Ege Postası
Geri

İzmir Baro Başkan Aday Adayı Mutlu Çakır TV35'e konuştu: İzmir gibi bir baro istiyoruz

İzmir barosuna üye Cumhuriyetçi avukatlar 16 Nisan'da ön seçime gidiyor. Ön seçimde adaylığını açıklayan ilk isim Mutlu Çakır, adaylık gerekçesini ve projelerini tek tek anlattı. İzmir Baro Başkan Aday Adayı Mutlu Çakır TV35'e konuştu
İzmir Baro Başkan Aday Adayı Mutlu Çakır TV35'e konuştu: İzmir gibi bir baro istiyoruz
Haberler / Güncel
14 Mart 2020 Cumartesi 11:10
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI-Haber Aktif programının konuğu olan Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu İzmir Baro Başkan Aday Adayı Avukat Mutlu Çakır, İzmir gibi, güçlü ve etkin bir İzmir Barosu istediklerini söyledi.

“Etkin ve güçlü bir İzmir Barosu istiyoruz” diyen Avukat Mutlu Çakır, “İzmir denince aklınıza ne geliyor diyen ülkenin diğer yerlerinde yaşayanlara, Atatürkçü, bağımsız, kendinden emin insanların yaşandığı bir yerdir der. Düşmanın denize döküldüğü yerdir. Kurtuluş savaşının da başladığı ve bittiği yerdir. Bu nedenle biz İzmir gibi bir baro diyoruz. Kazanırsam bir dönem başkanlık yapacağım. Efsane bir başkanlık için gerekirse 24 saat uyumayacağım” dedi.

Tek derdimiz birleştirmek ve kazandırmak

Amaçlarının Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nu birleştirmek ve seçim kazandırmak olduğunu vurgulayan Avukat Mutlu Çakır, “Biz Cumhuriyetçi gelenekten geleceğe genç ve yetkin bir ekibiz. İçimizde mesleğin duayenleri de var. Listemizde bir denge oluşturduk. Çok umutluyum. Kiminle konuşsak.. Çünkü hesabımız, kitabımız yok. Benim tek derdim Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nu birleştirmek ve seçimi kazandırmak. Ön seçimi kazanırsam, o tarihten itibaren Ekim 2020 de İzmir Barosu geri alacak. –Mış gibi yapmayacağız. Mücadele edeceğiz. Mücadele ediyormuşuz gibi yapmayacağız” ifadelerini kullandı.

PROGRAMIN SATIR BAŞLARI:

16 Nisan’da seçimimiz var. o tarihe kadar biz bir spor hukuku çalıştayı yapmayı düşünüyorduk. Ama bunların tamamını iptal ettik. Meslektaşlarımıza neden aday olduğumuzu, genel kurulu kazandığımızda neler yapacağımızı sosyal medya üzerinden yapıyoruz. Birebir bir araya geldiğimizde de el sıkışmaya sınır koymak zorunda kaldık. Samimiyeti artık göz temasıyla kuracağız.

Avukat Mutlu Çakır, ben 1976 Milas doğumluyum. İzmir’de avukatlık stajımı yaptım. 2000 yılından itibaren bilfiil avukatlık yapıyorum İzmir’de. Ailem de İzmir’deydi. İstanbul’da iken de Milas’ta iken de İzmirliydim. İzmirli olmak başka bir şey. Ankara, İstanbul, Trabzon, doğuda yaşayan İzmirliler var. İzmirli olmayı coğrafi aidiyetten çok bir kültürel aidiyet olarak kabul ediyorum.

Aslında baro içindeki en büyük grubuz

Beş kitabım oldu. En son irodigma yayınlandı. Avukat dava dilekçesini yazarken de aslında kalemini konuşturur. Hayatın genelinde her şeyi bir hikaye olarak görüyorum zaten. insandan geriye hikaye kalır. Önemli olan güzel hikaye kalmasıdır. Bu metafor üzerinden gitmiştim. İzmir Barosu ülkenin en büyük üçüncü barosu. Sicil olarak 16 binlere dayanmış. Bil fiil 10 bin tane avukatlık yapanların üyesi olduğu bir yer. İzmir barosu üyesi avukatlar içinde en büyük grup Cumhuriyetçi Avukatlar grubu aslında.

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu son kurulda kötü bir sınav verdi

Grup son genel kurulda kötü bir sınav verdi. Bunu kabul etmek lazım. 2018 genel kurulu öncesinde birleşilmedi. Kişisel sebepler daha ağırlıklı oldu. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu tek liste olarak girmedi. Toplam oyların yarısından fazlasını aldığı halde kaybetti. Ortadan bölündüğü için kaybedildi. Grubumuza oy verenler olarak iki grup bir araya gelmeli, şu konuda ben hatalıydım deyip eleştiri özeleştiri hesap verme yapılması için makul süre bekledim ben açıkçası. Çünkü ortada bir başarısızlık var, ve bunun tartışılması konuşulması gerekiyor.

Başarmak istiyorsak başarısızlığı kabul edeceğiz

Avukatlar grubumuz niye var. Demokrasi, Cumhuriyete inanan, hukuka aykırı bir şey varsa buna ses çıkaracak olan bir grup Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu. Makulü aşan süre bekledik. Bu genel kuruldan bir yıldan fazla zaman geçti ama grup bir araya gelemedi, bunu kabul edelim. Başarmak istiyorsak başarısızlığı kabul edeceğiz. İki, neden başarısız olduğumuzu konuşacağız. Üç, nasıl başarılı olacağımızı konuşacağız.

Ülkede hukuka aykırı şeyler oluyor ve birilerinin bunu söylemesi gerekiyor

Samimiyet, açıklık ve ne ise o tarafındayım. Bunlar benim imzam. Ben sahaya inerken baro başkan adayı olacağım diye çıkmadım. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu, birilerini başkan, birilerini delege yapmak için kurulan bir grup değil. Bir misyonun, davanın sahibi olan bir gruptur. Ülkede hukuka aykırı şeyler oluyor ve bu olan şeyleri birilerinin söylemesi gerekiyor. Uyarması gerekiyor. Sesini yükseltmesi gerekiyor gerekirse. Bunu yapabilmek için de organize bir yapının olması lazım.

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu hakkında ön yargı oluştu

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu hakkında bir önyargı oluştu. Bunlar seçim için yarışıyor, birbirine giriyorlar. Bir sürü şey oluyor, bunlardan ses çıkmıyor gibi. Yok öyle değil dedik. Biz konuştuk, gelişmelerden rahatsız olan, baronun içinde yaşananlardan rahatsız olan büyük bir kitle var. Son dönemde meslekle ilgili büyük sorunlar da yaşadık. Sistematik bir şekilde avukatların itibarsızlaştırılması, kontrol altına alınması yaşanıyor. Her yere hukuk fakültesi açılması büyük sorun. İhtiyacı karşılayacak kadar fakülte olmalı ama ihtiyacın üzerinde ve kaliteli olmazsa sorun olur. Bir ülkede ne kadar hekim yetişeceği hesaplanabilir bir şey. Hukuk da böyle bir şey. Ben yaptım, açtım oldu ile olmaz.

Avukatların ciddi sıkıntıları var

Sadece şu anda birbirinden ayrı mesafelerde altı yedi adliye var. Atom karınca olmanız lazım yetişmeniz için. Mümkün değil. Bu sizin işinizi zorlaştırıyor. İşi olan avukat da mesleğe yeni başlayan avukat da sigortalı çalışan da serbest çalışan avukat da sıkıntılı. Özlük haklarında zaten büyük sıkıntı var. Avukatların emekliliği Bağkur’a çevrildi. Bir ülke 3 temel sac ayağı üzerinde durur. Yasama, yürütme, yargı. Yargı erki üç ana unsurdan oluşur. Bu iddia, savunma ve karar makamıdır. Avukatı bu sistemin içinden aldığınızda  yargı çöker. Çöktüğünde devletin üzerine oturduğu üçlü yapı çöker.

Savunma olmadan yargı ve yargılama olmaz

Savunma (avukat) olmadan yargılama olmaz. Avukat ayrıcalık istemiyor. Vatandaşın avukatı avukat. Avukatın üzeri, dosyası aranamaz. Sizin dosyanız, mahreminiz var çünkü çantamızda. Onları kimse ulu orta göremez. Mahkeme kararları elinize gelir. Hakim Türk Milleti adına karar verir. Savcı devletin savcısıdır. Avukat ise haksız yere suçlanan ya da hakkını arayan vatandaşın avukatıdır.

İzmir gibi bir Baro istiyoruz çünkü

Benim bir düşüm var. Cumhuriyetin ışığıyla aydınlanmış bir Türkiye’de çocuklarımıza güzel bir gelecek kurmayı, hakkın adaletin yerini bulduğu bir yargı sistemi istiyoruz. Etkin ve güçlü bir İzmir Barosu istiyoruz. İzmir denince aklınıza ne geliyor diyen ülkenin diğer yerlerinde yaşayanlara, Atatürkçü, bağımsız, kendinden emin insanların yaşandığı bir yerdir der. Düşmanın denize döküldüğü yerdir. Kurtuluş savaşının da başladığı ve bittiği yerdir. Bu nedenle biz İzmir gibi bir baro diyoruz.

Herkes bu hakları savunmak zorunda

Bir şey yapmalı dedik biz. Kimse bir şey yapmıyorsa, sen bir şey yapılmasını düşünüyorsan o zaman sen yapacaksın. Etkinlikler, konferanslar, duyurular, paneller yapacağız dedik. Müdafa-ı Hukuk etkinlikleri dedik. Böyle dememizin iki nedeni var, birincisi tarihsel bir durum. Hakların savunması anlamına da geliyor. Biz bugün de hakları savunmak zorundayız. Aynı ruhtayız. Bütün hukukçular, herkes ifade özgürlüğü, demokrasi, adil yargılanma, basın özgürlüğünü savunmalı.

Herkes usulüne göre yargılanmalı

Oda TV ile ilgili bazı gözaltı ve tutuklamalar oldu. Herkes yargılanabilir. Ama 9-10 sene önce olduğu gibi gece yarısı insanları sabaha karşı evlerinden alıp, önce salıp sonra tekrar tutuklarsanız burada sıkıntılar olabilir. Herkes usulüne göre yargılanır. Demokratik ve hukuki olgunluğa erişildiğinde ülke de vatandaş da huzura kavuşur. Haber izlemeye okumaya korkar olduk. Her gün kadın cinayeti, şehir magandalarının yaptıkları, çocuklara yönelik şiddet ve cinsel saldırılar. Hayvanlara yönelik şeyler. Çocukları ve kadınları korumak zorundayız.

Cezaların caydırıcı olması gerekiyor

İnsanlar tveet veya kitabından hapse girerken, başka biri insana kadına çocuğa şiddet uyguladığı halde salıveriliyorsa burada hata var demektir. İnsanların sokakta güvende olması gerekiyor. Bunun için de cezaların da caydırıcı olması gerekiyor.

Biz bir şey olmak için yola çıkmış değiliz

Hukuk sistemi avukatları umutsuzluğa düşürecek hale gelmeye başladı. İzmir Barosu eğitimde daha yetkin olabilirdi, bence yetersiz kalıyor. Yola çıktık ve iki gruptaki başkan adaylarımız davette bulundu, birlik ve beraberlik için. Gittik. Efsane başkanı Nevzat Erdemir ile birlikte yürüyen duayenler, büyük abilerimiz var. Bu arkadaşlarda Nevzat Beyin dönemindeki heyecanı görüyoruz diyorlar. Ben ya da arkadaşlarım bir şey olmak için yola çıkmış değiliz. Hiçbir şey olmasak da umurumuzda değil. Ön seçim sürecinde 10 Ocak’ta grup toplandı ve dedi ki, iki başkan adayımız da, biz ön seçim yapalım, grubu birleştirelim. Biz ön seçimi kabul ettik. 16 Nisan’da ön seçim olacak. Seçilen kişi İzmir Barosu’nun başkanı olacak. Adaylığını açıklayan tek kişi benim. Muhtemelen bir aday daha olacak. Ön seçim demokratik bir uygulamadır. Çıkan sonuç ne olursa olsun sonucun başımızın üzerinde yeri var.

Mış gibi yapmayacağız

Eğer başkan adayı, Cumhuriyetçi Avukatların başkan adayı, geçen dönemdeki adaylardan biri olursa, geçen seçimi kaybetmiş bir adayla girmiş olacağız. Biz Cumhuriyetçi gelenekten geleceğe genç ve yetkin bir ekibiz. İçimizde mesleğin duayenleri de var. Listemizde bir denge oluşturduk. Çok umutluyum. Kiminle konuşsak.. Çünkü hesabımız, kitabımız yok. Benim tek derdim Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nu birleştirmek ve seçimi kazandırmak. Ön seçimi kazanırsam, o tarihten itibaren Ekim 2020 de İzmir Barosu geri alacak. –Mış gibi yapmayacağız. Mücadele edeceğiz. Mücadele ediyormuşuz gibi yapmayacağız.

Noyan Bey'in zarafetiyle Nevzat Bey'in cesaretini….

Hiçbir üyemizi ötekileştirmeyeceğiz. İzmir Barosu üyesiyim ve bundan gurur duyuyorum dedirteceğim. Çok başkanlar gelip geçti, hepsi değerlidir. Ama bir Nevzat Erdemir dediğinizde cesareti ve samimiyeti geliyor aklınıza. Sonra Noyan Özkan. Noyan beyin zarafetiyle Nevzat Beyin cesaretini harmanlayan, pozitif bir yaklaşım.

Cumhuriyetçi avukatlar Ankara’dan ya da başka yerden dizayn edilemez

Acil sorunları hemen masaya koyacağız. Bir dip dalgası var beyler. Alttan alta insanlar huzursuz, tepkili ve hoşnutsuz. Değişim istiyoruz artık, sorunlarımıza dokunulmasını istiyoruz diyorlar. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’na kazandıracak bir aday çıksın ben bugün çekilirim. Başkan adayı olmak için çıkmadım hatta başka bir meslektaşıma sen ol demiştim. Benim bu şekilde ortaya çıkmış olmam, Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Ankara’dan ya da başka yerlerden dizayn edilemez.

Kazanırsam bir dönem başkanlık yapacağım

Kazanırsam bir dönem başkanlık yapacağım. Efsane bir başkanlık için gerekirse 24 saat uyumayacağım. Ülkelerin kurucularına sistematik olarak saldırı ve dil uzatması yapılmaz dünyanın hiçbir yerinde. Bunlarla ilgili etkin hukuki mücadele yapacağız. Genç avukatlar tecrübe kazanmaları gerekiyor. Duruşma avukatları sistemi ya da avukatlık dayanışma sistemi olmalı. Genç ve ekonomik sıkıntı yaşayan meslektaşlarımıza hemen ekonomik katkı sağlayacak bir proje olacak bu. Bağkur’dan pirim ödemezseniz sistem sizi dışarı itiyor. Tüm meslektaşların yatarak sağlık sistemi güvencesi olmalı. Özlük hakları çok kötü durumda. Ben gerekirse her gün Ankara’ya gidip geleceğim. Bireysel emeklilik sigortası hakkında çalışma yapılacak. Baro sandığını aktif hale getireceğiz. Baronun gelir getirici işlerle meslektaşların özlük haklarını iyileştireceğiz. Meslek içi eğitim önemli. Uluslararası stajyer değişim programı projemiz var. İzmir’deki avukat stajyerlerin dünyanın farklı ülkelerine gitmesi, oradakilerin de buraya gelip uluslararası hukukun İzmir üzerinde yoğunlaşmasını istiyoruz. Baronun sosyal tesise ihtiyacı var. Altında büyük konferans salonu, çalışma odaları olan, kafesi restaurantı ve misafirhanesi olan. 15 bin avukatın olduğu bir yerde bu zorunlu bir ihtiyaçtır. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım. Dün dünde kaldı, kutuplaşmayı ve nefret dilini, ötekileştirmeyi bir tarafa bırakarak, güçlü, kararlı, olumlu, biz olarak hareket etmeliyiz. 16 Nisan’daki ön seçimin ardından Ekim ayında genel kurulda seçimi kazanacağız.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Ege Postası