Ege Postası
Geri

Zafer Partili Bezircilioğlu’ndan Cemil Tugay’a çağrı: ‘Lütfen böyle bir karara imza atmayın’

Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, NEO TV’de yayımlanan Manşet programında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialardan terörle mücadele politikalarına, sığınmacı sorunundan seçim ittifaklarına kadar gündemdeki başlıkları değerlendirdi. Tugay’a seslenen Bezircilioğlu, “İlla bir partiye geçmeniz gerekiyorsa Zafer Partimizin kapıları size sonuna kadar açık. İzmir’in şehremininin, İzmir’in kendisine emanet edildiği kişinin Atatürk’ün kentini AK Parti’ye vermemesi, AK Parti’ye geçmemesi benim için en önemli konudur. Başkanım, lütfen böyle bir karara imza atmayın” dedi.
Zafer Partili Bezircilioğlu’ndan Cemil Tugay’a çağrı: ‘Lütfen böyle bir karara imza atmayın’
Haberler / Yerel Politika
27 Ağustos 2026 Perşembe 17:23
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, NEO TV’de yayımlanan Manşet programında gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaları değerlendiren Bezircilioğlu, böyle bir gelişmenin İzmir açısından “çok büyük bir kırılma noktası” olacağını savundu.

Bezircilioğlu, Tugay’ın AK Parti’ye geçmeyeceğini açıklamasının İzmirlileri rahatlattığını belirterek, iddiaların sürekli farklı tarihler üzerinden yeniden gündeme getirilmesine tepki gösterdi.

“İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İLE AK PARTİ’Yİ AYNI CÜMLEDE GÖRMEK İSTEMEM”

Kendisini Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve Türk milliyetçisi olarak tanımlayan Bezircilioğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin AK Partili bir belediye başkanı tarafından yönetilmesini kabul etmekte zorlanacağını söyledi:

“Öncelikle bir İzmirli olarak ben tabii ki İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle AK Parti’nin aynı satırda, aynı cümlede geçmesini görmek istemem, kabullenmek istemem. Çok üzülürüm. Bunu bir İzmirli vatandaş olarak söylüyorum. Bu, İzmir ve Türkiye için çok büyük bir kırılma noktası olur.

Bana, ‘AK Parti gelirse köprü yapar, yol yapar, tüneli açar; İzmir’e para akar, şehir iki üç yıl içinde toparlanır’ diyorlar. Köprü de lazım, yol da lazım, park da lazım; hepsine varım. Ancak her işin bir fayda-maliyet analizi vardır. Bunun faydası olabilir ama maliyeti çok yüksek olur.

İzmir Cumhuriyet’in kentidir. İzmir, bizi biz yapan değerlerin ve Atatürk’ün kentidir. Türkiye’nin gerçekten göz bebeği, önemli bir noktası ve kalesidir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Adalet ve Kalkınma Partili bir belediye başkanı tarafından yönetilmesinin, köprüler de gelse, dağlar da delinip tüneller de açılsa çok ciddi bir maliyeti olacağını düşünüyorum.”

“DÜNYANIN EN GÜZEL YOLLARINI YAPSALAR DA BU MALİYET GÖZE ALINMAMALI”

Burada sözünü ettiği maliyetin ekonomik değil, manevi olduğunu vurgulayan Bezircilioğlu, şöyle devam etti:

“İzmir’in AK Parti ile adının bir arada geçmesinin manevi anlamda çok ciddi bir maliyeti olur. Bu bizim için büyük bir sıkıntı ve kırılma noktasıdır. Ben bunu bir Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve Türk milliyetçisi olarak kabul etmekte çok zorlanırım. İnşallah böyle bir şey olmaz.

Dünyanın en güzel yollarını da yapsalar, en güzel köprülerini de yapsalar bu maliyetin göze alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu bambaşka bir şey.”

TUGAY’A ÇAĞRI: “ZAFER PARTİSİ’NİN KAPILARI SONUNA KADAR AÇIK”

Cemil Tugay’a daha önce de çağrıda bulunduklarını anlatan Bezircilioğlu, Tugay’ın AK Parti’ye geçmemesinin kendileri açısından asıl önemli konu olduğunu belirtti:

“İzmir bu işin son kalesi. Biz de Sayın Tugay’a, Cemil Başkan’ımıza, ‘AK Parti’ye geçmeyin, bu İzmir’e yakışmaz. İlla bir partiye geçmeniz gerekiyorsa Zafer Partimizin kapıları size sonuna kadar açık, sizi kucaklıyoruz’ dedik.

Zafer Partisi’nin kapıları tabii ki sonuna kadar açık. Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: İzmir’in şehremininin, İzmir’in kendisine emanet edildiği kişinin Atatürk’ün kentini AK Parti’ye vermemesi, AK Parti’ye geçmemesi benim için en önemli konudur. Zafer Partisi olarak başımızın üstünde yeri var, bununla ilgili hiçbir sıkıntı yok.

Buradan bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum: Başkanım, lütfen böyle bir karara imza atmayın, böyle bir tasarrufta bulunmayın. Biz sizi çok seviyoruz. Umuyorum ki böyle bir şey gerçekleşmez. Böyle bir gelişme hepimizde çok büyük bir hayal kırıklığı oluşturur.”

“TUGAY’IN ‘GEÇMEYECEĞİM’ AÇIKLAMASI İÇİMİZE SU SERPTİ”

Tugay’ın AK Parti’ye geçmeyeceği yönündeki açıklamasını olumlu karşıladığını söyleyen Bezircilioğlu, buna karşın iddiaların farklı tarihler verilerek sürdürülmesini eleştirdi:

“İzmir Büyükşehir Belediyesinin bu şekilde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne teslim edilmesi vicdanlarımıza sığmaz. Kalbimizde ve vicdanımızda büyük yaralar açar, bizi çok derinden etkiler.

Cemil Tugay’ın, ‘Ben kesinlikle geçmeyeceğim’ açıklaması bizi çok umutlandırdı. Bu açıklama İzmirlileri rahatlattı, içimize su serpti. Ancak bazı odaklar sürekli yeni tarihler ortaya atıyor. Önce 14 Ağustos denildi, 14 Ağustos olmayınca 9 Eylül denildi. 9 Eylül geçince 29 Ekim’i icat ederler. Böyle bir şey yaşanırsa moral olarak büyük bir yıkım ve büyük bir sıkıntı yaşarız.”

“İZMİR’DE ADAYLARDAN ÇOK PARTİLERE OY VERİLİYOR”

Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın seçmenleri adaylardan ziyade partilere göre oy vermeye yönelttiğini belirten Bezircilioğlu, İzmir’de CHP’ye verilen oyların önemli bir bölümünün AK Parti karşıtlığından kaynaklandığını savundu:

“Ülkenin normalleşmesi lazım. Ülke normalleşmediği sürece İzmir’de adaylara değil, partilere oy veriliyor. Bunun karşılığında Kahramanmaraş’ta, Konya’da ve Kayseri’de de aynı şey oluyor. Burada CHP kimi aday gösterirse ‘AK Parti’nin adayı kazanmasın’ diye iki kutuplu siyaset içerisinde ona oy veriliyor. Kahramanmaraş’ta, Çorum’da ya da Elazığ’da da ‘CHP gelmesin’ denilerek AK Partili adaya oy veriliyor.

Bizim çocukluğumuzda ilçelerde Doğru Yol Partili, Anavatan Partili, SHP’li ve DSP’li belediye başkanları vardı. Bir dönem Refah Partisi Kemalpaşa’yı kazanmıştı. İnsanlar adaya göre oy veriyordu çünkü Türkiye normaldi ve bu kadar kutuplaşma yoktu.

Bugün AK Parti’nin karşısında oyların toplanabileceği en büyük parti CHP olduğu için İzmir’de 28 ilçe ile Büyükşehir Belediyesini CHP kazandı. Bunun nedeni Cumhuriyet Halk Partisi’nin 25 yıldır İzmir’i uçurması ve olağanüstü bir belediyecilik yapması değil. İzmir belediyeleri borç içinde, hizmet yok, çöpler toplanmıyor ve eleştirilecek birçok konu var. Ancak insanlar AK Partililer belediyeyi almasın diye CHP’ye oy veriyor.”

“BU KADAR HASSASİYETİN OLDUĞU İZMİR’DE AK PARTİ’YE GEÇMEK ÇOK YANLIŞ OLUR”

İzmir seçmeninin Cumhuriyetçi bir belediye yönetimi konusundaki hassasiyetine işaret eden Bezircilioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İzmir’de, ‘Siyanürlü su içmeye de Körfez’in kokusuna da razıyız; yeter ki Cumhuriyetçi belediye olsun, AK Partili olmasın’ şeklinde bir söylem var. Böyle bir hassasiyetin bulunduğu İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kalkıp Adalet ve Kalkınma Partisi’ne gitmesi çok yanlış ve çok ters olur.

Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var. İktidarın gücünü kullanarak belediye başkanlarını kendi yanına çekmek ya da belediyelerde farklı imkânları ve bağlantıları kullanmak siyasetin terazisini bozuyor. Bunun örnekleri Aydın’da, Afyon’da ve başka yerlerde yaşandı.

Geçen hafta cuma namazı çıkışında Marmaris Belediye Başkanı, nezaketen Cumhurbaşkanı’na ‘Bir arzunuz, isteğiniz, emriniz var mı?’ diye sordu. Karşılığında, ‘İstiyorsan kapımız açık’ cevabı verildi. Bu işler artık aleni bir şekilde yapılıyor. Siyasetin terazisi ve endazesi kaçmış durumda. Hem yerelde hem de genelde şeffaf siyasetin yeniden tesis edilmesi gerekiyor.”

“ZAFER PARTİSİ BEŞİNCİ YILINI 26 AĞUSTOS’TA KUTLADI”

Programın devamında Zafer Partisi’nin kuruluş yıl dönümünü değerlendiren Bezircilioğlu, 26 Ağustos’un Türk tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti:

“Tatlı bir yorgunluk var. Zafer Partimiz beşinci yılını kutladı. 26 Ağustos bizim için çok önemli bir gün. Hem Malazgirt Zaferi’yle Türklerin Anadolu’ya ayak basmasının hem de Büyük Taarruz’un başladığı gündür. Tarihçiler, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de 26 Ağustos’u özellikle seçtiğini söylüyor.

Zafer Partisi de üçüncü bir önemli Türk tarihi olarak 26 Ağustos’ta Sayın Genel Başkanımız ve Kurucular Kurulumuz tarafından kuruldu.”

NEO TV’ye kendilerini ifade etme imkânı verdiği için teşekkür eden Bezircilioğlu, Zafer Partisi’nin ulusal medyada yeterince yer bulamadığını savundu:

“NEO TV’yi kendimize çok yakın, ailemiz gibi gördüğümüz bir kanal olarak değerlendiriyoruz. Ulusal kanallarda yeterince yer bulamıyoruz. Mecliste değiliz, basında yokuz. Yerel İzmir medyası bize kendimizi ifade etme ve söz hakkı veriyor. Bu bizim için çok kıymetli.

Türkiye’de adı konulmamış bir ambargo, bir engelleme süreci var. Gerçek muhalefeti yapan bir Zafer Partisi kaldı. Zafer Partisi’nin söyledikleri ve işaret ettiği konular ülkeyi yönetenlerin hoşuna gitmiyor, işlerine gelmiyor. Her platformda önümüzü kesmeye ve sesimizi kısmaya çalışıyorlar.”

“SIĞINMACI SORUNUNU TÜRK SİYASETİNİN GÜNDEMİNE TAŞIDIK”

Zafer Partisi’nin kuruluşundan itibaren sığınmacı sorununa dikkat çektiğini belirten Bezircilioğlu, bu konunun diğer siyasi partilerin ve hükümetin gündemine girmesinde partilerinin etkili olduğunu söyledi:

“Sayın Genel Başkanımızın da altını çizdiği gibi, Türkiye’nin demografik yapısı açısından büyük bir tehdit olarak gördüğümüz sığınmacı sorununu ilk dile getiren parti Zafer Partisi’ydi. Bu konuyu gündeme getirerek diğer partilerin, Türk siyasetinin ve hatta ülkeyi yöneten hükümetin gündemine soktuk.

Her şeyi bir kenara bıraksanız bile Zafer Partisi’nin bu vahim konu hakkında kamuoyunu uyandırması, bilgilendirmesi, siyaset ve politika üretmesi Türkiye’ye büyük bir katkıdır. İleride çok büyük sorun oluşturabilecek sığınmacı meselesini ilk ele alan parti olarak diğer partilerin de dikkatini bu konuya çekmeyi başardık.”

“2060-2070’TE KENDİ VATANIMIZDA AZINLIK DURUMUNA DÜŞEBİLİRİZ”

Türkiye’deki doğum oranları üzerinden demografik yapıya ilişkin kaygılarını dile getiren Bezircilioğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Suriyelilerin doğum oranı 5,2, bizim ise 1,3. Bu gidişle 2060-2070 yıllarında kan dökülmeden ülkenin anahtarlarını teslim etme noktasına gelebiliriz. Bunu bağırıyor ve söylüyoruz.

Bize ‘yabancı düşmanı, ırkçı, faşist’ diyen farklı partilerden ve görüşlerden insanların çocuklarının ve torunlarının geleceğini de düşünüyoruz. Belki onların düşündüğünden daha fazla düşünüyoruz. Çünkü Türkiye Allah korusun o noktaya geldiğinde onların torunları da burada barınamayacak. Kendi vatanımızda azınlık durumuna düşebiliriz.

Ekonomi ve geçim derdi günlük gündemde çok önemli olabilir. Ancak 30, 50 veya 70 yıl sonra çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı bir vatan kalmadıktan sonra diğer meselelerin anlamı kalmaz.”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÜNYA TÜRKLÜĞÜNÜN AMİRAL GEMİSİDİR”

Anadolu’daki Türk kimliğinin zayıflatılmaya çalışıldığını öne süren Bezircilioğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyadaki bütün Türk toplulukları açısından taşıdığı önemi vurguladı:

“Anadolu’dan Türklük kavramı yok edilmeye, Türkler kazınmaya çalışılıyor. Türkiye Cumhuriyeti dünya Türklüğünün amiral gemisidir. Dünyada yalnızca Türkiye’de Türkler yaşamıyor. Dünyada 350-400 milyon Türk var. Türkiye Cumhuriyeti bunların ağabeyi, rol modeli ve örnek aldığı ülkedir.

Türkiye Cumhuriyeti ne kadar güçlü olursa dünyadaki bütün soydaşlarımız da o kadar güçlü olur. Kafkaslar, Kerkük ve dünyanın başka bölgelerindeki Türkler gözümüzün içine bakıyor. İran’ın yarısı Türk. Libya’da hâlâ Türk aileler var.

‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sözü harika bir harç ve ortak noktaydı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok büyük bir dahiydi. Onu bize nasip ettiği için yatıp kalkıp şükretmemiz gerekir. Ancak Türklükle, Türkiye Cumhuriyeti’yle, Atatürk’ün devrimleriyle ve Türk devrimiyle sorunu olan kesimler bunları yıpratmaya, değiştirmeye ve gevşetmeye çalışıyor. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Türk milletinin de buna müsaade edeceğini düşünmüyorum. Bunlar fetret devri gibi geçici günlerdir ve mutlaka atlatılacaktır.”

“DEVLET TERÖRİSTLE OTURMAZ, TERÖRÜ BİTİRİR”

Kamuoyunda “çerçeve yasa” ve “çözüm süreci” olarak tartışılan düzenlemelere sert sözlerle karşı çıkan Bezircilioğlu, sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu:

“Mecliste büyük bir gaflet ve dalalet içerisinde bir çerçeve yasa onaylandı. Gerekli altyapısı ve hazırlığı olmadan, ülkeye fayda-maliyet analizi doğru dürüst yapılmadan apar topar çıkarıldı. Nereye varacağı da belli değil.

Biz Mecliste değiliz ama Sayın Genel Başkanımızın söylediği gibi sahada ve sokakta en büyük muhalefetiz. Halkımızın tabiriyle son kale Zafer Partisi’dir. Bu düzenlemenin uzun vadeli olacağını düşünmüyorum. Çünkü halkın vicdanında kabul görmeyen, milletin aklına ve kalbine yatmayan, milletin vicdanını yaralayan bir düzenleme ölü doğmuş bir bebektir.

Bu sürecin sağlıklı şekilde ilerleyeceğini düşünmüyoruz. Milletimizin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi gerekiyor. Ülkeyi yönetenler bunu kapalı kapılar ardında, dosyaların 10 yıl sonra açılacağı ve imza atanların yargılanmayacağı bir düzenlemeyle geçirmeye çalışıyor.”

“İMZA ATANLAR YARGILANMAKTAN KORKUYORSA ORADA BİR SIKINTI VARDIR”

Düzenlemeye imza atanlara yargı muafiyeti getirileceği iddiasını eleştiren Bezircilioğlu, şunları söyledi:

“‘Ben buna imza atarsam beni yargılamayacaksınız’ demek ne anlama geliyor? Demek ki yapılan iş, imza atanın da içine sinmiyor. Bir karışıklık ve sıkıntı var. Yarın bu işin başına sıkıntı açabileceğini düşünüyor.

Dört dörtlük inandığınız, güvendiğiniz, bilerek ve isteyerek kabul ettiğiniz bir şey olsa imza atmaz mısınız? İmza atarken daha şimdiden ‘Yarın beni yargılarsanız’ diye çekiniyorsunuz. Demek ki sistem ve çalışma düzgün değil. Şeffaflık yok, imza atanlar korkuyor. İmza atmaktan korkuyorsanız atmayın.

Ülkenin geleceğiyle ilgili bir işe imza atarken kendi geleceğiniz için ‘Beni yarın yargılamayın’ demeniz dünyanın hiçbir yerinde yok. Akıl dışı bir sürecin içerisindeyiz. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini düşünüyorum.”

“BİTMİŞ TERÖRÜ YENİDEN MUHATAP ALIRSANIZ İŞİN UCUNU TUTAMAZSINIZ”

Türkiye Cumhuriyeti’nin terör örgütleriyle müzakere etmemesi gerektiğini savunan Bezircilioğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti teröristle oturmaz; terörü ve teröristi bitirir. Bitmiş terörü ve teröristi yeniden karşınıza alır, ona yetki verirseniz bu işin ucunu bir daha tutamazsınız. İş bambaşka noktalara gider.

Şımarıklık had safhada. Bebek katiline ne statüsü verilebilir? Bu bir akıl tutulmasıdır. Şimdi sokağa çıkıp 10 kişiye sorsak 10’u da karşı çıkar. Bu, milletin kabul ve hazmedebileceği bir şey değildir.”

“BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİPLERİ ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLERDİR”

Ankara’da gazileri ziyaret ettiğini anlatan Bezircilioğlu, şehit aileleri ile gazilerin ülke üzerinde herkesten daha fazla söz sahibi olduğunu ifade etti:

“Bu ülkenin gerçek sahipleri olarak iki kesimi görüyorum. Birincisi evladını, eşini, babasını ya da kardeşini şehit verenlerdir. İkincisi de bu ülke için uzvunu veren gazilerimizdir. Bu iki grubun dışında hiç kimse bu ülke için onlardan daha fazla söz sahibi olamaz.

Şehit yakınları ve gazilerimiz bu ülkenin gerçek sahipleridir. Akıl dışı, popülist ve dışarıdan dayatıldığını düşündüğüm bir projeyle bu insanlara böyle davranamazsınız. Bunun bir dış etken olduğunu şahsi görüşüm olarak kesinlikle düşünüyorum. Bu kadar büyük bir gafleti kendi kendimize yapabileceğimizi düşünmüyorum.”

“GAZİLERİN EYLEMİNE İZİN VERMEYİP TERÖRİSTLERİ BAŞ TACI EDİYORLAR”

Gaziler ile şehit ailelerinin Güvenpark’taki eylemlerinin engellendiğini belirten Bezircilioğlu, uygulamaya tepki gösterdi:

“Gazilerimizi hakir görüp bu ülkenin gerçek sahipleri olan şehit yakınlarına ve gazilerimize bu muameleyi reva göremezsiniz. Güvenpark’tan çıkarmışlar, koca Güvenpark’ı kapatmışlar. Akşam gittiğimizde gaziler orada değildi, Kurtuluş Parkı’na geçmişlerdi.

Gazi ve şehit ailelerinin bir parkta eylem yapmasına bile göz yummayan ülke yöneticileri; dağdaki bebek katillerini, otobüs ve okul patlatanları, öğretmenleri, hemşireleri, doktorları ve günahsız çocukları öldürenleri baş tacı ediyor. Memlekette ayaklar baş, başlar ayak oldu. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.”

“BİZ DE BARIŞ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ AMA BUNUN BİR YOLU VAR”

Zafer Partisi’nin barışa ya da terörün sona ermesine karşı olmadığını belirten Bezircilioğlu, izlenen yönteme itiraz ettiklerini söyledi:

“Biz de barış istiyoruz, biz de terör istemiyoruz. Terörsüz Türkiye’yi en çok isteyen parti, bu ülkeyi en çok seven ve Türk milletinin menfaatini kayıtsız şartsız düşünen Zafer Partisi’dir. Ancak bunun bir yolu ve yordamı vardır. Bu şekilde olmaz.

Bitmiş terörü ve teröristi yeniden muhatap alıp terör örgütünü tekrar adam yerine koyarsanız, tepenize çıkarır, şımartır ve yetki verirseniz daha farklı sonuçlarla karşılaşırsınız. İnşallah ikinci bir Habur rezaleti yaşanmaz.

PKK’nın ilk eylemini yaptığı 15 Ağustos günü Mersin’de, Bursa’da ve farklı yerlerde havai fişekler atılıyor. İlk açılım sürecinde hendekler kazıldı. Güvenlik kuvvetlerimiz ve mülki idareler müdahale edemedi. Yanlış hatırlamıyorsam 789 pırıl pırıl özel harekât mensubumuzu, askerimizi ve polisimizi şehit verdik. Günahtır, bunu yapmayın.”

“ŞEHİTLER AHİRETTE YAKAMIZA YAPIŞMAYACAK MI?”

Şehitlere ve gazilere karşı milletin büyük bir sorumluluğu bulunduğunu dile getiren Bezircilioğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Biz gazileri Zafer Partisi kimliğimizle ziyaret etmedik. Ben bir vatan evladı olarak onlara çok müteşekkirim. Şehit cenazesine gidildiğinde imam, ‘Hakkınızı helal ediyor musunuz?’ diye soruyor. Bizim ne hakkımız var? Musalla taşındaki o vatan evladı bakalım hakkını bize helal edecek mi?

Şehitlerimiz ahirette yakamıza yapışıp, ‘Biz kanımızı ve canımızı verdik, siz memlekete sahip çıkamadınız’ demeyecek mi? Atatürk ve silah arkadaşları, ‘Size dört dörtlük, bütün dünyaya örnek olacak bir ülke bıraktık; siz ne yaptınız?’ diye sormayacak mı?”

“GAZİLERDE BÜYÜK BİR KIRGINLIK VAR”

Gazilerin tartışılan sürece büyük tepki gösterdiğini aktaran Bezircilioğlu, devletin güvenlik güçleriyle gazilerin karşı karşıya getirilmesine de tepki gösterdi:

“Çerçeve yasayla ilgili çok büyük tepkileri ve kırgınlıkları var. ‘Biz gaziler Türk polisiyle nasıl karşı karşıya geliriz?’ diyorlar. Orada ağlayan polislerimizi de gördük.

Şehit aileleri bizim baş tacımızdır. Şehitlerin hakkını ödeyemeyiz. Gazilerimizi el üstünde tutmamız gerekir. Bir gazimiz, ‘Böyle olacaktı, bebek katilini adam yerine koyup karşısına oturtacaklardı da ben uzvumu neden verdim? Kolumu, gözümü ve bacağımı neden kaybettim?’ diye soruyor.

Her işin bir yolu, yordamı ve sistemi vardır ancak bu şekilde olmaz. Milletin sinir uçlarıyla çok oynanıyor. Siyaseten söylemek istemiyorum ama sandıkta çok büyük bir tokat geleceğini düşünüyorum. ‘Oğuz’un uykusu derin olur’ derler ancak millet artık seçimde bunun cevabını verecektir.”

“BARIŞ İKİ ÜLKE ARASINDAKİ SAVAŞTAN SONRA OLUR”

Türk devletinin binlerce yıllık bir devlet geleneğine sahip olduğunu vurgulayan Bezircilioğlu, terör örgütleriyle eşit taraflar gibi masaya oturulamayacağını savundu:

“İyi ya da kötü niyetten önce her işin bir yolu ve yöntemi vardır. Beş bin yıllık devlet geleneğine sahip Türk devleti üç beş çapulcuyla karşılıklı masaya oturamaz. Terör zaten bitmişti. Devlet teröristle oturmaz, teröristi bitirir.

Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir şey var? Devlet önce terörün belini büker, ardından şartlarını dayatır. ‘Barış yapıyoruz’ deniliyor. Barış, iki ülke arasında yapılan şerefli bir savaşın ardından olur. ‘Siz mecbur kaldınız’ şeklindeki ifadeler Türkiye Cumhuriyeti kaybetmiş, üç beş terörist kazanmış gibi bir görüntü oluşturuyor.

Teröristi şımartır, tepenize çıkarır ve yetki verirseniz bunları da söyler, yarın başka şeyler de söyler. Bunları maalesef devletimizi yönetenler şımartıyor.”

“İTTİFAKLAR ARTIK SİYASETİN BİR GEREĞİ”

Partisinin olası seçim ittifaklarına ilişkin de konuşan Bezircilioğlu, yüzde 50 artı 1 sistemi nedeniyle ittifakların kaçınılmaz hale geldiğini söyledi:

“Sayın Genel Başkanımız Ümit Özdağ, ittifakların artık siyasetin gereği olduğunu söyledi. Türkiye’deki sistemde yüzde 50 artı 1’i yakalamak gerektiği için ittifaklar şart. İktidar tarafında AK Parti ve MHP’nin yanında başka partilerin de bulunduğu çoklu bir ittifak var. Diğer tarafta da ittifaklar bulunuyor.

İttifaksız siyasetin Türkiye’de artık zor olacağının ve karşılık bulamayacağının farkındayız. İttifak mutlaka olacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde iki aday kaldığında iki adayın etrafında da ittifaklar oluşacak. Çünkü hiçbir parti tek başına yüzde 51’le adayını seçtirecek durumda değil.

İktidar partisi bile Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tek başına aday gösterdiğinde bu oranı yakalayamıyor ve ittifak arıyor. Muhalefetin çıkaracağı aday için de aynı durum geçerli. Partilerin Meclise daha güçlü girmeleri, daha fazla temsil hakkı kazanmaları ve seslerini daha iyi duyurabilmeleri için de ittifaklar kaçınılmaz.”

“GENEL MERKEZ NE DERSE İZMİR’DE ONU UYGULARIZ”

Olası ittifakın hangi partilerle kurulacağı konusunda kararın genel merkeze ait olduğunu belirten Bezircilioğlu, teşkilat olarak alınacak karara uyacaklarını ifade etti:

“Bunu Genel Başkanımız ve genel merkezimiz bilir. Ben o konulara fazla bakmıyorum. Tabanın isteği önemlidir ve göz ardı edilmemelidir. Ancak son kararı verecek olanlar partilerin genel merkezleri ve yöneticileridir.

Genel merkez bize ne derse İzmir’de onu uygulamakla mükellefiz. Seçime yalnız giriyorsak yalnız, ittifakla giriyorsak ittifakla; A ya da B partisiyle giriyorsak ona göre pozisyonumuzu alırız. Üzerimize düşeni sahada yapmakla yükümlüyüz.”

“18-24 YAŞ GRUBUNDA BİRİNCİ PARTİ OLDUĞUMUZU GÖRÜYORUZ”

Gençlerin Zafer Partisi’ne ilgisinin arttığını öne süren Bezircilioğlu, Z kuşağını Türkiye’nin geleceği açısından en büyük umut olarak gördüğünü söyledi:

“Sayın Genel Başkanımızın konuşmasında da vardı. Zafer Partisi şu anda 18-24 yaş grubunda Türkiye’nin birinci partisi. Gençler bizden daha akıllı, pratik ve öngörülü. Bunu Zafer Partisi’ni birinci parti yaptılar diye söylemiyorum. 2000 yılından sonra doğan bu gençler ülkenin geleceğine ilişkin en büyük umudumdur.

Bizim ve bizden önceki nesillerin yaptığı hatalara düşmeyeceklerini, bu ülkeye sahip çıkacaklarını düşünüyorum. Zafer Partisi’ni birinci parti olarak benimsemeleri de bunu ispatlıyor.

Apolitik olduklarını zannediyorduk ancak değiller. İnce ince, alttan alta her şeyi takip ediyorlar. Her şeyi bizden daha iyi biliyor ve daha yakından izliyorlar. Umudumuz gençlerde. Gençlerin akıllı ve bilinçli olması bize umut veriyor.”

“TEPKİ OYUYLA DEĞİL, POLİTİKALARIMIZLA DESTEK ALMAK İSTERDİK”

Ülkenin içinde bulunduğu koşulların Zafer Partisi’ne yönelişi artırdığını savunan Bezircilioğlu, şöyle konuştu:

“Gönül isterdi ki ülke bu kadar tuhaf ve akıl dışı bir sürece girmesin. Biz de tırnak içinde söylüyorum, tepki oyuyla değil, normal politikalarımızla hak ettiğimiz oyları alalım.

Ancak ülke yanlış bir yöne gittikçe ülkeyi düşünen ve ülkenin sigortası gibi görünen Zafer Partisi güç kazanıyor, teveccüh görüyor. Parti, son bir hafta veya 10 gün içerisinde mevcut üye sayısının yüzde 10’u kadar yeni üye kazandı.”

“SÜREKLİ SAHADAYIZ, VATANDAŞIN SIKINTILARINI DİNLİYORUZ”

İzmir’in ilçelerinde yoğun saha çalışması yürüttüklerini anlatan Bezircilioğlu, vatandaşlarla doğrudan temas kurduklarını söyledi:

“Ben sürekli sahadayım. Her gün bir stanttayım. Urla ve Balçova’daydım. Ankara’da bulunduğum gün Çiğli programımız vardı. Yarın Torbalı’da, cumartesi Karabağlar’da, pazar günü Gaziemir’de olacağım.

Metro çıkışlarına stant kuruyoruz. Gaziemir Seydiköy Meydanı’nda, Bozyaka’da esnaf ziyaretlerinde, Torbalı’da İZBAN’ın yanında ve Urla Meydanı’nda vatandaşlarla buluşuyoruz. İnsanların ne konuşmak istediğini ve nerede sıkıntı yaşadığını dinliyoruz.

İnsanların öncelikleri farklı. Geçim derdi çok büyük bir sıkıntı. İnsan karnını doyuramazsa önce barınma ve beslenme ihtiyacını düşünür, diğer meselelere daha sonra gelir. Buna rağmen özellikle gençler doğrudan gelip üye ve görevli olmak istediklerini söylüyor.”

“BARAJ SORUNUMUZ KALMADI, İKİ HANELİ OY BEKLİYORUZ”

Partisinin Türkiye genelinde yüzde 10’un üzerinde oy alacağını düşündüğünü belirten Bezircilioğlu, İzmir’in bu yükselişte önemli bir rol üstleneceğini savundu:

“Her hafta iş insanı, genç ya da yazılımcı beş altı kişi, ‘Başkanım, Zafer Partisi’nde görev yapmak istiyoruz. Bize görev verin, çalışalım’ diyor. Bu, parti açısından umut verici ancak ülkenin gidişatı maalesef sıkıntılı.

Bizim baraj sorunumuz kalmadı. Şu anda çok ciddi bir teveccüh var. Türkiye çapında iki haneli, yüzde 10 ve üzeri oy alacağımızı düşünüyorum. İzmir de bunun önemli lokomotiflerinden biri olacak.”

“18 YAŞINA GİRİP ZAFER PARTİSİ’NE OY VERMEK İÇİN GÜN SAYANLAR VAR”

Henüz oy kullanma yaşına gelmeyen gençlerin de partiye yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Bezircilioğlu, gençlerin ailelerini de etkilediğini anlattı:

“18 yaşın altında, askerlik gibi gün sayan gençler var. ‘Üç ayım kaldı’, ‘12 Aralık’ta yaş günüm’, ‘3 Mart’ta yaş günüm var; seçim o tarihten önce olmasın da ben de oyumu vereyim’ diyorlar.

Ümit Hocamız gençlerden, anne ve babalarını Zafer Partisi’ne oy vermeye ikna etmelerini istiyor. Eskiden büyükler küçüklere etki ederdi, şimdi gençler anne ve babalarını etkiliyor.

Ticaret odalarında, derneklerde ve vakıflarda bulunan iş insanı dostlarımızdan CHP’li veya AK Partili olanlar, ‘Bizim oğlan ya da kız Ümit Hoca’yı çok seviyor’ diyor. Ben de şakayla, ‘Çocuk doğru yolu bulmuş, darısı sizin başınıza’ diyorum.”

“TÜRKÇÜ VE TÜRK MİLLİYETÇİSİ BİR NESİL GELİYOR”

Gençlerde Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülük bilincinin güçlendiğini savunan Bezircilioğlu, bunun iktidar politikalarına karşı gelişen bir tepki olduğunu belirtti:

“Türkçü ve Türk milliyetçisi bir nesil geliyor. Bunun çeşitli nedenleri var. Sahada demografik değişimi görüyorlar. Aynı iktidar 24 yıldır ülkeyi yönetiyor. Millî eğitimde, adalette ve ülkenin temel taşlarında yapılanları görüyorlar.

Bu ülkenin kurucusunun düşüncelerini gönüllerden silemezsiniz. Ders kitaplarında, törenlerde veya farklı yerlerde daha az anarak bir yere varamazsınız. Bunlar çok yapay çabalardır. Kimsenin gönlüne ve aklına bu şekilde hükmedemezsiniz.

Bunu yaparak daha güçlü bir Atatürkçü, Türkçü ve Cumhuriyetçi kesim ortaya çıkarıyorsunuz. Ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmasını ve doğru işler yapılmasını isteyen kesimi daha da güçlendiriyorsunuz. Etki, tepki doğuruyor.

Gönül isterdi ki ülke şeffaf ve normal bir şekilde, kuruluş değerlerine ve fabrika ayarlarına uygun yönetilsin. O zaman bugün yaşadığımız bu kadar sıkıntı ve rezalet de olmazdı.”

“26 AĞUSTOS VE 30 AĞUSTOSLAR ÇOK ÖNEMLİDİR”

Millî bayramların önemsizleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bezircilioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“26 Ağustos’taki Büyük Taarruz olmasaydı bugün Malazgirt’i de kutlayamayacaktık. Çünkü Anadolu diye bir vatanımız olmayacaktı. Belki Anadolu’nun ortasında küçük bir alana sıkıştırılacaktık. Bugün İzmir’de yaşamıyor olabilirdik ve İzmir Türk toprağı olmayabilirdi.

Bu nedenle 26 Ağustoslar, 30 Ağustoslar, 29 Ekimler çok önemlidir. Millî iradenin ortaya konduğu ve Meclisin açıldığı 23 Nisan, Millî Mücadele’nin başladığı 19 Mayıs çok önemlidir. Bunları önemsizleştirmeye çalışmak kasıtlı değilse büyük bir gaflet ve dalalettir. Kasıtlıysa bunun ne anlama geldiğini zaten biliyorsunuz.”

30 Ağustos törenlerine katılacağını da belirten Bezircilioğlu, “İzmir’de bulunduğum ve özel bir durum olmadığı sürece protokol törenlerine mutlaka katılıyorum. Partimizi temsil etmeyi, bu sevinci ve yıl dönümünü birebir yaşamayı önemsiyorum. 30 Ağustos sabahı protokolde yerimizi alacağız ve gün içinde bir etkinliğimiz daha olacak” dedi.

“BU AKIL DIŞI SÜREÇTEN VAZGEÇİN”

Bezircilioğlu, konuşmasını terörle mücadele konusunda iktidara yaptığı çağrıyla tamamladı:

“Başbuğ Alparslan da Başbuğ Atatürk de ahirette yakamıza yapışıp hesap sormasın diyorsanız bu akıl dışı, gaflet ve dalalet dolu çerçeve yasadan, çözüm sürecinden ya da adını ne koyduysanız ondan vazgeçin.

Bu ülkeyi, devleti ve milleti zayıf ve aciz duruma düşürmeye hiç kimsenin hakkı yok.”

  Haberin Videosu

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası