
EGEPOSTASI - Kültürpark Platformu, İzmir’in kent merkezindeki en önemli yeşil alanlarından biri olan Kültürpark’ın kullanımına ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. Platform, 90 yıllık bir miras ve 10 yıllık mücadele olarak tanımladığı Kültürpark’ın büyük ölçekli ve sponsorlarla desteklenen ticari etkinliklere açılmasına tepki gösterdi. 5-13 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 95. İzmir Enternasyonal Fuarı öncesinde yapılan açıklamada, fuar ve benzeri organizasyonların parkın doğal ve ekolojik yapısı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
“Kültürpark bir ticarethane değil”
Kültürpark’ın 1930’lu yıllarda dönemin İzmir Belediye Başkanı Behçet Uz’un öncülüğünde “Halk Okulu” ve “Halk Üniversitesi” anlayışıyla kurulduğunu hatırlatan platform, alanın zaman içerisinde doğal ve ekolojik dokusuyla 2. derece tarihi ve doğal sit alanı olarak tescillendiğini belirtti.
Yaklaşık 420 bin metrekarelik alanıyla Kültürpark’ın İzmir’in merkezinde insanların doğayla ve tarihle iç içe olabildiği önemli bir kent parkı olduğu ifade edildi.
Platform, parkın yalnızca insanlar için değil, burada yaşayan çok sayıda bitki ve hayvan türü için de yaşam alanı olduğunu vurguladı.
“Yoğunluk parkın yapısını yıpratıyor”
Kültürpark Platformu, bilim insanlarının değerlendirmelerine göre parkın anlık insan kapasitesinin 5 bin 600 kişi olduğunu aktardı.
Parkın yaşlı ve yorgun yapısının yoğun insan kalabalığını ve bu kalabalığın oluşturduğu kirliliği kaldırmakta zorlandığı savunulan açıklamada; yoğun elektrik kullanımı, araç trafiği, iş makineleri, inşaat malzemeleri ve stant kurulumlarının tarihi ve doğal doku üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi.
Platform, sponsorlarla desteklenen büyük ölçekli fuar ve ticari etkinliklerin Kültürpark’ın ekolojik yapısını yıprattığını savundu.
Gaziemir’de yeni fuar alanının kurulmasıyla Kültürpark’ın ticari fuar işlevinin sona ermesinin öngörüldüğünü hatırlatan platform, buna rağmen büyük ölçekli ticari fuarların park içerisinde sürdürülmesinin Kültürpark’ın kuruluş misyonuyla çeliştiğini belirtti.
“Büyük ölçekli ticari etkinlik istemiyoruz”
Platform açıklamasında, Kültürpark içerisinde büyük ölçekli, yoğun insan, gürültü ve duman oluşturan, sponsorlarla desteklenen ticari faaliyetlerin yapılmaması gerektiği savunuldu.
Kültürpark’ın bütüncül bir ekosistem olarak ele alınması gerektiği belirtilirken, alanda yaşayan kedi, kuş, sincap, yarasa ve kelebeklerin yanı sıra 7 bini aşkın bitki varlığının da korunması gerektiği ifade edildi.
Platform, “enternasyonal” ya da “yerel” adı taşımasından bağımsız olarak büyük ölçekli ve sponsor destekli ticari etkinliklere Kültürpark’ta yer verilmemesi çağrısında bulundu.
“Kültürpark yılda 10 gün değil, 365 gün yaşamalı”
Kültürpark’ın yalnızca fuar döneminde kullanılan bir alan olmaması gerektiğini belirten platform, parkın yılın tamamında kentlilerin kullanımına açık bir sosyal, kültürel ve eğitim alanı olarak değerlendirilmesini istedi.
Kuruluş amacındaki “Halk Okulu” işlevinin yeniden güçlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, farklı yaş ve ekonomik gruplardan insanların katılabileceği kurs, eğitim ve spor faaliyetlerinin düzenlenmesi önerildi.
Platform, Kültürpark’ın yalnızca eylül ayındaki fuar döneminde hatırlanmasının yetersiz olduğunu belirterek, yıl boyunca sosyalleşme olanaklarının artırılması gerektiğini savundu.
“Metrekaresi dolarla satılan ticarethaneye hayır”
Açıklamada Kültürpark’taki ticari etkinliklere yönelik eleştiriler daha da sertleştirildi.
Fuar ya da etkinlik adı altında park alanının kullanım hakkının ekonomik gücü olanlara bırakılmasının kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada, büyük stantlar, inşaat çalışmaları, yoğun elektrik kullanımı ve araç trafiğinin gürültü ve kirliliğe neden olduğu savunuldu.
Platform, büyük organizasyonlar yerine parkın taşıma kapasitesine uygun, ücretsiz ve butik etkinlikler planlanması gerektiğini ifade etti.
Alan Yönetim Planı çağrısı
Kültürpark’ın geleceğine ilişkin kararların daha katılımcı ve şeffaf bir anlayışla alınması gerektiğini belirten platform, bir “Alan Yönetim Planı” hazırlanmasını istedi.
Platform, belediye, akademik çevreler, meslek odaları ve Kültürpark Platformu gibi ilgili aktörlerin yer alacağı, eşit oy hakkına sahip bir meclis aracılığıyla parkın yönetilmesini önerdi.
Açıklamada, ziyaretçi programlarından kullanım çeşitliliğine kadar Kültürpark’ın geleceğini ilgilendiren kararların katılımcı ve denetlenebilir süreçlerle alınması gerektiği vurgulandı.
Basmane Çukuru da gündemde
Kültürpark Platformu, açıklamasında Basmane Çukuru ile Kültürpark arasındaki tarihsel ve mekânsal ilişkiye de dikkat çekti.
Temellerinin 1936 yılının ilk gününde atıldığı belirtilen Kültürpark ile Basmane Çukuru’nun tarihsel, mekânsal ve işlevsel açıdan bir bütün olduğu savunuldu.
Basmane Çukuru’nda yapılmak istenen plan değişikliklerinin ticari yapılaşmayı artırarak bölgenin kent dokusunu parçalama riski taşıdığı ifade edildi.
Platform, Basmane Çukuru’nun Kültürpark ile bütünleşen, kamusal niteliği güçlendirilmiş ve toplumun tamamının eşit şekilde yararlanabileceği biçimde planlanması gerektiğini belirtti.
“Kültürpark’ın geleceği sermayeye bırakılamaz”
Kültürpark ile Basmane Çukuru’nun geleceğinin sermayenin ya da dönemsel siyasi yönetimlerin kararlarına bırakılamayacağı savunulan açıklamada, her iki alanın da ticari yapılaşma baskısından korunması gerektiği belirtildi.
Kültürpark Platformu, 10 yıldır meydanlarda, salonlarda ve mahkeme koridorlarında sürdürdükleri mücadelenin kentteki ortak taleplerden biri olduğunu savundu.
Platform, Kültürpark’la ilgili planlama ve kararlarda kentteki tüm paydaşları kapsayan şeffaf ve özerk bir yapılanma oluşturulmasını istedi.
95. İEF öncesi yetkililere çağrı
Platform, 5-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 95. İzmir Enternasyonal Fuarı öncesinde yetkililere de çağrıda bulundu.
Açıklamada, Kültürpark’ın doğal ve tarihi yapısına zarar verdiği savunulan plan ve uygulamalara son verilmesi istendi.
Kültürpark Platformu açıklamasını, “Kültürpark bir ticarethane değil, ortak hafızamızdır; Kültürpark hepimizin” mesajıyla tamamladı.
Platform, Kültürpark’ı aynı zamanda İzmir’in merkezindeki bir “oksijen deposu”, kent içinde bir “vaha”, doğal güzellik ve doğayla birliktelik alanı, “Halk Okulu” ve toplumun ortak kültürel hafızasının bir parçası olarak tanımladı.
Sayfa başına git







