
EGE POSTASI - İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, Neo TV ekranlarında Senem Gökdağ’ın sunduğu Manşet programına konuk oldu.
9 Eylül İzmir’in kurtuluşu nedeniyle kentte bulunan İYİ Parti heyetinin programıyla başlayan söyleşide, Türkiye’nin siyasi gündemi, “Terörsüz Türkiye” süreci, iktidarın politikaları, seçim ittifakları ve medyanın durumu masaya yatırıldı.
“9 EYLÜL BÜTÜN TÜRK MİLLETİ İÇİN MUKADDES BİR TARİHTİR”
Gökdağ’ın, İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 9 Eylül yürüyüşüne ilişkin sorusu üzerine Yılmaz, İzmir’in kurtuluşunun yalnızca kent açısından değil, bütün Türkiye için özel bir anlam taşıdığını söyledi.
Yılmaz, “9 Eylül sadece güzel İzmir'imiz için değil, bütün Türk milleti için, bütün Türk vatandaşı için çok mukaddes bir tarihtir aynı zamanda. Yüzyıllara aşan bir gerilemenin durdurulduğu ve nihai olarak Türk milletinin başının bir daha öne eğilmemek üzere kaldırıldığı tarihtir” dedi.
İYİ Parti’nin 9 Eylül’e özel hazırladığı videoya da değinen Yılmaz, çalışmada Yüzbaşı Şerafettin’in İzmir’e girişi ve Türk bayrağının Hükümet Konağı’na çekilişinin yapay zekâ yardımıyla canlandırıldığını belirtti.
İzmir’in Kurtuluş Savaşı açısından sembolik bir kent olduğunu vurgulayan Yılmaz, “İzmir her bakımdan Türkiye'nin lokomotifi olmuş bir şehirdir” ifadelerini kullandı.
“BU İKTİDAR BU MESELEYİ ÇÖZEMEZ”
Programın ilerleyen bölümünde Gökdağ, İYİ Parti’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine neden karşı çıktığını sordu.
Yılmaz, İYİ Parti’nin barışa ya da terörün sona ermesine karşı olmadığını ancak süreci yöneten iktidara güvenmediklerini söyledi.
İktidarın temel kamu hizmetlerinde dahi ciddi sorunlar yaşadığını savunan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kadar temel vazifeleri yapma kabiliyeti ortadan kalmış bir iktidar, fevkalade önemli, derin, sosyal hayatlara da oturan, uluslararası networkle de alakalı olan çok stratejik bir meseleyi, sorunu çözebilir mi? Temel soru bu. Elbette çözemez.”
Türkiye’de terörün eylemsellik açısından zaten büyük ölçüde sona erdiğini öne süren Yılmaz, iktidarın süreci “etrafımız ateş çemberi” söylemi üzerinden gerekçelendirdiğini savundu.
Yılmaz, “Biz de diyoruz ki bizim etrafımız yeni mi ateş çemberi? Ateş çemberi bizim doğal yaşam ortamımız zaten. Bu ateş yeni yakılmadı etrafımızda. Bu hep vardı. Bu ateş çemberinden bizi koruyan Cumhuriyet'tir” dedi.
ÖCALAN ÜZERİNDEN SERT ELEŞTİRİ: AKLA HAYALE GELMEZ BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ
Gökdağ’ın sürecin Abdullah Öcalan’a yeni bir siyasi rol verip vermediğine ilişkin sorusuna Yılmaz sert yanıt verdi.
Yılmaz, Öcalan’ın kamuoyuna farklı bir pozisyonda sunulmaya çalışıldığını savunarak, “Apo'nun bir kanaat önderi gibi Türk milletine takdim edildiği, siyasallaştırılmaya çalışıldığı, ona koordinatörlük gibi vazifeler atfedilmeye çalışıldığı, akla hayale gelmez bir durumla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
“Devlet aklı” söylemine de karşı çıkan Yılmaz, hükümet ile devlet arasındaki ayrımın ortadan kalktığını öne sürdü.
Yılmaz, “Ortada bir devlet var mı ki devletin aklı olacak? Yani devletle hükümet ayrımı malumunuz bütünüyle ortadan kalktı. Şimdi hükümet ve devlet aynı şey” dedi.
İktidara güvenmediklerini belirten Yılmaz, “Bunlar son 10 senede neyi doğru yaptı ki bunu yapabilirler diyoruz ve bunun maliyetinin yüksekliğini söylüyoruz” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’Yİ HUZURSUZ EDİYORSUNUZ”
Yılmaz, sürecin Türk ve Kürt vatandaşlar arasındaki ilişkilere zarar verebileceğini savundu.
Öcalan’ın Kürt vatandaşların temsilcisi gibi gösterilmesine itiraz eden Yılmaz, bunun toplumsal birlik açısından ciddi sonuçlar yaratabileceğini belirterek, “Türk'le Kürt'ün birbirine bakışında bir düşmanlık ekerseniz bunun maliyeti ne olacak diyoruz biz. Türkiye'yi huzursuz ediyorsunuz” diye konuştu.
“CUMHURİYETLE PROBLEMLİ BİR SİYASİ GELENEK”
Gökdağ’ın etnik kimliklerin siyasi tartışmalarda öne çıkarılmasının toplumsal birlik üzerindeki etkisine ilişkin sorusuna da yanıt veren Yılmaz, iktidarın siyasi geleneğini hedef aldı.
Yılmaz, “Bunların geldiği siyasi gelenek Cumhuriyet'le problemli. Cumhuriyet'in kurucu değerleriyle problemli” ifadelerini kullandı.
Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerini İYİ Parti’nin temel referansı olarak gösteren Yılmaz, “Biz o zaman yaşasaydık da Kemal Paşa'dan yana olurduk. Bugün yaşıyoruz hâlâ Kemal Paşa'dan yanayız. Ve çocuklarımız ve evlatlarımız da bu milletin çocukları da Kemal Paşa'dan yana olmaya devam edecek” dedi.
“GİZLİ PAZARLIK” SORUSUNA YANIT
Gökdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun dile getirdiği “gizli pazarlık” eleştirilerini hatırlatarak sürecin arkasında başka bir amaç olup olmadığını sordu.
Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası gelişmelerin etkisi altında olduğunu savunarak ABD, İsrail ve Suriye üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
Suriye’nin kuzeyindeki yapılanmaları ve Türkiye’nin bu yapılara yönelik politikasını eleştiren Yılmaz, iktidarın dış politikada attığı adımları Türkiye’deki süreçle bağlantılı gördüğünü söyledi.
Yılmaz, “Türkiye'yi yönetenler iktidarda kalmak uğruna bu projeye evet demişlerdir. Bu son derece açık ve net” iddiasında bulundu.
MHP İLE İYİ PARTİ ARASINDAKİ FARKI ANLATTI
Programda İYİ Parti ile MHP arasındaki siyasi farklar da gündeme geldi.
Gökdağ’ın “İYİ Parti ile MHP arasında ne fark var?” sorusuna Yılmaz, İYİ Parti’nin millet iradesini öncelediğini belirterek yanıt verdi.
Yılmaz, “Biz milleti önceliyoruz, milletin esas olduğunu kabul ediyoruz. Milletin esas olduğunu kabul etmek millet iradesinin ve milletin ana patronluğunu kabul etmek demektir. Bu vatan mülkünün patronu millettir” dedi.
Milletin iktidarı istediği zaman değiştirme hakkına sahip olduğunu belirten Yılmaz, demokratik denetimin siyasi sistemin vazgeçilmez unsuru olduğunu ifade etti.
MEDYAYA DİKKAT ÇEKTİ: “MİLLİ GÜVENLİK KADAR MÜHİM”
Yılmaz, bağımsız gazeteciliğin önemine ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Bağımsız basının toplumun gerçeklerden haberdar olması açısından kritik bir görev üstlendiğini söyleyen Yılmaz, “Türkiye'de bağımsız gazetecilik, bağımsız televizyonculuk, milli güvenliğimiz bakımından da en az milli savunma kadar, ordumuz kadar, polisimiz kadar mühimdir” dedi.
Türkiye’de medyanın büyük bölümünün iktidarın kontrolü altında olduğunu savunan Yılmaz, “Medyanın yüzde doksanından fazlası iktidar tarafından tekilleştirildi” ifadelerini kullandı.
Bu durumun iktidarın toplumdan uzaklaşmasına da neden olduğunu ileri süren Yılmaz, “Basın da vatandaştan uzaklaşıyor böyle olunca. Politikacılar da uzaklaşıyor. Özellikle iktidar için bu çok tehlikelidir. Çünkü halkın gerçekten ne düşündüğünü bilmiyor” dedi.
AK PARTİ’YE “SON KULLANMA TARİHİ” BENZETMESİ
İktidarın uzun süredir vatandaşla bağının zayıfladığını savunan Yılmaz, AK Parti’ye yönelik dikkat çeken bir benzetmede bulundu.
Yılmaz, “Aslında hayatın olağanında 13-14 sene önce, 15 sene önce, 16 sene önce bitmiş olması gereken bir iktidardan bahsediyoruz” diyerek, marketlerde son kullanma tarihi silinen ürünler üzerinden AK Parti’yi eleştirdi.
“Bu millet, bunların kara propagandasının etkisiyle, biraz da Tayyip Bey'in şahsi talihinin etkisiyle, bunların kesişimiyle AKP'nin son kullanma tarihini birkaç defa sildi, yenisini bastı” ifadelerini kullandı.
CHP İLE İTTİFAK OLUR MU?
Gökdağ’ın olası seçimlerde CHP ile İYİ Parti arasında ittifak kurulup kurulmayacağı sorusuna Yılmaz, milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde İYİ Parti’nin temel ilkelerine uygun bir aday üzerinden değerlendirme yapılabileceğini belirten Yılmaz, “Biz Cumhuriyet değerleri, Cumhuriyet'in kurucusu ve milli devlet esasında bir çizgi çekiyoruz” dedi.
Bu çizginin geniş bir toplumsal kesimi kapsadığını savunan Yılmaz, partilerin yalnızca söylemlerine değil, Meclis’teki tutumlarına da bakacaklarını ifade etti.
“İYİ PARTİ’YE İLGİ ARTIYOR”
Yılmaz, İYİ Parti’nin son aylarda yükselişte olduğunu da savundu.
Partinin sosyal medya performansına ilişkin veriler paylaşan Yılmaz, Ağustos ayında İYİ Parti’nin X, Facebook ve Instagram’da en fazla görüntülenme ve etkileşim alan parti olduğunu söyledi.
Yılmaz, “Son bir aydaki inanılmaz yükseliş, zaten altı yedi aydır istikrarlı bir yükselişimiz var ama artık aritmetik değil geometrik bir artışla aşırı katlanarak artan bir durum var” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’YE SANDIKTAN KİMİN ÇIKACAĞININ BELLİ OLDUĞU BİR DÜZEN DAYATILIYOR”
Türkiye’nin yönetim modeline ilişkin de sert değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ülkede daha otoriter bir yapı kurulmak istendiğini savundu.
Türkiye’nin “Türkmenistan benzeri” bir modele götürülmek istendiğini öne süren Yılmaz, “Sandığa gitmeden sandıktan kimin çıkacağının belli olduğu bir ülke özlemidir Türkiye'ye dayatılmak istenen” dedi.
Türk toplumunun güçlü bir seçim geleneğine sahip olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bizim milletimiz sandık sever bir millettir. Bunu küçümsememek lazımdır. 150 senelik bir sandık geleneğimiz var bizim” ifadelerini kullandı.
“İYİ PARTİ İKTİDARINDA TÜRKİYE’NİN NORMALLEŞMESİNİ VAAT EDİYORUZ”
Programın sonunda Gökdağ, İYİ Parti’nin iktidara gelmesi halinde medya alanında nasıl bir politika izleyeceğini sordu.
Yılmaz, geçmiş dönemlerde siyasi liderlerin birbirlerini sert biçimde eleştirebildiğini ancak bunun demokratik hoşgörü içerisinde gerçekleştiğini hatırlattı.
Mevcut siyasi ortamı eleştiren Yılmaz, “Siyasetçilerden beklenen şudur: özgüven sahibi olmaları, hoşgörülü olmaları” dedi.
İYİ Parti’nin iktidara gelmesi halinde daha özgür ve demokratik bir siyasi ortam hedeflediklerini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İYİ Parti iktidarında biz Türkiye'nin normalleşmesini vaat ediyoruz. Türkiye'nin insanca yaşamasını vaat ediyoruz. İnsanlarımızın mutlu olmasını vaat ediyoruz.”
Ekonomik sıkıntılara da değinen Yılmaz, emeklilerin, ailelerin ve çocukların yaşadığı geçim sorunlarını hatırlatarak iktidarın “esas büyük hikâyenin maliyetini” görmekten uzak olduğunu savundu.
Haberin Videosu
Sayfa başına git







