Ege Postası
Geri

İYİ Partili Özatıcı’dan iktidara 'adaylık' çıkışı, muhalefete rest: 'Hiçbir siyasi parti ortada duramaz'

NEO TV’de Senem Gökdağ’ın sunduğu Manşet programına konuk olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Cenk Özatıcı, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığını sağlayacak anayasa değişikliğine zemin hazırladığını savundu. Öcalan için gündeme gelen konut ve statü konusuna sert tepki gösteren Özatıcı, muhalefete de “Hiçbir siyasi aktör, hiçbir siyasi parti ortada duramaz” diye seslendi. Özatıcı, seçim için ise 2027’nin sonunu işaret etti.
İYİ Partili Özatıcı’dan iktidara 'adaylık' çıkışı, muhalefete rest: 'Hiçbir siyasi parti ortada duramaz'
Haberler / Politika
16 Eylül 2026 Çarşamba 23:29
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEPOSTASI- İYİ Parti Milli Güvenlik ve Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Cenk Özatıcı, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından yeni anayasa çalışmalarına, ekonomi politikalarından muhalefetin tutumuna kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Özatıcı, İYİ Parti’nin sürece karşı mitingler ve saha çalışmaları yapacağını söyledi.

Özatıcı, sürecin merkezine Abdullah Öcalan’ın yerleştirilmesine karşı çıkarken, bütün vatandaşların eşit haklara sahip olduğu bir hukuk düzenini savunduklarını vurguladı.

“BU DEVLET AKLI DEĞİL, SİYASİ MÜHENDİSLİK”

Senem Gökdağ: Sürecin “devlet aklı” olarak sunulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Bu, siyasi iktidarın kendi siyasi varlığını devam ettirebilmek için ortaya koyduğu bir teori. 2023 seçimlerinden önce yapılan açıklamalarla bugünkü tablo birbirinden tamamen farklı. Şimdi Öcalan’a konut yapılmasını, statü verilmesini konuşuyoruz.

Bunların derin bir devlet aklının sonucu olduğunu düşünmüyorum. Süreç; iktidarın nasıl devam ettirileceği, anayasanın nasıl değiştirileceği ve Sayın Erdoğan’ın yeniden adaylığının nasıl sağlanacağı üzerine kurgulanmış durumda.

Devlet aklı varsa vatandaşın huzuruna, refahına, istihdamına mesai harcamalı. Hayat pahalılığını nasıl düşüreceğiz, üniversitelerimizi nasıl ileri taşıyacağız, üretimi nasıl güçlendireceğiz? Bu konularda göremediğimiz devlet aklı, milletin kabul etmeyeceği iş ve eylemler söz konusu olduğunda karşımıza çıkarılıyor. Ben bunu, DEM Parti’yi Öcalan üzerinden Cumhur Koalisyonu’na eklemlemeyi amaçlayan bir siyasi mühendislik olarak görüyorum.

“VİLLADAN ZİYADE İŞİN ÖZÜ STATÜ MESELESİ”

Senem Gökdağ: Öcalan için konuşulan konut ve koordinatörlük önerisi ne anlama geliyor?

Cenk Özatıcı: Asıl mesele konuttan ziyade statü meselesi. Öcalan’a bir statü verilmesi, onun muhatap alınması ve bir konutta ziyaretçiler kabul etmesiyle toplumun zihninde başka bir fotoğraf oluşturulmak isteniyor: Bir tarafta devlet, diğer tarafta onunla müzakere eden bir kişi.

“Barış”, “müzakere”, “baş müzakereci”, “tutsak” gibi ifadeler de bunun parçası. Bu dilin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile PKK’yı iki eşit güç gibi göstermeye hizmet ettiğini düşünüyorum.

Öcalan, öyle olmadığı hâlde Türkiye’de yaşayan bütün Kürtlerin temsilcisiymiş gibi gösterilecek. Ona statü ve meşruiyet kazandırılacak. Bunun ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğu kanaatindeyim.

“SİLAH BIRAKILMASINA NİYE KARŞI OLALIM?”

Senem Gökdağ: İYİ Parti’nin sürece itirazı ne?

Cenk Özatıcı: PKK hiçbir şart olmadan İran’da, Irak’ta, Suriye’de ve Türkiye’de silah bırakacak da biz buna karşı mı çıkacağız? Niye karşı olalım? Ama ortada böyle bir tablo yok.

Bir terör örgütünün amacı yalnızca devleti askerî olarak yenmek değildir. Kendi gündemini meşrulaştırmak ve kitlesel bir harekete dönüştürmek ister. Siz örgütün elebaşını muhatap alarak, ona statü kazandırarak zaten bu zemini oluşturuyorsunuz.

Bir de artık “Geri dönüşü yok” demeye başladılar. Bu çok tehlikeli. Ülke ne kadar zarar görürse görsün, siyasi ikbal için süreci sürdürmek zorundaymışız gibi bir anlayış ortaya çıkıyor. Biz buna karşı çıkıyoruz. Bu süreçten önce Kürt vatandaşlarımız, ardından milletimizin bütün evlatları zarar görecek.

YENİ ANAYASAYA “ÇOK KİMLİKLİ REJİM” ELEŞTİRİSİ

Senem Gökdağ: Yeni anayasa girişiminin amacını nasıl okuyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Sayın Erdoğan’ın “milletin çeşitliliğini yansıtan anayasa” söylemini, Türkler, Kürtler ve Araplar üzerinden yaptığı açıklamalarla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Göç politikalarını da bu fotoğrafa eklediğinizde ortaya başka bir yapı çıkıyor.

Ben burada, denge ve denetleme mekanizmalarının bulunmadığı, yargı bağımsızlığının olmadığı, bütün siyasi iradenin bir kişinin tercihlerine bırakıldığı bir istibdat rejimi kurulmak istendiğini düşünüyorum. Bunun etnik ve mezhepsel ayrımlar üzerinden şekillendirilmek istendiğini görüyorum.

Çerçeve yasaya destek veren muhalefet partileri de bu büyük fotoğrafı görmek zorunda. Yalnızca önlerine gelen bir düzenlemeye değil, onun devamında kurulmak istenen yapıya da destek vermiş oluyorlar.

“HAKLARIMIZIN KAYNAĞI VATANDAŞLIĞIMIZ”

Senem Gökdağ: Sizin savunduğunuz çözüm ne?

Cenk Özatıcı: Etnik kimliği, mezhebi, inancı, partisi ve ideolojisi ne olursa olsun bütün vatandaşların eşit şartlarda yaşayabileceği adaletli bir düzen kurmak zorundayız. Hiç kimsenin kimliği ya da düşüncesi nedeniyle haksızlığa uğramadığı bir hukuk düzeni gerekiyor.

Söylediklerim hiçbir etnik kimliğin inkârı değil. Tam tersine, bütün kimliklerin ve inançların hukuk çerçevesinde eşit yaşayabilmesini savunuyorum. Cumhuriyet’in bize verdiği en büyük armağan bu.

Ben belli bir etnik kimliğe veya mezhebe mensup olduğum için değil, Cumhuriyet’in vatandaşı olduğum için bu haklara sahibim. Vatandaşları kimliklere bölüp her kesimin başına bir temsilci yerleştirerek Türkiye’yi yönetmeye çalışmak, ülkeyi daha kırılgan hâle getirir.

“ÖCALAN’I TEMSİLCİ GÖSTERMEK KÜRTLERE HAKARET”

Senem Gökdağ: Kürt vatandaşlar Öcalan’ın kendilerini temsil etmesini ister mi?

Cenk Özatıcı: Çok büyük çoğunluğunun istemediğini ve onu muteber görmediğini düşünüyorum. Bölgeyi ve insanları tanıyan biri olarak söylüyorum. Sürecin başındaki en büyük yanlış, toplumun bu kadar büyük tepki duyduğu bir kişiyi merkeze yerleştirmek oldu.

Kürt vatandaşlarımızın büyük bölümü PKK ile gönül bağı taşımadığı hâlde, Öcalan’ı onların temsilcisiymiş gibi göstermek en başta Kürtlere hakarettir.

Türkiye’de Kürt vatandaşlarımız da diğer vatandaşlarımızla birlikte aynı iş yerlerinde çalışıyor, aynı geçim sıkıntısını yaşıyor. Konuşulan düzenlemelerin onların günlük hayatındaki sorunlara ne faydası var? İnsanların gerçek sorunlarına ilişkin bir çözüm ortaya konulmuyor.

EĞİTİM DİLİ VE ÖZERKLİK UYARISI

Senem Gökdağ: Anayasanın 42’nci maddesiyle ilgili taleplere neden karşısınız?

Cenk Özatıcı: Seçmeli ders, özel kurs ya da üniversitede dil eğitimi başka bir şey. Benim itiraz ettiğim, çocukların etnik kimlikleri üzerinden farklı sınıflara ve okullara ayrılacağı bir düzen.

Altı yaşındaki çocuklara kimlikleri nedeniyle farklı eğitim yolları çizilmesinin bu ülkeye ne faydası var? Memleketin evlatlarını küçük yaşlardan itibaren birbirinden ayırmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Senem Gökdağ: Sürecin özerklik ya da federasyona uzanacağını mı düşünüyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Evet, riskin bununla da sınırlı olmadığını düşünüyorum. Kamuda çift dillilik ve iki milletli bir yapı oluşturulması yönündeki taleplerin devamında federasyon, ardından bölgesel bir devlet tasavvuru bulunduğu kanaatindeyim.

Benim benimsediğim söz şu: Kürde her şey, Öcalan’a hiçbir şey; Kürde her şey, PKK’ya hiçbir şey. Vatandaşın hakkıyla terör örgütünün gündemini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bunları vatandaşlarımıza anlatacağız. Tarihin bizi haklı çıkarmaması lazım. Çünkü on yıl sonra haklı çıktığımızda çok geç kalmış olabiliriz.

“VATANDAŞ İKİ SEÇENEĞE MAHKÛM DEĞİL”

Senem Gökdağ: Muhalefetin tutumunu ve ittifak arayışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en büyük sorunlarından biri, yüzde 50 artı 1 zorunluluğunun partileri belirli mecburiyetlere itmesi. Bir taraf seçmeni “Bana oy vermezsen CHP gelir” diye, diğer taraf “Bana oy vermezsen Erdoğan yeniden seçilir” diye sıkıştırıyor.

Bu sistemde vatandaşların hassasiyetleri geri plana itiliyor. Partiler, karşılarında bir rakip bulunduğu için tabanlarının her koşulda kendilerini destekleyeceğini düşünüyor. Böylece siyasi aktörlerle millet arasında kopukluk oluşuyor.

Biz vatandaşlara “Mecbur değilsiniz, mahkûm değilsiniz, zorunda değilsiniz” diyoruz. İYİ Parti olarak bir seçenek ve mücadele alanı sunmak istiyoruz. Partiler de vatandaşın seçeneksiz olmadığını bilmeli.

FAİZ ELEŞTİRİSİ: “SÖYLEMLE UYGULAMA SAMİMİ DEĞİL”

Senem Gökdağ: Erdoğan’ın faiz açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cenk Özatıcı: İktidarın 24 yılında 568 milyar dolar, yalnızca bu yılki bütçede 2,7 trilyon lira faiz ödendiğini söylüyorum. Söylemde faiz kötülenirken Türkiye’ye bu kadar yüksek faiz ödetilmesini samimi bulmuyorum.

Faizin yeniden gündeme getirilmesi bir seçim işareti olabilir mi, buna da bakmak gerekiyor. Ben Türkiye’nin önümüzdeki dönemde seçim sürecine gireceğini düşünüyorum.

ERKEN SEÇİM İÇİN 2027’NİN SONUNU İŞARET ETTİ

Senem Gökdağ: Seçimi ne zaman bekliyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Kuvvetli ihtimalle 2027’nin sonbaharında, yılın sonlarına doğru bekliyorum.

İktidar kanadındaki anayasa açıklamalarını Mehmet Uçum’un dar kapsamlı değişiklik açıklamalarıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Ben önce Sayın Erdoğan’ın yeniden adaylığını sağlayacak bir veya iki maddelik anayasa değişikliği, ardından seçim ve sonrasında daha kapsamlı bir anayasa değişikliği planlandığını düşünüyorum.

Sayın Erdoğan’ın adaylığını son ana bırakmak isteyeceğini zannetmiyorum. Bu nedenle adaylığını güvenceye alacak düzenlemenin önümüzdeki aylarda gündeme gelebileceği kanaatindeyim.

“DEM PARTİ’NİN DESTEĞİNİ ÖCALAN BELİRLER”

Senem Gökdağ: DEM Parti bu plana destek verir mi?

Cenk Özatıcı: DEM Parti’nin “İrademiz İmralı’dır” yönündeki açıklamalarına bakmak gerekiyor. Kendi iradesini başka bir kişiye teslim ettiğini söyleyen bir siyasi yapının, bugün verdiği sözlerin yarın ne kadar geçerli olacağını sorgulamak zorundayız.

Öcalan yürütülen görüşmelerin sonunda Cumhur İttifakı’nın desteklenmesini isterse, iradesinin İmralı olduğunu söyleyen DEM Parti yönetimi başka türlü hareket edebilir mi? Bu nedenle sürece ilişkin destek ile seçim desteğinin birbirinden tamamen bağımsız kalacağını düşünmüyorum.

“TAVİZ ÜSTÜNE TAVİZ VERİLİYOR”

Senem Gökdağ: Olası bir anlaşmazlıkta hükümet yeni tavizler verir mi?

Cenk Özatıcı: Zaten çok taviz verildi. Başlangıçta söylenen, PKK’nın hiçbir şart olmadan dört ülkede silah bırakmasıydı. O gün konuşulanlarla bugün konuşulanlar aynı değil. Şimdi statü, konut ve yasal düzenlemeler gündemde.

Ben daha fazla taviz verileceğini düşünüyorum. İktidarın bu sürece karşı çıkan siyasi aktörlere yönelik dilinin de sertleşmesini bekliyorum. Çünkü biz milletin önünden kaçırılmaya çalışılan noktaları ortaya koyuyoruz.

MUHALEFETE ÇAĞRI: “TEK BAŞIMIZA KALMAK İSTEMİYORUZ”

Senem Gökdağ: Muhalefetten ne bekliyorsunuz?

Cenk Özatıcı: Hükümete kredi açtıkça kendi kredisini kaybeden bir muhalefet anlayışı görüyoruz. Buna, “Diğer muhalefet partileri zayıflasın, bize alan açılsın” diye bakmıyoruz. Biz bu sürece karşı bir direniş hattı oluşturmak istiyoruz. Tek başımıza kalmak istemiyoruz.

Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu da defalarca iş birliği çağrısı yaptı. Bu yalnızca İYİ Parti’nin siyasi menfaatiyle ilgili bir mesele değil, ülkenin menfaatiyle ilgili.

Mitingler, saha çalışmaları ve medya dâhil elimizdeki bütün imkânlarla vatandaşlara görüşlerimizi anlatacağız.

“BİZ BEDEL ÖDEYELİM, TÜRKİYE’YE ÖDETMEYELİM”

Senem Gökdağ: Özgür Özel’in tutumu bir seçim stratejisi olabilir mi?

Cenk Özatıcı: Parti açısından doğru bir stratejik hamle olduğunu düşünmüyorum. Siyasi partiler bazı tali konularda dengeli durmaya çalışabilir. Ancak Öcalan’ın baş müzakereci muamelesi gördüğü, onun üzerinden anayasa planlandığı ve Türkiye’nin millî, üniter devlet yapısının gündeme getirildiği bir süreçte hiçbir siyasi aktör, hiçbir siyasi parti ortada duramaz.

Bugün bir siyasi partinin bedel ödemesi, on yıl sonra Türkiye’nin bedel ödemesinden çok daha iyidir. Biz siyaseten bedel ödeyelim ama Türkiye’ye ödetmeyelim. Siyaseti bunun için yapmıyor muyuz? Strateji ve taktik dediğiniz de bunun için olmalı.

“TARİH BUGÜN KONUŞANLARI YAZACAK”

Senem Gökdağ: Son mesajınız ne?

Cenk Özatıcı: Türkiye adına yanlış bir iş yapıyorsanız, bugün ne kadar güçlü olursanız olun gün gelir devran döner. Her iktidarın bir sonu vardır. Millet teveccüh gösterir, gelirsiniz; desteğini çeker, gidersiniz.

Bu süreci yürütenlerin gelecekte nasıl hatırlanacaklarını da düşünmeleri gerekiyor. Özellikle MHP içinde bu gelişmeleri içine sindiremeyen pek çok kişi olduğunu biliyorum. Konuşmuyorlar ama içlerine sinmiyor.

Yarın “Ben aslında destek vermemiştim” demenin bir hükmü olmayacak. Çünkü tarih bugün konuşanları yazacak.

  Haberin Videosu

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası