
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) bugün YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşuyor.
"SONUNA KADAR ARKANIZDAYIZ"
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Mersin'de de andık, üzüldük. Girne'de yolcu gemimiz 30 Ağustos'ta battı, 27 yurttaşımızı kaybettik. 1 kişinin naaşına hala ulaşılamadı. Bundan yalnızca üç gün sonra Silivri'de Tuğberk İmamoğlu gemisi battı ve 1 yurttaşımızı kaybettik. 9 yurttaşımıza hala ulaşılamadı. Burada aileler konu hakkında bilgi notunu ve 5 maddeden oluşan haklı taleplerini ilettiler. Acınızı paylaşıyoruz. Sonuna kadar arkanızdayız.
Bir de gemi saldırıları var. Rusya-Ukrayna savaşı gemi seferlerini tehdit ediyor. Bugüne kadar yaklaşık 220 ticaret gemisi saldırıya uğradı. En az 9 Türk bayraklı ve en az 45 Türkiye bağlantılı ticaret gemisi saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı battı. Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok. Bu konuda hiçbir politikaları yok. Gemilerimizi güvende tutamıyorlar. Gemicilerimizin hayatları ile ilgili tehlikeleri bertaraf etmiyorlar ve millete açıklama yapmıyorlar.
"TÜRK ASKERİNİ GÖNDERMEK TRUMP'IN PLANI"
Bizimkiler dış politikada Türk askerlerini Yemen çöllerine göndermekle meşguller. Bunun hesabındalar. Öyle evirmeden çevirmeden kitabın ortasından söylemek gerekirse, Türk askerini Yemen'e göndermek Türkiye'nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen'e göndermek Trump'ın planıdır. İsrail ve ABD'nin çıkarlarına hizmet etmektir. Türkiye bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye'nin bir planı yoktur. Trump'ın figuranı, İsrail'in koruyucusu olmaya Mehmetçiği burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.
Bütün meseleyi Trump'ın varlığına, Trump'ın bunlara tanıyacağı meşrutiyete ve Trump'la olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. İster Trump olsun ister olmasın bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz.
FON SKANDALI
Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına çöktüler. 455 bin yatırımcıyı mağdur ettiler, 2 milyon kişi mağdur ancak daha kötüsü borsa mağdurları var.
Ey Erdoğan! Atayan AK Parti, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan AK Partili... Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz, sen tam göbeğindesin!
Gizlilik olan soruşturmalarda kişinin sabah evinden çıkışını, üstündeki gece kıyafetine kadar servis edenler; sabah evinden çıkıp verdiği ifadeyi dakika dakika servis edenler, cep telefonunun içindeki soruşturmayla hiç ilgisiz bütün konuşmaları, yazışmaları, fotoğrafları doğru yanlış servis edenler; Fatma Betül Sayan Kaya'yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi sakız çiğneye çiğneye geldi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne meydan okuya okuya... Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok!
"BİZ BU İŞİN HİÇBİR TARAFINDA YOKUZ"
Dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. Fon vurgununun yarattığı ağır kriz ortamı sürüyor. Yük git gide artıyor. İktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu gerçekleşti. Şimdi asrın soygununun nasıl olduğunu ve nasıl yaşandığını düşünmekle meşguller. Vatandaşın yatırımlarına çöktüler.
Bu işin içinde kimler var? Erdoğan'ın atadıkları var. Fon şirketlerinin yönetiminde büyükelçi ararsan var, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var, eski milletvekili var. Aklınıza gelebilecek yönetimdeki herkes AK Partili. Burada fazladan kazanç sağlayanlara baktığınızda Fatma Betül Sayan Kaya'dan başlayın aklınıza gelebilecek ne kadar AK Partili varsa bütün isimler orada teker teker var."
Sayın Erdoğan'ın zaman zaman ifade ettiği bir şey var. Tam olarak kendisine söyleyeyim. Ey Erdoğan; atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan AK Partili. Biz bu işin hiçbir tarafında yokuz, sen tam göbeğindesin. Biz bu işin mağdurlar tarafındayız.
İlk duyulan meşhur isim, Fatma Betül Sayan Kaya. İlk önce bu çıkana kadar, günlerce sustular. Biz bir isim açıklayana kadar yokmuş gibi davrandılar. Tamamen gizlemeye niyetlendiler. Harıl harıl 'nasıl yaparız da isimler ortaya dökülmeden, konuşulmadan bu işi örteriz' dediler. Çünkü biliyor ki genel başkan yardımcıları orada, mevcut bakanlar orada, bürokratlar orada, sarayın tamamı neredeyse orada. İşe aileden bulaşan da var, siyasetten bulaşan da var. O yüzden bu işi örtbas etmenin peşindeydiler.
Ne zaman ki çıktı hanımefendi, 163 milyon lirayı (yani 27 ev parasını) koyup 5 ay sonra 2.2 milyarı (yani 367 ev parasını) çekmiş. Yani 27 ev parası koyup 340 ev parasını milletin sırtından fonlara borsalara koyanların parasını almış ve çekilmiş. İsmi açıkladık, ondan sonra yavaş yavaş dökülmeye başladılar. Tabii bir yandan şunu kabul edelim, şunu düşünelim. Cumhuriyet Halk Partili belediyelere, ya da muhalif insanlara... Attığı bir tweetten, ya da hakkında açılmış bir soruşturmadan... 'Ya İBB'de 20.000 lira yemek yemişler 7-8 kişi, 7 kişi parayı birinin hesabına atmış, o atılan paraların hesaplarını sormak için' bürokratlarımızı topluyorlar, sabah 6'da basıyorlar, ensesine basıyorlar, ters kelepçe icabında yapıyorlar, doktora giderken ayrı video, doktordan çıkarken ayrı video günlerce döndürüyorlar. Ya da sanatçı, 20 sanatçıyı alıyorlar 'uyuşturucu' diye, 3 gün oynatıyorlar, 10 gün sonra tahlil sonucu geliyor 17'si temiz. Hangi üçüydü bilen yok. Hepsi birden kirlendi, melekendi, utandı, sıkıntıya düştü.
Ama yok. Eğer yaşam biçimi kendinden değilse, AK Partili değilse, hele hele birazcık muhalifse, bas ensesine, ver görüntüleri ekranlara, yap itibar suikastlerini... 2.000 lira, 20.000 lira, 200.000 lira evinde bulunamamış insanlar o haysiyet suikastlerine muhatap oldular. 2.2 milyar lira, 367 ev parası suçüstü yakalanmış kişi, Fatma Betül Sayan Kaya ifade verecek. Ertesi gün yazıyor 'Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi'. Nerede verdi? Burada verdi. Nereden girdi? VIP'den. Nasıl çıktı? Özel asansörle. Kime verdi? Bilmiyoruz. Ne soruldu? Cevap yok.
"FOTOSENTEZ YAPARAK İFADE VERDİ
Gizlilik olan soruşturmalarda, kişinin sabah evinden çıkışını, üstündeki gece kıyafetine kadar servis edenler, sabah evinden çıkıp verdiği ifadeyi dakika dakika servis edenler, cep telefonunun içindeki soruşturmayla hiç ilgisiz bütün konuşmaları, yazışmaları, fotoğrafları doğru yanlış servis edenler, Fatma Betül Sayan Kaya'yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi, sakız çiğneye çiğneye geldi, Türkiye Cumhuriyeti devletine meydan okuya okuya. Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok. İşte AK Parti'nin ikili hukuk sistemi budur.
Soygunu bizzat yapanlar şimdi 'biz bu işi çözeceğiz' diyor. Gazeteciler ya da AK Partililer... 'Mahinur Hanım'dan özür dilensin.' Allah Allah ya, Ne güzel memleket, ne kadar normal şartlar. İlk kez biri mağdur oldu, 'Mahinur Hanım'dan özür dilensin.' Ben kendim, partinin genel başkanı olarak Mahinur Hanım'ın babasının ellerinden öpüyorum, dedim. Ve burada, Mahinur Hanım'a önemli bir sorumluluk yükledim. O kadar iyi oldu ki bu iş, o kadar iyi oldu.
Babam karalandı'. Ne kadar zaman? 7 dakika. Liste sizin elinizde. Bakarsın TC'sine, 'Babam karalandı'. 7 dakika sürdü babanın karalanması. 7 dakika! Ekrem İmamoğlu'nun babası, 18 ay, 'senin oğlun hırsız' diyorlar. Gidip babasının köydeki evinin bahçesini 3 farklı kez dozerle kazıyorlar 'buraya para sakladı mı?' diye. Babasının evinin köşesindeki su kuyusunun dibinde kasa arıyorlar. 6 yaşındaki küçücük Gizem'in kulağındaki küpeye sabahın altısında dedektör tutuyorlar 'altın mı, babası aldı da altına çevirdi rüşvet parasını da, kızın kulağına mı taktı?' diye. Altın diye öterse çıkartıp, kulağından 6 yaşında kızın küpesini alıyorlar.
Küçücük çocuklar okula gidiyor, 'dün senin babanı televizyonda gördüm' diyor, bütün gece babaların, annelerin görüntüsü fır fır A Haber'de, TRT'de dönüyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanının mühür çıkan kasasından yalan dolan görüntüsü servis ettiler. Stok görüntü... 'Boş kasa görüntüsü yoktu, onu koyduk' dediler. İnsanların dağdaki evlerinin kasasından mermi çıkıyor, 'Euro çıktı' diyorlar. Sonra yalan çıkınca Allah'ın kulu özür dilemiyor. Mahinur Hanım, babanızın 7 dakika uğradığı mağduriyete 7 ay, bir yıl 7 ay, 1,5 yıldır muhatap olan ailelerin dayanışma ağı, oraya gidin. Oraya, haysiyet suikastı nasıl yapılıyor onlardan öğrenin!
"KENDİLERİ AÇIKLASINLAR GÖRELİM"
Sizin okuduğunuz, sizi savunan gazeteler yıllardır bu insanlara ne yaptı görün. Deyin ki: '7 dakika başıma geldi, doğrusunu söyledim. Özgür Bey bile babama selam yolladı, özür diledi. Ama ben de bir şeyi öğrendim. Bu memlekette böyle oluyormuş bunlar.' deyin, o zaman Aile Bakanısınız. O ailelere sahip çıkarsanız Aile Bakanısınız. Buradan şunu söyleyeyim, bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum: Eline belge gelen, bilgisi olan bu bilgiyi, aman ha öyle mi olur böyle mi olur; kaya gibi arkanızdayız, kaya gibi bütün Türkiye, koyacaksınız ortaya, doğru mu yanlış mı onlar söyleyecek!
Eğer yanılgı olsun istemiyorlarsa o lanet listeyi kendileri açıklasınlar görelim, kendileri açıklasın haramzadeler! Sen listeyi açıklama, 'TC'si yanlış' sanki iftira atmış. Birbirinize iftirayı birbiriniz atıyorsunuz, attırıyorsunuz. Parti içinde birbirinizi yiyorsunuz sonra gelip bize ahkam kesiyorsunuz. Hadi oradan!
"TARAFSIZ BİR GÖZLE DİNLEMEYE DAVET EDİYORUM"
15,5 milyon insanın oy vererek cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu bir dava-bir darbe davasında yargılanıyor. 18 aydır hiçbir delil olmadan, bir kuruş dahi para bulunmadan, gizli tanıkların ve itirafçıların, iftiracıların beyanıyla tutuklu. Adil yargılanma hakkı nasıl elinden alındı takip ettiniz. Ekrem Başkan savunmasını kitap yaptı, matbaayı bastılar, kitaplara el koydular savunması ulaşmasın diye. Şimdi nihayet, umarız yarın Ekrem Başkan savunma yapmak için, yeni bir dalavere alavere olmazsa, kürsüde olacak. Ben demokrasiye ve adalete inanan herkesi Ekrem İmamoğlu'nu savunmak için değil, avukatları savunur; Ekrem İmamoğlu'na inanmak için değil, inananlar inanıyor, sevenleri inanıyor; siz tarafsız bir gözle, adil yargılanma hakkını savunmak için İmamoğlu davasına gelebiliyorsa gelmeye, gelemeyenleri kulak vermeye, ne söylüyor diye bir dinlemeye, okumaya; yani 'Ekrem İmamoğlu'na 1,5 yıldır bu kadar iftira atılıyor' diyorlar, tarafsız bir gözle dinlemeye davet ediyorum.
Çünkü Ekrem İmamoğlu'nu desteğe davet etmiyorum. Ona destek veren çok, var, bulunur. Biz adil yargılanma hakkını savunmaya, savunmasının kısıtlanmamasını savunmaya ve tarafsız bir gözle milletimizi bu savunmayı dinlemeye davet ediyorum. Ve sonunda şuna inanıyorum ki: Aktroller çetesinin talimatı ne olursa olsun ya da mahkemeyi yönetecek hâkimin, heyetin kararı ne olursa olsun İmamoğlu'nun ihtiyacı olan şey milletin vicdanında yargılanıp milletin vicdanında aklanmaktır. Ben onu dinleyen, anlamak için dinleyen herkesin onun masumiyetine, haklılığına ve temizliğine inanacağına yürekten inanıyorum.
Ayrıntılar geliyor...
Sayfa başına git







