İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullanması nedeniyle yargılandığı davanın ikinci duruşması, Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesince Silivri’deki 2 No’lu salonda görülüyor.
İmamoğlu ile dönemin 11 belediye çalışanının “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla yargılandığı duruşmada, CHP kurultay davasındaki ceza ve beraat talepleri de gündeme geldi.
İmamoğlu, 7 Ekim’de AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında beraat istenmesini eleştirdi. Aynı dosyada kendisi ve arkadaşları için hapis talep edildiğini belirten İmamoğlu, farklı taleplerin delillerden değil, siyasi tercihlerden kaynaklandığını savundu.
“AYNI KURULTAY, AYNI İDDİANAME... DEĞİŞEN TEK ŞEY ROZET”
İmamoğlu, kurultay davasındaki taleplerle Tugay’ın AK Parti’ye katılması arasındaki süreye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Aynı kurultay, aynı iddianame, aynı suçlama bana ve arkadaşlarıma hapis istendi. Aynı dosyada yargılanan bir başka kişi için ise beraat istendi. Ne değişti biliyor musunuz? Delil mi? Hayır. Hatta çok yakın zamanda o arkadaşla biz böyle şey mektuplaştık gibi yani. O bir şeyler söyledi, ben bir şeyler söyledim, aynı şeyleri söyledik. Yani ‘böyle suçlama mı olur, böyle delilsiz suçlama mı olur’ vesaire. Ne oldu biliyor musunuz? Tek şey, rozet değişmişti rozet. Rozet. Yani 7 Ekim'de yakasına başka bir rozet takıldı, 21 Ekim'de beraat istedi. Ne tesadüf? Yani 7 Ekim'de rozeti tak, 21 Ekim'de beraat et. Arada 14 gün var.
“YENİ BİR MAKAM ARACI VAR, ROZET”
Bu davada da mazot konuşuyoruz. Oysa bu ülkede insanı taşıyan asıl makam aracı, sistem değişti, yeni bir sistem kurdular, bilmiyorsanız duyurayım; rozettir. Araba taşımıyor. Artık yeni makam aracı var, rozet. Türkiye'de yeni bir makam aracı var, rozet. O rozetin ne olduğunu herkes biliyor.
“TUGAY'A: 'ŞİMDİ GİDELİM İZMİR'E, SOKAKTA GEZEMİYORDUR'
Ama bilmiyorlar ki o rozetle bir adım gidemezler yani. Cumburlop düşecekler yere. Gidiyor zannediyorlar. Var ya bazı filmlerde böyle sahneler çekilir, arabanın içinde sallanırsın, gidiyor zannedersin. Bayağı da yakışıklı bir arabadır ama aslında gitmezsin. Öyle bir halüsinasyon içindedirler yani. Öyle bir yansıma içerisindedirler. Aslında gitmiyorlar. O kadar milletten koptular. Şimdi gidelim İzmir'e, muhtemelen sokakta gezemiyordur bu arkadaş.
“BURADAN ÇIKAYIM 6 SAATTE 10 MİLYONLA BULUŞURUM”
Ben size iddiayla söylüyorum, bu kapıdan çıkayım, İstanbul'a yürümeye başlayayım, 6 saat içinde İstanbul'da 10 milyonla buluşurum ben, 10 milyon. Bak 10 milyon diyorum ha.. Abartmıyorum yani. Az söylemişsin de diyebilirler yani. Aradaki fark bu. Rozet aracı mı? Yoksa böyle bir hayali bir yaşam mı? Valla şükürler olsun halimden memnunum.
“BU ADAKET DEĞİL”
O araca binen, yani rozet aracına binen, ilk önce yapılan işlem hızla aklanıyor. Püri pak oluyor, tertemiz. Niye? 1 kişinin kararıyla çünkü. Gerçekte mi aklanıyor? Asla. Bilmeyene de diyorlar ki sen Silivri’ye git. Bu adalet midir? Değildir.”