
EGEPOSTASI- Meteoroloji Mühendisleri Odası (MMO), son dönemde yaşanan su sıkıntılarının iklim değişikliği ve “bulut tohumlama” gibi yöntemlerle açıklanmasının, asıl yapısal sorunları perdelediğini belirterek kapsamlı bir açıklama yaptı. Açıklamada, su yönetiminde temel problemin mevzuat eksikliği değil, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmaması ve kurumsal koordinasyon zafiyeti olduğu vurgulandı.
MMO, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kentin su ihtiyacının karşılanması amacıyla bulut tohumlama (yağmur bombası) yöntemine başvurduklarını açıklamasını da değerlendirerek, bu yöntemin bilimsel açıdan sınırlı, maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm olmadığını, yerel yönetimlerin görev alanı dışında kalan bu tür uygulamaların kamu yararı açısından riskler barındırdığını ifade etti.
“KAYIP MİKTARI VATANDAŞIN FATURASINA DA YANSIYOR”
Açıklamada, “Mevzuat hükümlerine göre kentlerde yaşanan içme ve kullanma suyu sorunları yerel düzeyde değil, ulusal planlar kapsamında merkezi kurumlar tarafından değerlendirilmelidir. Kentlere sağlanan suyun tüketiciye en az kayıpla ulaştırılması ise yerel yönetimlerin temel görevidir. Ancak birçok ilde kayıp-kaçak oranlarının yüzde 50’nin üzerinde olması, su kaynaklarının yeterliliğini doğrudan tehdit etmektedir. Şehir şebekesine verilen su, arıtma işleminden geçtiği için kayıp miktarı yalnızca kaynak kaybı değil, aynı zamanda faturalar üzerinden vatandaşa yansıyan ek bir maliyet anlamına da gelmektedir. Bu nedenle kayıp-kaçakların azaltılması, su hizmetlerinin en kritik önceliklerindendir. Ancak su sorunları gündeme geldiğinde birçok konu gibi bulut tohumlama veya ‘yağmur bombası’ gibi konularda gündeme gelmektedir. Son yıllarda yaşanan su sorunlarının sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi Bulut tohumlamasını gündeme getirmiştir. Bu uygulamayı yapmak için bakanlıktan izin istendiği ve iznin verildiği belirtilmektedir” denildi.
“BULUT TOHUMLAMA CAZİP GÖRÜNSE DE…”
Bulut tohumlama ilgili ise, “Halk arasında, bulut tohumlama ya da yağmur bombası olarak ifade edilen konu ‘Bulut Modifikasyonu’ dur. Bulut Modifikasyonu çok kapsamlı, karmaşık, teknolojik bilimsel bir yöntemdir. Bulut modifikasyonu, bulutların yapısını değiştirmek için çeşitli maddelerin (örneğin gümüş iyodür, tuz parçacıkları, kuru buz) uçaklardan veya yerden roketlerle bulutlara salınarak, yağış artırma, dolu ve yıldırım riskini azaltma, sis dağıtma, fırtına etkilerini hafifletme amacıyla yapılan çalışmalardır. Hava modifikasyonu ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları birçok ülkede devam etmektedir. Uygulamaya yönelik yapılan çalışmalardan ise uygulayıcılar tarafından verilen sonuçlar tartışmalıdır. Bu konuda gerekli araştırma ve geliştirme çalışmaları mutlaka desteklenmelidir. Bulut modifikasyonu kuraklıkla mücadelede cazip bir çözüm olarak sunulsa da etkinliği sınırlı ve tartışmalıdır. Türkiye’de geçmişte denenmiş, ancak sağladığı katkı konusunda bilimsel bir uzlaşı oluşmamış ve sonuç itibariyle kalıcı bir çözüm olmadığı görülmüştür. Uluslararası deneyimler de benzer şekilde sınırlı ve tartışmalı sonuçlar ortaya koymuştur. Çeşitli raporlarda yağışta yüzde 0–25 oranında artış sağlandığı belirtilse de bu konudaki bilimsel tartışmalar devam etmektedir. Bu nedenle bulut tohumlama, daha çok deneme amaçlı ve kısa vadeli uygulamalarla sınırlı kalmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
“YANLIŞ UYGULANMASI DURUMUNDA YAĞIŞI AZALTABİLİR!”
Yıllar sonra İzmir Büyük Şehir Belediyesi tarafından su eksikliğinin giderilmesi amacıyla bulut tohumlama ile yağış artışı sağlanmasının gündeme getirilmesi ile ilgili ise “Bu çalışmalar yağış artışı sağlanırken yanlış uygulanması durumunda yağışın dağılmasına ya da yağışın azalmasına da neden olabilir. Dolayısıyla bulut tohumlama, kuraklıkla mücadelede sürdürülebilir bir politika aracı olmaktan ziyade, sınırlı etkileri olan deneysel bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bulut modifikasyonu uygulamalarında maliyet, yalnızca uçuş giderleriyle sınırlı değildir. Uygun bulutların oluşma koşullarını bekleme süresi, operasyonun planlanması ve ekipte çalışan personel sayısı gibi unsurlar da toplam maliyetin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Uçak uçuş maliyetleri başta olmak üzere tüm kalemlerin toplanması gerekir. Bulut tohumlamanın kuraklıkla mücadelede cazip bir seçenek gibi sunulması, sağlayacağı faydayı, alınabilecek daha kolay ve maliyetsiz ya da düşük maliyetli önlemlerle karşılaştırmak gerekir. Bu teknik konular ayrıca politika düzeyinde sorgulanmalıdır. Teknolojik müdahalelerin maliyet etkinliği ve su yönetiminde kurumsal yönetim kapasitesinin güçlendirilmesiyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmelidir” ifadelerine yer verildi.
“KAYIP KAÇAK ORANI YAPAY YAĞMURDAN ELDE EDİLECEK SUDAN DAHA FAZLA!”
İzmir özelinde değerlendirildiğinde, kentin içme suyu açısından en kritik kaynak Tahtalı Barajı olduğunun altı çizilerek, “10 mm yağış oluşturabilecek bulut için, en uygun koşulların oluştuğu, uygulamayı yapacak ekibin de bu durumu zamanında tespit ettiği ve uygulamanın tam başarılı olduğu, yağışın havzanın tamamına homojen olarak dağıldığı kabulüyle, yağıştan sağlanacak artış ile, baraja gelecek olan suyun artış miktarı en fazla yaklaşık 100 bin m3 olur. Bu suyun İzmir için ne anlama geldiğine bakıldığında; İzmir’in kayıp-kaçak oranı %27 olup günlük 200 bin m³ den daha fazla suyun sistemden kaybolduğu bilinmektedir. Bu miktar, bulut tohumlama ile sağlanabilecek kazancın çok üzerindedir” denildi.
“BU UYGULAMA YEREL YÖNETİMLERİN GÖREVİ DEĞİL”
Hava Modifikasyonu’nun kimin sorumluluğu altında olduğu ile ilgili görüş belirtilen açıklamada, “Mevzuata göre, belediyeler kendilerine tahsis edilen suyun belirtilen koşullarda dağıtımını yapmakla görevlidir. Kendileri herhangi bir kaynağa izinsiz olarak hiçbir şekilde müdahale edemezler. Mevzuatta bulut modifikasyonu ile ilgili bir düzenleme olmasa da, kentlere içme suyu sağlanması konusunda ele alındığında, bu konu kaynağa müdahale olarak görülür ki, bu anlamıyla bulut tohumlama konusu yerel yönetimlerin görevleri arasında olamaz. Yerel yönetimler merkezi idareden bu konuda izin alması durumunda bu işi yapmaları uygun olarak görülebilir. Ancak konu tek başına ele alınabilecek ve genelden arındırılacak bir iş değildir. Hava modifikasyonunun yanlış yapılması durumunda beklenenin dışında da etkili olabilir. Bu durumda sorumlu kim ya da kimler olacaktır? Bu konuda her ne kadar hukuki bir düzenleme yapılmamış olsa da, yaşanabilecek olumsuz olayların yapılan işleme bağlanması durumunda hukuken yeni bir uygulama ile karşılaşılabilir. Bu konu yetki tartışmasının yanı sıra ehliyet konusunu da gündeme getirecektir. Hava Modifikasyonu uygulamaların geleceğinin belirlenmesi ve şekillenmesi için merkezi idareler, ehliyet bakımından yetkin olan akademik birimler ile bu çalışmaların yapılmasını sağlamalıdır. Bu amaçla, merkezi kurumların desteğiyle bu konulardaki deneysel/uygulama bilgi birikimini artırmak amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi ile Samsun Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümleri bu sürece dahil edilmelidir” ifadeleri kullanıldı.
“ŞİRKET LOBİLERİ DEVREYE GİREBİLİR”
Yerel yönetimlerin bulut tohumlama eğilimlerinin sonucuyla ilgili ise, “Su sorunları sürekli olarak katlanarak devam etmektedir. Sorunların çözümü için yerel yönetimlerin bulut tohumlama gibi doğrudan kaynak müdahalelerine yönelmesi, kurumsal yetki sınırlarını aşan ve kamu yararı açısından riskli bir eğilimdir. Kuraklık dönemlerinde hızlı çözüm beklentisi, faydasının ne olabileceği belli olmayan bir alana yönelmesi yeni sorunların başlangıcı olabilir. Böyle durumlarda şirketlerin lobi faaliyetleri devreye girebilir. Ekonomik çıkarlar peşinde koşanlar, konuyu bilmeyen yerel yöneticilere cazip projeler sunarak sürecin çıkmaza girmesine neden olunabilir. Bu tür girişimler hem kaynakların yanlış yönlendirilmesine hem de kamuoyunun yanıltılmasına yol açabilir. Yağışın doğal gerçekleşmesi bile bulut tohumlamaya bağlanarak başarı hikayesi yaratılabilir” ifadelerine yer verildi.
“BULUT TOHUMLAMA SU SORUNUNUN ÇARESİ DEĞİL”
Son olarak açıklamada, “Öncelikli olarak yapılması gereken, su yönetiminde kalıcı ve somut kaynak artışı sağlayacak politikaların hayata geçirilmesidir. Oysa mevcut durumda, sonuçları belirsiz ve çözüm üretmeyeceği öngörülen bir yöntem üzerinde hem yerel hem de merkezi idarenin ortaklaşması, üzerinde ayrıca durulması gereken bir çelişkiye dikkat çekmek gerekir. Kamu yararı perspektifinden bakıldığında, yerel yönetim ile merkezi idarelerin, su kayıplarının azaltılması, havza koruma politikalarının güçlendirilmesi ve kurumsal yönetim kapasitesinin artırılması olmalıdır. Dile getiriliş şekliyle söylemek gerekirse, bulut tohumlama kentlerin su sorunlarının çözümü için bir çare değildir. Kentlerin su sorunları, merkezi idareler ile yerel yönetimlerin mevzuat gereğince görevlerini ulusal planlar dikkate alarak yapmaları durumunda çözülebilir” denildi.
Sayfa başına git







