
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yağmur Stratejisi” adıyla açıkladığı siyasi yaklaşım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına verdiği destek ve “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” formülünün ardından, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan isim vermeden sert göndermeler geldi. Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Dervişoğlu, anayasanın yurttaşı “rahmetsiz yağmurlardan” korumak için var olduğunu vurgularken, iktidar bileşenlerine “İktidarda ortaksan, suçta da ortaksın” sözleriyle yüklendi. Bahçeli, 6 Ekim’deki grup toplantısında “Yağmur Stratejisi”ni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin korunması, anayasal erklerin uyumu ve MHP’nin yasamadaki gücünün artırılması üzerinden açıklamıştı. Stratejinin istikrarı sürdürmeyi amaçladığını belirtmişti. Dervişoğlu’nun bir gün sonra kullandığı yağmur metaforu ve iktidar ortaklarına yönelik sözleri, bu açıklamalara yanıt niteliği taşıdı.
‘ANAYASA İKTİDARIN KULLANIM KILAVUZU DEĞİLDİR’
Anayasanın devlete kudret vermek için değil, devletin kudretini sınırlandırmak için yapıldığını belirten Dervişoğlu, “Anayasa, iktidarın elini serbest bırakmak için değil, vatandaşı iktidarın keyfî gücünden korumak için vardır” dedi. Kuvvetler ayrılığının, mahkemelerin, Meclis’in ve temel hakların iktidarı hesap vermeye zorlamak için var olduğunu vurguladı. Dervişoğlu, “Anayasa bir iktidarın kullanım kılavuzu değildir. Anayasa milletin devletle yaptığı sözleşmedir. Ve aslında iktidarı değil, vatandaşı korumak için vardır. Anayasa sistemin çatısıdır. Vatandaşı ‘rahmetsiz yağmurlardan’ korumak için vardır” ifadelerini kullandı.
‘KAPI ARKASINDAN DEVLETİ BİZ YÖNETİYORUZ’
Dervişoğlu’nun iktidar ortağına yönelik eleştirileri, konuşmasının sonunda daha da sertleşti. Yaşananların sorumluluğundan kurtulmak isteyenlerin kendilerine yeni çıkış yolları aradığını belirten Dervişoğlu, “Kapı arkasından devleti biz yönetiyoruz diyerek kendilerini kandıranlar, mevcut iktidarın milletin başına açtığı bütün belalarda ortaktırlar” dedi. İktidarın attığı her adımı “kayıtsız, şartsız, şerhsiz” destekleyen bileşenlerin yaşananlardan “müteselsilen sorumlu” olduğunu söyleyen Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Yani hiç kimse zihni sinir projeler üreterek kendisine masumiyet atfedemez. İktidarda ortaksan, suçta da ortaksın. Suçta ortaksan, sorumlulukta da, cezada da ortaksın. Öyle elini yıkayıp çıkamazsın!”
‘ARINMA’ SÖYLEMİNE KARŞI HESAP TALEBİ
Bahçeli’nin fon soruşturması ve yolsuzluk iddialarına yaklaşımı ile Dervişoğlu’nun değerlendirmeleri arasında da belirgin bir ayrışma ortaya çıktı. Bahçeli, gelişmelerin toplumsal güven erozyonu ve çürüme tartışmalarına yol açmaması gerektiğini belirtmiş; bunların arınma ve altta yatan nedenleri araştırma fırsatı olarak değerlendirilmesini istemişti. Her iddianın bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulması çağrısında bulunmuştu. Dervişoğlu ise fon olayını “iktidar gözetiminde hırsızlık” olarak nitelendirerek, sorumluluğu siyasi iradeye taşıdı. “Devlet şirket değildir. Aile şirketi, hiç değildir” diyen İYİ Parti lideri, yaşananların kişilerden bağımsız bir sistem sorunu olduğunu savundu. Soruşturmanın birkaç kişinin sorumlu tutulmasıyla kapatılmaması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Fon borsası yetmedi, bir de aklanma borsası kurulmasın! Üç beş kurban verilip, bu çarkın asıl sahipleri aklanmasın” uyarısında bulundu. Paranın geri verilmesinin tek başına adalet anlamına gelmeyeceğini belirterek, “Haksız kazançların iadesi yetmez. Haksız ve hukuksuz kullanılan yetkilerin de iadesi gerekir” dedi.
ERDOĞAN’IN YENİDEN ADAYLIĞINA KARŞI ‘ÖMÜR BOYU BAŞKANLIK’ ELEŞTİRİSİ
Bahçeli’nin konuşmasındaki bir diğer başlık, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasıydı. MHP lideri, Meclis’in seçimleri yenileme kararı almasını ve seçimlerin 2028 yılı içinde yapılmasını istemişti. Dervişoğlu ise yeni anayasa tartışmaları üzerinden iktidarın devamlılık arayışını hedef aldı. “Siz 15 Temmuz ihanetini istismar ederek tek adam rejimini kuranlarsınız. Şimdi de Türk milletinin huzur arayışını, ‘ömür boyu başkan kalmak için’ istismar etmek niyetindesiniz” dedi. Anayasanın siyasi ittifakların ihtiyaçlarına göre düzenlenemeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, “Anayasa bir siyasi ittifak sözleşmesi değildir. İmralı’yla yapılacak pazarlığın senedi de değildir” ifadelerini kullandı.
SÜREÇTE SİLAH BIRAKMA SORULARI
Bahçeli, önceki günkü konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefinin hukuki ve siyasi zemininin güçlendirilmesini yeni yasama döneminin öncelikleri arasında saymıştı. Dervişoğlu ise sürecin temel sorularının hâlâ yanıtlanmadığını söyledi:
“Silah gerçekten bırakıldı mı? Bırakıldıysa kaç silah, nerede ve kimin gözetiminde teslim edildi? Örgüt gerçekten dağıldı mı? Yoksa sınırımızın hemen ötesinde adını, biçimini, statüsünü değiştirerek yoluna devam mı ediyor?”
Terör örgütü elebaşının giderek daha fazla siyasi muhatap haline getirildiğini kaydeden Dervişoğlu, kamuoyunun bilmediği pazarlıkların “milli mutabakat” olarak sunulamayacağını belirtti. “Siz milletimizle değil, teröristle mutabıksınız” diyen Dervişoğlu, “Milli mutabakat, iktidara biat değildir. Eleştiri ihanet değildir” sözleriyle tepkisini sürdürdü.
MEKKE ANLAŞMASI KONUSUNDA DA AYRIŞMA
İki konuşma arasındaki bir başka karşıtlık dış politikada ortaya çıktı. Bahçeli, “Mekke Anlaşması” diye andığı Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki düzenlemenin çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücü oluşturulmasını savunmuştu. Dervişoğlu ise aynı anlaşmanın Meclis’e gelmediğini ve içeriğinin kamuoyuna açıklanmadığını söyledi. Bilgilerini “duyum” ve “anlatıldığı kadarıyla” ifadeleriyle sınırlayan Dervişoğlu, düzenlemenin Türkiye’ye hangi güvenliği sağlayacağını sordu. “Türk askerini ihraç malı gibi göremezsiniz. Mehmetçiği lejyoner haline getiremezsiniz” diyen Dervişoğlu, “Başka devletlerin güvenliğinin kefili olurken, Türkiye’nin önüne hangi faturanın konulduğunu bilmek milletin hakkıdır. Türk askerinin kanı hiçbir mali paketin teminatı değildir, olamaz” ifadelerini kullandı.
Sayfa başına git







