
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, tasfiye sürecindeki yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifinde yer alan gönüllü iade mekanizmasına ilişkin, "Aşırı oynaklıkla beraber yüksek bir getiri elde ettiğini düşünen varsa bunu kendi muhasebesini yapsın, kendi vicdani manada bunun haksız olduğunu, meşru olmadığını düşünüyorsa gelsin, iade etsin" dedi. Güler ayrıca, TMSF nezdinde açılan hesaplara yapılacak isteğe bağlı iadelerin bir hukuki hüküm ya da borç ikrarı anlamına gelmeyeceğini de vurguladı.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, "Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi"ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Güler, kanun teklifinin detaylarını paylaşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Güler, kanun teklifindeki gönüllü iade mekanizması ve iade yapılmaması durumunda ne olacağına ilişkin soru üzerine, toplam 7 portföy şirketinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Bir defa şunu örneğini verelim: Toplam 7 tane portföy şirketi... Bunun üç tanesi şu anda bu hafta itibarıyla ki A1 Capital, Bulls ve Pardus bunlardan fon pay yatırımcısı yaklaşık 45 bin 500 civarında. Bunun 43 bin 500'ü kendi varlıkları içerisinde ödemeleri yapıldı, yaklaşık 6,4 milyar lira. Yani geri kalanları da önümüzdeki hafta peyderpey bu varlıklar nakde çevrilmek suretiyle ilgili kişi ödemeleri tamamlanacak ve tasfiye süreci de tamamlanmış olacak. Diğer kalan dört şirket, yani Tera, Pusula, Hedef ve Atlas... Bunlar da aynı şekilde."
Süreçten etkilenen toplam yatırımcı sayısına ve hedeflenen ödemelere değinen Güler, "Bizim bu kanunla beraber tahmini olarak bu süreçten olumsuz etkilenen fon pay yatırımcısı yaklaşık 455 bin 578 civarında. Biz 1 milyon liraya kadar ki 3 tanesi zaten kendi tasfiyesini tamamlayacak. Bu 4 portföy şirketinden fon pay sahiplerine 1 milyon liraya kadar ödeme yapıldığında yaklaşık 350 bin civarında fon pay yatırımcısı yatırdığı bu fonlardaki net tutarını da almış olacak" ifadelerini kullandı.
"HAKSIZ GELİR ELDE ETTİĞİNİ DÜŞÜNEN KENDİ VİCDANİ MUHASEBESİYLE İADE EDEBİLİR"
Güler, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104, 106 ve 107. maddeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri kapsamında soruşturmaların sürdüğünü ifade etti. Teklifte yer alan iade başlığının amacını açıklayan Güler, doğrudan suç işleyenlerin sayısının sınırlı olduğunu vurguladı. Güler, şu ifadeleri kullandı:
"455 bin 578 kişiden bahsediyoruz. O eylemleri yapan, gerek 104 bağlamında, gerek 106 bağlamında, gerek 107 bağlamında SPK Kanunu'nda bu ihlalleri yapan belki 300 kişi, belki 500 kişi. Ama diğerleri bundan da olumsuz etkilenmiş insanlar. Diğerleri bunu devam ettirirken o aşırı oynaklıkla beraber yüksek, yüksek bir getiri elde ettiğini düşünen varsa bunu kendi muhasebesini yapsın, kendi vicdani manada bunun haksız olduğunu, meşru olmadığını düşünüyorsa gelsin, iade etsin. Bununla ilgili de fonlarla ilgili TMSF bünyesinde hesap açıldı."
İadelerin hukuki niteliğine dair genel gerekçeyi okuyan Güler, "Bu mekanizma, cezai veya hukuki sorumluluğun yerine geçmemekte olup ilgili mevzuata göre hukuki veya cezai sorumluluğu bulunan kişiler hakkında uygulanacak hükümlerin saklı olduğu tabiidir. Diğer yandan, isteğe bağlı olarak yapılacak iadeler herhangi bir hukuki hüküm, sorumluluk, borç ikrarı veya sorumluluk kabulü anlamına da gelmemektedir" diye konuştu.
"SIRF BİRİLERİ İSTİYOR DİYE MERKEZİ KAYIT KURULUŞU KAYITLARI AÇIKLANAMAZ"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Genel Kurul bilgilendirmesi sırasında gündeme gelen isimlerin açıklanması taleplerine ilişkin soruya yanıt veren Güler, kişisel verilerin korunması ve masumiyet karinesine dikkati çekti:
"455 bin 578 kişi mi açıklansın? Neyin açıklanmasını istiyoruz? Bakın burada borsaya girmek suç değil. Fonlara para yatırmak suç değil ki yani. Ama bu eylemleri yapan yani herkesin ben muradını biliyorum. Yani insanlar Merkezi Kayıt Kuruluşunda bulunan bütün kişisel veri olarak kabul edilen bütün bilgiler açıklansın demiyorlardır herhalde."
Devam eden adli süreçleri ve muhalefetin tutumunu eleştiren Güler, "Türkiye bir hukuk devleti. Herkesin de kişisel güvenliği, kişisel verileri kanuni koruma altında. Öyle ulu orta, sırf birileri istiyor diye bütün Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları açıklanamaz. Öyle bir şey olmaz. Ben de açıkça söylüyorum: Bu konuda, bu mahiyette, bu olaylara sebebiyet veren kim varsa açıklansın, hiç önemli değil. Ama bunun içerisinden alıp bütün borsa yatırımcıları açıklansın, kim ne yapıyor gibi bir şeye giriliyorsa bu doğru bir şey değildir arkadaşlar" dedi.
"MASUMİYET KARİNESİNE VE LEKELENMEME HAKKINA ÖNEM VERİYORUZ"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Akın Gürlek'in 214 rakamını açıkladığı hatırlatılarak dezenformasyonu önlemek adına isim açıklanıp açıklanamayacağının sorulması üzerine Güler, şunları dile getirdi:
"Ben Anayasa 38 bağlamında lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi açısından ve kişinin savunma hakkını da belirterek... Bakın, diyorum ki, bu arkadaşlar açıkça yalan söyleyip iftira attığı bakandan özür bile dilemiyor. Bu arkadaşların derdi gerçekten bunu öğrenmek mi? Yoksa siyaseten önemli değil, birilerinin onuru, şerefi önemli değil, ben yalanı söyler, iftirayı atarım, sonra o kişi masum da çıksa önemli değil diye yaklaşıyorlar. Ben de diyorum ki AK Parti olarak biz böyle yaklaşmıyoruz. Masumiyet karinesine önem veriyoruz, savunma hakkına önem veriyoruz. Ulu orta herkesin onurunu, şerefini etkileyecek şekilde itham etmeyin."
"1 MİLYON TL'LİK ARA ÖDEME BİR AVANS NİTELİĞİNDEDİR"
Bloke olan hesaplar ve 14-17 Eylül tarihleri arasında emir veren yatırımcıların durumu ile 1 milyon lira altındaki yatırımların hesaplanmasına TEFE-TÜFE hesabı yapılmasına ilişkin soruları yanıtlayan Güler, "Bu tabii dedim ya arkadaşlar, bizimki sadece buradaki tasfiyeye uygun olarak 1. aşamada her bir fon için ayrı bir işlem yürütülecek. Her bir fon, 131 fon ayrı ayrı işlem yürütülecek ve her bir fonun varlığından öncelikli olarak birer milyon TL'yi bir avans gibi düşünün, ön ödeme gibi düşünün, ara ödeme gibi düşünün, bunları sağlayacağız" dedi.
Ödemelerin nihai tasfiye olmadığını belirten Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu sonrası, birinci aşamada sadece yatırdığın net tutarın belirlenmesi ve devamında enflasyona karşı değer kaybı varsa onu sağlayacağız. Ama bu nakit 1 milyonun altındaysa eğer bir yatırımcı varsa onu uygulamayacağız, en son tasfiyede uygulanacak. Bu bir avans ödemesi gibi düşünün. Bu nihai evrede bir kapanış tasfiye bedeli değil, o sonradan hepsi hesaplanacak. Başlangıçta birer milyon nakitler verilsin. Bir genel mağduriyet gibi hissedilen yaklaşık 350 bin kişinin bir parası ödensin. Ondan sonraki esas tasfiye ile beraber arada bir enflasyon farkı da oluşmuşsa ilgili şeye yine ödenecektir genel tasfiyenin kapanışıyla beraber."
Sayfa başına git







