EGE POSTASI - Buca Belediyesi eski Başkanı Ercan Tatı, NEO TV’de yayınlanan programda Figen Avcıoğlu’nun konuğu olarak İzmir gündemine dair önemli önemli konuları değerlendirdi. Tatı, Tunç Soyer ve bazı kooperatif yöneticileriyle ilgili davaları değerlendirerek süreci ve yaşananları anlattı.
"TUNÇ SOYER HAKLI"
Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer'in cezaevinde kaleme aldığı mektuptaki "Benim içeride olmamın tek sebebi Cemil Tugay'dır" ifadelerine yönelik "Tunç bey haklı" yorumunda bulunan Tatı, "Başta Tunç Bey olmak üzere dışarıda olmaları gerekiyor. Heval Savaş Kaya görevi kötüye kullanmaktan veya ihmalden ceza alabilir. Bu davayı iki taraflı görmek lazım. Bir tarafı göz önünde sadece turist sayar, tutuklu olduğu için herkes bu tarafa gidiyor." dedi.
"KOOPERATİFLER KENDİ BAŞINA KARAR ALMIŞ"
Öte yandan kooperatiflere yetki veren kararları da değerlendiren Tatı, “Kooperatif yönetimleri kendi başına karar almış, uygulamış. Tunç Soyer’in nereden haberi olacak? Kurmuş, kooperatif çalışıyor. Büyükşehir’in kişi olarak veya kurum olarak denetleme yetkisi yok” dedi.
"BEN OLSAM ELİMDEKİ RAPORLA GENEL MERKEZ'E GİDERDİM"
Bu süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın tutumunu ve parti içine yansımasını değerlendiren Tatı, "Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanına, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye bakın bunları bunları yapmış deyince savcı da zaten böyle bir şey bekliyor. Operasyonu yaptı. Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olsaydım elimdeki bu raporla genel merkeze giderdim. Araştırmada kervan yolda düzdür hesabı vardı. Yolda bir şey çıkmadı. Elde sadece Büyükşehir’in verdiği rapor var. Bu rapor aleyhdeydi....
Bu kardeş kavgası gibi bir şey. Çünkü en çok kime kızarsınız? En yakınınızdaki size bir şey yaptığında kızarsınız. Cemil Tugay dediğim gibi, böyle bir rapor çıkarken tamam aranız küs olabilirsiniz ama hepsi tek partinin ürünüdür; Cumhuriyet Halk Partisi’nin.
Genel merkeze bakın; genel merkez yetkililerine, ‘Böyle bir şey var. Tunç’u çağırın, şurada oturalım. Bu değil mi? Nasıl alındı bu kararlar? Bürokratları da getirsin, burada konuşalım, aramızda çözelim,’ diyebilirlerdi. Gene dava olurdu ama bu kadar harlanmazdı.
Ben daha dosyayı teslim etmeden, önceki belediye başkanına haber gönderiyorum. ‘Bakın böyle bir şey istediler, katmak istediniz, ya da şu dosyada gelenler bunlar. Kardeşim bunu almışsınız ama…’ Asıl budur. ‘Evet yaptım ama şudur,’ diyebileceğiniz bir şey var mı? Öyle bir konuşma olması gerekirdi.
"TUGAY ÇOK İYİ BİR LOKOMOTİF FAKAT VAGONLARDA SIKINTI VAR"
İzmir’i bir tren metaforuyla anlatan Tatı, “Lokomotif Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, vagonları ilçeler. Dışarıda olduğum için daha net görüyorum. Kendi ilçemde de sorunlar var. Çöpler toplanmıyor, maaşlar ödenmiyor. Ama para gidiyor, işler yürüyor. Herkes kendi yetkisini bilmeli” dedi.
Ben geçen haftalarda Buca Belediyesi ile ilgili konuştum izleyenler hatırlarsa… Eğer şüphelendiğiniz bir şey varsa direkt savcıya gidin. Hatta 5300 doktorun… 93, sizin rehberiniz olsun, dersiniz size. Burada da konuşulup, böyle böyle bir rapor geldi; bakın eski belediye başkanı burada, yeni belediye başkanı burada, parti yöneticilerimiz burada. Burada anlaşılma, evet, hata yapmışız zaten, Sayıştay’da sabriç’e anlatılsaydı bu kadar büyümezdi. Burada herkes küçük olayı büyüttü. Herkes takkesini çıkarsın, önüne koysun. Ben Cemil Bey için daha önce de söyledim; Cemil Bey bana göre İzmir’de çok iyi bir lokomotif, fakat vagonlarda sıkıntı var.
YILDIZ ÜNSAL'A KAHVE GÖNDERMESİ
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal ile Cemil Tugay arasında polemiğe neden olan taşınmaz devri konuna ilişkin ise, " Eğer satış yapıldıysa meclisler kararını almış demek ki. Meclis kararı alınmadan satış yapılmaz. Ve tabii ki İçişleri Bakanlığı'na ben burayı alıyorum demesi lazım. Demek ki İçişleri Bakanlığı dosyayı bekletiyor. Burada beklemekten başka yapacağı bir şey yok.
İçişleri Bakanı çünkü diyecek ki ben buna yetkiyi verirsem bugün Karşıyaka, yarın başka bir belediye, rahatlar. Ben hazır belediyeyi bu sıkışmışlıkla yakaladım. Maaşlarını ödemesinler, çöplerini toplamasınlar, işçiler bas bas bağırsın, halk isyan etsin. Diğer taraftan Karşıyaka sayın belediye başkanı, gel bakalım bir kahve içelim dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı'na gidersin. 'Bir kahve içebilir miyim başkanım?' diye, basına değil. Bunu basına karşı söyleyince sadece ve sadece kendi personeline sempatik görmek için yaparsın. Ama gerçekte ne yapsın Büyükşehir? Evet ben sattım iç içe. İçişleri Bakanı'nda kararını beklemeyen al dediği zaman bugün 23. ağır cezada bu davayı görüyoruz. 24. ağır ceza görevi kötüye kullanmak ve izinsiz şu kadar para aktarmaktan hakkında işlem yapılır." dedi.
"BELEDİYELERİN ELİNDE SİHİRLİ DEĞNEK YOK"
Şurada yanlış şunu söylemek istiyorum. Ben konuşmalarda devamlı İzmir'i bir tren olarak görüyorum. Lokomotif Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı ve vagonları söylüyorum. Burada arkadaşlar tek tek lütfen bana darılmasınlar. Ben dediğim gibi dışarıda olduğum için de daha net görüyorum. Mesela Ankara'daydım. İnanın Ankara'da iki günde İzmir'de sizden daha fazla hakim oluyorum. Uzaktan görmek daha iyidir. Kendi ilçem için söyleyeyim şimdi. Benim ilçemde de sorunlar var. Çöpler toplanmıyor, maaşlar ödenmiyor. Ama sabah çıktığımda İki güne kadar arabayı süremiyordum, Şimdi baktım yollar kapalı, asfalt dökülüyor. Demek ki bir para gidiyor. Ama ilçe belediye başkanları için ama Büyükşehir Belediye Başkanı için hiç kimsenin elinde sihirli denek yok. Karşıyaka Belediye Başkanı'nın elinde de sivri değnek yok. Buca Belediye Başkanı'nın elinde de sivri değnek yok. Bir dokunmakla bitirilecek bir olay değil.” ifadelerini kullandı.
Tatı, programın sonunda ekibine ve İzmir’in belediyelerine teşekkür ederek, “Burayı artık bir ailem gibi görüyorum. Kapıdan gelmemden itibaren İzmir’in sevimli ve güzel yüzüyle karşılaşıyorum. Tüm ekip arkadaşlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Sayfa başına git







