
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” ile sakatlandığı gerekçesiyle iptaline karar vermesinin ardından CHP yönetimi olağanüstü toplandı.
Kararın ardından parti içinde ve muhalefet cephesinde peş peşe açıklamalar gelirken, CHP yönetiminin nasıl bir yol haritası izleyeceği merak konusu olmuştu.
Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında gerçekleştirilen olağanüstü Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı 5 saatin ardından sona erdi.
Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Özgür Özel’in, “mutlak butlan” kararına ilişkin değerlendirmelerinden öne çıkanlar şöyle oldu:
'O SEÇİMLERİ KAZANAMADIK, KAYBETTİK'
2023’te Türkiye’yi Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya, çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi. Bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o gün, o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. Emekliler dışarıya çıkamamaya, buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya, yolda giderken yerde olmayan gazoz kapağına gençler tekme atmaya, herkes 'Bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurtdışına gideceğim' demeye başlamıştı.
'ADAY DAHİ OLAMAYACAĞIMIZI SÖYLEDİLER'
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir öz eleştiri yapması lazımdı ve bu öz eleştirinin milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Anketler yüzde 12’leri, 13’leri; protesto oyları yüzde 40’ları göstermekteydi. Halen daha tüm kurumların arşivlerinde mevcut. Ve bu duygu içinde biz, 'CHP değişmelidir' dedik. Sonra bu sözlerimiz tepki görünce, görevi hep beraber üstlendik. Bir yola çıktık. Yola çıktığımızda, 'aday olacak' imzayı bile toplayamayacağımızı, mevcut delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olmayacağımızı söylediler.
'DELEGE SOKAĞIN SESİNİ DİNLE' DİYE BAĞIRDILAR
Biz bütün bir kampanya boyunca tüm Türkiye’yi, il kongrelerini gezdik. Kazanırsak ne yapacağımızı açık açık paylaştık. Dediler ki, 'Bu delegeyi ikna edemezsiniz'. Dedik ki, "O delegeyi zaten biz ikna etmeyeceğiz. O delegeyi onu tıraş eden berberi ikna edecek, o delegeyi asansörde karşılaştığı bir alt kat altındaki üniversite öğrencisi asansörde üç kat çıkarken ikna edecek. O delegeyi torunu, evladı, kızı, oğlu ikna edecek. Eşi ‘hakkımı helal etmem’ diyerek yollayacak, yanına yolluk koyarken ‘değişim olmazsa geri gelme, gönül koyarım’ denilerek ikna edilecek". Delegeler Ankara’ya gelirken 'En güvendiğinizle görüşüp öyle gelin' dedim. Biz onların vicdanına güvendik. Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik ve en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz, ben de hatırlıyorum. O koca salon, o aşağıda yerini almış delegeye, dakikalarca saatlerce, ‘delege sokağın sesini dinle’ diye bağırdı.
‘BİZ ÇOMAĞI O ZAMAN SOKTUK ARKADAŞLAR’
Ve o delege kabine girdi. Vicdanının, evladının, torununun, komşusunun, berberinin ve sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi. O değişim kurultayından sonra hiç huyumuz değildir. Hiç haddimiz değildir. Şu kadar kibir yapmadık. Bizim galibiyetimizin, sevincimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Ama o günlerde bana hep şunu söylüyorlardı: ‘Sana devlet geldi mi?’. 'Devlet dediğin binadır' diyordum ben. Devlet bana nasıl gelsin’. CHP’deki değişime birileri izin vermezse o değişim olmazmış. 'İzin aldın mı? Konuştun mu? Soruştun mu?' diyorlardı. Biz bu müesses nizamın çarkına çomağı orada soktuk arkadaşlar. Biz Türkiye’de ana muhalefet partisinin kimseden icazet almadan, Türkiye’nin kurucu partisinin kimsenin onayını almadan, değişebileceğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir siyasi partinin genel başkanının yarışla değişebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik.
‘YAPMAZSAK BU İŞİ BIRAKACAĞIZ’ DEDİK
O geceki kazancımız Türkiye demokrasinin kazancıydı. Ama biz onay vermeden, 'Biz he demeden, bizden onay almadan değişim olmaz' diyenler. O gece Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaş açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu, 4 ay vardı. Ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit, 70’lerde, ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden de bu partiyi birinci çıkardıysa, ‘Biz de çıkaracağız. Yapmazsak bu işi bırakacağız’ demiştik.
'EN BÜYÜK YEREL SEÇİM BAŞARISINI GÖRDÜLER'
Yerel seçimlerde hem adayları belirledik, hem ittifak aradık, kötü söz duyduk. İşittik ama duymadık asla cevap vermedik, herkese sevene sevmeyene can sağlığı diledik. Önümüze baktık ve inandığımızı vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını dosta ve olmayana gösterdik. Cumhuriyet tarihinin parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak diyenler, 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir siyasi partiye nasip olmayan en büyük yerel seçim başarısını gördüler. AK Parti’nin kara düzenine, yoksulu daha yoksul yapan, işsizi işsiz yapan emekliyi gitgide fakirleştiren, emeği sömüren düzenine esas çomağı orada soktuk.
'O KOLTUKTA OTURMAYACAĞIZ'
19 Mart 2025’te bir sivil darbeye kalkıştı, onu sandıkta 4 kez yenen 15 buçuk milyon kişinin Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25 buçuk milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu hapiste tutuyorlar. Bize sağdan soldan, açıktan, grup toplantısından ‘Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara’ya dön. Ankara merkezli siyaset yap. Partinin başında oturur’ dediler. Oturmadık o koltukta. Oturamayacağız o koltukta.
'BU MİLLET KENDİNE RAĞMEN KİMSEYİ O KOLTUĞA OTURTMAZ'
Hani beni bir koltuktan kaldırmaya çalışıyorlar ya, onlara söylüyorum 'Oturmayacağımız koltuk, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum, ben partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, partimin Cumhurbaşkanı adayını Cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuklarına oturtmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Sarayın icaz ettiğiyle, yargısının açtığı yolla, o koltukta oturmadım, oturmam, kimse oturmamalıdır. Bu millet kendine rağmen kimseyi o koltuğa oturtmaz.
'GÖREVİNDEN EDİLMEK İSTENENLER MİLLETLE İLGİLİ KARARLILIKLARI OLANLAR'
Buna ilave olarak kazanacak Cumhurbaşkanı adayı göstermek yerine kendini aday göstermeme ya da o aday olamıyorsa onun yerine 'Fırsat bu fırsat, ben varım' deyip bir itiraz koymak yerine en doğru adayı bulurum amacım partimi iktidar yapmak mağdurum mazlumun yüzünü güldürmek deme suçundan da hâlen daha saldırılıyor. Cumhurbaşkanı adaylarını kabul etseydim 'Ben aday olurum, Ekrem gitti' deseydim Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar. Şu anda siz de evlerinizde rahattınız, ben de bu koltukta rahat oturuyordum ama ben o değilim, biz o değiliz. O yüzden bugün koltuğundan, makamından geldikleri görevden edilmek isteyenler kendileriyle ilgili ihtirasları hevesleri değil, milletle ilgili kararlılıkları olanlardır.
‘BU ÜLKENİN 80 YAŞINA KADAR MUHALEFET OLACAK GENEL BAŞKANA İHTİYACI YOK’
Yaşımız müsait bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor, rejim onu rahatsız etmeden kendi rahatımı düşünerek 51 yaşındayım, 30 sene oturabilirim o koltukta ama bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet olduğunun tadını çıkaran genel başkanlara değil muhalefette olduğu her günden ızdırap koyan bu milletin sorunlarını çözecek bir iktidarı kuracak bir genel başkana ihtiyacı var.
'BU DARBE MİLLETE YAPILMIŞTIR'
Net söylüyorum mesele ne Özgür Özel meselesidir ne de mesele değişim kurultayının göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. şahsi çıkarlarımızı reddederek her türlü kirli teklife hayır diyerek her türlü işbirliği teklifine içeriden dışarıdan hayır diyerek doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik biz bu mesele bizim değil milletin meselesidir.
o savaş bize değil, millete karşı açılmıştır bu da halde bize değil millete yapılmıştır bu darbe. Milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan sandığa, seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayına 21 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır.
'YARIM SAATTE VERDİKLERİ ZARAR 10 MİLYAR DOLAR'
Bu kararın mağduru millettir ve maalesef çok daha ağır bedeller ödeyecektir. Geçen sene 19 Mart darbesinin 60 milyar dolarlık kaybının nasıl düşmekte olan enflasyonu tırmandığını hayat pahalılığını nasıl körüklediğini İran Savaşı’na nasıl bizi hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken karar yarın piyasalar kapanacak iken yüklenecek iken ama bir grubun endişeli bir grubun Erdoğan’ı koşup yapmayalım etmeyelim aman ha derken eyvah Erdoğan’ı ikna ederlerse diye bugünden kararı 4 buçuktan yükletenlerin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Bu karar ekonomik etkileriyle vatandaşın daha pahalıya süt daha pahalıya ekmek çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması ve artık alamaması sonucunu doğuracak.
'ARTIK HİÇBİR PARTİNİN KONGRESİNİN GARANTİSİ KALMAMIŞTIR'
Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku vardı, itiraz süreleri vardı, seçim hukukunun dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması, Yüksek Seçim kurulunu yok saymaktır, seçim hukuku güvencesini yok saymaktır, artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir bu karar.
'YARGITAY'A HARCINI DA YATIRARAK BAŞVURDUK'
Biz bugün tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay'a harcını da yatırarak süresi içinde yaptık. Yarın Yüksek Seçim Kurulu’na başvuracağız. Yüksek Seçim kuruluna yaptığımız başvuru, Yargıtay’a tedbirin durdurulması başvurusuna yönelik yaptığımız başvuruların, en acil en hızlı şekilde ele alınarak YSK’nın anayasanın 79.maddede kendisine tanınan görev sorumluluk alanına sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz şu kadarını söylemem lazım bu gece Türkiye demokrasisi açısından bugün bir kara gündür ama bu gece bir felaket bir madem gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim.
'KARARIN BİR BAKAN TARAFINDAN SAVUNULMASI UTANÇ VERİCİDİR'
Diğer siyasi partiler CHP ye sahip çıkmaya koşmuyor, CHP nin de kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zeminine sahip çıkıyorlar bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından telaşla ve bir basın toplantısıyla savunup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir taahhütte görülmemiş iştir.
‘BURADAYIZ BU DARBEYE SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ’
Cumhuriyet Halk Partisi’ne Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Bu gece seçim akşamı ışığı açık tutanların sabaha kadar ışıklarını açık tuttuğu ve gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gece. Buradayız bu darbeye sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum; iki taraftan birisi, sayın Erdoğan’ın çok tekrarladığı bir ayeti hatırlatırım. ‘Onlar sana tuzak kurarken Allah’ da karşı planlar yapıyordu. Allah plan yapanların en hayırlısıdır’. Bir diğer taraftan bir başka duyguyla ifade etmek isterim; yolumuz yolsuza, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin İnşallah.
‘BİZ BURADAYIZ VE BÜTÜN O KİRLİ TEKLİFLERİ REDDEDİYORUZ’
Sözümüze kıymet veren herkesi direnişe mücadeleye teslim olmamaya bir arada durmaya ve çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum yarın bir aklıselimin hakim olmasını yanlışın üstüne yanlış da gidilmesini ülkenin geleceğinin karartılmasına ümit ediyorum buradan sonra CHP’yi savunmak bu partiyi savunmak rekabetli bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir bizi teslim alırlarsa gelecek sandığı şimdiden teslim almış olur o yüzden teslim olmayacağız o yüzden gösterilen her dayanışmanın çok kıymetli olduğunu bir kez daha ifade ediyorum biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz.
‘MÜESSES NİZAMIN MAKBUL MUHALEFETİ OLMAYI REDDEDİYORUZ’
Biz müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmak yerine her şeyi göze almışız ama müesses nizamı değiştirip mağdurların mazlumların emeklinin emekçinin çiftçinin ve gençlerin iktidarını kurmak üzere risk alıyoruz kendi konforlu koltuklarınızı akıllı ol otur diye teklif edenlere biz bu koltukları reddediyoruz sadece ve sadece milletimizden yetki ve milletimizden destek bekliyoruz diyoruz onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız.
"BU BİNADAYIM, ODAMDAYIM, HİÇBİR YERE GİTMİYORUM"
Değerli dostlar, elbette örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Buradan bütün Türkiye’ye ve dünyaya ilan ediyorum ki bugün şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine AK Parti’nin yargı kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum.
"GEREKİRSE HAYATI DURDURACAĞIZ"
Değerli dostlar, gençler sesleniyor. ‘Genel grev, genel direniş’ diye. Bunu hep birlikte başarmak için bizim önce çok olmamız, birlikte olmamız, sesimizi yükseltmemiz, eğer bu kalabalıklardan anlamıyorlarsa gerekirse hayatı durdurmamız ama mücadele etmemiz gerekiyor. Buradan uyarıyorum. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı olarak değil, muhalefetin her bir bileşenine, üyesine, sayısına, oyuna bakmadan kıymetli görerek ve ortak gelecek için birleşik mücadeleyi önemseyerek. En sağından en soluna kadar ama halk için, millet için mücadele eden herkesi kucaklayarak kimseye ağabeylik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz. Ve şunu ifade ediyorum. Meydanların gücünü göreceksiniz, sessiz çoğunluğun sesini duyacaksınız. Gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama teslim olmayacağız.
"MEYDANLARI TERK ETMEYECEĞİZ"
“Tüm dostlara, emek ve dayanışma güçlerine, kardeş partilere, sendikalara, tüm meslek kuruluşlarına teşekkür ediyoruz. Şimdi nöbetçiler, görevlendirilenler dışındaki misafirleri selametle evlerine yolluyoruz. Ancak yarın mücadele için, direniş için, tarihe geçmek için çağrıldığınızda gelmeye hazır mısınız? Meydanları bırakmamaya hazır mısınız? Meydandan anlamazlarsa, yürüyüşe geçmeye hazır mısınız? O zaman şimdi gidin yatın, onlar düşünsün. Hepinizi seviyorum. İyi ki varsınız. Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”
Sayfa başına git







