
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor.
Özgür Özel'in açıklamalarında satır başları şöyle:
'Eylemlerde haklarının ödenemeyeceğini hep söylediğimiz ama maalesef de hakikaten hakları da ödenmeyen ve bizleri yaşatmak için her şeyi göze alan çok değerli sağlık emekçileri... Ayın 14'ünde Eczacılar Günü, benim meslektaşlarımın günü. Yine Çiftçiler Haftası'ndayız, Çiftçiler Günü. Bugün tüm bu motivasyonlarla ve Atatürk'ün iki büyük eserine birden; hem kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne hem de dolayısıyla ve doğrudan kurduğu Cumhuriyet'e sahip çıkmak için burada olanlara yürekten teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Arkadaşlarımızla birlikte Deniz Gezmiş'in, Yusuf Aslan'ın, Hüseyin İnan'ın kabirleri başındaydık. İdamlarının 54. yılında şehitlerimizi mezarları başında andık. Buradan söyleyeceğimiz tek şey onlardan bize ve tarihe kalan o muhteşem cümle: Yaşasın tam bağımsız Türkiye, kahrolsun emperyalizm.
"BURADAN TARİHİN ÖNÜNE ŞERH DÜŞÜYORUM..."
O gün FETÖ'nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak, bugün 19 Mart Darbesi ve Akın Gürlek'in yargı çetesine karşı dimdik, aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz!"
Milletimizin karşısına çıkıp, dürüst insanları savunduk. İftiracılara karşı baş eğmedik, gerekirse baş verdik ama eğilmedik. Buradan tarihin önüne şerh düşüyorum: Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım.
ERDOĞAN'IN MEMLEKETİ RİZE'YE TEŞEKKÜR
Cumartesi 108. eylemde Rize'de bulunduk. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı yıllardır o meydanı o boyutta dolduramayan Rizeliler verdi, teşekkür ediyorum. Meydan meydan demokrasi verenlere, sandığa, seçme hakkına ve seçtiklerine sahip çıkanlara helal olsun.
81 ilde CHP'li yöneticilerin il ziyaretlerine ilişkin hazırlanan sinevizyonun izletilmesinin ardından Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Hep birlikte son hafta 81 ilimizde yoğun bir haftayı geride bıraktık. Şimdi yine dirençle, mücadeleyle, inançla geçecek yeni bir haftaya başlıyoruz. Hem Meclis'te önemli görevlerimiz var, hem yine Meclis kapandığı gün 81 ilde, 973 ilçede saha çalışmalarımız var.
Yıllık enflasyon yüzde 32.4'e yükseldi. Bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. 4 ayda 1 yıllık enflasyona ulaşmış durumdayız. Bir aylık enflasyonumuz yüzde 4.2 olarak gerçekleşti. Dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla...
Açlık sınırının 35 bin yoksulluk sınırının 113 bin olduğu ülkede 28 bin liraya ev geçindirenlerin, 20 bin liraya hayatta kalan emeklilerin ülkesi. İğneden ipliğe her şeye zam geliyor, gelmeye devam ediyor. En önemli sorunlarımızdan biri de gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı gıda enflasyonuyla boğuşuyoruz. Çalışan birinin çalışarak ev araba alması mümkün değil. Öyle bir dönemdeyiz ki anneden babadan miras değilse ev ve araba hayal. Evlatlarına kendi ülkelerinde hayal kurdurmak için iktidara talibiz.
AKPDEN.COM'A ERİŞİM ENGELİNE TEPKİ
Bu düzende en büyük sorunlardan biri vergi düzeni. akpden.com'da, bir telefon her şeyiyle geliş fiyatı 65 bin lira. Bu telefonu sepete eklemeye kalkınca, vergiler toplamı 67 bin lira. Hepinizin bildiği yarım elmalı şirketin 65 liralık telefonu bizimkiler 67 bin liralık vergi koyuyorlar. Genç bir arkadaşımız 133 bin lira ödemek zorunda. Gönder AKP'yi alırsın bu fiyata (65 bin lira).
"YAZIKLAR OLSUN SİZİN GİBİLERİN MİLLİYETÇİLİĞİNE"
Bu siteye erişim engeli getirdiler bir gün içinde. akp2den.com'u açıyoruz, onu kaparlarsa 3'ten, 4'ten, hadi onu da engelleyin. Erişim engelinin gerekçesi milli güvenliği tehdit. Cep telefonundaki vergiye isyanı milli güvenliğe tehdit görüyorlar. Yazıklar olsun sizin gibilerin milliyetçiliğine. Bir devlet bir partinin bu kadar organı haline getirilirse daha ne diyelim.
MURAT KURUM'A ÇAĞRI
Ben Murat Kurum'a soruyorum ya, Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Aha da burada ID numaraları var. 4'ü aktif diye, yani üstünde, 4'ü... 12'sini elden çıkarmış, aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum, bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya, söyleyemiyor ya. Çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Ekrana gelince "Geç onu, biz onu biliyoruz," diyor. AK Parti olunca dokunmuyorlar.
Bu tapuların, bu ID'deki tapuların 16'sını da Murat Kurum bildirmiş zaten. Nereye biliyor musunuz? Yanlışlıkla... Maliye Bakanlığı'nın bir genelgesi var. Gelir, vergi kaçakçılığını önleme, kamu kurumlarının vergilerini arttırmak için... Orada diyor ki, birisi tapuda işlem yapar, belediyeye gidip başvurmaz, belediye de ondan vergisini alamaz. Sonra da satar, bilmem ne yapar. O yüzden siz, mutad aralıklarla (üç ay, altı ay), tapudaki değişiklikleri resmi yazıyla ilgili belediyelere bildirin.
Çevre Şehircilik Bakanlığı genelgeye uygun şekilde Sayın Akın Gürlek'in 16 tapusunu da Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki belediyelere bildirmiş zaten. Aha buradan söylüyorum: Murat Kurum, çık ve bu tapular hiçbir zaman Akın Gürlek'in üzerinde olmadı de. Ben de sana şunu söylüyorum: Üzerinde oldu. 19 yıllık hakim savcı (ki başka şeyden gelir elde etmesi yasak), 190 yıl maaş alsa biriktirse alamayacaklarını ve fazlasını... Senfoni'den 98 milyon duruyor, yalanlamadılar. Öbür taraftan Emlak Konut yalanlamadı, duruyor. Onlar da tapusu alınmak üzere, sözleşmesi yapılmışlar. Cumhuriyet tarihinin değil, Anadolu'da devlet kurduğumuz günden bugüne kurduğumuz bütün Türk devletlerinin en büyük zimmet, irtikap ve yolsuzluğunun üstünü kapatamazsınız! Eninde sonunda hesabını vereceksiniz!
"AKIN GÜRLEK'E ARAÇ TAHSİS EDİLMİŞ, CEZALAR ELİMDE"
Kasım 2024'te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayii, dört araç tahsis etmiş. Skoda Superb... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilmiş araçlar. Soruyorlar kime verdiniz diye. Akın Gürlek'e diyorlar. Araçların ikisini İstanbul'da ikisini Ankara'da kullanıyordu Akın Bey diyorlar. Bu plakalı araçların Akın Bey'i taşırken yediği cezalar var elimde. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet ediyorum. Bu firma Ekrem Başkan'a iftira atacaktı.
MUHİTTİN BÖCEK AÇIKLAMASI
Şimdi gelelim, örnek bir vaka üzerinden bir kişi nasıl alınır, tehdit edilir, zorlanır ve itirafçı yapılır. Örnek; maalesef Muhittin Böcek ve Böcek ailesi. Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün, kendisine ertesi gün 'Bir şey söyle' dediler. Cep telefonuyla, titreyen elleriyle, göz içine bakamayan ruh haliyle 4 tane aktif tapuyu, o an üzerinde olan aktif tapuyu, öbürlerini filtrelemiş gösteriyor. Üçünün de yanında üçgen var.
İZMİR İÇİN ÖZLEM ÇERÇİOĞLU'NU İŞARET ETTİ
O şu demek; son 3 ayda edinilmiş. Nereden, şimdi laf lafı açıyor, son 3 ayda nereden edinilmiş? Mahal'den. Bir tanesi İzmir'de, ikisi Ankara'da. İzmir'dekilerden birinden bir 'Topuklayan Efe'nin' izi çıkarsa şaşırma. Bunu da bu kenara yazayım. O söylediğimi anladı. Son 3 ayda edinilmiş. Bunu bana, bunu bana söyleyen o kadar emindi ki İzmir'deki Mahal'in kim tarafından kime verildiğine. O gözle oraya da bakacağız.
Dört tapuyu gösteriyor. Göze bakamadan, basına bakamadan, yere bakarak 4 tapuyu gösteriyor. Ve sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken' diyor 'iki şeyi var: Bir, asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor. Bir de' diyor 'kendisinin bir işi var. Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha vakti var. 15 Ocak tarihinde' tarihi veriyor ağzıyla, videosu var, 'Manisa'da bir benzin istasyonunda baz çakışması var. Muhittin Böcek onu itiraf edecek. Özgür Özel o yüzden bunu yapmaya çalışıyor' diyor.
Sonra ne oldu? Tam bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Beklediği şu: Muhittin Böcek orada baz vermiş, orada biri daha bizden baz verir Manisa'da. O kişiye yüklenirler, 'Bu kişiye para verdi' denirler. Muhittin Böcek'in şoförleri, bulunulan mekanın kamera kaydı, her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Bir şey gösteremiyor.
O gün söylediği tutar 50 milyon Euro. Yani bir kamyonet para çantayla taşınacak falan gibi anlatılıyor, öyle ifade verilmiş falan. Muhittin Böcek'in de önüne bu ifadeyi, 6 ay önce ben getirdiklerinde söylemişim otobüsün üstünden. Koyup, 'Özgür Özel'e verilmek üzere 50 milyon Euro', sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar, 'Benzinlikte verdim diye imza at çık kurtul' diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor. Bana, Cavit Arı'ya, kendisini ziyaret eden bütün milletvekillerimize bu belgeyi gösterdi. Altında İstanbul'daki bir savcının ifade imzasından getirmişler. 'Bunu imzala kurtul' diyorlar, atmadı.
Bakın ne oldu biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. O adresi açıp kendileri gittikleri, kimseyle buluşmadıkları çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı. Manisa'da aday ya Ferdi, orada oturup çalıştıkları ve o kadar insanın yanında para verilmediği ortaya çıktı. Ferdi verdi paraları dediler, nasılsa öldü ya konuşamaz...
Ferdi, Antalya deneyimlerinden toplu taşıma, hafif raylı sistem, ucuz su, halk ekmek üstüne çalıştılar. Sonra hep beraber Manisa Kebabı yiyip vedalaştıkları, o kadar şahidin önünde hiçbir yalnız kalma olmadığı gittikleri öğrenildi.
"DELİ KARININ BİR SİTESİ VAR"
Sonra ne oldu biliyor musunuz? Devlete emanet cep telefonundan Muhittin Böcek'in oğlunun ve gelininin, gelininin kaydettiği eşiyle mahrem görüntüleriyle bir tanesini kamuoyuna verdiler. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan siteyi hala engellemiyorlar. Ele geçirilmiş bir deli karının bir sitesi var. Oradan, gelininin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, çocuğun Muhittin Böcek'ten olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftirayla bir video servis ettiler. 'Devamı gelecek' dediler.
"GÖKHAN BÖCEK'İN SİNİR KRİZİ GEÇİRDİĞİ, 'İMZALAYACAĞIM' DEDİĞİ ORTAYA ÇIKTI"
Gökhan, biz de basından okuduk, Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'Tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. O gün gittiler, avukatların tutanağı var. Savcıya demiş ki, 'Getir, ne istiyorsan imzalayacağım'. Savcı demiş ki, bu tabii Antalya Cumhuriyet Başsavcısı, 'Bizim böyle bir usulümüz yok, biliyorsan anlatırsın'. Sonra 'Git sen bir düşün'. Gitmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini ertesi gün... Antalya'da yargılanıyorlar, İstanbul'da bir şey yok daha. Zuhal'i ama İstanbul'a götürmüşlerdi.
Allah şaşırtacak ya! Bunu namuslu bütün savcılar, hakimler hem dinlesin hem onlara minnetimi bilsin. Uzaktan bağlanıp da operasyon savcıları değil, bağlanamayınca, bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla, hesap edilmedik bir şekilde Gökhan Böcek'e Antalya'dan bir normal savcı soruyor. Diyor ki, bakın Manisa'daydı ya on beşinde. On beş günlük bir tarihlilik aralığı verip yine on beşini hedefleyen... 'Ben gittim bu paraları Cumhuriyet Halk Partisi'nin altıncı katında birinin söylediği birine verdim' diyor. Şimdi, bu kadar ifade verse yetecek, İstanbul'a yeter. Onlar siyaseten kullanacak. CHP'yi kirletecek, milletvekilini kirletecek, partiyi, genel başkanı kirletecek.
Savcı şunu soruyor: 'Parayı nereden çektin?' Ya bu kadar para çektin ya, önce 50 milyondu, 20 milyondu, 1 milyona inmişler. Sırt çantasına sığacak tutar 1 milyon Euro arkadaşlar. Diyor ki, 'Ankara'ya nasıl gittin?', 'Uçakla gittim'. 'Parayı nereden çektin?', 'Para çekmedim. Eşten dosttan topladım'. 'Sonra ne yaptın?', 'Uçakla gittim'. 'Seni uçağa kim bindirdi?' Normal savcı soruları bunlar, doğrulatacak ya yalan atıyorsa. 'Hatırlamıyorum'. 'Ankara'da uçaktan kim aldı?', 'Hatırlamıyorum'. 'Genel Merkeze ne zaman gittin? Gününü söyle', 'Bilmiyorum'. Uçağı biliyor, gününü bilmiyor. Çünkü o tarihteki kamera kaydına ya da kayıtlara bakılacağını biliyor. On beş günlük bir süre veriyor, o sürede gelmiştir gitmiştir diye hesap ediyor Ankara'ya, baz vermiştir diye hesap ediyor.
'Nasıl gittin 6. kata?', 'Kapıya girdim, adını söyledim, 6. katta dediler'. Bu yazıyor arkadaşlar, ilk ifade. 'Çıktım', 'Kime verdin?', 'Ben o ismi unuttum. 1.70 boylarında erkekti'. Bu kadar! 'Peki senden parayı isteyenle konuştun mu telefonla?', 'Ben konuşmadım, o konuştu'. 'Bu kadar parayı verdiğin kişinin adını bilmiyor musun? Teyit almadın mı?', 'Almadım, uzaklaştım'.
MUHİTTİN BÖCEK'İN İFADESİ
Sonra Muhittin Böcek'in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek, okudunuz; 'Adaylığımla ilgisi yok, partiye maddi, her zaman olan bağışlardır. Oğluma geniş zamanlı, parti bir şey isterse ver demiştim. Genel Başkan, partinize sahip çıkın, maddi manevi arkasında olun kampanyanın demişti. Geniş zamanlı talimatım vardı, geniş zamanlı aldı, almış götürmüş benim haberim yok'.
Muhittin Bey, otobüs muavinliğiyle başlamış, kamyon muavinliği, otobüs şoförlüğü... Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler. Torununa iftira attılar. Büyüyecek o çocuk büyüyecek. Tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek. AK Parti'nin kara düzeninin bunlara iftira attırmak için yapmasından büyüyecek. Devletin kayıtlarına sokuyorlar bunları.
Ve mal varlığına çökünce diyorlar ki Muhittin Bey'e, 'Oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Oğlunun ifadesini doğrulayacak ama ben Akın Gürlek'in tapularını açıklayıp da 'Akın Gürlek, Muhittin Böcek itirafçı olacak' dediğinde, kendi el yazısıyla yazıp kendi web sayfasından yayınlatmıştı: 'Bakanı kandırıyorlar, bir kuruş verdiysem adi şerefsizim, ispatlamayan namussuz şerefsizdir' diye.
Zuhal Böcek'ten ifade alıyorlar. 'Kocamı uçağa ben bıraktım... pardon, kocamı uçaktan ben aldım'. Yahu adam karısından gider... Karısı Ankara'da, kendisi Antalya'da nedense. Eşi onu alır Genel Merkeze götürür de bunu hatırlamaz mı? Tanımıyorum, hatırlamıyorum, kimin aldığını. Biri aldı, hatırlamıyorum. Zuhal Böcek'in ifadesiyle Antalya'daki alınan normal ifadenin eksiklikleri giderilmeye çalışılıyor.
ŞU DAKİKALARDA AK PARTİ'YE GEÇMEYE HAZIRLANAN KÖKSAL'A SERT TEPKİ
Aynı dakilarda AK Parti 'ye geçmeye hazırlanan ve CHP'den ihraç istemiyle disipline sevk edilen Burcu Köksal'a tepki
AK Parti'ye biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz, siz Trikopis'in askerlerisiniz deyince benim "Dur Burcu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir partisine tamam rakip olabiliriz, düşmanlık görüyor olabiliriz ama Yunan ordusunun partisi denmez." diye susturmaya çalıştım. Her fırsatta siz Fesli Deli Kadir'in Atatürk'ün cenazesine giden şu diyenlerin partisisiniz, alçaklar. "Yapma Burcu." dedim. İzmir kadın milletvekiline bunu öldürmezsem içime sinmeyecek deyince ya da AK Parti Grup Başkanvekiline küfürlerle saldırınca zor durdurduğumuz...
İskilipli Atıf'ın partisi mi dememiş? Oraya katılan şeye katılırken bir teğmen katılırken sen Atatürk düşmanlarını seçtin, İskilipli'yi seçtin, Fesli Deli Kadir'i seçtin, Trikopis'çileri seçtin. Sana sahip çıkan partini bırakıyoruz demiş.
Şimdi daha önceki Topuklu Efe'deki gibi ya AK Parti'ye katılacaksın ya diğerleri gibi içeri atılacaksın da bir günde, burada belediye başkanlarımızı ziyaret edip en güzel şeyleri söylerken, arıyorum dün size gelmiş diyorum, o kadar mutluydu ki seni öve öve bitiremedi diyor. Çıkmış diyor ki: "Partide siyaset imkanım kalmadı." Seni bu koltuğa oturttum. Oralara oturttuk, buralara oturttuk. Miting yaptık. Üç kere Afyon'da miting yapmışım. Seçimi kazanmış, ilk tebriğe gitmişiz. Yeter ki Afyon'u tutsun diye. Diyor ki: "Geçmişi unutmadılar. Beni koltuğumdan etmek için aday yaptılar." Aday yaparken Afyon'u kazanamam, Grup Başkanvekilliği'ni bırakmayayım demiş. Bırakma, kaybedersen yerin hazır ama sen kazanacaksın demişim. Önce ben inanmışım. Önce ben, sonra o.
'ŞÜPHEN KOCANDANSA AYRILIRSIN, BU PARTİ AİLEN OLUR'
Geçenlerde annesi hastalanmış. Annesi şimdi beni izliyordur. Takılıyorum teyzeye. Kumandanın pilleri 6 yıldır bitmiyor diye. Sadece Halk TV açık. Her grubu ağlayarak izleyen, o 2 yaşındayken'den beri MS hastası olan, geçen sefer AK Parti'ye geçiyor söylentilerinde kaskatı katılan, sinir krizi geçiren teyzeme ben 2 ay önce evinde ziyarete gittim. Elini öptüm. Defalarca öptü beni. O anne ve oradan sonra beni yemeğe götürdü. Her seferinde övgüler, övgüler, övgüler, övgüler. Şimdi diyor ki orada siyaset imkanım kalmadı. Son konuşmasında AK Parti grubuna diyor ki: "MS hastası anneme küfrettiniz, alkışladı bu AK Parti grubu." diyor. Bekliyor ki yarın Afyon'a gidince onu Mustafa Kemal'in kurduğu partinin grubu değil, o annesine küfredeni alkışlayanların, bunun da gelin alın beni be, yolsuz dediniz, rüşvetçi dediniz, dolandırıcı dediniz, teslim olmayacağım, alın beni içeri diye meydan okuduğu gruba gidiyor. Ve diyor ki ve diyor ki: "Özgür Özel beni tehdit etti." Ona sadece şunu dedim: 6 ay önceki gidişinde demiştim, şüphen kocandansa ayrılırsın, bu parti ailen olur sana sahip çıkar, senin hırsız olduğuna inanmıyorum, o laf o.
BURCU KÖKSAL'A: 'BU TEHDİTSE DANİSKASINI EDİYORUM'
Bu sefer de dedim ki: "Ey Burcu Hanım, 2 yıl kolay geçmez ama çabuk geçer. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olunca sakın gelip kapımızda yalvarma." Bu tehditse, daniskasını ediyorum ulan! Daniskasını ediyorum! Hadi bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi tehditten yılanların, teslim olanların değil, hep birlikte ayağa kalkanların, iktidara yürüyenlerin partisidir. Bu partinin iktidar yürüyüşü süngünün üstüne yürüyerek başladı. Düşman kurşununa açık yüreğiyle, göğüsüyle yürüyenlerle başladı. Yürüyelim arkadaşlar!"
Sayfa başına git







