EGEPOSTASI - CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararının ardından İzmir Barosu’ndan dikkat çeken bir açıklama geldi. Baro Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş ve meşru genel başkanının Özgür Özel olduğu vurgulandı.
İzmir Barosu açıklamasında, kararın yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’deki demokratik siyasal yaşamı ilgilendirdiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen ‘mutlak butlan’ kararı ve bu karar üzerinden partinin seçilmiş yönetiminin tartışmaya açılması, demokratik siyasal yaşama yönelik ağır bir müdahaledir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş ve meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir.”
“Demokratik yaşama yönelik ciddi tehdit”
Baro açıklamasında, ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetiminin görevden uzaklaştırılmaya çalışılmasının demokratik düzen açısından ciddi sonuçlar doğuracağı savunuldu.
Açıklamada, “Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetiminin, siyasi saiklerle yürütülen bir ‘mutlak butlan’ tartışması üzerinden görevden uzaklaştırılmaya çalışılması, yalnızca bir partiye değil, çok partili demokratik yaşama yönelmiş ciddi bir tehdit niteliğindedir” denildi.
İzmir Barosu, hukuki güvenlik ilkesinin zedelendiğini belirterek, yaşanan sürecin “demokratik siyaseti yargı yoluyla dizayn etme girişimine dönüştüğünü” ifade etti.
“19 Mart süreci yeni aşamaya taşındı”
Açıklamada dikkat çeken bir diğer bölüm ise “19 Mart süreci” vurgusu oldu. Baro, muhalefete yönelik baskı politikalarının yeni bir boyuta taşındığını savundu.
“19 Mart süreciyle başlayan baskı politikaları, bugün yeni bir aşamaya taşınmıştır” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, siyasal iktidarın yargı mekanizmaları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Baro açıklamasında şu değerlendirmeye yer verildi:
“Siyasal iktidarın, yargı mekanizmaları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmeye, toplumsal iradeyi denetim altına almaya ve seçme-seçilme hakkını fiilen aşındırmaya yöneldiği açıktır. Demokrasi yalnızca sandığın varlığı değil, halkın iradesinin özgürce ortaya çıkabilmesidir.”
“Cumhuriyete karşı tarihsel sorumluluk”
İzmir Barosu, açıklamasında Cumhuriyet ve halk egemenliği vurgusu da yaptı.
“Cumhuriyet, yurttaşların eşitliği ve halk egemenliği üzerine kurulmuştur. Bu nedenle demokrasiye, hukuka ve halk iradesine sahip çıkmak; yalnızca siyasal bir tutum değil, Cumhuriyete karşı tarihsel bir sorumluluktur” denilen açıklamada, muhalefeti zayıflatmaya yönelik girişimlerin toplumsal barışı da hedef aldığı ifade edildi.
“Daha fazla hukuk, daha fazla demokrasi”
Baro açıklamasının son bölümünde ise şu ifadeler kullanıldı:
“Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha fazla baskı değil, daha fazla hukuk, daha fazla korku değil, daha fazla demokrasi, daha fazla biat değil, örgütlü halk iradesidir.”
İzmir Barosu, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“İzmir Barosu olarak, hukukun üstünlüğünü, demokratik toplum düzenini, yurttaşların seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz.”