Ege Postası
Geri

İzmir’deki 'Din dersi' soruşturmasında sonuç ne oldu?

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu'nun gündeme getirdiği İzmir’deki Tevfik Fikret Okulları’nda müfettişlerin öğrencilere yönelttiği sorularla başlayan tartışmanın sonucunu kaleme aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, yürütülen incelemede iddialara ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını köşesine taşıdı. 
İzmir’deki 'Din dersi' soruşturmasında sonuç ne oldu?
Haberler / İzmir
26 Şubat 2026 Perşembe 10:26
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Geçtiğimiz hafta İzmir’de bir özel okulda yaşanan denetim süreci kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. İddialara göre müfettişler, ilkokul 4. sınıftan lise son sınıfa kadar her kademeden ikişer öğrenciyi seçerek kütüphanede görüşmeye aldı. Öğrencilere “Din dersinde ders işleniyor mu?”, “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu?” ve “Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?” soruları yöneltildiği öne sürüldü.

Veliler, en küçüğü 9 yaşında olan çocuklardan kimlik numarası alınarak imza istendiğini belirterek tepki göstermiş, konuyu baroya ve ilgili bakanlıklara taşıyacaklarını açıklamıştı.

Sosyal medya paylaşımı soruşturmanın fitilini mi ateşledi?

Terkoğlu’nun aktardığına göre, 17 Ocak’ta sosyal medyada yapılan ve bazı okulları hedef alan paylaşımların ardından şikâyet süreci başladı. Söz konusu paylaşımlarda din derslerinde müfredat dışına çıkıldığı ve Cumhurbaşkanına hakaret edildiği iddia edilmişti.

Aynı paylaşımlarda TAKEV, SEV Koleji ve ODTÜ Koleji’nin de hedef gösterildiği ifade edildi. Özellikle bazı veliler, benzer denetimlerin kendi okullarında da yaşandığını öne sürdü.

Sadece öğrenciler değil, evraklar da incelendi

Okul yönetimlerinin açıklamalarına göre denetim yalnızca öğrenci görüşmeleriyle sınırlı kalmadı. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersine ait sınav kâğıtları, ders planları, yıllık programlar, zümre tutanakları ve öğretmenlere ait belgeler de müfettişlere teslim edildi. Öğretmenlerle de görüşmeler yapıldı.

MEB: “Şikâyet geldi, inceleme yapıldı”

Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, sürecin Bakanlığa ulaşan bir şikâyet üzerine başlatıldığını ve konunun İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletildiğini bildirdi.

Yetkililer, teftiş ve denetim mekanizmasının şikâyet konusu olan her ders için işletilebileceğini belirtti. Öğrencilerle görüşme yapılmasının mevzuatta yer aldığı, rehberlik öğretmenlerinin de sürece eşlik ettiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanına hakaret sorusunun ise şikâyet başlıkları arasında bulunduğu için yöneltildiği kaydedildi.

Soruşturmadan sonuç çıkmadı

Bakanlık yetkilileri, yapılan inceleme sonucunda şikâyete konu edilen hususlara ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını açıkladı.

Böylece İzmir’de başlayan ve kısa sürede ülke gündemine taşınan soruşturma, resmi raporlara göre okullar lehine sonuçlanmış oldu. Ancak yaşanan süreç; eğitim kurumlarında denetimin kapsamı, pedagojik hassasiyetler ve şikâyet mekanizmalarının işleyişi konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi.

İŞTE BARIŞ TERKOĞLU'NUN YAZISININ TAMAMI:

Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Bu köşede okudunuz. İzmir’de Tevfik Fikret Okulları’na geçen hafta gelen müfettişlerin yaptıklarını anlatmıştım. İlkokul dördüncü sınıftan liseye kadar her sınıftan seçilen ikişer öğrencinin kütüphanede ifadesi alınmıştı. Müfettişler çocuklara, “Din dersinde ders işleniyor mu”, “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu” diye sormuştu. Dahası... “Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu” sorusuyla devam etmişlerdi. Elbette çocukların kafası karıştı, kaygılandı, korktu. En küçüğü 9 yaşındaki çocukların kimlik numaraları alınıp imza attırıldı. Ve tabii veliler bu duruma büyük tepki gösterdi. Sonuçta onlar çocuktu. Ailelerinden habersiz nasıl sorgulanabilirdi? Dahası nasıl imzaları alınabilirdi? Özellikle din dersi üzerinden yapılan siyasi ve hukuki sorgulama tesadüf müydü?

İşte geçen pazartesi 6 veli ile yaptığım görüşmeyi buraya aktardım. Sonra Türkiye bu olayı konuştu. Yeni gelişmeler oldu.

Sıralayayım...

SINAV KÂĞITLARINA BİLE EL KONMUŞ 

- Yazımdan sonra aynı okuldan çok sayıda veli bana ulaştı. “Aynısı benim çocuğumun başına da geldi” dedi. Bir grup veli birlikte sürecin peşine düştü. Baroya başvurarak hukuki yardım talep ettiler. Okuldan çocuklarına imzalatılan evrakları istediler. CİMER üzerinden Aile, Milli Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlığı’na şikâyet ettiler. Bakalım onların şikâyetleri de incelenip bir sonuca varacak mı?

- Yazımdan sonra bir uyarı sayesinde fark ettim. Din istismarı yapmasıyla meşhur bir sosyal medya hesabı, geçen ay, 17 Ocak’ta, Tevfik Fikret Okulları’nın da arasında olduğu dört okulu hedef almıştı. Din derslerinde din işlenmediğini, Atatürkçülük anlatıldığını ve cumhurbaşkanına hakaret edildiğini söylüyordu. Müfettişlerin soruları ile bu paylaşım örtüşüyordu. Belli ki okulun soruşturulmasına neden olan ihbar ya da şikâyet buydu.

- Sonrasında ilkortaokul ve lise, iki ayrı açıklama yaptı. Açıklamalarda yazdıklarım doğrulanırken sürecin 17 Ocak’taki paylaşımla bağlantısı vurgulanıyordu. Müfettişlerin bu nedenle öğrencilerle görüşme yaptığı, bu sırada rehberlik öğretmeninin de görüşmelere eşlik ettiği söyleniyordu. Lise açıklamasında dikkat çekici bir detay, sürecin öğrencilerin sorgulanmasından daha fazla olduğunu gösteriyordu: “Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ile ilgili öğrencilerimize ait sınav kâğıtları örnekleri, görevli öğretmenlere ait çalışma izinleri, zümre toplantı tutanakları, yıllık planlar, ders defterleri, ders planları, ders ölçekleri kendilerine teslim edilmiştir. Ayrıca ders öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir.” Çocukların din dersi sınav kâğıtları bile müfettişler tarafından alınmıştı.

- Din istismarı yapan sosyal medya hesabı sadece Tevfik Fikret Okulları’nı değil, İzmir’deki üç okulu daha aynı gerekçeyle hedef göstermişti: TAKEV, SEV Koleji, ODTÜ Koleji. Özellikle SEV Koleji’nden ulaşan veliler, benzer hadisenin kendi okullarında da yaşandığını söyledi.

Gelelim sonuca...

Olan bitenden sonra Milli Eğitim Bakanlığı ile temas kurdum. Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Yılmaz Güney, sorularıma yanıt verdi.

MEB: MEVZUAT İZİN VERİYOR

Tek tek aktarayım:

- Neden özellikle bu okullara gittiniz: “Bakanlığa bu okullarla ilgili şikâyet geldiği için gittik. Bize böyle bir şikâyet ulaştığında ihbar kabul ediyoruz. İnceleme başlatıyoruz. Örneğin, sizin yazınızı da velilerin tepkilerini de ihbar kabul ettik. Müfettiş uygulamasında bir sorun var mı diye inceliyoruz.”

- Bakanlığın bu okulları hedef aldığı algısı: “Böyle bir durum yok. Bu şikâyet bakanlığa geldi. Bakanlık müfettiş göndermedi. Konuyu il müdürlüğüne havale etti. İl müdürlüğü incelemeyi yaptı. Eğer bakanlık özel bir nedenle okulları hedef almış olsaydı kendisi müfettiş yollardı.”

- Din dersinde ders işlenmediği iddiasıyla başlatılan şikâyetin bu noktaya ulaşması: “Bakanlığa iletilen bir şikâyeti incelemenin neresi yanlış olabilir? Bu makamlarda bulunanların görevi vatandaşın sorunlarını dinlemek, çözüm üretmek değil mi? Anayasal olarak verilmesi gereken bir dersin verilmediği iddiası araştırılmaya-incelenmeye değer değil mi? Eğer yapmamış olsaydık ‘gereği yapılmadı’ denebilirdi.”

- Başka bir ders olsaydı aynı şekilde soruşturulacak mıydı: “Şikâyet konusu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de olsa müzik de veya resim de olsa aynı şekilde o iddialar incelenir. Teftiş-denetleme mekanizması bunun için var.”

- 9 yaşındaki çocuklardan müfettişin ifade alması: “Mevzuatta var. Müfettiş böyle bir incelemede öğrencilerin de ifadesini alabilir. Öğrencilere iddiaları sorabilir. Müfettişler ifade alırken rehberlik öğretmenleri de eşlik etmiş. Ayrıca din dersi müfredatını alan-işleyen bir öğrenciye din dersi işliyor musunuz demenin neresi pedagojik değil?”

SONUÇ OKULLARIN LEHİNE

- Cumhurbaşkanına hakaret sorusu: “Şikâyete konu iddialardan biri de oydu. Bu nedenle sorulmak durumundaydı bu da...”

- 9 yaşındaki öğrencilere bile imza attırılması: “Evet, mevzuatta ‘imza attırılır’ diye bir şey yok. Biz de bunun nedenini müfettişlere sorduk. Müfettişler şöyle söyledi: ‘İmza konusunda zorlamadık. İsterlerse imzalayabileceklerini söyledik. Rehber öğretmen imzalayınca öğrenciler de imzaladı.’”

En önemli detay...

- Peki şimdi ne olacak: “‘Kelle almaya gittiler’ dendi ya... Aksine müfettişler iddia edildiği gibi bir şey tespit etmemişler. Bu amaçla gidilse neden şikâyete konu olan hususta bir bulgu elde edilmediği sonucu rapor edilsin.”

İzmir’de okulda başlayan üç günlük gerilimin sonucu bu. MEB Basın Müşaviri Yılmaz Güney’in açıklamasından anladım ki öğrencilerin sorgulandığı, sınav kâğıtlarından ders defterlerine kadar her belgenin incelendiği, velilerin ayağa kalktığı soruşturmadan bir şey çıkmamış. Ülke gerildiği ile, tartıştığı ile, öfkelendiği ile kalmış. Bilemiyorum... Belki de bu şikâyetleri yapanların niyeti de buydu.

Bardak taşsın istemiyorsak düşünmeye son damladan değil asıl ilk damladan başlamak gerekir.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası