MENÜ
İzmir 13°
Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Deprem ve umut
Semra Kocabaş
YAZARLAR
4 Kasım 2020 Çarşamba

Deprem ve umut

Bazı konular vardır, eliniz bir türlü yazmaya gitmez. Çünkü yüreğiniz kaldırmaz bazı cümleleri, boğazınız düğümlenir…

Ben 99 yılında, hem 17 Ağustos hem de 12 Kasım da olan iki büyük depremi yaşamış biri olarak bu kez de 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir depremini yaşadım.

Neredeyse bu iki büyük depreme yakın bir depremdi. Benim nezdimde, birkaç saniye daha sürse aynı yıkımları yaşayabilirdik diye düşünüyorum.

Elbette kayıplarımız var, her bir can çok kıymetli ancak, şükrediyorum ki sayılarımız o zamanlar yirmi binleri bulan rakamlardan çok uzak.

Bu rakamsal telaffuzlarım size, beni duygusuz biriymiş gibi hissettirebilir ancak asla böyle değil. Olaylar olup bittikten sonra rakamlar konuşuyor çünkü.

Depremin şiddeti ve yaşanan kayıplar gibi. Bu çok olağan... Ancak tabi ki orada yaşanan can pazarında umut dolu bekleyişler ve arkasından yaşanan hayal kırıklıkları veya sevinçler. Bunlar insan olan herkesi üzer. Beni üzme konusunda size ölçü bile veremem. Tarifi yok hiçbir acının.

6.6 ya da 6.9 veya 7…

Şiddetinden bile emin olunmayan rakamların telaffuzunun altında acaba başka nasıl bir gerçek yatıyor olabilir. Bunlarla ilgilenmiyorum inanın, işin ekonomik boyutunda da diyelim ancak yıkılan binaların demirleri, deniz kumlarından oluşu artık çok canımı sıkıyor. / Deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor… / Daha kaç kez bu saçma salak cümleyi telaffuz etmeye devam edeceğiz hiç bilmiyorum.

Siz hiç göçük altında, günlerce birinin gelip sizi bulmasını-kurtarmasını beklediniz mi? Cevap hayırsa, oradan çıkan insanların ruh halini anlamanız mümkün değildir.  / Nasrettin hocanın bir fıkrasından alıntı yapacak olursak, bana damdan düşeni getirin… / Kıssadan hisse…

Deprem ve Umut birbirine zıt iki kelime, anlam olarak… Depremin olduğu yerde nasıl olurda umut olur. Peki, o zaman şöyle devam edelim, umudun olmadığı hiçbir yer yok. İsterse yerin yedi kat dibinde olsun…

Çok şükür canlı bulunan minik kalplerimiz oldu. Minik kedicikler bile canlı çıkarıldı göçük altından. Güzel İzmirimiz bu kötü günleri umarım en kısa zamanda atlatır. Yaralarımız çabuk sarılır.

Emin olun bütün bu tecrübeleri yaşamış biri olarak bile beni deprem çok korkuttu. (Üstelik onca eğitimini almış olmama rağmen, ne yapacağımı şaşırdım. Soğukkanlı mıydım, sanmıyorum…) Gerçekten içinde bulunduğumuz binayı yıkılıyor sandım. Çok şükür ki sadece sıva çatlaklarıymış. Ama o an bana sorsanız bütün bina başımıza çökmüş gibiydi.

Sakin olmaya çalışsam da beceremedim. Kendimi sokağa attığımda elim ayağım titriyordu. Bi de sevdiklerim telaşla arayınca, başladım ağlamaya.  / Oysa ne de güçlü bir insanım, ne de güçlü bir kadınım… / Hepsi lafı güzaf…

Böyle anlarda güç maalesef olmuyor. Büyük afetler karşısında zayıfız, çaresiziz. Elimizin kolumuzun bağlandığı an, bekliyoruz ve dua ediyoruz.

Sonuç olarak ülkemize ve tüm İzmirlilere geçmiş olsun. Allah daha beterinden hepimizi korusun… Göçük altında kalanlara ulaşmaya çalışan tüm görevlilerimize sonsuz teşekkürler ediyoruz, hakları ödenmez. Ve eğer hala bir umut diye bekleyen varsa, Allah yardımcıları olsun diyorum. Umarım bir an önce bu kötü günleri atlatırız.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege Postası