Ege Postası
Geri

Özgür Özel mücadeleyi 'üç aşamada' anlattı: Yeni parti için takvimi açıkladı

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, olağanüstü kurultay için tedbir kararını gerekçe gösteren Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Delege imzalarını götürsün Çankaya İlçe Seçim Kuruluna, desin ki 'Yeterli imza geldi, yapabilir miyim?', alsın cevabı" çağrısında bulundu. Özel, yeni parti gündemine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Özgür Özel mücadeleyi 'üç aşamada' anlattı: Yeni parti için takvimi açıkladı
Haberler / Politika
18 Haziran 2026 Perşembe 10:30
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yargı kararıyla eski yönetimin göreve dönmesinin ardından başlayan siyasi gerilim, delegelerin olağanüstü kurultay talebiyle yeni bir boyuta taşındı.

NOW Haber ekranlarında yayınlanan Çalar Saat programına konuk olan CHP lideri Özgür Özel, teslim edilen delege imzalarına ve kurultay sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ve mevcut Genel Merkez yönetimine "samimiyet" çağrısında bulunarak kurultayın toplanması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca yeni parti gündemine ilişkin de konuşan Özel, mücadeleyi "hukuki, siyasi ve fiziki" olarak üçe ayrdıklarını ifade etti. 

"OLMASI GEREKEN ŞU..."

Özel, CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı sürecine ilişkin şunları söyledi:

"Zor günlerden geçiyor hem partimiz hem ülkemiz. Büyük belirsizlikler var. Oysaki insanlar büyük krizlerin içinde hem ekonomik olarak hem sosyal olarak hem ciddi endişeler taşırken, bir yanda seçimlerin gelmesi, iktidarın değişme umuduyla hayata tutunuyorken; bir yanda ülkenin ana muhalefet partisine yapılan bu saldırı ve iktidar yürüyüşüne karşı yapılan bu hamleler herkesi fevkalade rahatsız etti. Büyük bir umutsuzluğa ve öfkeye sevk etti.

Öncelikle şunu söylemek isterim. Bir ay önce Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu butlan kararıyla birlikte bu darbe yapıldığında, hemen bayramın önünü tercih etmişlerdi. Ve demişlerdi ki, bayram süresince tepkiler soğur, bu iş yatışır, bayramdan sonra da yeni yönetim gelir ve yönetim devam eder bir şekilde. Öyle olmadığı görülüyor. Bir ay olmak üzere ve tepkiler ilk günkü kadar sıcak, hatta her geçen gün biraz daha öfke artıyor. Biz bu öfkeyi kontrol etmeye, bu öfkenin ve tepkinin enerjisini birlikte bir hak arama mücadelesine dönüştürmeye gayret ediyoruz ve o yönde çabalar içindeyiz.

Ne olacak dediniz. Olması gereken şu. Yani aslında tabii Siyasi Partiler Kanunu, yerleşik bütün uygulamalar o kadar açık ki... Bir siyasi partinin en üst karar mercii kurultayıdır. Öyle ki, kurultay toplanır ve tüzükte ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yazan sayı kadar delege irade gösterirse, o partiyi kapatabilir bile. Kurulurken kurultayla kurulur, kapanırken kurultayla kapanır. Kurultay ne derse o olur. Ve kurultay kimi seçerse o yönetir.

Biz bu kurultayı 2023 yılına kadar yapılan kurultaylarda, partide genel başkan değişimi, ne bizim partimizde ne Türkiye siyasetinde hiçbir partide böyle bir değişim mümkün olmamıştı. Ve 2023 seçimleri o açıdan çok anlamlı seçimlerdi. Bizim, kaybettiğimiz bir seçimden sonra tartıştığımız, özeleştiriye muhtaç bir durumda olduğunu gördüğümüz... Sonra kurultayımızı topladığımız ve kurultayda delegenin bir karar verdiği seçimdi. Ve o seçimde ilk kez bir genel başkan değişimi yaşandı.

O seçim 2023 yılında yapıldı. O günden şu ana kadar da tabii partinin saldırı altında olduğu, 2,5 yıllık bir dönemi hep birlikte yaşadık, özellikle son 1 yılı çok yıkıcı şekilde saldırı altında geçti. Ve onun üstüne o kurultaydan sonra iki tane olağanüstü kurultay yaptık. Sonra günü geldi, kanunun emrettiği şekilde her mahallemize sandık kurarak, mahallelerden delegeler, oradan ilçe delegeleri, il delegeleri, kurultay delegeleri seçerek yeni bir kurultay yaptık. Verilen butlan kararıyla, bu kurultay, sonra o delegelerin... şimdi konuştuğumuz delegelerin oy birliğiyle beni seçtiği 6 Nisan kurultayı, sonra 12 Eylül günü bu sefer İstanbul delegeleri olmaksızın delegelerin oy birliğiyle beni seçtiği olağanüstü kurultay, üstüne bir olağan kurultay yaptık."

Özel, şu anda kendisinde en son olağan kurultayın mazbatası olduğunu kaydetti. Özel ayrıca bütün kamuoyunun mutlak butlana karşı olduğunu ancak yalnızca Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kararı savunduğunu söyledi.

"ÇANKAYA İLÇE SEÇİM KURULUNA GİTSİN..."

Özel, delege imzaları hakkında, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu'na seslendi:

"İşte büyük bir haksızlık ve çarpıtma şundan dolayı: (Mutlak butlan) Karar kesinleşinceye kadar, yani kesinleştiğinde... mahkemeye... Yargıtay bozduğunda biz geri geleceğiz zaten. Kabul etse tedbir bitecek zaten. O güne kadar duracaklar diyor. Ama o güne kadar kurultay yapamazlar demiyor ki. Bir genel başkanın görevi delege imzaları geldiğinde kurultayı çağırmaktır. O kurultayı... kendisi zaten o hakkı var, 'yapamıyorum arkadaşlar' dedi. Bakın, şu kadar net söyleyeyim Fırat Bey, Türkiye'nin bu konuyu en iyi bilen 34 hocası 'yapabilirsin' diyor. Bir tane bu konuda uzman yok ki çıkıp 'yapamazsın' diyor. Sadece Kemal Bey 'avukatıma sordum, yapamazmışım' diyor. Yapmamak üzere niyetlenmiş.

Madem gerçekten samimiyse, hani bayramda evinde, Çankaya Belediyesi'nin bankının üzerinde verdiği mülakatta 'ben yapabilecek olsam bugün yaparım' dedi ya, bugün yapabilir Kemal Bey. Eğer gerçekten samimiyse, gözümüzün içine baka baka yalan söylemiyorsa, bizi kandırmıyor, bu kadar gencin umutlarını kırmıyor, bu kadar insanı boşu boşuna ağlatmıyorsa delege imzalarını götürsün Çankaya İlçe Seçim Kuruluna, desin ki 'Yeterli imza geldi, yapabilir miyim?', alsın cevabı. Niye kendi avukatına, bu işleri bu hale getirmek için planlanmış olan bu düzeni kuran avukata sorup da karar veriyor ki?"

YENİ PARTİ 

Özgür Özel, basın mensuplarının kendisine yönelttiği "Yeni parti" gündemine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Özel, süreci, "hukuki, siyasi ve fiziki" mücadele olarak üçe ayırdıklarını söyledi. Özel, "İlla böyle bir tarih olarak hani bir 'son gün' olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki, o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhalde, 40-42 gün..." dedi.

Özel'in konuşması şu şekilde:

"Şöyle söyleyeyim, yani bizim takvimimizin... üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu: 'Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin' diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık: hukuki, siyasi, fiziki mücadele. Yani başka çaresi yok. Gerektiği yerde toplanıp miting de yapıyoruz, fiziki mücadele dediğim o. Gerektiği yerde direniyoruz. Gerektiği yerde millete gidiyoruz. Siyasi mücadele sürüyor, hukuki mücadele sürüyor. Bunları yapacağız.

İlla böyle bir tarih olarak hani bir 'son gün' olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki, o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhalde, 40-42 gün... (Adli yıl açılışı) 1 Eylül, 2 Eylül... 40 gün sürecek adli yıl açılışına kadar hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak. Ve o gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur. Yeni partiyle ilgili mesele; biz yeni parti kurmanın meraklısı değiliz. Hiç de istemiyoruz, çok net."

"SİNAN BURHAN'IN DEDİĞİ OLUYOR"

Özel, iktidara yakın basın mensuplarının CHP içerisinde konumlanmasına da tepki gösterdi:

"Pazartesi günü, bu salı günü işte grup toplantıları yapılmadı falan. Partinin çok önemli bir ismi, Kemal Bey yönetiminden konuştu. Bu haftanın herhangi bir ihraç olmayacağını, herhangi bir görevden alma olmayacağını, Kemal Bey'in grup toplantısı da yapmayacağını... Bu hafta bir görevden alma ve ihraçlarla Ankara'daki tansiyonun şehirlere gitmeyeceğini söylediler.

Sayın Bülent Kuşoğlu söyledi bunu. Bakın pazartesi günü Sayın Kuşoğlu diyor ki "yok". Dün sabah Sayın Kuşoğlu diyor ki, o hani aracılık eden iyi niyetli kişiye, "Kesinlikle ihraç yok, görevden alma yok" diyor. Ama Sinan Burhan çok emin, "görevden alınacak" diyor ve Sinan Burhan'ın dediği oluyor.

Bunu neye bağlıyorum? Akın Gürlek'ten başkası biliyor olabilir miydi Ekrem İmamoğlu'nun ne gün gözaltına alınıp, ne gün tutuklanacağını? Daha hiçbir şey yok görevi başında. "Kaynağımdan aldığım bilgi" diyerek söylüyorlar, kaynağı ya Akın Gürlek'in kendisi ya Akın Gürlek'ten sağlıklı bilgi alan bir başkası. 


Onların bildiğinden Ekrem İmamoğlu tutuklandı. Onların bildiğinden milletvekilleri ihraç oluyor. Onların bildiğinden CHP'nin il başkanları alınıyor. Sayın Kuşoğlu perşembe günü sabah "yok öyle bir şey" diyor, pazartesi günü "bu hafta görevden alma yok" diyor, ama Sinan Burhan biliyor.

"BUGÜN İLETİŞİMDEN SORUMLU OLAN KİŞİ TGRT'DE İFTİRA ATIYOR"

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Merkezi'nin iletişiminden sorumlu olan kişi, TGRT'de bir yıldır bu yalanları, bu iftiraları arkadaşlarımıza atan ve bizlere atan kişi. Benim... ki şimdi ortaya çıktı... Gidip de Cumhuriyet... daha doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında önce itirafçı olan birine, onu itirafçı eden, sonradan onun ismini verdiği, itirafçı olmayan birine de "Bunları söyle, şu kadar para ver, savcıyı ayarladım, serbest kalacaksın" diyen; reddedildiğini de benim öğrendiğim, Bayrampaşa mitinginde ilan ettiğim; o gece telefonunu İstanbul'da bırakıp birinin arabasıyla Yunanistan'a kaçmak üzere giderken Antalya Serik'te yakalanan kişi... Partiye polisle girildikten saatler sonra partinin balkonuna gidip "Burada arınma başlamış" deyip poz veren, çay kahve içen kişidir.

Öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Yani İBB davasının, insanları iftiracı olmaya zorlayan hem de bunu iftira etmek ve para vermek karşılığı yapan "İBB borsasından" dolayı benim ifşa ettiğimde jandarma tarafından yakalanıp ev hapsine konulan avukat, şimdi bizim partide geziyor! O yüzden yani öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz.

Ferdi Zeyrek komadayken, "çarpıldı" diye bir çirkin, iğrenç karikatürü Akit gazetesine yazan, çizen kişi, "müjdeler olsun" diye partide çikolata dağıttı ilk gün. Yani öyle böyle bir kumpasla, öyle böyle bir saldırıyla, öyle böyle bir ihanetle karşı karşıya değiliz. Cumhuriyetin kurucu partisine yapılıyor bunlar. Ve bunları hani Erdoğan diyor ya, "Şikayet eden CHP'li, şikayet edilen CHP'li." Bütün bu kumpası sarayın aparatları planladı! Sarayın aparatları planladı, onlar geziyor partide şu anda.

Mesele Erdoğan'la millet arasındadır. Özgür Özel'le Kılıçdaroğlu arasında bir mesele değildir. Erdoğan'la millet arasında. Millet iktidarı değiştirmeye karar vermiş, Erdoğan da ne yapıp yapıp kalmaya karar vermiş."

"MENFAAT BİRLİKTELİĞİ OLUŞMUŞ GÖRÜNÜYOR"

Bunun üzerine, "Kemal Bey peki Sayın Erdoğan'ın kalmasına mı yardımcı oluyor bu durumda?" sorusuna yanıt veren Özel, şöyle devam etti:

"Görünen şu, görünen şu... Erdoğan'ın planı ve bunun üzerinden Akın Gürlek'e verdiği görevle bizi önce adaysızlaştırma, şimdi kurumsuzlaştırma, mümkünse lidersizleştirmeye çalışıyorlar. Burada bir menfaat birlikteliği oluşmuş görünüyor. Nedir?

31 Mart seçiminin yenilgisiyle ülkede iktidarı kaybedeceğini anlayıp, 31 Mart seçiminin yenilgisini hazmedemeyen, ona saldıranlarla; son kurultaydaki delegenin kararını hazmedemeyip "Acaba butlanla mutlanla partiye dönüp orada yeniden iktidar olur muyuz?" diyenler...

Bu "butlan" davasını bir fırsata çeviren AK Parti yargısı ve sonucuna rıza gösteren bugünkü yönetici arkadaşlar. Onlara yakışan "Biz bu oyunun parçası olmayız, partimizi paralize etmeyiz" demekken, "Geldik oturduk, biz yöneteceğiz" diyorlar."

SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI

Özel, gelecek Salı günü CHP Grup Toplantısı için sorulan "Bu salı için grup toplantısı "Genel Merkez biz yapacağız" dedi ama, siz ne yapacaksınız salı günü?" sorusuna yanıt verdi:

"Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısı yapacaksa, grup yönetim kurulunun kararıyla olabilir ya da milletvekillerinin beşte birinin imzasıyla olabilir, üçte biri gelirse açılır. 111 milletvekilinin "kurultay" dediği yerde siz kurultay değil de grup toplantısı yapmaya çalışıyorsanız; ne sayınız var, ne yetkiniz var. Olacak iş değil.

Kısaca şu kadarını söyleyeyim. Memnuniyet duyduğum bir şey var. "Baba ocağı" benim yıllardır söylediğim bir şeydir. O terim bana aittir. Şimdi bakıyorum, "butlan" yönetimindeki arkadaşlar da "baba ocağı" falan demeye başlamışlar. O baba ocağından bizi polis söktü attı. O baba ocağına er ya da geç döneriz. Birinci meselemiz bu.

İkincisi, niçin baba ocağı? Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olsun diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu partiyi, Sivas Kongresi'ni birinci kongresi kabul ederek, Türkiye'de önce kongreleri gezip, kurtuluşu sonra kuruluşu örgütleyerek ve kaybetmek üzere değil, kazanmak üzere kurdu. Kongrelerini yaptı, Kurtuluş Savaşı'nı başlattı, Cumhuriyeti kurdu ve bugünlere geldik.

Yenilmeyi kabul eden, işgale teslim olanların partisi değildir Cumhuriyet Halk Partisi. İşgalcilerle iş birliği yapanların partisi de değildir Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin işgali altındadır. O işgale teslim olmayacaklarını göstermek için delege imzalarını Çankaya Seçim Kuruluna vermek durumundalar. Yoksa parti AK Parti işgalinde kalır.

Bir siyasi partiyi, o partinin üyeleri, o üyelerin seçtiği delegeleri değil de, rakip partinin yargı kollarının verdiği bir kararla birileri yönetiyorsa o parti işgal altındadır. Bu işgalin kaldırılması lazım. Biz işgale direnenlerin partisiyiz.

O yüzden, bugün Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül'de de kapatıldığında işgal altındaydı. Daha sonra Erol Çevikçe ve arkadaşları tarafından bir başka 9 Eylül günü, 92'de yeniden açıldı. Biz bir kurultay yapıp da, yeniden o partiye seçilmişler gelene kadar parti işgal altındadır. Biz de buna karşı vermemiz gereken tüm mücadeleyi vereceğiz.

Ben yarın Denizli'deyim, öbür gün Burdur'dayım. Geçen "butlan"dan sonra yedi il gezdim ben. Butlandan sonra Ankara dışına çıkabilen, Genel Merkez dışına çıkabilen kimseyi görmedim ben. Ben yarın sekizinci, dokuzuncu ildeyim. Türkiye ayakta, millet ayakta. Biz Türkiye'nin kurtuluş umuduyuz. Emeklisinin de, emekçisinin de, esnafının da, çiftçisinin de, balıkçısının da, arıcısının da kurtuluş umudu biziz. Bu iktidarın değişme umudu...

Dört gençten üç tanesi bavulları kafada toplamış gidecekken, 31 Mart akşamı bir seçim daha kalmaya karar verdiler. Biz o gençlerin umuduyuz. O yüzden yeni parti olursa, Özgür Özel'in yeni partisi olmaz. Yeni parti olursa, Cumhuriyet Halk Partisi AK Parti işgalinde olduğu için ve bu insanların umudu ortadan kaldırıldığı için; gençlerin yeni partisi olur. Emeklinin yeni partisi, emekçinin yeni partisi, esnafın yeni partisi, çiftçinin, balıkçının, arıcının yeni partisi olur. O partinin tek görevi bu iktidarı değiştirmektir. Biz bu iktidarı değiştirme motivasyonumuzu kaybetmediğimiz için saldırı altındayız. CHP, kaybı kabul etmeyen, kazanan CHP işgal altındadır, seçilmiş CHP işgal altındadır."

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası