EGEPOSTASI- CHP Grup Başkan Vekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir’in gündemindeki Basmane Çukuru’na ilişkin açıklama yaptı. Konak İsmet Kaptan Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 21 dönümlük alanın İzmir’in ortak değeri olduğunu belirten Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu. Kılıç, belediyenin önceki dönemde sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açtığını hatırlattı. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dosyada alınan üç ayrı bilirkişi raporunun yüklenici firmaların kusurlu olduğunu, imalatların ekonomik değerini yitirdiğini ve tapuların tazminat ödenmeksizin belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu savundu. Sayıştay’ın 2023 ve 2024 yılı raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki süreçlerin takip edilmesi gerektiğinin belirtildiğini ifade etti.

“Yüzde 100 yerine yüzde 30’a razı olundu”
İmzalanan protokolleri eleştiren Kılıç, belediyenin alanın tamamını geri kazanma ihtimalinin bulunduğu bir aşamada yalnızca yüzde 30’luk paya razı olunduğunu ve kalan yüzde 70 üzerindeki haklardan vazgeçme yoluna gidildiğini öne sürdü. Niyet Protokolü’nün 5.1’inci maddesiyle tapu iptal ve tescil davalarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123’üncü maddesi kapsamında geri alınması ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasının; 5.2’nci maddesiyle ise banka teminatlarının takibi ve nakit alacaklardan vazgeçilmesinin taahhüt edildiğini belirten Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Bilirkişilerin tapuların tamamının kamuya iadesi gerektiğini belirttiği, davanın karar aşamasına yaklaştığı bir noktada yüzde 100 yerine yüzde 30’a razı olmak, İzmir halkının hakkından vazgeçmek değil midir? Adına davanın geri alınması da deseniz, protokol de deseniz, ortaya çıkan kamu zararı riskini hangi hukuki gerekçeyle açıklayacaksınız?”
Meclisin yetkisini de gündeme taşıdı
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 16 Ocak 2026 tarihli kararıyla Belediye Başkanı’na içeriği henüz görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verildiğini öne süren Kılıç, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci ve 38’inci maddelerine işaret etti. Taşınmaz tasarrufu ve sulhe ilişkin yetkilerin kanuni sınırları bulunduğunu savunan Kılıç, belediye meclisinin yetkilerinin sınırsız biçimde devredilemeyeceğini dile getirdi. Protokolün 4.6’ncı maddesiyle henüz ortada olmayan projelere göre imar planlarının ivedilikle değiştirilmesinin de taahhüt edildiğini belirten Kılıç, “İmar planlama yetkisi, özel şirketlerle pazarlık masasına konulabilecek bir yetki değildir!” dedi.
TMSF’nin ihalesini hatırlattı
Kılıç, Nihai Protokol’ün 10 Eylül 2026’da imzalandığının açıklandığını, 26 Ekim’de ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkardığını hatırlattı. Bu gelişmelerin İzmir’in kamusal haklarının karşı karşıya olduğu süreci gösterdiğini savunan Kılıç, İçişleri Bakanlığını ve Cumhuriyet Başsavcılığını 4483 sayılı Kanun ve TCK’nın 257’nci maddesi kapsamında gerekli işlemleri yapmaya çağırdı. Yargı organlarından da telafisi güç kamu zararlarının önlenmesi için hukuki koruma tedbirlerini değerlendirmelerini istedi.
“İzmir’in geleceği kapalı kapılar ardında belirlenemez”
Açıklamasında İzmir halkının haklarını savunmaya devam edeceklerini belirten Kılıç, “İzmir halkının yüzde 100 hakkı varken, kim hangi yetkiyle yüzde 30’a razı oluyor? Kimin malını, kimin adına, kime bırakıyorsunuz? Bu kent kimsenin şahsi mülkü değildir” ifadelerini kullandı.