerine dağıttığımız mazotta, fidede görebilirsiniz. Verdiğimiz destekte görebilirsiniz. Dağıttığımız tohumlarda görebilirsiniz, gübrelerde görebilirsiniz.
En önemlisi ne biliyor musunuz? Ayrım yapmadık, ayrım. Çünkü beş yıl boyunca burada bir MHP'li belediye başkanı vardı. Hani dedim ya size, seçimi kazanamayacağını anlayan Sayın Cumhurbaşkanı, İstanbul'daki belediyelere 2024 öncesi 45’er milyon para yolladı. O 45 milyonu bile yollamadığı Silivri'nin, MHP'li belediye başkanı olduğu bu ilçeye biz hiç ayrım yapmadan beş yıl boyunca çatır çatır hizmet ürettik.”
DÜN BAŞLATILAN SORUŞTURMAYI ELEŞTİRDİ: “İŞİNİZİ YAPIN”
İmamoğlu daha sonra dünkü savunmasında sarfettiği sözler nedeniyle kendisi hakkında yeni bir soruşturma başlatan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nı şu sözlerle eleştirdi:
“Hakkımda hakaretten soruşturma açıyormuş Bakırköy Başsavcılığı. Hadi oradan ya, hadi oradan! Beni duruşmaya götüren arabayı 60 kilometre gittikten sonra, benim gittiğim yolda eşlik eden jandarmayı, en üst düzey komutanı bile zor durumda bırakacak şekilde yarı yoldan geri döndüren o başsavcılık, benim hakkımda şey açıyormuş;,hakaretten soruşturma açıyormuş. Hadi ya! Sizi yanlılar sizi! Görevinizi yapın, görevinizi!”
KILIÇDAROĞLU’NA SERT TEPKİ: “SENİN ALNINI KARIŞLARIM”
Ardından, soruşturmanın başından bu yana ailesine yönelik baskılara ve oğlu ile birlikte babasının da soruşturmaya dahil edilmesine tepki gösteren İmamoğlu, “Bu yıl aile yılıymış. Yerle bir ettiniz aile duygusunu. Böyle aile yılı mı olur, yalancılar. Aileye hakaret edilir mi?” Dedi.
Mahkeme kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İBB davası siyasi değil” yorumlarına sert tepki gösterdi:
“Benim ciğerim yanıyor Sayın Başkan, sayın heyet. Benim ciğerim yanıyor, yanıyor, yangın yeri! Bu daha başlangıç. Bu savunma günleri daha başlangıç. Ben hakkımı arayacağım…
Bu dava siyasi değilmiş. Senin alnını karışlarım ya! Senin alnını karışlarım! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum. İster bir partinin başında kayyum ol, ister ne olursan ol! Siyasi değilmiş. Canıma okunuyor burada, biliyor musun? Siyasi değilmiş. Dilimin kemiği yok benim. Şu anda ben onurumla, namusumla, haysiyetimle, şerefimle ilgili konuşuyorum.”
14.10 | DURUŞMAYA İLK ARA VERİLDİ
İmamoğlu’nun savunması sürerken duruşmaya ilk ara verildi.
12.00 | DURUŞMA BAŞLADI
Tutukluların ardından İmamoğlu da savunmasına devam etmek için alkışlarla salona geldi.
Savunmasının üçüncü gününde, İstanbul ve yakın illerdeki yağışlarda yaşanan can kayıplarına değinen İmamoğlu, “Her afet, sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor. Devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşıması gerektiğini hatırlatmalı” diye konuştu.
İstanbul'da hayatını kaybedenler arasında 14 yaşındaki bir çocuk ile 32 yaşındaki bir gencin de bulunduğunu belirten İmamoğlu, ailelerine başsağlığı diledi. İmamoğlu ayrıca, Üsküdar Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in vefatı nedeniyle de başsağlığı mesajını iletti.
"ORTADA BİR YARGI SALDIRISI VAR"
Gültekin’in katılmak üzere yoldayken trafik kazası geçirdiği TBB başkanlığı seçimlerine değinen İmamoğlu, 2024'ten bu yana birliğin başkanının dördüncü kez seçildiğini belirterek “Burada bulunmamızın, yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, muhalefeti baskı altına alma, hatta devlet dışı bırakma müdahalesinin tezahürü dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu. Türkiye'deki hükümet, yargı eliyle ‘Ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım’ diyor. Türkiye'deki muhalefet de ‘Ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim’ diyor. Ortada bir yargı saldırısı var, karşısında da milli iradenin büyük bir dayanışması ve direnişi vardI” ifadelerini kullandı.
“BİZDE OLMAYAN DELİLLER ONLARDA VAR AMA 2.5 MİLYAR DEĞERİNDEKİ YOLSUZLUK DOSYALARI KAPATILDI”
Devamında AK Parti dönemine ilişkin yolsuzluk iddialarından bahsedeceğini İmamoğlu, basın mensuplarına seslenerek şu ifadeleri kullandı: “Özellikle yandaş basının iyi dinlemesini isterim. Bizimle ilgili iddialar ortaya atılıyor ve deniliyor ki şu oldu, bu oldu. Ne var? Beyan var. Ne var? Uydurma bilirkişi raporları var. 7 ay bitti. Şu ekranda bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge hiçbir şekilde iddia makamıyla bize gösterilmedi. Ya da buraya gelen itirafçılar bir tek delil, bir tek somut bilgi, belgeyi bizimle paylaşmadılar. Sadece beyan, sadece dedikodu.”
İBB’de önceki döneme ilişkin denetimlerde belediye müfettişlerinin tespit ettikleri dosyalar bulunduğunu hatırlatarak 64 dosya için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve 146 dosyanın da farklı kurum ve kuruluşlara bildirildiğini söyledi. İmamoğlu, “Bildirdiğimiz sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır” diye konuştu.
Bu dosyaların bir bölümüne İçişleri Bakanlığınca el konulduğunu belirten İmamoğlu, “İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha önce hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu. Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar” dedi.
"ASKERİ STRATEJİK ALAN DİYE GÖRÜNEN YER KAMULAŞTIRILIYOR"
“Mış, muş yok. Duymuştum, duydum yok. Beyan yok. Somut bilgi ve belge var” diyen İmamoğlu, İBB’nin 2016’da askeri stratejik alan niteliğindeki bir araziyi 13,5 milyon dolara kamulaştırdığını, 2021’de yapılan değerlemede arazinin değerinin 13 milyon 350 bin lira olarak belirlendiğini söyledi. İBB’nin kullanamayacağı bir arazi için yapılan alımda 11,5 milyon dolarlık kamu zararı oluştuğunu savunan İmamoğlu “İBB’nin askeri bir birliği yok. Öyle bir gücü, kuvveti, sorumluluğu yok. Askeri stratejik alan diye görünen yer kamulaştırılıyor” diye konuştu.
İmamoğlu, İBB iştiraki KİPTAŞ’ın 2016’da Bahçeşehir’deki bir arsayı 130 milyon liraya satın aldığını, araziyi dört gün önce 49,5 milyon liraya alan firmanın bu işlemden 81 milyon lira, o günün kuruyla yaklaşık 27 milyon dolar kazandığını öne sürdü. İmamoğlu, “Bir firma araziyi alıyor, sadece dört gün sonra neredeyse üç katına satıyor. Ve kime satıyor? İBB’ye” dedi.
İmamoğlu, Metal Yapı’nın 2011’de Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığı araziyi, imar planı değişikliklerinin ardından 2017’de İBB’ye 119 milyon dolara sattığını belirtirken 2021’de yapılan değerleme sonucunda alım bedeli ile piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon doları aştığını belirten İmamoğlu, arazinin yeniden eski imarına döndüğünü de ifade etti. Dosyaya ilişkin incelemeler sürerken İçişleri Bakanlığı’nın dosyaya el koyduğunu hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Böyle bir soygun olamaz. Kamunun kasasından, milletin parasından 106 milyon dolar. İddia makamı 50 milyon dolar topladı, üst üste bir algı yaratmaya çalıştı. Ben burada kamunun kasasından 106 milyon doların milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum.”
"LİSTENİN ALTINDA 2,5 MİLYAR DOLAR YAZIYOR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde yaptığı yolsuzluk tanımını hatırlatan İmamoğlu, “Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Alın size devletin kasasından çatır çatır hem de öyle basit paralar değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Bu sadece 33 dosya” dedi.
ERDOĞAN’A AHTAPOTUN KOLLARI GÖNDERMESİ: “SOYULDUK EY HALKIM”
İşlem yapılmayan yolsuzluk dosyaları üzerinden AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce kullandığı “ahtapotun kolları” ifadesine gönderme yapan İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Söz konusu biz olunca yoktan var edilen yolsuzluk suçlaması ama AK Parti dönemi olunca tamamı somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının yok olması, buharlaşması, İçişleri Bakanlığının el koyması, efendime söyleyeyim savcılığın kovuşturmaya yer yok demesi, bakanlığın getir bakayım bunları ben inceleyeceğim demesi.. Neye benziyor bu? Ahtapotun kolları. Ahtapotun kolu bu.
Ben demedim ahtapotun kolu. İlk kim dediğini hatırlıyorsunuz, değil mi? Daha biz tutuklanmadan Sayın Cumhurbaşkanı dedi ahtapotun kolları. Ben bilmem ahtapotun kolları. Ahtapotun kolunu bir tek balık lokantalarında biliyorum. Var başka bir yerde bilmiyorum. Dünya alem biliyor dertlerinin yolsuzluk olmadığını, dünya alem biliyor. İstanbul'da çıkalım, Türkiye'yi gezelim. Yağma diyelim, rant diyelim, imar rantı diyelim, yolsuzluk diyelim; iddiayla söylüyorum ki herkesin aklına gelecek kişiyi ve grubu ve partiyi ben biliyorum.
Burada sadece 10 yılın yani 2007-2009'dan sonra 2019 arası geliştirilen projelerde, yapılan imar tadilatlarıyla, yani İstanbul halkına ait olan gökyüzüne sığdırdıkları binalarla, kamu binalarına fonksiyonlarını değiştirerek yaptıkları binalarla ekstra ne elde ettiler? Tam 85 milyar dolar. Tam o zamanki kurla, yine o kitabı hazırladığı kurla 3 trilyon 950 milyar lira 85 milyar dolar İBB'nin yaklaşık 10 yıllık bütçesi. Bakın o günkü imar değerlerini dolar olarak dönün, endeksleyin bugüne, bir bakın bakalım kaç dolar yapıyor, hesapta zorlanacaksınız. Dolar bazında İstanbul 2-3 kat değerlendi. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım, soyulduk. Sevgili İstanbullular, soyulduk.”
İMAMOĞLU’NDAN MURAT AĞIREL TEPKİSİ
İmamoğlu, savunmasında bahsettiği yolsuzluk dosyaları üzerinden, gazetemiz yazarı Murat Ağırel’in gözaltına alınmasına da tepki gösterdi. İmamoğlu ilgili kısımda şu ifadeleri kullandı:
“Buradan büyük bir yağmadan bahsediyorum. 7 yıllık dönemde tarifsiz, gerçekten büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bizden önceki yönetim tarafından bizzat siyasi kadrolarıyla da yönetilen rant ve yağma organizasyonu ağır bir kent suçudur. 10 milyarlarca dolarlık bu usulsüz uygulamaların her bir dosyası yargı konusudur. Neler neler konuşuruz.
Ama ben bunları dediğimde iddia makamı duyar mı, savcılık duyar mı? Duymaz! Duymaz, biliyorum. Böyle bir derdi yok. Şu andaki dertleri muhalefet ya da Ekrem İmamoğlu. Başka bir dertleri yok. Muhalifler, Halk TV. Murat Ağırel ayağı kelepçeli, sabah gene gitmişler evinden, yok fonla ilgili gözaltına almışlar. Peki siz evinden alınan bir foncu siyasi duydunuz mu şu ana kadar? Evinden alınan, milyarları götüren bir foncu siyasi duydunuz mu? Bir foncu bürokrat duydunuz mu? Ama gariban Murat Ağırel'i hem kelepçeli eve koy hem de git sabahın köründe evinden gözaltına al. Aynmazlık bu, aynmazlık! Bu büyük bir mesele.
Onun için tekrar ediyorum, ey muhalifler, ey toplumun yüzde 80'ini temsil eden sevgili halkım, birlik olun, bir araya gelin, omuz omuza olun, kalabalık olun, tepkinizi gösterin. Bu büyük bir aymazlık. Bu, her türlü hakkınıza, hukukunuza, bilgi alma hakkınıza, şehirlerdeki hakkınıza, her şeyinize, seçme ve seçilme hakkınıza, bir hükümeti değiştirme hakkınıza göz koyanların ortaya koyduğu tavırdır.”
“BİLİRKİŞİLER DOSYANIN SIĞINDIĞI TEK DUVARDI”
İmamoğlu, İBB Davası’nda suçlamalara dayanak olan gösterilen bilirkişi raporlarına da tepki gösterdi. Raporların bilinçli olarak aleyhlerine yazıldığını savunan İmamoğlu şöyle konuştu:
“Sipariş bir bilirkişilik yaşadı bu dosya, sipariş. Çünkü ihtiyaç vardı. İtirafçılar birer birer dağıldı. Kendi sözleri hiçbir işe yaramadı. Geriye iddianamenin sığındığı bir duvar var; bilirkişi. Ve bu konuda arkadaşlarım çokça bilgi belge paylaştı. Usulsüzlüğün varlığı baştan kabul ediliyor ve bilirkişiye yalnızca bulmak düşmüş. Bir bilirkişiye neyi bulacağı önceden söylenirse, o artık bilirkişi değil kâtiptir, kâtip. ‘Söyleneni yaz kızım, söyleneni yaz oğlum’ demektir.
Bir müdafi bu yöntemi tek cümleyle anlattı: "Ekrem İmamoğlu'nun katil olduğuna karar verdik, gidin bize ceset getirin." Kâtip kendisine söyleneni yazmış. İşler birleştirilmiş, rapor "Rekabet kısıtlandı" diyor; işler bölünmüş, aynı rapor "Bütünlük bozuldu" diyor. Birleştirmek suç, bölmek suç; doğru ne? Rapor söylemiyor. Çünkü aranan doğru değil ki. "Biz sana suç var dedik, oraya suç yaz kardeşim; başka bir şeye ihtiyaç yok.” Kendi tankerinden kendi işine yakıt koyan bir kamu şirketi için "ücretsiz yakıt" yazılmış. Bir ihaleyi inceleyen uzmanların kendi kurumu aynı ihaleyi aynı usulle yapmış; kendi kurumunda usul olan İBB'de suç olmuş.”
ADALET BAKAN’I GÜRLEK’E ‘SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ’ TEPKİSİ
Soruşturma döneminde başsavcı olarak görev yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, dava devam ederken kendisi hakkındaki sarfettiği sözlere de tepki gösteren İmamoğlu, kendi davalarına bakan 23 hakimin yerlerinin değiştirildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bu iddianamenin imzacısı da atamaları yapan HSK'nın başında. Hakimlerin atanması, terfisi, sürgününü belirleme kurulu başında. Ve hala, hala bu dava ile ilgili konuşmaya devam ediyor. Hâlâ Anadolu Ajansına verdiği röportajda bana, "Ekrem İmamoğlu suç örgütü lideri" diyor. Suç örgütü lideri kadar taş düşsün başına. Ayıp ya!
Neymiş? Dün Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Ekrem İmamoğlu hakkında, duruşmadaki sözlerinden dolayı soruşturma açtı. Bana suç diyorsun sen ya! Ey Bakan! Yani bir kul, Allah’ın kulu, bir vatandaş, bir yurttaş bu kadar korunmasız olur mu yasa önünde, yargı önünde, hukuk önünde? Bu kadar korunmasız olur mu ya?”
“AVUKATLARIMIN GÖRÜŞ SAATLERİ BİLE SIZDIRILDI”
İmamoğlu ardından, avukatlarının cezaevi görüş gün ve saatlerinin ifşa edilmesine ve avukatlarına yönelik uygulamalara da tepki gösterdi. Görüş kayıtlarının UYAP üzerinden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görülebildiğinin kendisine söylendiğini belirten İmamoğlu, avukatlarının ziyaretleri nedeniyle sorgulandığını ve bir siyasi arkadaşının da Silivri’de kendisini 50 kez ziyaret ettiği gerekçesiyle tutuklandığını söyledi.
Tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın gece saat 03.00’te Kandıra Cezaevi’ne gönderilmesine de tepki gösteren İmamoğlu, “Yargı kin duyar mı? Yargı öfke duyar mı?” diye sordu. İmamoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Devletin adaleti yurttaşın öfkesinden daha soğukkanlı, kalabalığın sesinden daha derin, siyasal çıkarların hesabından çok daha temiz olmalıdır. Çünkü bugünün öfkesi geçer ama haksız kararın yarası kuşaklara kalır.”
KANAL İSTANBUL TEPKİSİ: “BU NE TELAŞTIR? KİME SÖZ VERDİNİZ?”
Savunmasının ilk kısmının sonlarına doğru iktidarın Kanal İstanbul projesiyle ilgili konuşan İmamoğlu, “Bu aceleniz ne? Kime söz verdiniz?” diyerek şunları kaydetti:
"Ey halkım, bu beton kanalla ilgili ne biliyoruz? Arazilerin sahibi kim? Kimlere ne kadar rant sağlandı? Hangi projeler buradan nasıl veriliyor? Sevgili dostlar, 2 milyon nüfus geliyor, 2 milyon! Bakın, 2 milyon nüfus geliyor ve Kanal İstanbul projesinin içerisindeki konutların şu anda lağımının nereye akacağı belli değil. Bu ne telaştır yahu? Kime söz verdiniz? En başta demiştim, kötü bir emlakçı projesi.
Bakın 40 yılın en büyük yağmuru düştü, can gitti. İmarla, mimariyle ilgili konulara değen kısmından bahsedeceğim ama şunu söyleyelim. 135 milyon metrekarelik yeşil alanımız, kamu alanımız gidiyor bakın. Sazlıdere Barajı ve Terkos Barajı'nı yok ediyoruz. Ve o civarındaki 135 milyon metrekarelik tarım alanlarını yok ediyoruz, orman alanlarını yok... 135 milyon metre ne demek biliyor musunuz, 135 milyon metrekare? 5 tane Beylikdüzü demek."
Sayfa başına git







