Sabah'tan Atakan Irmak'ın dosya bilgilerine dayandırdığı haberine göre, ilk e-posta, 27 Nisan 2012’de "Melek melek" adıyla ve "[email protected]" adresinden, dönemin Kozinoğlu ailesinin avukatı Tuğçe Duygu Köksal’a gönderildi.
'GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASINI İSTİYORUM'
İhbarcı, e-postasında şu ifadelere yer verdi:
"Duygu hanım ben Silivri ceza evinden yeni tahliye oldum bir konuyu sizinle özel konuşmak istedim ama siz umursamadınız. Konu cezaevinde ölen (öldürülen) Kaşif Kozinoğlu'yla ilgili. Ölümünün kalp krizi değil de zehirlenerek öldüğü bunu elimdeki delil ve incelemelerimle gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum ama siz duyarsız kaldınız kim olsa sizin yerinizde bu olayla bizzat ilgilenirdi aslı olsun olmasın nede olsa ölen kişi büyük bir devlet adamı ve ilgi çekmeyecek bir olay değil ama nedense siz savruk baktınız. Neyse ben bazı olaylar açığa çıkar umuduyla sizi rahatsız etmiştim bu olay inanın basit bir kalp krizi değil ve bunu yapanlar unuttular bile onlar için basit sayıldı böyle bir insanın ölümü eğer yine de ilginizi çekerse ben her şeyi açık açık anlatmaya hazırız yalnızca size ve ailesine"
AVUKATIN YANITI
Avukat Köksal, 3 Mayıs 2012’de gönderdiği yanıtta ihbarcının kimliğini açıklamadığını belirterek somut bilgi ve delillerin paylaşılması halinde kendisiyle görüşebileceklerini bildirdi. Avukatın yanıtında şu ifadeler yer aldı:
"Size ait olmadığı belli olan ve sonradan yaratılmış bir e-mail adresinden göndermiş olduğunuz e-mailinizde isminizi vermemiş ve sadece 'Silivri cezaevinden yeni tahliye oldum' demişsiniz. Güvenlik nedeniyle kimliğinizi açıklamaktan çekindiğinizi ifade ediyorsunuz ancak Kaşif Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalmadığınız, onunla aynı ortamda bulunmadığınız aşikar... Bizim savcılık makamına somut veri sunabilmemiz için dedikodu ya da şüpheye değil, görüşe ve somut veriye dayalı delilleriniz var ise sizinle görüşmemiz elbette her zaman mümkündür Bu hususları bizimle paylaşmak üzere büromuza gelmenizi ya da bu hususları ihbar olarak detaylı biçimde tarafımıza göndermenizi rica ederiz"
İHBARCIDAN AYNI GÜN CEVAP
İhbarcı aynı gün verdiği yanıtta ise Silivri 1 No’lu Ceza İnfaz Kurumu’nda kaldığını, Kozinoğlu ile aynı koğuşta bulunmadığını ancak "işçi koğuşu"nda kaldığını anlattı. Cezaevindeki koğuşlara yemek, ekmek, kantin ve erzak dağıtımı yaptığını belirten ihbarcı, ölümün kalp krizi olmadığını yineledi.
GÖRÜŞME YAPILMADI
İhbarcının görüşme için avukatlık bürosu yerine dışarıda buluşma konusunda ısrar etmesi üzerine görüşme yapılmadı. Bunun ardından Kozinoğlu ailesinin vekilleri Taner Serim ve Tuğçe Duygu Köksal, 11 Mayıs 2012’de Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak soruşturmanın genişletilmesini talep etti.
'ZEHİRLENMEMEK İÇİN KONSERVE YİYORDU'
Soruşturma dosyasındaki telefon görüşmesi kayıtlarında ise Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşlarının, cezaevinde verilen yemekleri yemek istemediğini ve zehirlenme korkusu nedeniyle konserve tüketmeye başladığını söyledikleri yer aldı.
Aile avukatları, ihbarcının yemek dağıtımı yapan işçi koğuşunda kalan ve daha sonra tahliye edilen kişiler arasından tespit edilmesini istedi. Ayrıca e-postanın gönderildiği IP adresinin ve internet kafeye ait kamera kayıtlarının araştırılmasını talep etti.
'HAYATLARINI CEHENNEME ÇEVİRDİM'
Kozinoğlu hakkında yeni edinilen bir bilgi de bir cezaevi doktorundan geldi. Kozinoğlu, ilk tutuklandığında Metris Cezaevi'ne gönderilmişti. Metris Cezaevi’ne kabul edilen tutukluların doktor kontrolünden geçirilmesi nedeniyle Kozinoğlu’nun ilk muayenesini Dr. Alp Çetiner yaptı.
Aydınlık'tan Özlem Konur Usta'ya konuşan Çetiner, Kozinoğlu’nun üst düzey bir istihbaratçı olduğunu bildiğini, ancak Orta Asya’daki görevleri ve FETÖ ile mücadelesine ilişkin ayrıntıları daha sonra öğrendiğini söyledi.
İlk muayenenin ardından ikili uzun süre sohbet etti. Çetiner, Kozinoğlu’nun Türkiye’de yaşanan sorunlardan söz ederken insanların korktuğunu söylediğini, kendisinin ise "Korkarak da yaşanmaz ki..." karşılığını verdiğini aktardı. Bunun üzerine Kozinoğlu’nun "Aslanım benim" diyerek sohbeti sürdürdüğünü belirtti.
'YAKALANMADIM DEVLETİME GELDİM'
Kozinoğlu’nun tutuklandığı dönemde Japonya’da büyük bir deprem ve ardından tsunami meydana gelmişti. Çetiner, Kozinoğlu’nun bu gelişmeden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdiğini aktardı.
Kozinoğlu’nun, "Beni çağırdılar, geldim. Yakalanmadım. Kendim kalktım devletime geldim. Oysa benim şu anda Japonya’da olmam ve oradakilerin tahliyesine destek olmam gerekirdi" dediğini söyledi.
'HAYATLARINI CEHENNEME ÇEVİRDİM'
Sohbet sırasında Kozinoğlu’nun Orta Asya’daki görevlerinden ve FETÖ ile mücadelesinden de söz ettiği belirtildi.
Çetiner’in aktardığına göre Kozinoğlu, örgütle mücadelesini "Onların hayatını cehenneme çevirdim" sözleriyle anlattı.
Sohbetin Ergenekon ve Balyoz davalarına gelmesi üzerine ise Kozinoğlu, kendisinin kumpasın kritik unsurlarından biri olduğunu söyledi. Çetiner, Kozinoğlu’nun o sırada "Ergenekon ve Balyoz’un üç sacayağı var. Bu üç ayaktan biri benim. Mahkemede benim konuşmamla bu ayak devrilecek" dediğini aktardı.
SAĞLIK SORUNU ÇIKMADI
Çetiner, Kozinoğlu’nun Metris Cezaevi’ndeki ilk sağlık kontrolünde herhangi bir sorun tespit edilmediğini de söyledi.
"Herhangi bir sağlık probleminiz var mı?" diye sorduklarını belirten Çetiner, Kozinoğlu’nun bir sağlık problemi olmadığını söylediğini ve fiziki muayenesinde de herhangi bir sağlık sorunu görülmediğini ifade etti.