
EGE POSTASI- Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, NEO TV’de yayınlanan "Manşet" programına konuk olarak, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ekseninde yaşanan son hukuki ve siyasi gelişmeleri kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Partideki genel başkanlık tartışmaları, "mutlak butlan" kararı, parti içi bölünme riski ve siyasi istikrarsızlığın ekonomiye etkileri üzerine önemli açıklamalarda bulunan Tosun'un değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklar şöyle:
Türkiye'de siyasi partiler rejiminin Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu ile düzenlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Tanju Tosun, bir siyasi partinin kongresindeki genel başkan seçiminin "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) ile yok hükmünde sayılmasının Türk siyasal hayatında ilk ve tek örnek olduğunu vurguladı.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında siyasi partilere kayyum atanması gibi uygulamaların görüldüğünü ancak "mutlak butlan" örneğinin bulunmadığını belirten Tosun, liberal demokrasilerde de bu tür siyasi parti iç işleyişlerinin özel hukuk alanıyla ilişkilendirilmediğine dikkat çekti. Kararda Dernekler Kanunu'na atıf yapılmasının temel nedeninin ise Türkiye'de 1961'e kadar siyasi partilerin dernek statüsünde yönetilmesi ve Türk Medeni Kanunu'ndan kalan referansların hâlâ varlığını sürdürmesi olduğunu ifade etti.
Hukukçular arasında Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) böyle bir mutlak butlan kararı verip veremeyeceğine dair tartışmaların sürdüğünü belirten Tosun, ortada fiili bir yargı kararı olduğunu dile getirdi. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), Bölge Adliye Mahkemesi'nden gelen bu kararı "Benim ilgi alanım değildir" diyerek geri göndermesiyle sürecin askıda kaldığını ve tartışmaların derinleştiğini aktardı.
Bu hukuki açmaz karşısında parti içindeki kutuplaşmaya değinen Tosun şu ifadeleri kullandı:
Kemal Kılıçdaroğlu ve taraftarları: Kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini savunuyor. Kılıçdaroğlu, hukuku referans göstererek bu göreve yargı kararı sonucunda, kendi müdahalesi dışında geldiğini vurguluyor.
Özgür Özel ve taraftarları: Mevcut tedbir kararına rağmen bir kurultayın yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini savunuyor.
Parti üst yönetiminden örgütlere ve seçmene kadar uzanan tabloyu da analiz eden Tosun, parti meclisi ve milletvekilleri düzeyinde Kemal Bey'i destekleyen sadık bir grup bulunmasına rağmen, sayısal üstünlüğün medyaya yansıdığı kadarıyla Özgür Özel tarafında olduğunu belirtti. Örgütlere doğru inildikçe ve Ankara'daki mitinglere katılım oranlarına bakıldığında Özgür Özel'e desteğin daha belirgin olduğunu söyleyen Tosun, kamuoyu araştırmalarında da seçmen bazında Özgür Özel'in toplumsal desteğinin Kemal Kılıçdaroğlu'ndan fazla olduğunu vurguladı.
Ekrem İmamoğlu'nun açıklamalarına da değinen Tosun, İmamoğlu'nun Kılıçdaroğlu'nun atanma sürecine yönelik eleştirilerinin, bu durumu partiyi içeriden bitirmeye yönelik bir strateji olarak görmesiyle Özgür Özel ekibiyle aynı noktada buluştuğunu aktardı. İki taraf arasında iletişim kanallarının kapandığını ve durumun bir "sağırlar diyaloğuna" dönüştüğünü belirten Tosun, bu kapalılık halinin sürdürülebilir olmadığını ve bölünmeyle sonuçlanma riski taşıdığını dile getirdi.
Özgür Özel'in Meclis'te Grup Başkanı olarak yapacağı konuşmaların yeni bir tartışma başlatabileceğini ifade eden Tosun, Kılıçdaroğlu ekibinin genel başkanın onayı olmadan yapılacak bir seçimin veya atılacak adımların sonuç üretmeyeceğini savunduğunu aktardı. Ancak Tosun'a göre, hem CHP İç Yönetmeliği hem de TBMM İçtüzüğü açısından Özgür Özel'in grup başkanı olarak görev yapmasının önünde hukuki bir engel bulunmuyor.
İhraç mekanizmalarına da değinen Prof. Dr. Tosun, milletvekilleri veya üst düzey yöneticiler için Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu onaylarının gerektiğini hatırlatarak, mevcut sayısal dengeler göz önüne alındığında şu aşamada ihraç kararlarının çıkmasının pek kolay görünmediğini belirtti.
Bülent Kuşoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarıyla ilgili "Hissediyoruz fakat ispatlayamıyoruz" şeklindeki açıklamalarını da sert bir dille eleştiren Tosun, bunun bilimsel anlamda havada kalan spekülatif bir değerlendirme olduğunu belirtti. Eğer veri analitiği konusunda bir sorun varsa veya oylar çalınmışsa, CHP'nin bilgi ve iletişim teknolojileri biriminin bunu rakamlarla ve verilerle ispatlaması gerektiğini, ispatlanamayan iddiaların siyaseten boşlukta kalacağını vurguladı.
Hukukçu Ersan Şen'in tartışmalara farklı bir boyut kazandıran görüşlerini de değerlendiren Tosun; Şen'in, 37. Kurultay iptal edilse dahi 38. ve 39. kurultayların fiilen toplandığı, ayrıca mevcut mahkeme kararının bir "mücbir sebep" sayılması gerektiği tezini hatırlattı. Tüzüğün 48. maddesine göre gerekli imza (üye/delege tam sayısının salt çoğunluğu, örneğin 1100 kişi için 551 oy) toplandığı takdirde kurultayın yapılabileceğini belirten Tosun, bir siyaset bilimci olarak tedbir kararına rağmen kurultayın toplanabileceği kanaatinde olduğunu ifade etti.
Yaşanan bu süreçlerin yalnızca siyasi değil, ciddi ekonomik bedelleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanju Tosun, "mutlak butlan" kararının Türkiye ekonomisine maliyetinin yaklaşık 10 milyar dolar civarında olduğunun değerlendirildiğini aktardı. Türkiye'de siyasi istikrarsızlık ile ekonomik istikrarsızlığın (enflasyon, işsizlik, bütçe açığı) birbirini sürekli yeniden ürettiğini belirten Tosun, bu durumun Türk siyasal hayatının karakteristik olumsuzluklarından biri olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu'na daha önce bir vakıf kurarak siyasete oradan devam etmesi yönünde teklifler yapıldığını ancak kendisinin Ankara'da bir ofis kiralayarak aktif siyasi faaliyet yürütmeyi seçtiğini hatırlatan Tosun, Kılıçdaroğlu'nun bundan sonraki süreçte parti içindeki sayısal dengeye bakarak hareket edeceğini öngördü. Tosun, röportajlara ve Bülent Kuşoğlu'nun beyanlarına istinaden, sağduyulu düşünüldüğünde Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olacağı kanaatinde olmadığını sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Tanju Tosun sözlerini, siyasetteki bu kaotik tablonun kuruma olan güveni aşındırdığı, gençlerin umudunu zayıflattığı ve Türkiye'nin bu tahribattan bir an önce kurtulmasını ümit ettiği temennisiyle tamamladı.
Sayfa başına git







