
1,5 yıldır cezaevinde tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 101. duruşması bugün görülüyor.
Silivri'de duruşma saat 11.00 sularında başladı.
İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla destek verdi.
2. celsenin 37. gününde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu savunmasını tamamladı. Sorgusuna geçilecek olan İmamoğlu’nun daha sonra avukatlarının söz alması bekleniyor.
Bugün ayrıca 53 tutuklu sanığın tutukluluk hali de gözden geçirilecek.
15.10 | SAVCININ SORULARINA GEÇİLDİ
Mahkeme başkanının ardından duruşma savcısının sorularına geçildi. Savcının Cebeci Maden Sahası’yla ilgili sorularının ardından Ekrem İmamoğlu “Bu konunun ne siz uzmanısınız ne de ben” dedi.
Duruşma savcısı bunun üzerine, “Uzman olduk” dedi. İmamoğlu ise, “Yok olmadınız, sizin işiniz başka” ifadelerini kullandı.
14.40 | İMAMOĞLU'NDAN, AZİZ İHSAN AKTAŞ SORUSUNA YANIT
Mahkeme Başkanı, itirafçılardan Adem Soytekin’in “Ekrem İmamoğlu avukatı Mehmet Pehlivan aracılığıyla ‘Paralarını Turan Taşkın Özer’e teslim et dedi’ ifadelerini Ekrem İmamoğlu’na soru olarak yöneltti.
İmamoğlu, “Ben kendimin, eşimin, babamın parasına yönelik önlem almamışım ama Adem’e önlem al demişim. Bu mümkün değil” yanıtını verdi.
İmamoğlu, Mahkeme Başkanı'nın "Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı?" sorusunu "Allah korusun" diyerek yanıtladı.
14.30 | '100 BİN DOLAR' SORUSU
Mahkeme Başkanı: Savunmalarınızı zaten dinledik. Bu Yakup Öner ile olan tanışıklığınız ne?
İmamoğlu: "Beylikdüzü’nde görev uapan bir arkadaş olduğunu biliyorum. Yeteneklerini o günkü çalışma arkadaşlarımdan dinledim. Ben de devam etmesini ve hizmet etmesini talep ettim. Beylikdüzü’nde bu şekilde muhtelif alanların kamuya kazandırılması, 15-20 yıllık tapu sorunlarının çözülmesi… tapusunu alamayan 20 bin kişinin tapusunu dağıttık o dönemde. O dönemde açıkçası teknik arkadaşlarla muhatap olduğunu da ifade etmeliyim. Benimle olan muhataplığı çok sınırlı sayıdaydı."
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner teknik danışman mı yani öyle mi adlandırıyoruz?
İmamoğlu: "Evet evet. Daire başkanı statüsünde devlet memuru."
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner için teknik danışman dediniz. Bazı çeşitli eylemler var. “Ben yetkilendirildim, İmamoğlu ilgilenmemi söyledi” diyor. Mesela Doğuş konusunda da. Diyor ki “Ekrem İmamoğlu bana ilgilenmemi söyledi. Ben de görüşmeler yaptım.” Yine mesela Torunlar inşaat otel projesiyle ilgili… Siz de dediniz ki teknik danışman olarak benim git ilgilen dediğim yerler oldu. O zaman bu anlatımlar doğru.
Ekrem İmamoğlu: "Evet sayın Başkan hatta saydıklarınızdan daha çok vardır."
Mahkeme Başkanı: Şimdi Yakup Öner'in anlatımında da geçen bir 100.000 dolar elden alma hususu...
Ekrem İmamoğlu: "Öyle bir şey yok. O iddiasını tabii ki kabul etmiyorum."
Mahkeme Başkanı: Yani maaşının dışında sizden elden aldığı bir maaş yok yani?
Ekrem İmamoğlu: "Öyle bir şey yok. Ne bir teslimim var ne de öyle bir şey var."
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner’in anlatımında da yine aynı şekilde orada da ifadesinin hatta 10 Temmuz 2025 tarihli ifadesinin ikinci sayfasında “Ekrem İmamoğlu’nun sisteminde belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız vardır. Biri diğerine talimat veremez, alana müdahale edemezdi, Murat Ongun, Fatih Keleş'i kendi alanına sokmadı, Ertan da sokmak istemedi ancak bazı yerlerde sokmak zorunda bırakıldı. Sistem dışındaki adamları ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Hüseyin Köksal'dır. Yakup Öner’in anlatımında bu şekilde.
Ekrem İmamoğlu: "Yani şöyle hatırlarsanız kendisine sordunuz ya hatırlamıyorum. Kendisi de bir bölüm için 'Duyumdur' falan dedi. 'Kurum içinde biliniyordu' şeklinde ifadeler, bakın Yakup Bey'e bir dosya verdiğimiz zaman tabii ki ondan sorumludur yani o kişilere bakar ne istiyor, ne istemiyor, kurum bunu yapar mı? O kurumun, yani İBB'nin bunu yapıp yapamayacağı hususunda orada mesela Yakup Bey benden başka kimseden talimat almıyor. Yani aynı şekilde Ertan Bey 32 tane iştirakten sorumlu bir kişi, ne kadardan sorumluluktan kaçtığını burada kendi diliyle ikrar etse de öyle bir şey yok, 32 iştirakten sorumlu. Tabii ki Fatih Bey ona öyle bir talimat vermeyecek.
Tabii ki Fatih Bey'in sorumlu olduğu spor kulübü başkanlığı ya da ona ifade ettiğim ya şu konuyla sen ilgilen dediğim şu Cebeci işine, şu maden işine bir bak dediği zaman Ertan kalkıp da Fatih Bey'e talimat veremez. Bunun adı sistem değil ki, bunun adı Ekrem İmamoğlu'nun liderlik anlayışı. Ben talimat vermiyorum, şuna bakar mısın diyorum Fatih Bey. Fatih Bey benim bütün seçimlerinde birebir omuz burada bir kurban seçilmiş, o kurban edilmek istenen kişi gayri usulü kanunlar, usullerle hatta savcılığa davet edilmiş, bir takım telkinler yapılmaya çalışılmış, başka insanlara başka telkinler yapılmaya çalışılmış.
Sayın Başkan bunları ya duydunuz ya biliyorsunuz ya duymadınız bilemem ama savcıların iddia makamının nasıl usulsüz yöntemlerle insanları Çağlayan'a getirdiği, o insanlara nasıl muamele yaptıkları, 500-600 kilometre nasıl sürdükleri, nasıl yoldan getirdikleri, yakınındaki insanlarla nasıl tehdit edildikleri ortada."
14.10 | DURUŞMA DEVAM EDİYOR
Sanıklar ve mahkeme heyetinin yerini almasının ardından duruşma yeniden başladı. Duruşma İmamoğlu'nun sorgusuyla devam ediyor.
Mahkeme Başkanı: Adem Soytekin ile ne zaman tanıştınız?
İmamoğlu: "Sorunuzun cevabı içinde var. Adem Bey 2008 yılında benim firmamın taşeronluğunu yaptığı projelerimiz oldu. O günden beri tanırız. İşini iyi yapar. Pratik bir yüklenicidir. İyi ekipleri vardır. Kaliteli iş yapar. Birtakım yapıları da (kreş cami vs) yaptığını biliyorum. Bütün bu işlerin detayları kurumların arşivlerinde mevcut istediğinize bakabilirsiniz. Selamlaşırız. Şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişkimiz insanidir. İş insanı kimliğiyle olan irtibat."
Mahkeme Başkanı: Beylikdüzü döneminde de resmi bir işi var mı, ihale gibi. Adem Bey ifadelerinde genel itibariyle şunu söylüyor; "Belediye adına kreş okul gibi yapımlarda diyor bütçesini karşılamak suretiyle iş yaptım." Hak edişlerimde de iş adamlarından nakit kredi çek aldım. Anlatımları böyle. Yani burada resmi olarak iş yüklenmesi söz konusu mu yoksa kendi kendine mi irtibata geçiyor. Şahıslardan aldığı nakitlere ilişkin ilgili şahıslar da dinlenmiş. Onlar resmi ticaretlerinin olmadığını beyan ediyorlar. Bunu nasıl açıklayacağız?
"BU YÖNTEM BELEDİYELERDE UYGULANIR"
İmamoğlu: "Bu çok net. En güzel örneği Babacan İnşaat verdi. Dedi ki 'Ben o binanın yapımında Aso inşaat olduğunu öğrenince şüphe etmedim çünkü Ak parti döneminde de cami yapımı için yine aynı yere vermişlerdi oraya ödeme yapmıştım. O yüzden tereddüt etmedim' dedi. İddiayla söylüyorum. Başka belediyelere bakın bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de daha önce sordunuz bu iş böyle mi olur. Bunun farklı sebepleri vardır. Şahıs o şekil dahil olmak istemiyordur, ben bulayım vereyim yapsın o gibi düşünüyordur. Bu inşaat şirketlerinin de işine gelmez. Ben müteahhitlik yaptım. Spor sahası yaptım, kültür merkezinin temel betonunu döktüm, okulun kaba inşaatının yüzde ellisini yaptım. Sanki bir mucit bir şey icat etmiş de Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları suç işlemiş Adem Soytekin de fail olmuş… Uygulanan usul bu.
"HERKES MEMNUNİYETİNİ DİLE GETİRDİ"
"Ben başlangıcında da sonunda da o insanlarla karşılaştığımda herkes memnuniyetini dile getirdi. Kreşlerle ilgili, ister resmi bağış yapın, gelin kreşlerle donatım yapalım İstanbul’a diye lansman yaptım. Şu anda Ak Parti kabinesinden birinin kardeşi bile var. Vatandaş dedi ki isminin görünmesini istemiyorum annem adına yapalım demiş. O da öyle bir ödeme yapmış. Kamı yararına dönüşmesiyle ilgili ben bir kusur olduğunu düşünmüyorum."
Mahkeme Başkanı: Seçimler yaklaşıyor paraya ihtiyaç var diye duyduklarını belirten Ertan Yıldız’ın da anlatımları var…
İmamoğlu: "Doğuş ve Can Bey böyle bir konuşma gerçekleşmedi dedi. Ertan gibi beni şaşırtan, yapmaması gereken işleri yapmış birisi olarak, onun aleyhine sizin önünüzde beyanlar var. Onları dikkate almanızı öneririm."
13.10 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
İmamoğlu savunmasını tamamladıktan sonra duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşma İmamoğlu'nun sorgusuyla devam edecek, ardından avukatlarının savunmasına geçilecek.
12.54 | İMAMOĞLU, SAVUNMASINI TAMAMLADI
“Bu ülkede ilk kez bir kuşak, daha önceki kuşaklardan çok daha yoksul ve bunu kapatmak kolay olmayacak” diyerek sözlerine devam eden Ekrem İmamoğlu, “Türkiye’yi zenginleştirmek zorundayız. Bunu birkaç kişinin zenginliğiyle açıklayamayız. Vatandaşın zenginliğini arttırmalıyız “ ifadelerini de kullandı.
İmamoğlu, yaklaşık 4 gün süren savunmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Kıymetli milletim, sözümün sonuna geldim. Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor: 'Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' deniyor. Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır. 1 kez değil 3 kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor. Bu ülkede iktidarın sandıkla değişebileceğine hala inanan 87 milyon yurttaş yargılanıyor.
'BU ÜLKEYE HUKUK DÖNDÜĞÜNDE BU DOSYAYI AÇANLAR HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK'
Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim. Kimi zenginleştirmişim, kime tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Adım gibi eminim. Yarın bu ülkeye hukuk geri döndüğünde bu dosyayı açanlar hakim karşısına çıkacak. Ama şafak vakti kapıları kırılmadan, avukatlarıyla çıkacaklar. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku herkes için yeniden kalkan yapacağız.
"560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR"
Bu salonda aylarca benden hesap soruldu. Ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3'te 2'sini Maden Kanunu'nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar.
"DELİL DİYE 5 DAKİKALIK BİR NEZAKET ZİYARETİNİN FOTOĞRAFINI KOYDULAR"
'Örgüt' dediler, şemaya koydukları adam 'Ben örgüt yöneticisi değilim' dedi. Örgütün kuruluş cümlesini saydı, 'Ben onu şablon olarak gördüm' dediler. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok. 'Casus' dediler, delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus…
'Rüşvet' dediler, rüşvet verdiğini söyle, verdiği söylenen 'Hissettik' dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet'te gördüğünü söyledi. Rüşveti kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptıklarını herkes bu salonda gördü. Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 'borcu yoktur' yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var. İşte akşamdan sabaha Melih'in yaşadıkları var.
155'e çıkartıldı eylem. Hangisinde, bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde? Hangisine dair somut bir görüntü var elinizde? Kime, tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Kimi ayırmışız? Kalyon'a 'İş yapamazsınız' mı demişiz? Cengiz'e 'İş almışsa ihale yapacak' demişiz, 'Al, yap işini bitir, git başımızın üstünde yerin var' demişiz. Kendisi ne yapmışsa etraftan aynı şeyi bekleyen bir zihniyetle mücadele ediyoruz biz burada. Bu dosyada suç geliri dedikleri her şeyin adresi bellidir. Biz kamuya hizmet ettik, kamuya iş ürettik ve insanların gönlünü, hayatını mutlu ettik, huzurlu kıldık.
"MÜCADELEMİZ ADALET, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET MÜCADELESİ"
Buradan çok açık söylüyorum, ben ayrıcalık istemiyorum. Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum. Çünkü bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil. Bizim mücadelemiz adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesi. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim. Ekrem İmamoğlu'nun kelimesi kadar, harfi kadar gelecekten eminim. Yaradan bunu bana yaşatacak, 87 milyona bunu yaşatacak.
Ama şafak vakti kapıları kırılmadan çıkacak insanlar, avukatlarıyla adil bir savunma yapacak insanlar, biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Kapısı açılıp geceliğiyle kadını çekmek için gayret eden insanlar, onu görüntüleyen, oradan bir ses "Abi kapatın kapıyı, içeri dal, içeri dal" diyen bir sabah operasyonunu, gece operasyonunu, iffete, namusa saldıran bir anlayışı bu ülkeye yaşattırmamak için mücadele edeceğiz biz.
Herkesin evladını koruyacağız, herkesin çocuğunu koruyacağız. En caninin, en başinin bile evladını, ailesini koruyacak bir düzeni inşa edeceğiz biz. Savunmaları kısıtlanmayan, kitapları toplatılmayan, aileleri rehin alınmadan süreçleri işleten bir Türkiye var edeceğiz biz.
Bir itirafçının 'tahmin ediyorum'la değil, belgesiyle, kaydıyla, her şeyiyle, ispatıyla yargılanacaksa yargılanacak insanlar. Mışla muşla değil ya. Aramızdaki fark bu. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku herkes için, onlar için de yeniden kalkan yapacağız.
Benim cumhurbaşkanlığı hedefimde, bana hayatında hiç oy vermemiş bir vatandaş sabah kalktığında şunu söyleyebilmelidir: Benim devletim hala benim devletimdir. Omzunu diyecek, onun huzurunu hissedecek. Hiçbir endişesi olmayacak.
Mahkemesi onun mahkemesi olacak, polisi onun polisi olacak, valisi onun valisi olacak, askeri onun askeri olacak, jandarması onun jandarması olacak. Valisi, kaymakamı, emniyet amiri, milli eğitim müdürü, herkesin bürokratı olacak. Hazinesi onun hazinesi olacak. Cumhurbaşkanı, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacak. İş işten herkesin cumhuriyeti budur.
Biz İstanbul'u böyle yönettik. Onun için 100 milyonlarca dolar vergi borcunu kapattık, sigorta borcunu kapattık, kamu kurumlarına olan borcunu kapattık. Bu kadar zalimliğe, baskıya rağmen. Hiç olmayanı var ettik. Bahsettik, yurtları, kreşleri. Sadece kreşlerimizde 27 bin çocuk ilk defa kreş eğitimi aldı. 27 bin. Sadece bu sene buna eklenenlerle, sadece bu sene eklenenlerle bu sayı 40 bine çıktı. Ne biliyor musunuz? Onların içinden nasıl güzel insanlar çıkacak biliyor musunuz? Sadece kent lokantasından 10 milyon insan karnını doyuruyor.
"MÜCADELEMİZE DEVAM EDİYORUZ"
Bir sürü şey… Var olanı büyüttük, sıfırdan birçok şey yaptık ama var olanı büyüttük. Metroyu 153 kilometreden 248 kilometreye büyüttük. Ormanlarını, yaşam vadilerini, kütüphanelerini, müzelerini, spor tesislerini, sosyal tesislerini büyüttük. Anne Kartı, Halk Sütü… Halk Süt tam 55 milyon litreye ulaştı. 55 milyon litre sütü pırıl pırıl bebelerimize ulaştırdık.
Mücadelemize devam ediyoruz. Şu anda Türkiye'de açılış yapan, temel atma töreni yapan tek kurumuz, tek. İddiayla söylüyorum. Aralık'ta Göztepe-Ataşehir Ümraniye hattı açılacak, 1,5 yıl sonra. İnanılmaz spor salonları, inanılmaz tıp merkezleri, hizmet alanları, yeşil alanlar, sosyal yaşam merkezleri, yaşam vadileri, önümüzdeki günlerde açılacak. Rumeli Hisarı'nın restorasyonu bitmiş hali insanlarımızla buluşacak.
Buradan başkan vekilimize, Nuri Aslan'a ve şu son günde yaşananlardan dolayı bütün emeğiyle sahada olan 95000 emekçimize, meclis üyelerimize, yöneticilerimize, genel sekreterimize, yardımcılarına, bütün herkese, buradaki bütün arkadaşlarımızın boşluğunu hissettirmeyen, hizmetine devam eden, hala bu işleri tıkır tıkır yerine getiren bütün can yoldaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
"BU KİTAP BİR GÜN RAFLARDA OLACAK"
Bugün bu salonda… Sayın Başkan, Sayın Heyet; bir şey getirdim. Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Bir tane maketi yapılmıştı. Bu maketi, gördüğünüz bu kitabın üstünde bomba bomba yok. Bu kitabın içinde şiddete çağıran tek bir cümle yok. İçinde bu dosya var. Evet, size anlattığım şeyler, bunun biraz daha kısalmışı ve son 3 ayda yaşadıklarımızla yaptığım bir savunma. O tarihte hazırladığım savunmanın da biraz kısaltılmışı bu kitap. O savunmanın kendisinden korkularak, usulsüz bir biçimde, polisimizin de bu işe alet ederek bu kitaptan korkuldu ve bu kitap yasaklandı.
Bir nüsha nüshası elimde ve bu nüshayı mahkemeye, dosyaya delil olarak koruması için veriyorum. Bu nüsha arkadaşlarımın bu makete ulaştırmasını istiyorum. Delil olarak görmek isteyen, delil olarak görsün. İçinde bu dosyanın bütün delilleri zaten var. Bu dosyaya eklenmesini istiyorum. Bu kitap bir gün raflarda olacak, bir şekilde linklerde bulunacak, takip edilecek, günü yakındır. Yanında bu dosyanın tutanakları konacak, okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır.
Sözlerime son verirken, beni ve benim şahsımda millet iradesini Silivri’de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye seslenmek istiyorum bir kez daha: Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde bir yeri vardır, ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır.
"BEN SİZE ÇÖP TENEKESİ MUAMELESİ YAPIYORUM"
Beni hapse atabilirsiniz, babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz, oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz, yüzümü gizleyebilirsiniz ama benim irademe engel olacak kişi anasının karnından doğmadı. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, stratejileriniz, tutukladığınız masum insanlarla, operasyonlarla, karamalarınız, vız gelir tırıs gider.
Ben size çöp tenekesi muamelesi yapıyorum. Eskiden beni sürekli rüyanızda görüyordunuz. Şimdi kabusunuz daha da büyüdü. Bunu bilin. Bana yaptığınız şahsımı açtı. İlahi adalete yöneldi. Bir günde unutulur dediniz, bir ayda unutulur dediniz, bu millet unutmadı. Bu millet her zaman zalimin karşısında durmuş mazlumun yanında olmuştur.
Silivri’nin duvarları yüksek ama bakınca o kadar net görüyorum ki… Size acıyorum. Eyyy kişi, sana acıyorum. Ama o duvarların ardında baktığımda gördüğüm millete inanamadığım kadar çok güveniyor ve inanıyorum. Bir koğuşta görüş kabininin arkasında ben milletin yüzünü görüyorum. O yüz yorgun ama teslim olmamış.
"EN BÜYÜK İNANCIM SİZ GENÇLERSİNİZ"
Biz korkma diyen Mehmet Akif’in seslendiği insanlarız. Ama bir avuç korkaklar. Korkaklar biliyorum.
Gençler. Size bekleyin demiyorum. Sıra size de gelecek demiyorum. Bu ülke şimdi sizin. Hayal kurun. Soru sorun.
En büyük inancım siz gençlersiniz. Bu ülkeyi zenginleştirecek emeği de karakteri de görüyorum. Adaletsizliği görüyorum ama adalet isteyen milleti de görüyorum. Gençlerin öfkesini görüyorum ama gelecek enerjisi de görüyorum. Ben umudu teselli olarak anlatmıyorum umuda inanıyorum. Bu millete inanıyorum."
11.20 | ERDOĞAN'A SESLENDİ: BU KALLEŞ DÜZENDEN SEN BİLE KENDİNİ KORU
Savunmasında AK Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da seslenen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Ama bu da değil size anlatmak istediğim. Bunun yanı sıra anlatmak istediğim şu. Şimdi bir hayal edin. Muhalif bir belediye başkanına, muhalif bir belediyenin, yani ben Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanıyken bana operasyon yapıldı. Bugün muhalif, adı YENİ Parti olsun veya X olsun. Muhalif bir belediyede bir belediye başkan yardımcısına yönelik bir operasyon yapılacak. Bir para evi bulunacak, bir para kasası bulunacak. 7 milyon dolar şu bu falan filan neyse Allah bilir arkasında neler çıkacak ve bu 1 buçuk senede bu 1 buçuk senede o kayyum oraya ne kadar AK Parti'de görev yapmış, ne kadar AK Parti'de bürokrat varsa, kadın kollarından, gençlik kollarından ya da AK Partili bir belediyeden bir başkan yardımcısı vesaire vesaire dolduracak. Onlarla görev yapacak. Cumhuriyet Halk Partili veya YENİ Partili veya X muhalif partili birisi bu şekilde kendi partileri kurduğu kadronun içinden bir başkan yardımcısı bir evi parayla dolduracak, ziynet eşyasıyla dolduracak ve savcılık gidecek sadece başkan yardımcısını gözaltına alıp, 5-10 tane de ona işte iltisaklı iş adamı vesaireyi gözaltına alacak sonra da tutuklayacak.
"SENİ UYARIYORUM"
Buradan uyarıyorum, ey Cumhurbaşkanı. Bu düzenden kendini de koru. Seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden bu yürütülen iş ve işlemlerden akşamdan sabaha sabahtan akşama Türkiye’yi yöneten bir insanın bunlardan haber olmayacağını düşünerek, bu kalleşlikten sen bile kendini koru. Seni uyarıyorum."
Devleti yönetenlerin kanunların üzerinde olmaması gerektiğini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “Devlet bir parti devleti, bir hanedan devleti olamaz” dedi. İmamoğlu, ülkenin hiçbir döneminde adaletin bu kadar yerle bir olmadığını vurguladı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tekrar seslenerek, “Bunu yapanlar sana da yapar” diye konuştu.
Erdoğan'a seslenmeyi sürdüren İmamoğlu, savunmasına şu sözlerle devam etti:
"Ben 12 metrekareden sesimi yükseltiyorum, bazılarına saray 12 metrekareden küçük geliyor. Rakiplerini Edirne ve Silivri'de tutarak sen meşru olamazsın. Senin girdiğin seçim de meşru olamaz."
11.10 | "MİLLETE YAPILAN ZULÜM VAR"
30 Ekim'de Esenyurt Belediyesi'ne kayyum atanmasından ve seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer'in gözaltına alınmasından bahseden İmamoğlu, şöyle konuştu:
"30 Ekim'de, sevgili Ahmet Özer başkanımıza yapılan operasyonla beraber en konan vurgun yapılan milli irade vurgunuyla birlikte Türkiye'nin en büyük ilçesi, 1 milyonu aşan belki fiili yaşayanlarının Esenyurt'a kayyum atandı. Ve bu kayyum atandıktan sonra, aslında devletin bir mülki amiri olmasına rağmen, bu kayyum, bayağı bildiğiniz AK Parti siyaseti yaptı. Çok net yakın bir coğrafya evimin, yaşamımın, hayatımın olduğu Beylikdüzü ile iç içe bir alan olduğu için de her yaptığı işlem ve eylemden haberdar oldum.
Hatta bu kişi kaymakamken bir anda vali yardımcısı yapılıyor operasyondan önce, sonra o pozisyondan bu operasyon yapıldıktan sonra ısmarlama kayyum olarak atanıyor. Yani düşünün ki Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli. Önceden konumlandırılıyor İçişleri Bakanlığı tarafından, sonra kayyum olarak atanıyor. Bu kadar, yani bu kadar tesadüfün iğne deliği meselesi yani. Bu milletin huzurunda, gözünün önünde yapılıyor bunlar.
'KİRALIK GİZLİ KASALAR NEDİR ÇOK İYİ BİLİYORLAR'
Dün akşam görüntüleri gördüğümde, bir kasa. Bu kelimeleri hatırlayacaksınız bu iddianameden. Bir “kasa evi” olduğunu gördük. “Gizli kasa”ların olduğu bir yeri gördük. Bu iddianamede, bu iftiraların atıldığı bu iftiranamede kasa evleri, kasa odaları, gizli kasalar, bankalardaki gizli kiralık kasalar gibi nice tarifleri gördük ve okuduk. Okumayı bırakın, yayladaki mini minnacık bir kasayı bile gizli kasa diye bu ülkenin bütün ahlak, bütün terbiye, iffet sınırlarını yerle bir eden TRT'nin ekranlarından izledik. Ve bu şekilde tariflenen ne varsa bu iftiranamede, hep diyorum ya, kişi kendinden bilir işi misali, bunu yazanlar ve yazdıranlar gizli kasa nedir çok iyi biliyorlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar kasa evleri nedir çok iyi biliyorlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar, 1 değil 5-10 tane bankada kiralık gizli kasalar nedir çok iyi biliyorlar. Vallahi biliyorlar billahi biliyorlar. Bakın bunu iddia etmiyorum iddiayı aştı artık o benim damarlarıma yerleşti. Tekrar ediyorum vallahi biliyorlar billahi biliyorlar.
Bunların yazdıklarında muhtemelen para var. Yazanların ve yazdıranların muhtemelen tarlalarında gömü var. Muhtemelen kuyuların dibinde altın var. Muhtemelen bunlar benim burada öğrendiğim Hawala diye bir sistemi kullanıyorlar. Muhtemelen buradaki insanlar döviz bürolarıyla ortak çalışıyorlar. Bunu yazanlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar. Muhtemelen bunu yazanlar ve yazdıranlar, yurt dışında İsviçre'de, Lüksemburg'da orda burda hesapları var. Muhtemelen bunu yazanların ve yazdıranların, o zihniyetin offshore'da hesapları var. Benim yok. Arkadaşlarımın yok. Ne gizli kasa var, ne para kuleleri var, ne başka bir şey var.
'MİLLETİN CEBİNDEN ÇALINAN PARALAR VAR'
Millete yapılan zulüm var. Bu milletin cebinden çalınan paralar var. 570 milyar doları, 5 tane aksiyonla burada size yansıttım. Çok üzüldüm. Ama esas konu ne biliyor musunuz sayın başkan, sayın heyet burayı size anlatıyorum. Esas konu şu: Bir evin görüntülerini izledik sayın başkan. 7 milyon dolar, bilmem ne kadar Euro, sayısız saatler, sayısız mücevherler vesaire vesaire dökülmüş. Soruşturma böyle yürütülür biliyor musunuz? Delille olur, ispatla olur, tespitle olur."
11.10 | "BULUNDUĞUNUZ KÜRSÜDE AHTAPOTUN KOLLARI VAR”
“Vurgunlar milletin huzurunda, gözünün önünde yapılıyor” diyen Ekrem İmamoğlu, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner’in ifadesiyle dün İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in ikinci kez savcılığa çıkarıldığını ve tutuklandığını ifade etti. İmamoğlu, “O müptezelin ifadesiyle alıyorsun, tutuklama veriyorsun” dedi ve mahkeme başkanına seslenerek “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var” diye konuştu.
11.05 | "SAVUNMAMIN DÖRDÜNCÜ VERSİYONU"
Ekrem İmamoğlu, savunmasının son günündeki konuşmasına, 600 gün sonra savunma yapacağı bir yargı düzeninin olmaması temennisinde bulunarak başladı.
İlk başta talep ettiği savunmasının başka bir formda olduğunu söyleyen İmamoğlu, bugün gelinen noktada bunun 4. versiyonu olduğunu belirtti. İmamoğlu, "Bu savunmamın daha farklı formata dönüştüğü Türkiye'de 3 ay öncesi ile bugün arasında nasıl bir tribülansın yaşandığını ve bunun tüm oluşumlarının bizim burada duruşumuzla alakalı olduğunu size sunmam akışında oluştu" dedi.
11.00 | DURUŞMA BAŞLADI
Tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu’nun annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşmayı takip edenler arasında. İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla destek verdi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BİRLEŞEN DOSYA
Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
53 KİŞİ TUTUKLU
Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyordu.
3 Eylül perşembe günü yapılan aylık tutukluluk değerlendirmesinde, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve iş insanı Serkan Öztürk tahliye edildi. Davadaki tutuklu sanık sayısı 51'e indi.
Ardından Ağaç AŞ dosyasının İBB dosyasıyla birleşmesinin ardından Ayhan Subaşı, Aytekin Karaarslan, Fatih Temür, Murat Dağdeviren, Nilgün Cendek ve Tolga Kılıç’ın da eklenmesiyle tutuklu sanık sayısı 57’ye yükselmişti. Dün 4 kişinin tahliyesinin ardından toplam tutuklu sayısı 53'e düştü.
Sayfa başına git







