Ege Postası
Geri

Zafer Partili Karaaslan’dan ‘çerçeve yasa’ ve yeni anayasa çıkışı: ‘Türk milleti bu süreci sandıkta sonlandıracak’

Zafer Partisi Bürokrasi ile İlişkiler Başkanı Mahmut Karaaslan, NEO TV’de yayınlanan Kent ve Siyaset programında Mehmet Ali Deniz’in sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Karaaslan; “çerçeve yasa” olarak nitelendirdiği düzenlemeden çözüm sürecine, PKK ve YPG’den yeni anayasa tartışmalarına, bürokrasiden mülakat sistemine, ekonomik sorunlardan Zafer Partisi’nin iktidar hazırlıklarına kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Karaaslan, söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu savunurken, “Türk milleti bu süreci sandıkta sonlandıracak” dedi.
Zafer Partili Karaaslan’dan ‘çerçeve yasa’ ve yeni anayasa çıkışı: ‘Türk milleti bu süreci sandıkta sonlandıracak’
Haberler / Politika
19 Ağustos 2026 Çarşamba 15:44
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- Zafer Partisi Bürokrasi ile İlişkiler Başkanı Mahmut Karaaslan, NEO TV’de Mehmet Ali Deniz’in sunduğu Kent ve Siyaset programının konuğu oldu. Karaaslan, son dönemde kamuoyunda tartışılan yasal düzenlemeler ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, bürokrasiden ekonomiye kadar birçok konuda iktidara eleştiriler yöneltti.

“YASA BAŞTAN SONA ANAYASAYA AYKIRI”

Türkiye’nin yaklaşık iki yıldır Cumhuriyet’in değerlerini hedef alan bir süreçle karşı karşıya olduğunu savunan Karaaslan, “çerçeve yasa” olarak nitelendirdiği düzenlemeyi hukuki açıdan eleştirdi.

Karaaslan, düzenlemenin yalnızca PKK-KCK mensuplarına yönelik hükümler içerdiğini ileri sürerek bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Düzenleme kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında bazı bakanların yer aldığı bir kurul oluşturulduğunu anlatan Karaaslan, bu kurulun mahkemelerin yetki alanına giren konularda etkili olacağını savundu. Karaaslan, 15 yıldan az hapis cezası alanlar için 5 yıl, 15 yıl ve üzerindeki cezalar için ise 10 yıllık erteleme öngörüldüğünü belirterek, memnu hakların iadesi konusunda mahkemelerin karar vermesi gereken bir alanda idari bir yapıya rol verilmesini kuvvetler ayrılığı açısından eleştirdi.

Yasanın gerekçesine de tepki gösteren Karaaslan, düzenlemenin topluma sağlayacağı yararın yeterince açıklanmadığını öne sürdü. Karaaslan, “Birinci maddenin gerekçesinde bu kanunun sadece PKK’lıları kapsadığı söyleniyor. Niye PKK’lıları kapsıyor? Bunun topluma faydası ne? Bunu açıklamanız gerekir” ifadelerini kullandı.

“10. MADDE İLE BİRİLERİ KORUMA ALTINA ALINIYOR”

Düzenlemenin 10’uncu maddesine de değinen Karaaslan, kamu görevlilerinin yasa kapsamında yerine getirecekleri görevlerden dolayı sorumlu tutulamayacaklarına ilişkin hükmü eleştirdi.

Karaaslan, bu maddenin yalnızca kamu görevlilerini değil, ilerleyen süreçte siyasete dahil olabilecek kişileri de korumaya yönelik kullanılabileceğini savundu. Cezaevlerinden çıkacak veya Kandil’den gelecek kişilerin siyasete dahil olmasının hedeflendiğini öne süren Karaaslan, 1982 Anayasası’nın geçici 15’inci maddesiyle 12 Eylül’ü gerçekleştirenlerin koruma altına alındığını ancak daha sonra yargılandıklarını hatırlatarak, “Bu bir ülkeye zarar veren ihanet yasasıdır. Bu ihanet yasası içerisinde yer alanlar, Zafer Partisi iktidarında bu 10. madde hükümsüz sayılarak hesabını verecekler” dedi.

“MİLLETVEKİLLERİNİN NEYE OY VERDİĞİNİ BİLMEDİĞİ AÇIKLANDI”

Karaaslan, yasa görüşmeleri sırasında bazı milletvekillerinin önlerinde tam bir kanun metni bulunmadığı gerekçesiyle imza vermediklerini söylediğini aktararak, Cumhur İttifakı milletvekillerinin de boş kağıda imza attığı görüntülerin televizyonlara yansıdığını savundu.

Oylamanın milletvekillerinin özgür iradesiyle değil parti disiplini altında gerçekleştirildiğini düşündüğünü söyleyen Karaaslan, düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’ne taşınma ihtimaline ilişkin de değerlendirme yaptı.

Parlamento yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabileceğini, bunun yanında mahkemeler üzerinden de anayasal denetim yolunun bulunduğunu belirten Karaaslan, Meclis üzerinden başvuru seçeneğinin siyasi tercihler nedeniyle zora girdiğini iddia etti. Karaaslan’a göre geriye, bir mahkemenin konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıması seçeneği kaldı.

“BİRİNCİ ÇÖZÜM SÜRECİNİ VAN’DA SAHADA YAŞADIM”

Karaaslan, ilk çözüm sürecinde Van İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptığını hatırlatarak, o dönemde sahada yaşadıklarının bugün açısından önemli bir uyarı olduğunu söyledi.

PKK’nın kırsalda mahkemeler kurduğunu ve vatandaşlardan haraç istediğini ileri süren Karaaslan, haraç vermeyen kişilerin yakınlarının alıkonulduğu olaylarla karşılaştıklarını anlattı. Şehir merkezlerinde ise “KCK Asayiş” adı verilen yapıların görüldüğünü ifade eden Karaaslan, Kobani olaylarında çok sayıda iş yerinin zarar gördüğünü, bazı belediyelerin itfaiye hizmeti vermediğini ve çöplerin toplanmadığını söyledi.

Büyükşehir Belediye Yasası sonrasında köylere götürülen bazı hizmetlerin büyükşehir belediyelerine geçtiğini hatırlatan Karaaslan, Van’da kış aylarında yolu kapanan karakolların yollarının belediye tarafından açılmadığını, bunun üzerine valiliğin yeniden kaynak ayırmak zorunda kaldığını anlattı.

Bu sürecin hendek olaylarına kadar gittiğini savunan Karaaslan, hendek olaylarında yüzlerce güvenlik görevlisinin şehit olduğunu belirterek, yeni düzenlemede “kasten öldürme” suçunun kapsam dışında bırakılmasına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu dile getirdi.

“SADECE TERÖR SUÇU İŞLENİRSE ERTELEME KALKIYOR”

Karaaslan’ın eleştirdiği bir diğer başlık ise ceza ertelemesinin hangi durumlarda sona ereceğine ilişkin düzenleme oldu.

Karaaslan, ertelemenin yalnızca yeniden terör suçu işlenmesi halinde kaldırılacağını savunarak, “Uyuşturucu kaçakçılığı yaparsa erteleme devam edecek, bir kız çocuğuna tecavüz ederse erteleme devam edecek, insan kaçakçılığı yaparsa erteleme devam edecek” dedi.

Böyle bir hukuk düzeninin kabul edilemeyeceğini söyleyen Karaaslan, düzenlemenin PKK’nın talepleri doğrultusunda hazırlandığını öne sürdü.

“DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA YENİDEN MAHALLE BASKISI OLUŞABİLİR”

İlk çözüm sürecinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da devletin yanında yer alan vatandaşların ağır bir mahalle baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyleyen Karaaslan, benzer bir ortamın yeniden oluşabileceği uyarısında bulundu.

Karaaslan, PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından dile getirildiğini belirttiği “demokratik toplum” modeline ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, toplumun sokaktan başlayıp mahalle, kasaba, ilçe ve şehir ölçeğine kadar örgütlenmesinin hedeflendiğini savundu.

Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta ayrı ayrı yapılanmalar kurulacağını öne süren Karaaslan, bunların üzerinde bir “Kürdistan Ulusal Kongresi” ve yürütme konseyi oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.

KARAYILAN’IN AÇIKLAMALARINA DİKKAT ÇEKTİ

Karaaslan, Murat Karayılan’ın Abdullah Öcalan serbest kalmadan Kandil’deki örgüt mensuplarına teslim olma çağrısı yapamayacağı yönündeki açıklamalarını hatırlattı.

Bu açıklamaların ardından iktidar cephesinden gelen değerlendirmeleri de eleştiren Karaaslan, PKK tarafından yapılan açıklamalara hızlı şekilde karşılık verildiğini öne sürerek taraflar arasında bir “paslaşma” görüntüsü oluştuğunu savundu.

“YPG DÖRT TUGAY HALİNDE VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR”

Suriye’deki gelişmelere de değinen Karaaslan, YPG’nin Suriye ordusuyla entegrasyon söylemine rağmen kendi hiyerarşik yapısını koruduğunu ileri sürdü.

YPG unsurlarının dört tugay halinde konuşlandığını söyleyen Karaaslan, bu birliklerin daha önce YPG’nin kontrol ettiği bölgelerde bulunduğunu ifade etti.

Kamışlı’da bulunan yapılardan birinin Türkiye sınırındaki Nusaybin’in karşısında yer aldığını söyleyen Karaaslan, “Bu tugayın Nusaybin’e saldırı yapmayacağının garantisini kim veriyor bize? Tünelleri duruyor, bütün yapıları duruyor. Sadece Suriye ordusunun üniformasını giydiler” ifadelerini kullandı.

“ÖZ SAVUNMA YAPISI BÜYÜK BİR TEHLİKE”

Karaaslan, “demokratik toplum” modeli içerisinde “öz savunma” kavramının da bulunduğunu belirterek, bu yapının dışarıdan müdahale halinde silahlı karşılık verebilecek bir yapı olarak tarif edildiğini savundu.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki Peşmerge yapısını örnek gösteren Karaaslan, Türkiye’de de ilerleyen dönemde buna benzer bir yapının yasallaştırılabileceği iddiasında bulundu.

Cezaevlerinden yaklaşık 4 bin kişinin tahliye edileceğine ilişkin açıklamaları hatırlatan Karaaslan, Kandil’den gelecek kişi sayısının da bilinmediğini belirterek, “Alın size öz savunma dedikleri, belki ilerideki yasal düzenlemelerde belediyeler bünyesinde oluşturulacak öz savunma gücü. Nasıl Peşmerge Irak Anayasası ile yasallaştırılmışsa bizde de öyle bir sürece gidiliyor. Bu kadar büyük bir tehlike olduğunu görüyorum” dedi.

“YPG’YE VERİLEN SİLAHLAR NE OLACAK?”

Karaaslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş yıllarda ABD’nin YPG’ye binlerce TIR silah verdiğine yönelik açıklamalarını hatırlattı.

Bu silahların yalnızca hafif silahlar olmadığını ifade eden Karaaslan, YPG’ye verilen gelişmiş silahların gerçekten toplanıp toplanmadığı konusunda soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

Silahların YPG’nin Suriye’deki dört tugayının elinde kalabileceğini savunan Karaaslan, bunların İran’a karşı faaliyet gösteren PJAK’a aktarılabileceği iddiasında bulundu.

“ORTA DOĞU İSRAİL’İN ÇIKARLARINA GÖRE DİZAYN EDİLİYOR”

Karaaslan, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da daha önce dile getirdiğini belirttiği şekilde, Orta Doğu’nun İsrail’in güvenliği ve çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirildiğini savundu.

Suriye’de YPG’nin entegrasyonu, Irak’ta silahlı yapıların silah bırakması ve İran destekli gruplara yönelik baskıların aynı sürecin parçaları olduğunu öne süren Karaaslan, bunun PJAK üzerinden İran’a yeni bir cephe açılmasına zemin hazırlayabileceğini iddia etti.

“MEKKE ANLAŞMASI KAMUOYUNA ANLATILMADI”

Karaaslan, kamuoyunda yeterince tartışılmadığını savunduğu “Mekke Anlaşması” üzerinden de iktidara eleştiriler yöneltti.

Anlaşma kapsamında Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’a yönelik yükümlülüklerinin kamuoyu tarafından bilinmediğini ifade eden Karaaslan, Kızıldeniz’de Husilerin gemilere yönelik tehdidine karşı Türkiye’nin görevlendirilebileceğine ilişkin iddiaların bulunduğunu dile getirdi.

“Türkiye’nin ne işi var Allah aşkına Kızıldeniz’de?” diye soran Karaaslan, tüm bu gelişmelerin daha büyük bir bölgesel projenin parçaları olduğunu savundu.

YERALTI KAYNAKLARI VE “DİPLOMASİ” BAŞLIKLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Karaaslan, “demokratik toplum” olarak ifade edilen model içerisinde on temel başlık bulunduğunu, bunların arasında ekoloji, adalet, eğitim ve diplomasi gibi alanların yer aldığını söyledi.

“Ekoloji” başlığı altında bölgedeki yeraltı ve yerüstü zenginlikleri üzerinde bölge halkının söz sahibi olmasına yönelik bir anlayış bulunduğunu öne süren Karaaslan, Meclis’teki komisyona sunulan bazı raporlarda enerji santralleri ve yeraltı zenginlikleri konusunda bölge halkına yasal söz hakkı verilmesinin istendiğini belirtti.

Karaaslan, “diplomasi” başlığında ise Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de oluşturulacak yapıların kendi aralarında ilişkiler geliştirerek mevcut sınırları anlamsız hale getirmesinin hedeflendiğini savundu.

“KİMLİK VE ANA DİL TALEPLERİ ÜNİTER YAPIYI HEDEF ALIYOR”

Sürecin bundan sonraki aşamasında kimlik ve ana dil taleplerinin gündeme geleceğini ileri süren Karaaslan, “Kimliğimizin tanınması” talebinin devletin üniter yapısını tartışmaya açacağını savundu.

Ana dilde eğitim talebine de karşı çıkan Karaaslan, bunun iki resmi dilli bir devlet yapısına doğru gideceğini ifade etti.

“Çocuğunuzu üniversite sınavına kadar Kürtçe okutacaksınız. O zaman üniversite sınavı sorularınız hem Kürtçe hem Türkçe mi olacak? Olacak. Gidişat buraya” dedi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE TERÖR ÖRGÜTÜNÜ YOK EDEREK MÜMKÜN”

Türkiye içerisinde PKK’nın eylem kapasitesinin güvenlik güçlerinin mücadelesiyle büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını belirten Karaaslan, buna karşılık örgütün Suriye, Irak ve İran’daki yapılanmalarının devam ettiğini söyledi.

Suriye’de on binlerce silahlı unsurdan oluşan bir yapının bulunduğunu, Kandil’in ABD ile temaslarını sürdürdüğünü ve İran’da PJAK yapılanmasının devam ettiğini savunan Karaaslan, “Terörsüz Türkiye”nin ancak terör örgütünün tamamen yok edilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin veya Zafer Partisi’nin Kürt vatandaşlarla bir sorunu olmadığını vurgulayan Karaaslan, “Sorun, ırkçı düşüncelerini silah zoruyla bu millete, bu devlete dayatmak isteyen bir terör örgütü. Bizim mücadelemiz bununla. Bunu yok etmeden terörsüz Türkiye’yi kurmanız mümkün değil” ifadelerini kullandı.

“TEHDİT UNSURU OLARAK KULLANILACAK”

Karaaslan, örgütün bütün unsurlarının silah bırakmayacağını ve bölgede kalan yapıların gelecekte Türkiye’ye karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılabileceğini savundu.

Suriye’de YPG, Kandil’de PKK ve İran’da PJAK üzerinden silahlı tehdidin devam edeceğini ileri süren Karaaslan, “Terörsüz Türkiye bu düzenlemeyle, bu bakış açısıyla mümkün değil. Terörsüz Türkiye terör örgütünü tamamen yok ederek mümkün” dedi.

Sri Lanka’nın Tamil gerillalarına karşı mücadelesini örnek veren Karaaslan, terör örgütü ortadan kaldırılmadan onunla anlaşma yapılmasının yanlış olduğunu savundu.

“TÜRK MİLLETİ BU SÜRECİ SANDIKTA SONLANDIRACAK”

Zafer Partisi olarak bu sürece karşı mücadele edeceklerini söyleyen Karaaslan, iktidarın politikalarının toplumda karşılık bulmadığını ileri sürdü.

Karaaslan, “Türk milletinin de iktidar gibi düşünmediğini sokaklarda görüyoruz biz. Ve bu süreci Türk milleti sandıkta sonlandıracak. Biz buna inanıyoruz” dedi.

Yeni yönetimin içerisinde Zafer Partisi’nin de yer alması halinde mevcut süreçte ortaya çıkan hasarı giderecek düzenlemeler yapacaklarını kaydeden Karaaslan, “Türk milleti bu konuda müsterih olsun” ifadelerini kullandı.

“SİVİL ANAYASA SÖYLEMİNİN ARTIK BİR ANLAMI KALMADI”

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Karaaslan, 1982 Anayasası’nın bugüne kadar çok sayıda değişikliğe uğradığını belirterek “sivil anayasa” söyleminin artık anlamını yitirdiğini savundu.

AK Parti döneminde yapılan anayasa değişikliklerinin iktidarın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ileri süren Karaaslan, 2010 referandumunu da örnek gösterdi.

Karaaslan, o dönemde bazı demokratik düzenlemelerin arkasına yargının yapısını değiştiren maddelerin yerleştirildiğini ve bunun FETÖ’nün yargı içerisindeki yapılanmasına alan açtığını söyledi.

“AMAÇ MEVCUT REJİMİN BİR DÖNEM DAHA DEVAM ETMESİ”

Yeni anayasa arayışının temel amacının mevcut yönetim sistemini bir dönem daha devam ettirecek bir düzenleme yapmak olduğunu öne süren Karaaslan, Meclis’te buna destek sağlamak amacıyla farklı siyasi partilerle temas kurulabileceğini savundu.

Karaaslan, yeni anayasanın referanduma götürülmeden Meclis’ten geçirilmesine yönelik bir arayış olduğunu iddia ederek, “Çok güveniyorlarsa o zaman hodri meydan, referandumla geçirmeye kalksınlar da görelim” diye konuştu.

Meclis aritmetiğine ilişkin tartışmalar ve milletvekili transferlerinin de bu hedef doğrultusunda değerlendirildiğini savunan Karaaslan, “Eğer bu milletin faydasınaysa neden milletin referandumundan kaçırıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

“TENCERE İKTİDARI DEVİRECEK DURUMA GELDİ”

Karaaslan, yeni anayasa için gerekli siyasi desteğin bulunamayacağını düşündüğünü belirterek toplumda ciddi bir tepki bulunduğunu savundu.

Ekonomik sorunların artık bir “buhran” seviyesine ulaştığını söyleyen Karaaslan, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Tencere iktidarı devirir” sözünü hatırlattı.

Emeklilerin, gazilerin, madencilerin ve farklı toplumsal kesimlerin ekonomik nedenlerle eylem yaptığını belirten Karaaslan, yalnızca dar gelirlilerin değil iş dünyasının da mevcut ekonomik koşullardan rahatsız olduğunu söyledi.

İş dünyasının vergi, kamu kurumları ve ihracat konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Karaaslan, üretimin gerilediğini ve yeni yatırımların çok düşük seviyelere indiğini belirtti. Bu tablonun seçim sandığında iktidara tepki olarak yansıyacağını düşündüğünü ifade etti.

“DEVLETİN TEMEL DİNAMİKLERİ HASAR GÖRDÜ”

2018’de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte devletin temel dinamiklerinin önemli ölçüde zarar gördüğünü savunan Karaaslan, üst düzey atamalarda karar mekanizmasının tek imzaya indirgenmesini eleştirdi.

Geçmişte valilerin Bakanlar Kurulu kararnamesiyle, bazı üst düzey bürokratların ise üçlü kararnameyle atandığını hatırlatan Karaaslan, mevcut sistemde atamaların tek merkezden yapıldığını söyledi.

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI ELEŞTİRİSİ

Devlet Planlama Teşkilatı’nın kaldırılmasını da eleştiren Karaaslan, devletlerin geleceğe ilişkin uzun vadeli planlama yapması gerektiğini ifade etti.

Bir ülkenin 20, 50 veya 100 yıl sonrasında kaç mühendise, öğretmene, işçiye veya teknik personele ihtiyaç duyacağını; tarım ve sanayide ne kadar üretim yapacağını planlayan bir kurumsal yapıya ihtiyacı olduğunu belirten Karaaslan, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kaldırılmasıyla bu fonksiyonun zayıfladığını savundu.

“MÜLAKATLAR DEVAM EDİYOR”

Kamuya personel alımlarında uygulanan mülakat sistemine de tepki gösteren Karaaslan, geçmişte daha adil sınav sistemlerinin bulunduğunu söyledi.

Yazılı sınavdan yüksek puan alan adayların mülakat nedeniyle elenebildiğini belirten Karaaslan, iktidarın 2023 seçimlerinde mülakatların kaldırılacağı yönünde vaat verdiğini ancak uygulamanın devam ettiğini ifade etti.

Öğretmen alımlarından diğer kamu kurumlarına kadar mülakat sisteminin sürdüğünü söyleyen Karaaslan, kamuoyunda çeşitli cemaat ve grupların devlet kurumlarındaki atamalarda etkili olduğuna ilişkin tartışmalar bulunduğunu ifade etti.

“15 TEMMUZ GECESİ ANKARA EMNİYET MÜDÜRÜYDÜM”

Karaaslan, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Ankara Emniyet Müdürü olarak görev yaptığını hatırlatarak, devlet görevlilerinin tek bağlılık noktasının devlet ve yasalar olması gerektiğini söyledi.

“Ben 15 Temmuz gecesinde Ankara Emniyet Müdürü’yüm. O bombaları yiyen, o kadar şehit veren bir emniyet müdürüyüm ben. En acı şekilde yaşayanlardan birisiyim” diyen Karaaslan, kamu görevlilerinin devlet dışında başka yapılara bağlı olduğu yönündeki tartışmaların sürmesini eleştirdi.

Karaaslan, “Devletin görevlilerinin bağlı olacağı tek yer devlettir, yasalardır. Emir alacakları tek yer kendi amirleridir” dedi.

“YARGININ BAĞIMSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN KAÇ KİŞİ VAR?”

Yargının bağımsızlığı konusunda da eleştirilerde bulunan Karaaslan, açıklamalardan ziyade uygulamaya baktığını söyledi.

“Şu anda bu ülkede anket yapalım. Yargının bağımsız olduğunu düşünen kaç kişi çıkar?” diye soran Karaaslan, adalete olan güvenin devlet açısından hayati önemde olduğunu belirtti.

Karaaslan, “Millet devletine inanmıyorsa o devletin varlığı ciddi şekilde tehlikede demek. Şu anda o tabloyu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

ZAFER PARTİSİ 24 KOMİSYON KURDU

Zafer Partisi’nin iktidara yönelik hazırlıklarına ilişkin de bilgi veren Karaaslan, parti bünyesinde 24 ayrı komisyon oluşturulduğunu açıkladı.

Bu komisyonlarda yalnızca parti üyelerinin değil, alanında uzman isimlerin de görev aldığını belirten Karaaslan, ülkenin temel sorunları için yasal ve kurumsal hazırlıklar yürütüldüğünü söyledi.

Kendisinin de “Tertemiz Türkiye Komisyonu” içerisinde bulunduğunu belirten Karaaslan, uyuşturucu, kumar ve organize suç örgütlerini Türkiye’nin en önemli sorunları arasında gösterdi. Uyuşturucu bağımlılığı yaşının çok düşük seviyelere indiğine ilişkin değerlendirmeler olduğunu, kumar bağımlılığının da ciddi toplumsal yıkıma yol açtığını söyledi.

“CEP TELEFONU KUMARHANE HALİNE GELDİ”

İnternet üzerinden kumar sorununa dikkat çeken Karaaslan, cep telefonlarının adeta bir kumarhaneye dönüştüğünü belirtti.

Bu alanda Zafer Partisi’nin yasal hazırlıklarını tamamladığını söyleyen Karaaslan, iktidara gelmeleri halinde çok kısa süre içerisinde gerekli yasal ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçirebilecek durumda olduklarını ifade etti.

Karaaslan, partisinin hazırlıklarını şu sözlerle özetledi:

“Zafer Partisi Türk Devletini, Türk Milletine iade edecek.”

“ZAFER PARTİSİ DEVLETİNİZİ SİZE İADE EDECEK”

Zafer Partisi’nin Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine ve Atatürk milliyetçiliğine bağlı şekilde mücadele edeceğini belirten Karaaslan, partinin Türk milletinin yanında yer alacağını söyledi.

Karaaslan açıklamasını, “Türk milletinin de kendi yanında yer alacağı inancıyla mücadelesine devam ediyor. Zafer Partisi’ne güvenin. Zafer Partisi devletinizi size iade edecek diye bir vaatte bulunuyorum” sözleriyle tamamladı.

  Haberin Videosu

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası