Ege Postası
Geri

İYİ Parti İl Başkanı Ülkü Doğan'dan NEO TV'de çarpıcı açıklamalar: İzmir üvey evlat muamelesi görüyor

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, NEO TV’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir’in hem genel hem yerel yönetim kaynaklı sorunlar yaşadığını savunan Doğan, şehrin yalnız bırakıldığını ifade etti.Körfez temizliği başta olmak üzere bazı sorunların merkezi hükümet desteği olmadan çözülemeyeceğini belirten Doğan, İzmir’in ülke kaynaklarından hak ettiği payı alamadığını ileri sürdü. Doğan, "Şimdi İzmir aslına bakarsanız Türkiye'nin en şanssız kentlerinden bir tanesi. Ben Türk insanının da aslında milletimizin de yalnız olduğunu düşünüyorum.İzmirli iki kere yalnız kalıyor. Zira hem bu ülkenin genel gündemine ilişkin sorunları yaşarken bir yandan da yereldeki sorunlarını yaşamaya devam ediyor. Ne yazık ki İzmir'de bu anlamda iyi yönetilemiyor. Yerel yönetimlerden kaynaklı sorunlarımızı da aşamıyoruz." dedi.
İYİ Parti İl Başkanı Ülkü Doğan'dan NEO TV'de çarpıcı açıklamalar: İzmir üvey evlat muamelesi görüyor
Haberler / Yerel Politika
24 Şubat 2026 Salı 09:29
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGE POSTASI- İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, NEO TV’de yayınlanan “Gündeme Bakış” programında hem ülke gündemine hem de İzmir’e ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden erken seçim tartışmalarına, adalet sisteminden İzmir’deki yerel yönetim sorunlarına kadar pek çok başlıkta konuşan Doğan, “Türkiye’nin sorunu kötü yönetimdir” diyerek dikkat çekti.

“İZMİR’DE TEK KADIN İL BAŞKANI OLMAK ZOR AMA ONURLU”

İzmir’deki tek kadın il başkanı olmanın sorumluluğuna değinen Doğan, bunun hem zor hem de gurur verici olduğunu söyledi. Kadınların siyasette karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı:

“Kadın olmak başlı başına zor. Ama bir de temsil ettiğiniz kadınlara rol model olma sorumluluğu taşıyorsanız hata kabul etmeyen bir noktada duruyorsunuz. Bu görev zor ama onurlu.”

Kasım ayında gerçekleşen kongreyle ikinci dönemine başladığını hatırlatan Doğan, yalnızca bir il başkanı olarak değil, “sistemi değiştirmek için mücadele eden kadınların öncüsü” olarak siyaset yaptığını dile getirdi.

“CUMHURİYETE BORCUMU ÖDÜYORUM”

Emekli bir astsubay babanın ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak devlet imkanlarıyla büyüdüğünü belirten Doğan, bugün bulunduğu konumu Cumhuriyet’e borçlu olduğunu ifade etti.

“Devlet okullarında okudum, avukat oldum. Siyaset yapıyorsam bunu cumhuriyete borçluyum. Şimdi de bu borcu ödemeye çalışıyorum” diyen Doğan, kadın hakları konusunda da güçlü bir savunucu olduğunu vurguladı.

“VATANDAŞ ERKEN SEÇİM İSTİYOR”

Sahada vatandaşla birebir temas halinde olduklarını söyleyen Doğan, halkın mevcut iktidarın ülkeyi yönetemediğini düşündüğünü belirtti.

“Vatandaş değişim istiyor. Erken seçim çağrısı doğrudan halktan geliyor” diyen Doğan, özellikle kararsız seçmen kitlesinin büyüdüğüne dikkat çekti.

Erken seçim olması halinde İYİ Parti’nin sürpriz bir başarı elde edeceğini savunan Doğan, “Sessiz bir dip dalga var” ifadelerini kullandı.

İTTİFAK TARTIŞMALARI: “İYİ PARTİ MERKEZ SAĞ’IN EN GÜÇLÜ PARTİSİ”

Meclis’te “Yeni Yol” adı altında oluşturulan ittifak yapısına değinen Doğan, İYİ Parti’nin sık sık ittifak tartışmalarında anılmasını partinin merkez sağdaki güçlü konumuna bağladı.

Ancak genel merkezin ittifak gündeminin olmadığını hatırlatan Doğan, bu konuda son sözün genel başkan ve yetkili kurullara ait olduğunu söyledi.

Ülkü Doğan, “Şimdi zaten bahsettiğimiz partiler bir ittifak halindeler Yeni Yol adıyla meclisteler. Dolayısıyla onlar açısından ittifak konularını konuşması gayet normal. İYİ Parti ile sıkça bu konuların içerisinde zikrediliyor. Buradan ben şunu anlıyorum aslında İYİ Parti merkez sağın artık Türkiye'deki merkez sağ kavramının ifade eden en güçlü parti. Dolayısıyla da aslında İYİ Parti çatısı altında ittifaktan bahsedildiği için partimizin ismi zikrediliyor. Ama genel merkezimizin bu konuda açıklamaları var. İttifak konusunda herhangi bir gündemde olmadığını, bir ittifakın gündemde olmadığını yetkili kurumlarımız, genel sekreterimiz, genel başkanımız ifade ettiler. Dolayısıyla da bir il başkanı olarak ben onların ifadelerini tekrarlayabilirim. Ama bunu aslında bakarsanız İYİ Parti'nin bu alandaki en güçlü parti olduğunun herkes tarafından da kabul edildiğini şeklinde yorumluyorum.” dedi.

“MUHALEFET 2023 SEÇİMİNDE VATANDAŞIN TALEBİNİ DOĞRU OKUYAMADI”

Aday isim tartışmalarına tepki gösteren Ülkü Doğan, “Evet erken seçim vatandaşın isteği bu mevcut yönetimin artık ilerleyemediğini gördüğü için. Ancak bu tip tartışmaların yani aday kim olacak? gibi yazarken seçim konuşmalarının diğer bütün gündemlerin önüne geçilerek ülkenin ana gündemi haline getirilmesine suni bir gündem olarak değerlendiriyorum. Çünkü konuşulması gereken çok ivedi, çok acil sorunlarımız var. Vatandaşın çok daha büyük problemleri var. Bunları konuşuyor olmamız gerekir. Muhalefet partileri olarak söylüyorum. Erken seçim tartışmaları ya da adayın kim olacağına ilişkin tartışmalar bu gerçek gündemin önüne geçebiliyor.  Burada bir erken seçim talebi var ama bir karar yok. Erken seçim kararı halinde de isimler, adaylar konuşulabilir. Ve elbette ki bu noktada tüm yetkimiz genel merkezimizde ve genel başkanımızda olduğundan yine onların açıklamalarını, resmi makamlarının açıklamasını gerektirir. Sadece şunu söyleyebilirim. 2023 yılında biliyorsunuz yani Vatandaştan gelen milletimizden gelen bir çağrı vardı. Yani bir aday ismi üzerinde ya da bir adayın kim olmaması gerektiği üzerine. Ama o zaman o dönemin muhalefeti sanıyorum vatandaşın bu talebini, bu isteğini doğru okuyamamıştı. Bu sefer doğru okunması gerektiğini düşünüyorum. Yani biz bu iktidarın 23 yıldır, 24 yıldır ülkeyi yöneten ve ülkeyi kötü yöneten bir iktidarın karşısında doğru hamleyi, doğru stratejiyi geliştirmek. zorundayız, mükellefiz bununla ama bunu yaparken önceliğimizin her zaman milletin isteği, milletin bizden talebi olması gerektiğini unutmamamız lazım.

“MİLLETİN SESİNE KULAK VERMEMİZ LAZIM”

Dervişoğlu'nun adaylığına nasıl bakıyorsunuz? Erdoğan'ın karşısında güçlü bir rakip mi sizce? Sorusuna Ülkü Doğan, “Yani şu an için isimler üzerinden biz tabii ki İYİ Parti olarak Sayın Genel Başkanımızın, İzmir Milletvekilimizin Cumhurbaşkanı adaylığından ve seçilirse o makamı ne kadar iyi idare edeceğinden eminiz. Çok da mutlu oluruz. Ama dediğimiz gibi burada vatandaşımızın, milletimizin sesini duymak, onun bizden taleplerini ve bu ülkenin artık giderek baskı rejimine dönen bu iktidardan kurtarmak için gereken her şeyin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bir siyasi parti ideolojisi ya da siyasi parti rotası olmaktan çıktı artık. Biz milletimiz için mücadele ediyoruz. Eğer onun sesine kulak vermemiz lazım. Ve bunun gündeminin de erken seçim olasılığının artık belirmiş olması gerekir. Yani bir tarih örneğinin açıklanması gerekir. Onun ötesinde yapılacak her türlü tartışma işte o gerçek gündemin önüne geçen suni tartışmalar olacaktır.” yanıtını verdi.

EKONOMİ VURGUSU: “MİLLET AÇLIK SINIRININ ALTINDA”

Doğan’ın en sert eleştirileri ekonomi başlığında geldi. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda olduğunu belirten Doğan, özellikle enflasyon verileri üzerinden TÜİK’i eleştirdi.

Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini kısa sürede revize ettiğini hatırlatan Doğan, “Memur ve emekli maaşları düşük tahminlere göre artırıldı. Şimdi oranlar yükseltildi. Bu vatandaşın kandırıldığını gösteriyor” dedi.

İzmir’de kira ortalamasının 25 bin liraya ulaştığını belirten Doğan, asgari ücretli ve emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti.

ÖZELLEŞTİRME ELEŞTİRİSİ: “SATMIŞIZ, YERİNE KOYMAMIŞIZ”

2002’den bu yana yapılan özelleştirmelere dikkat çeken Doğan, Cumhuriyet tarihinde yapılan özelleştirmelerin büyük bölümünün son 20 yılda gerçekleştiğini söyledi.

“Satmışız, yemişiz, yerine koymamışız. Üzerine de borçlanmaya devam etmişiz” diyen Doğan, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını savundu.

“ADALETE GÜVEN HER GEÇEN GÜN AZALIYOR”

Yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, tutuklamaların “ön cezalandırma” aracı haline geldiğini iddia etti.

“Adalet mülkün temelidir. Bu güven sarsılırsa devlet de sarsılır” diyen Doğan, özellikle uzun tutukluluk sürelerinin toplum vicdanını yaraladığını söyledi.

“İZMİR ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRÜYOR”

İzmir’in hem genel hem yerel yönetim kaynaklı sorunlar yaşadığını savunan Doğan, şehrin yalnız bırakıldığını ifade etti.

Körfez temizliği başta olmak üzere bazı sorunların merkezi hükümet desteği olmadan çözülemeyeceğini belirten Doğan, İzmir’in ülke kaynaklarından hak ettiği payı alamadığını ileri sürdü.

İYİ Parti İl Başkanı Doğan şunları söyledi:

“TÜRKİYE'NİN EN ŞANSSIZ KENTLERİNDEN BİR TANESİ”

“Şimdi İzmir aslına bakarsanız Türkiye'nin en şanssız kentlerinden bir tanesi. Ben Türk insanının da aslında milletimizin de yalnız olduğunu düşünüyorum. Biraz önce dedim ya, iktidarın vatandaşa, bu dağ gibi sorunların altında yaşayan vatandaşa tek çözümü, tek önerisi sabır. Akşam olduğunda eve girdiğinde o evlerde öyle sorunlar yaşanıyor ki, yani işte o ekonomik krizler, gittikçe yükselen bir şiddet, yasadışı bahis. gibi gibi bütün bu keşmekeşin içerisinde, bütün bu sorunlar yumağının içerisinde vatandaş hep yalnız, iktidarın kendisini yalnız bıraktığı bütün bu sorunları tek başına yaşamak zorunda bırakıldığı bir ülke haline geldik, yalnızlaştırıldık. Aynı şey İzmir için de geçerli. İzmir iki kere bu anlamda, İzmirli iki kere yalnız kalıyor. Zira hem bu ülkenin genel gündemine ilişkin sorunları yaşarken bir yandan da yereldeki sorunlarını yaşamaya devam ediyor. Ne yazık ki İzmir'de bu anlamda iyi yönetilemiyor. Yerel yönetimlerden kaynaklı sorunlarımızı da aşamıyoruz.

“İKTİDARIN BİLEREK VE İSTEYEREK YALNIZLAŞTIRDIĞI BİR İZMİR GERÇEĞİ VAR”

Onun yerine gördüğümüz şey sadece şu. Sürekli kavga eden bir CHP ve AK Parti tiyatrosu izliyoruz. Sorunu çözme noktasında yetkileri olduğunu unutup, o yetki makamında oturanların bunu unutup da sürekli şikayet etmesinden yorulduk. O biz eleştirebiliriz. Eleştirirken bunun yapılması gerekir diyerek doğruyu da gösteririz. Ama elinde yetkisi olanların, sorumluluğu olanların, çözümün ortağı olduğunu unutması, paydaşı olduğunu unutması işte bu bize bu yalnızlaşmaya getiriyor. İktidarın ve genel iktidar ve yerel iktidarın sıklıkla gördüğümüz kısmı her başlık üzerinden bir tartışma konusunun çıkarılması. Mecliste görüyoruz bunu. Ya da işte basın üzerinde görüyoruz. Öyle ki bazen birbirleriyle İzmir'le de kendi partisi içerisinde de tartışabiliyorlar. İzmir'li de sadece bu tartışmayı seyrediyor bir pinpon maçı seyreder gibi. Ne zaman ortaya bir çözüm çıkacağını bekliyoruz. Ama bu anlamda şunu söylemek lazım. İzmir'in öyle sorunları var ki bunların genel iktidarın katılım olmaksızın çözebilmesi imkansız. Örneğin Körfez gibi. Ama İzmit Körfezi’nde uygulanan sistemi nedense İzmir'de görmüyoruz. Yani genel iktidarın bilerek ve isteyerek yalnızlaştırdığı bir İzmir gerçeği var.

"SAHADA VARLAR AMA KAVGA ETMEK İÇİN"

Biraz üvey evlat muamelesi görüyoruz. Ne yazık ki ülke kaynaklarından sağladığımız katkı kadarını alamıyoruz. Bunların hepsi maddi olay. İktidar milletvekillerinin seçilirken en büyük görevlerinin bizi Ankara'da temsil etmek olduğunu unutarak İzmir'e sadece şikayet ediyor olmalarını da bir yana koyuyorum. Dolayısıyla bu söylediğinize katılıyorum. İzmirli hem yerelden hem genelden muzdarip. Sahada varlar ama kavga etmek için.”

MENEMEN DOĞAKÖY UYARISI: “DOĞA VE TARİH TALANI”

Menemen’de TOKİ tarafından yapılması planlanan 15 bin konutluk projeye de değinen Doğan, alanın 1. derece arkeolojik sit alanı olduğunu belirtti.

“Yer üstünde kral yolu, lahitler var. Hayvancılıkla geçinen köylünün merası yapılaşmaya açılıyor” diyen Doğan, tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak projeye karşı ortak tavır alınmasını istedi.

Ülkü Doğan şunları söyledi:

“Yani Menemen’de yaşanan bir sorun var. Aslında onu özellikle belirtmek isterim. Orada bir Nevin muhtarımız var gerçekten çok ciddi bir mücadele veriyor. Biliyorsunuz Menemen'de bir TOKİ alanı yapılıyor. Yaklaşık 15 bin konutluk bir alan. Ama İzmir'in hiçbir yerinde yer kalmamış gibi bunu 1. Derece Arkeolojik Sit alanı üzerine yapıyorlar. Bölge aynı zamanda hayvancılıkla geçinen, halkının hayvancılıkla geçindiği bir bölge. Doğaköy'den bahsediyorum çok ciddi bir tarihi mirası var. Köylünün hayvanlarını otlattığı meralık alanı TOKİ yapılıyor şimdi. Bir ÇED raporu gelmiş ki o ÇED raporunun nasıl verildiğini de anlamak mümkün değil. Yasal süreç başladı. Bir kral yolu var, lahitler var, çok ciddi bir tarih mirası var ve o bölgeye şimdi biz on beş bin konutluk devasa bir yapılaşmanın önünü açıyoruz.

Aslına bakarsanız İzmir'deki bütün siyasi partilerin, bütün milletvekillerinin, el birliğiyle bu konuya eğilmesi lazım. Bu konu üzerine çalışması lazım. Bunun önüne geçmesi lazım. Ben aslında bakarsanız buradan da diğer bütün siyasi partilere çağrımı yapayım. Doğaköy'de bir doğa ver tarih talanı var. Bunun önüne geçmek zorundayız. Orası sadece Doğaköy'ün malı değil, sadece İzmir'in malı değil. Bundan sonraki kuşakların mirası. O mirasa sahip çıkalım. İzmir'in pek çok yerinde biz ne yazık ki doğamızı ve tarihimizi ranta kurban ettik. Ama bu sefer buna geçit vermeyelim. Tarihi dokuyu da, köylünün yaşamını da elbette koruyalım.”

“BEN BU ATAMAYI YANLIŞ BULUYORUM”

Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in atanmasını değerlendiren İYİ Parti İl Başkanı, “Başkanlık Cumhurbaşkanlığı rejimine geçtikten sonra görevden aflar ve yeni atamalar Türkiye'nin alıştığı bir konu haline geldi. Sık sık yaşıyoruz bu durumları. Ama orada meseleyi de ilgilendirmesi açısından Adalet Bakanlığındaki atamayla ilgili çok ciddi endişelerin olması normal. Vatandaş bu noktada ikna olmadı. Zaten adalete duyulan güven noktası çok ciddi gerilemiş durumda. Yani vatandaş mahkemeye güvenmiyor ya da yargıya güvenmiyor. Böyle bir ortamda bir başsavcının, görevdeki bir başsavcının Adalet Bakanı olarak atanmasının bu tartışmaları daha da körükleyeceğini, dolayısıyla adalete duyulan güvenin daha da sarsılacağını tahmin etmemek imkansız. Ben bu atamayı bu nedenlerle yani adalete duyulan güveni sarsması ve siyasi bir olduğu mesajını vermesi açısından da yanlış buluyorum. Hele hele de biliyorsunuz işte Akın Gürlek'in en meşhur olduğu davası Sayın İmamoğlu ile olan dava davasıydı. Sayın Gürlek bu kadar önemli bir davayı yürütürken sürekli ‘biz yargıya müdahale etmiyoruz, yargı bağımsızdır’ derken bir anda o davanın başsavcısını bakan yapmak bir önceki beyanatınızı da boşa düşürür. Dolayısıyla da ben bütün bu gelişmeleri endişeyle takip ediyorum. Yani adalete duyulan güven ne yazık ki her geçen gün azalıyor. Bu da toplumsal anlamda ciddi zafiyetlere neden oluyor. Şiddet yükseliyor örneğin yani mahkemenin verdiği cezalara olan itimat çok fazla değil. Mağdur ikinci kez cezalandırılıyor. Suçlu ödüllendiriliyor gibi gibi yani adalet muhtemelen Türkiye'nin en büyük sorunlarından bir tanesi aslında.” dedi.

BUCA CEZAEVİ ALANI TARTIŞMASI: SAYIN TUGAYIN BU TUTARSIZLIĞI ANLATMASI LAZIM

Buca Cezaevi alanının daha önce mahkeme kararıyla “yeşil alan” ilan edildiğini hatırlatan Doğan, aynı alanın şimdi yapılaşmaya açılmasının tutarsızlık olduğunu savundu.

Ülkü Doğan konuya ilişkin şunları söyledi:

“Buca Cezaevi alanı ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz.  O alanla ilgili daha öncesinde bakanlığın bir çalışması vardı. Ve Büyükşehir Belediyesi buna dava açarak o imar planını iptal ettirdi.

Ve mahkeme dedi ki burası ‘Yeşil alan’ olsun. Bunu İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin talebi üzerine karar verdi İdare Mahkemesi. Aynı Büyükşehir Belediyesi bu sefer de burası ‘yeşil alan olmasın’ diyor. Bir defa buradaki tutarsızlığı da anlatması lazım Sayın Tugay'ın. Yani bundan 3 yıl öncesinde bir dava açmışız. Demişiz ki ‘yeşil alan olsun’. O zaman parası vardı mı? Öyle mi anlamalıyız bilemiyorum. O zaman demiş ki belediye burası ‘yeşil alan olsun.’ 3 yıl geçmiş üzerinden diyor ki; ‘burası yeşil alan olmasın, yapılaştırılsın, konutlaştırılsın’. Bir defa bunu doğru okumak ve belediye başkanından da bu sorunun cevabını almak lazım. Yani ‘kaynak yok’ bir açıklama değil.

“ŞEHRE BÜYÜK İHANET”

İkinci husus, Buca İzmir’in en büyük ilçesi en büyük nüfus yoğunluğunun yaşadığı ilçesi. Ve bazı mahallelerinde kişi başına düşen yeşil alan 1 metrekareye kadar düşüyor ki olması gereken bunun minimum 30-40 metrekare civarında olması gerekiyor. Bu kadar yapılaşmanın olduğu, trafik sorunlarının had safhada yaşandığı, vatandaşın nefes alabilecek böyle bir ağaç dahi bulamadığı bölgede yeni bir yapılaşmanın önünü açmak o şehre büyük bir ihanet aslında bakarsanız o bölgeye.

Üçüncü başlıksa bu alan aynı zamanda da deprem toplanma merkezi. Yani bir afet durumunda Allah korusun ama İzmir bir deprem gerçeğiyle birlikte. Bir afet durumunda toplamda merkezi olan yere biz yapılaşmanın önünü açıyoruz. Neresinden bakarsanız bakın bir saçmalık devam ediyor aslına bakarsanız. Dedim ki ben 3 yıl önce belediye nasıl burası ‘Yeşil alan olmak zorundadır’ diyerek dava açmış davayı kazanmışsa aynı belediye yine bu alanın ‘yeşil alan olması gerekir’ açıklamasını duymayı bekliyorum. Belediyenin bununla ilgili kaynağı vardı yoktu tartışması bir sonraki tartışma. Önce bu soruların bir yanıtlanması gerekiyor.  Orada bir yapılaşmanın önünü açıyor. Bakanlığın yapmış olduğu imarla o iptal ediliyor. Dolayısıyla burada yeni bir revize yapılacak elbette ki. Ama Büyükşehir Belediyesi o davayı. Yeşil alan olması gerektiğini talep ederek açıyor.

“TOPLUMSAL BİR MUTABAKAT SAĞLAYABİLİYOR OLMAMIZ LAZIM”

‘Biz burayı sadece kaynağımız yok. O yüzden de yapılaştırıyoruz’ demek yerine mimar mühendisler odasına sorabiliriz, şehir planlamacılar odasına sorabiliriz. Yani sonuç itibariyle orada bir toplumsal yaşam var. Yeşil alan yok. Deprem toplanma merkezi, bölgede başka bir alan yok. Dolayısıyla aslında bütün paydaşları bir araya getirip görüşlerini de almak gerekir. ‘Yaptım oldu’ ya da tek açıklaması ‘kaynağımız yok’ olamaz. Toplumsal bir mutabakat sağlayabiliyor olmamız lazım. Orası bir kent tarihi aslında. Senelerin Buca Cezaevi’nden bahsediyoruz. Orada bir de kent kültürü var, kent tarihi var. Bu kadar hassasiyeti olan bir alanın ‘Ne yapalım bizim kaynağımız yok ya o yüzden biz böyle yapıyoruz’ diyerek çıkılmaması gerektiğini, bunun kamuoyu nezdinde tartışılmasının gayet normal bir şekilde karşılanması ve bütün bu soru işaretlerinin doğru şekilde cevaplanması gerektiğini düşünüyorum. İdareci koltuğunda oturanların yapması gereken şey öncelikle budur. Yani bir revize yapacaksanız, bir düzenleme yapacaksanız da size sorulan soruları da açıklıkla ve net bir şekilde cevaplamak lazım.

BASMANE ÇUKURU İÇİN ‘MAHKEME KARARI BEKLENSİN’ ÖNERİSİ

İYİ Parti İl Başkanı kentin bir diğer tartışmalı gündemi ilişkin ise, “Basmane Çukuru için de hala devam eden bir dava var. Orada da Sayın Tugay'ın ‘biz İzmir halkını kâra geçirdik’ gibi ‘bu şekliyle daha çok kar ediyoruz’ gibi bir açıklaması var ama devam eden hali hazırdaki davanın bitişinin beklenmesi lazım ki son raporlar da Büyükşehir Belediyesi'nin lehine geldi. Yani ben önce yargı sürecinin bitmesini, orada İzmir halkının o bölgeden tam olarak nasıl bir fayda sağladığını, nasıl bir kârı olduğuna bakılmasını, ondan sonra da bunların tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Yani yasal süreç bitmeden mahkeme kararı belli değil kimin ne kadar hakkı olduğuna, Büyükşehir Belediyesi'nin İzmir halkının ne kadar kazanacağına dair bir mahkeme kararı yok. Önce bunun beklenmesi gerekir. Biraz erken açıklamalar.” dedi.

“SORUN KAYNAĞINI BİLİYORUZ”

Türkiye’nin potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Doğan, sorunların kaynağının kötü yönetim olduğunu savundu.

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” sözünü hatırlatan Doğan, İYİ Parti’nin kadrolarının hazır olduğunu ve çözüm önerilerinin bulunduğunu ifade etti.

Programın sonunda hedeflerinin net olduğunu belirten Doğan, “Bizim hedefimiz iktidar” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası