
EGEPOSTASI - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP'den ayrılarak AK Parti'ye katılmasının ardından İzmir siyasetinde yaşanan gelişmeler, NEO Haber ekranlarında yayımlanan NEO Politik programında ele alındı.
Figen Avcıoğlu'nun sunduğu programın konukları Siyaset Bilimci Veysel Güldoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkan Yardımcısı Bekir Sıtkı Hastürk oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın rozet takmasıyla resmiyet kazanan Tugay'ın parti değişikliğinin nedenleri ve İzmir'e olası etkileri değerlendirilirken, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Tugay'a yönelik sert sözleri de gündeme geldi.
Güldoğan, Tugay'ın parti içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle AK Parti'ye geçmeyi tercih etmiş olabileceğini savunurken, Hastürk, belediyecilik hizmetlerinin parti ayrımı gözetilmeksizin takip edileceğini vurguladı.
Programda İzmir'in kentsel dönüşüm, altyapı, susuzluk ve Kemeraltı sorunlarının yanı sıra "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmeler de yapıldı.
Figen Avcıoğlu'nun Tugay'ın AK Parti'ye geçişine ilişkin sorusunu yanıtlayan Siyaset Bilimci Veysel Güldoğan, bu gelişmeyi daha önceki programlarda öngördüklerini söyledi.
Tugay'ın CHP'den ayrılmasının ardından iki ihtimal üzerinde durduklarını belirten Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle haftalardır biz burada yaptığımız programlarda Sayın Cemil Tugay'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettikten sonra bağımsız olarak görevine devam ettiği dönemde bu stüdyoda dedik ki önümüzdeki süreçte Sayın Tugay ya Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçiş yapacaktır ya da bağımsız olarak devam edecektir.
Hatta son dönemde de dedik ki Ekim ayı içerisinde Sayın Tugay'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçmesini bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın taktığı rozetle bu iş resmileşti.
Baktığınızda Sayın Tugay'ı biz burada yaptığımız programlarda, daha önceki programlarda hep eleştirdik. Bundan sonra da yapılması gereken ama yapılmayan hangi konu olursa olsun eleştirilerimize devam edeceğiz."
Tugay'ın parti değiştirmesinin geçmişteki eleştirilerini ortadan kaldırmayacağını ifade eden Güldoğan, doğru buldukları hizmetleri de takdir edeceklerini söyledi.
Güldoğan, şöyle konuştu:
"Burada gerekirse eleştirilerimize devam edeceğiz. Ama tabii ki gördüğümüz doğru yapılmış olan hizmetler karşısında da yine bu ekranlardan teşekkür edeceğiz. Tüm başkanlarımıza, aynı zamanda Sayın Cemil Tugay'a.
Sayın Cemil Tugay'a yaptığımız eleştirilere baktığınızda hiçbir zaman kendi şahsıyla ilgili bir eleştiri değildi. Herhangi bir yolsuzluk üzerinden de bir eleştirimiz olmadı. Biz hizmetsizlik anlamında sürekli eleştirilerde bulunduk.
Bu anlamda da kendisi aslında açıklamalarında söylüyor. Gerçekten de İzmir'e hizmet noktasında daha verimli çalışabilmek için Adalet ve Kalkınma Partisi'nde siyaset yapmayı, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçmeyi uygun gördüğünü söylüyor."

Tugay'ın AK Parti'ye katılmasını iki siyasi partinin yönetim anlayışını karşılaştırarak değerlendiren Güldoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğine vurgu yaptı.
Güldoğan, şunları söyledi:
"Biz burada konuştuğumuzda ne dedik? Siz empati yapın ve kendinizi bir belediye başkanının yerine koyun.
Bu belediye başkanının bağımsız olduğunu düşünün. Herhangi bir partiye üye değil ve mevcut siyasi konjonktürde bir partiye geçiş yapacak. Siz o belediye başkanının yerinde olsanız hangi siyasi partide siyaset yapmayı tercih edersiniz diye bir düşünün, empati yapın.
Bir yanda gerçekten de henüz ne yapmaya çalıştığı belli olmayan, karmaşa ve kargaşa içerisinde partiyi yönetemeyen, geçmiş dönemdeki partisini de yönetemediği için yeni bir parti kurmak zorunda kalan bir lider var.
Diğer tarafta da Türkiye Cumhuriyeti tarihine imza atmış, yaptıkları tarihin önemli noktalarına not düşecek çalışmalar gerçekleştirmiş bir lider var.
Ayasofya'nın açılmasından tutun da 50 yıllık terör belasının sonlandırılmasına, belediyecilik anlamında bakarsanız en son depremden sonra yapılan yaklaşık 500 bin konuta kadar...
Siz hangisiyle çalışmak istersiniz? Hangisinin genel başkanınız olmasını istersiniz dediğimizde Sayın Tugay'ın bu geçişte ne kadar haklı olduğunu görüyoruz."
Cemil Tugay'ın CHP yönetimiyle yaşadığı sorunların parti değiştirme kararında etkili olabileceğini savunan Güldoğan, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği üzerinden yaşandığını öne sürdüğü anlaşmazlığı hatırlattı.
Güldoğan, şu değerlendirmede bulundu:
"Sayın Tugay'ın dertlerini, Cumhuriyet Halk Partisi'nde neler yaşadığını, Özgür Özel'in genel başkanlığı döneminde neler yaşadığını bilemeyiz.
Kürtçede bir söz var: Kimse kimsenin derdini bilemez.
Biz de Sayın Tugay'ın parti içerisinde yaşadığı hengâmeyi ve karmaşayı tabii ki bilemeyiz. Bizim dışarıdan bildiğimiz ne var?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı andan itibaren genel merkezin bir genel sekreter diretmesi var, bildiğimiz kadarıyla.
İzmir'le hiçbir alakası olmayan bir siyasi figürü zorla İzmir'e genel sekreter yaptırmaya çalıştılar.
Sonraki aşamalarda zaten görüyorsunuz. Hiçbir zaman Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı bir açılışta veya etkinlikte, henüz daha yeni parti kurulmadan önce de bütün milletvekillerini bir arada gördüğümüz bir etkinlik olmadı.
Hep bir kopukluk vardı.
Dolayısıyla insanlar daha dingin, daha düzenli ve daha güvenilir ortamlarda çalışmak isterler.
Sayın Tugay'ın geçişinin de bence en önemli nedenlerinden biri bu olsa gerek diye düşünüyorum."
Programda söz alan MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Bekir Sıtkı Hastürk ise Cemil Tugay'ın Cumhur İttifakı içerisinde siyaset yapmaya başlamasının kendisine yönelik eleştirilerde bir değişikliğe neden olmayacağını söyledi.
Geçmiş programlarda Tugay'ı sert şekilde eleştirdiklerini hatırlatan Hastürk, MHP'nin önceliğinin İzmir halkının çıkarları olduğunu vurguladı.
Hastürk, şu ifadeleri kullandı:
"Uzun zamandır biz NEO Politik'le beraber program yapıyoruz. Tabii İzmir'in yerel yönetim sıkıntılarını da çok sert ve sıkı bir dille eleştirdik. Tabii muhatabı da şehrimizin seçilmiş belediye başkanı olduğu için Cemil Tugay oldu.
Şimdi Cemil Bey Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçtikten sonra izleyicilerimizin aklına şöyle bir soru gelebilir:
Geçmişte hizmet alanlarında olan eksikleri çok yüksek sesle dile getirdiniz. Şimdi Cumhur İttifakı çerçevesinde siyasi tercihini yapmış olan belediye başkanına tavrınız nasıl olacak?
Önce bunu cevaplamamız lazım.
Şunu çok net ve kesin söyleyeyim. İzmir hem su baskınlarıyla hem susuzlukla tekrar mücadele verirse ve biz Cemil Başkan'ı ayağında çizmelerle, kafasında baretle görmezsek yine en sert şekilde eleştiririz.
Çünkü Milliyetçi Hareket Partililerin varlık sebebi aziz Türk milletinin menfaatlerini dile getirmek ve bunun için çalışmaktır. O yüzden eleştiri hakkımız her zaman bakidir."
İzmir'in yıllardır çözülemeyen sorunları bulunduğunu belirten Hastürk, özellikle deprem riski ve kentsel dönüşüm konusuna dikkat çekti.
CHP'li belediye yönetimlerinin geçmişte TOKİ ile yeterince iş birliği yapmadığını öne süren Hastürk, Tugay'ın AK Parti'ye geçmesinin ardından bu alanda farklı bir sürecin başlayabileceğini söyledi.
Hastürk, şöyle konuştu:
"İzmir'in çok ciddi sorunlarını Cemil Bey'den önce de kronikleştiği için tasnif edebiliriz.
Mesela İzmir'in kentsel dönüşüm ve bunu tetikleyebilecek bir deprem problemi var. Biz deprem kuşağında olan bir iliz. Ciddi de kentsel dönüşüm problemlerimiz var.
Hem Cemil Bey'in döneminde hem de Cemil Bey'den önceki Cumhuriyet Halk Partili başkanların döneminde TOKİ İzmir'e sokulmak istenmedi.
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi tarafından neden?
İşte 'Bu kentsel dönüşüm bize oy kaybettirebilir, biz bu oy kaybını göze almak istemiyoruz' diyerek vatandaşımız bir noktada kendi kaderine terk edilmek durumunda kaldı.
Cemil Bey'in çıkışlarından birisi zannedersem bu.
Yakın zamanda neler değişebilir diye sormuştunuz. Bu noktada kentsel dönüşüm bağlamında ciddi bir değişim olabileceğini Sayın Tugay'ın satırlarında ben okuyabildim."
Hastürk'ün TOKİ ve geçmiş belediye yönetimlerine ilişkin sözleri siyasi değerlendirme ve iddia niteliği taşıyor.
Tugay'ın belediye çalışanlarının maaş ve ikramiyelerine ilişkin geçmişte yaptığı açıklamalara da değinen Hastürk, parti içi baskıların belediye yönetimini etkilediğini savundu.
Hastürk, şunları söyledi:
"Bir ikinci konu, göreve geldiği zamanların ilk zamanlarını hatırlayalım.
Dedi ki biz bu maaşlarla, bu ikramiyelerle belediye bütçesini çevirmekte çok zorlanıyoruz.
Sonra partisinin baskısıyla, taassubuyla bu söylemlerden vazgeçti.
Demek ki Cemil Bey'in iki konuda ciddi bir muhasebesi var.
Bu konuda da kendisini takdir ediyorum.
Hep programlarımızda şunu söyledik: İzmir'in sorunları tespit edilmiyor. Tespit edilmediği için bu sorunlar kabullenilmiyor ve buna uygun bir yol haritası çizilmiyor.
Bizim üç alanda ciddi eleştirilerimiz vardı ama ben konuşmasının satır aralarında bu hesaplaşmayı yaptığını görüyorum."

Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişini İzmir açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiren Hastürk, Belediye ile bakanlıkların uyum içerisinde çalışması gerektiğini vurguladı.
Hastürk, şu ifadeleri kullandı:
"Hazreti Mevlana'nın da bir sözü var. Bugün yeni bir gün, yeni bir şey söylemek lazım cancağızım diye.
Bugün İzmir adına yeni bir gün.
Cemil Bey'in Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçişiyle beraber, Cumhur İttifakı'yla beraber hareket etmesiyle beraber yeni bir gün.
Söylemlerini ben çok ayağı yere basan açıklamalar olarak buldum. İnşallah bu tavrını devam ettirir.
Biz Cemil Bey'i İzmirlilere seçilmiş belediye başkanı olarak hizmet eden bir şekilde görmek isteriz.
Bir aksaklık olduğunda şehrimizin belediye başkanını o işin başında görmek isteriz.
Şehrimizin kronik sorunlarını, çöp, temizlik, otopark alanları ve kentsel dönüşümü ciddi planlarla, bakanlıkla uyumlu bir şekilde çözmeye çalışırken görmek isteriz.
Bizim şehrimizin belediye başkanından beklentimiz bunlardır."
Hastürk, Tugay'ın CHP ile yaşadığını öne sürdüğü görüş ayrılıklarını da değerlendirerek, "İnşallah bu prangadan kurtulduğunu görüyoruz bu geçişiyle beraber ve daha iyi hizmetlere uygun bir zemin oluşacağını düşünüyoruz" dedi.
Figen Avcıoğlu'nun Tugay'ın parti değiştirmesine yönelik toplumsal tepkileri sorması üzerine Güldoğan, İzmir'de gerçekleştirdiği ziyaretlerden edindiği izlenimleri paylaştı.
Güldoğan, şöyle konuştu:
"Ben İzmir'in hemen hemen her ilçesini gezen biri olarak net olarak şunu söyleyeyim.
İzmir halkında Sayın Tugay'ın geçişiyle ilgili öyle büyük bir tepki görmedim.
Hatta Sayın Tugay'a önceki partisindeyken oy vermiş insanlar bile bu geçişten memnunlar.
Diyorlar ki 'Evet, şimdi bir de böyle görmek istiyoruz. Bu da bizim için bir fırsat oldu' diye düşünüyorlar.
Bundan sonraki süreçte bence gerçekten de merkezi hükûmetin İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne iyi bir destekle, İzmir halkına çalışıldığında doğru belediyecilik anlayışının nasıl olduğunu göstermesi gerekiyor.
Burada merkezi hükûmete büyük iş düşüyor."
Güldoğan'ın seçmen tepkisine ilişkin ifadeleri kendi saha gözlemlerini yansıtıyor.
İzmir'deki kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesinin önemine dikkat çeken Güldoğan, geçmişteki siyasi anlaşmazlıkların kente zaman kaybettirdiğini savundu.
Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Ben 2015 yılında milletvekili adaylığı döneminde bir televizyon programında şunu söyledim:
Şehrin hem ticaretinin hem turizminin hem de sanayisinin gelişmesi için şehrin dinamiklerinin bir araya gelip birlikte çalışması lazım.
Şimdi şehrin dinamikleri nedir?
Valilik, merkezi hükûmet, yerel yönetim, Büyükşehir Belediyesi, sanayi odası, ticaret odası ve sivil toplum kuruluşları.
Bunların hepsi bir arada çalıştığında bu şehirde ticari anlamda da daha iyi noktalara gelebiliriz.
Aynı zamanda çevresel anlamda da, kentsel dönüşümde de bunların hepsini bu dinamikle bir arada çalıştırırsak başarılı olur şehir.
Yoksa 'Ben sanayi odası başkanıyla küsüm, görüşmüyorum. Ticaret odası başkanıyla konuşmuyorum. Vali Bey geçerken bana merhaba demedi' gibi meselelerle İzmir 25 yıldır oyalandı.
Kendi kendisiyle kavga eden bir anlayışla oyalandı.
Bu dinamikler bir arada çalıştıktan sonra partisi önemli değil. Hangi parti olursa olsun zaten sonuca giderdi.
Ama maalesef kendi içlerindeki çatışmadan dolayı iki parti haline gelindi. Bu hep vardı ve böyle de devam edecek gibi görünüyor."
Güldoğan, Tugay'ın bundan sonraki süreçte ilçe belediye başkanlarıyla da uyumlu çalışması gerektiğini ifade ederek Bergama ziyaretini olumlu bulduğunu söyledi.
İzmir'de öncelikli olarak hayata geçirilmesini istediği projeyi de açıklayan Güldoğan, Kemeraltı'nın tarihî ve kültürel değerinin yeterince değerlendirilemediğini savundu.
Güldoğan, Kemeraltı'nın altyapısının yenilenmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Önümüzdeki günlerde hem ilçelerde hem de İzmir genelinde güzel yatırımlar ve gerçekten güzel hizmetler olmasını bekliyoruz.
Benim ilk hayalim, Sayın Tugay birkaç projeden hızlı bir şekilde bahsetti ama gönlümde yatan İzmir'de Kemeraltı'nın gerçekten dünyanın en büyük açık hava pazarlarından birisi olması.
Hem de tarihî bir pazar yeri, alışveriş merkezi.
Düşünebiliyor musunuz, bu AVM'ler yokken tarihte Kemeraltı gibi bir değer var. Kadim bir AVM yani.
Tarihsel bir alışveriş merkezinden bahsediyoruz.
Kemeraltı konusunda tarihsel dokusunu bozmadan, artık Kemeraltı'ndaki esnafın hiçbir şekilde yağmur yağdığında koşarak dükkânına gidip 'Yine su mu bastı?' demeyeceği şekilde altyapısının düzgün hale getirildiği bir Kemeraltı ile başlangıç yapalım isterim.
Bu benim şahsi fikrim ve gerçekten gönülden istediğim bir şey.
Çünkü Kemeraltı hem turizm anlamında hem de bu şehirde yaşayan insanlar için çok önemli bir merkez.
Oranın güzelleşmesi esnafa ve İzmir turizmine çok büyük katkı sağlayacaktır."
Kemeraltı'nın farklı inançların tarihî mirasını bir arada barındırdığına dikkat çeken Güldoğan, bölgenin uluslararası turizmde daha güçlü bir şekilde tanıtılmasını istedi.
Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bakın Kemeraltı İzmir'i ne hale getiriyor biliyor musunuz?
İzmir ikinci bir Kudüs olur.
Hem kilise hem de caminin bir arada olduğu ender meskenlerden biridir Kemeraltı.
Muazzam bir yer.
Bunu konuşamıyoruz, bunu anlatamıyoruz.
Çünkü biz sadece Kemeraltı'nı ne diye konuşuyoruz?
Yağmur yağdı, Kemeraltı esnafı mağdur.
Kemeraltı esnafı mağdur olmasın, biz de Kemeraltı'nı nasıl anlatalım?
İkinci bir Kudüs'tür İzmir.
Bunun da sebebi Kemeraltı'nda bulunan sinagoglar, havralar, kiliseler ve tarihî camilerdir.
Bunları bir arada tutan bu kültür, bu medeniyet İzmir.
Gerçekten önemli bir şehir ama biz maalesef İzmir'in sadece çöpleriyle ve altyapı problemleriyle ilgili konuşabildik 25 yıldır."
Güldoğan, Diyarbakır'ın tarihî surlarını örnek göstererek kültürel mirasın tanıtımına daha fazla önem verilmesi gerektiğini de ifade etti.
Altyapı ve kentsel dönüşüm yatırımlarının hızlanması gerektiğini belirten Güldoğan, AK Parti'ye geçişin ardından İzmir'de yeni bir çalışma döneminin başlayabileceğini savundu.
Güldoğan, "Benim anladığım kadarıyla ve Sayın Başkan'ın da söylediği kadarıyla İzmir yakın zamanda bir açık hava şantiyesine dönecek gibi duruyor. Bence olması gereken de bu zaten. Geç kalınmış bir şey. İnşallah bundan sonraki süreçte İzmir'de güzel hizmetler göreceğiz" dedi.
Güldoğan'ın sözlerinin ardından yeniden değerlendirmede bulunan Bekir Sıtkı Hastürk, Tugay'ın AK Parti'ye geçişini umut verici bulduğunu söyledi.
Hastürk, şöyle konuştu:
"Bir çiçek açtığı zaman bahar gelmez ama her bahar da bir çiçekle başlar.
Yani bugün İzmir adına önemli bir çiçek açtırıldı.
Hem Cumhurbaşkanımızın bu konudaki görüşlerini dinledik hem Cemil Bey'in geçişiyle ilgili görüşlerini dinledik.
Baharın İzmir'e gelmesi, İzmir'in dağlarında çiçeklerin açması için güzel bir başlangıç olabilir.
Hem kamunun imkânlarını hem merkezi otoritenin imkânlarını doğru bir şekilde harmanlayıp devam etmesi lazım.
Dileğimiz, temennimiz İzmir halkının faydasına, İzmir'in çehresine katkıda bulunmak adına yapılan çalışmaların süreklilik arz etmesi."

Programda YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Cemil Tugay'a yönelik grup toplantısında yaptığı sert açıklamalar da değerlendirildi.
Figen Avcıoğlu'nun Özel'in "Ellerim, kollarım, kafam kırılsaydı da aday yapmasaydım" sözlerini hatırlatması üzerine Bekir Sıtkı Hastürk, Özel'in siyasi tutumunda çelişkiler bulunduğunu savundu.
Hastürk, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Özgür Özel biraz rüzgârda fazla savruluyor.
Çünkü daha önce de şunu söylediğini biliyoruz biz: 'Sütte leke var, Cemil Tugay'da leke yok.'
İlk mesela adaylık sürecinde, Kılıçdaroğlu'na karşı aday olduğunda kendisini destekleyenlerden biri Cemil Tugay'dı."
Araya giren Veysel Güldoğan ise "Kongrede kazanmasını sağlayan kişilerden biri de Sayın Tugay'dır tabii ki" değerlendirmesinde bulundu.
Özgür Özel'in siyasi söylemlerinde tutarlı olmadığını öne süren Hastürk, YENİ Parti liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yürüttüğü normalleşme sürecini de hatırlattı.
Hastürk, şöyle konuştu:
"Muhasebeyi biraz geçmişten başlatması lazım ama onu yapmıyor. Çok da dürüst davranmıyor.
Mesela normalleşme meselesini kendisi gündeme getirdi o dönem.
Bir süre sonra siyaset normalleşmeyi rafa kaldırdı Özgür Bey.
Ne yaptı? Cumhurbaşkanı'nın Meclis açılış konuşmasını dinlemiyor.
Yani bir söylemiyle diğer söylemi tutmuyor.
Siyasette nezaketle ilgili mesela ben grup konuşmalarını hatırlarım.
Bugün açık açık haysiyetsiz diyor, namussuz diyor.
Biraz daha gözü kararsa daha ağır sözler de edecek.
Dolayısıyla Özgür Özel bir tutarsızlık içerisinde.
Bir konuyla ilgili bir fikri var, bunu dile getiriyor ama 15 gün sonra fikirlerini revize ediyor, bambaşka bir şey söylüyor.
Bakıyoruz bir ay sonra öve öve bitiremediği insanları bu sefer namussuzlukla, haysiyetsizlikle suçluyor.
Dolayısıyla çok ciddiye alınır bir tarafı var mıdır bu söylemlerin artık? Bence çok yoktur."
Hastürk, Özel'in sert siyasi söylemlerinin bazı belediye başkanlarının parti değiştirme kararlarında etkili olabileceğini de ileri sürdü.
Hastürk, "Zaten bu tür söylemler belediye başkanlarını belki de bıktırdı. Belki de Cumhur İttifakı tercihlerini bu sebepten dolayı kullanıyorlar" dedi.
Özgür Özel'in açıklamalarına tepki gösteren Veysel Güldoğan da Tugay'ın AK Parti'ye geçişinin parti içindeki siyasi ortamla bağlantılı olduğunu savundu.
Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bence de zaten biraz önce seyrettiğimiz görüntüler, aslında bizim ilk bölümde konuştuğumuz Sayın Cemil Tugay'ın neden AK Parti'ye geçtiğinin en güzel cevabıydı.
Siz böyle bir genel başkanla çalışmak ister misiniz?
Bakın daha ilk söylediği kelimeler, ondan sonra hakaretler hoş değil.
Evet, eleştirebilirsiniz ama kişisel anlamda biz burada program yapıyoruz. Bir kişi için o kelimeleri söyledik mi?
Hayatta söylemeyiz.
Bütün konuşması aslında önceki partisine ve önceki partide genel başkanlık yaptığı parti üzerine bir konuşmaydı.
Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapmış, birlikte yol yürümüşsünüz.
Siz belediye başkanısınız. Arkadaşınız yeni partiye geçmiş. Adamın bir cenazesi oluyor, oraya gidince 'Onun cenazesine niye gittin?' deniliyor.
Diğeri senin arkadaşın. Yıllarca birlikte vakit geçirmişsiniz. Çocuğunun düğünü oluyor. Nikâhını kıymaya gidiyorsun. Bu kez 'Ne işin var senin o adamın düğününde, oğlunun düğününde? O hâlâ bizim partiye gelmedi' diyorlar.
Bunlar gerçekten mevcut belediye başkanlarını da yıpratıyor.
Ve diyorlar ki 'Ben bu kaosta çalışacağıma en azından giderim daha huzurlu bir ortamda çalışırım.'
Bence en önemli etkenlerden biri de biraz önce dediğim gibi huzur ortamıdır."
Güldoğan, Özgür Özel'in açıklamalarının ardından YENİ Partili bazı belediye başkanlarının da siyasi geleceklerini yeniden değerlendirebileceğini savundu.
Ancak söz konusu değerlendirmesinin bir kulis bilgisine dayanmadığını özellikle vurguladı.
Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Şu konuşmayı gördüğümde zaten bundan sonra YENİ Parti'ye geçmiş olan birçok belediye başkanının gerçekten de yakın zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçeceğini düşünüyorum.
Bunu kulis bilgisi olduğundan dolayı söylemiyorum.
Ama gerçekten İzmir'de birçok ilçe belediye başkanı da mutlaka şu konuşmayı gördükten sonra kendi kafasındaki muhasebesini yapıp bunu değerlendirecektir diye düşünüyorum."
Programın devamında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamaları ve "Terörsüz Türkiye" süreci ele alındı.
Figen Avcıoğlu, PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki Metina bölgesinde dört barınma alanını boşalttığı yönündeki açıklamayı hatırlatarak konukların değerlendirmelerini istedi.
Bekir Sıtkı Hastürk, sürecin temelinde "iç cephe" anlayışının bulunduğunu belirtti.
Hastürk, şu ifadeleri kullandı:
"Terörsüz Türkiye'nin ortaya çıkış sürecinden kısaca bahsetmek istiyorum.
Bir iç cephe vurgusu yapıldı önce.
Geçenlerde ara ara rahmetli Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk'unu karıştırırım. Enteresan bir cümleye rastladım:
'Hazırlığı kâfi derecede olması gereken cephe, iç cephedir.'
Yani kurucumuzun da vurgusu iç cephe tahkimatının en önemli meselelerden biri olduğudur.
Liderimiz, büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli'yi de Cumhuriyet'in koruyucusu olarak görürüz, biliyoruz, öyle hissediyoruz.
Yine çizgisi aynı, Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisinde.
Yani bir iç cephe tahkimatı, Terörsüz Türkiye'nin ortaya çıktığı alan."
Hastürk, PKK'nın silah bırakma ve çekilme sürecine ilişkin gelişmeleri değerlendirirken, muhalefetin sürece yönelik eleştirilerine de yanıt verdi.
Hastürk, şunları söyledi:
"Muhalefet bununla ilgili daha önce şöyle açıklamalar yapıyordu:
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan böyle bir açıklama yapmaz dediler. Açıklama yapıldı.
Sonra bu açıklama yapıldı ama PKK buna uymaz dediler. PKK buna uydu.
Sonra dediler ki PKK zaten yurt içinde bitmeye yakındı. Önemli olan Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyindeki yapılar. Onlar buna tabi olmaz.
Sonra tabi oldular.
Ardından Irak bölgesindeki kamplar boşaltılmaz dediler.
Bakınız bugün Metina bölgesinde PKK dört tane alandan çekildi.
Cenab-ı Allah inşallah bize bu kampların tamamının boşaltıldığı günleri de, terörün sıfıra indirildiği günleri de nasip edecek."
Hastürk, TBMM'de yürütülen çalışmalara da değinerek sürecin şeffaf ilerlediğini savundu.
Terörsüz Türkiye sürecinde YENİ Parti'nin tutumunu da eleştiren Hastürk, parti içindeki görüş ayrılıklarıyla ülke siyasetindeki yaklaşım arasında bağlantı kurdu.
Hastürk, şu ifadeleri kullandı:
"YENİ Parti'deki bir iç cephe sorununu çözemedikleri için Türkiye'nin bir iç cephe sorununu da anlayamamaları biraz bana normal gelmeye başladı.
Belediye başkanlarını az önce değerlendirdik.
Aydın, Afyon, İzmir belediye başkanları Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Cumhur İttifakı'nın tarafına geçtiler.
Belki de bu YENİ Parti'nin iç cephesinin tahkimatının doğru olmadığı rahatsızlığındandır.
Dolayısıyla Özgür Özel kendi partisinin iç cephesini önemsemediği gibi Türkiye'nin de iç cephesinin tahkim edilmesi hususunda belli ki bir sorumluluk üstlenmiyor."
Hastürk, Türkiye'nin çevresindeki savaş ve güvenlik risklerini hatırlatarak terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme konusunda siyasi partilerin ortak bir tutum geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
İrlanda, İspanya ve Kolombiya'daki çatışma çözüm süreçlerine de değinen Hastürk, Türkiye'nin kendi yöntemini geliştirdiğini savundu.
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün kendi göbeğini kendi kesiyor. 50 yıllık, 50 küsur yıllık bir sorunu tarihin derinliklerine gömmeye çalışıyor.
Vatanına bağlı olan vatandaşların kesinlikle bu konuya destek olması lazım.
Siyasetçilerimizin de bir mutabakat zemininde muhakkak buluşup bunu sağlıklı bir şekilde nihayete erdirmesi lazım."
Terörsüz Türkiye sürecini değerlendiren Veysel Güldoğan ise sürecin ülkenin geleceği açısından tarihî önem taşıdığını savundu.
Güldoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Biz her programda tekrarlıyoruz.
Ben diyorum ki Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonraki süreçte, Kurtuluş Savaşı'mızdan sonraki en önemli dönüm noktalarından bir tanesidir.
Ben kendimi bildim bileli bu ülkede her yıl mutlaka aralıklarla şehit haberleri aldık.
Kendimi bildim bileli maalesef şehit haberleriyle uyandık güne ve sürekli Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki çatışmalardan bahsedildi.
Havalanan uçaklar, Kuzey Irak'a yapılan operasyonlar...
Bunun geriye dönüp baktığımızda 50 yıllık Türkiye'ye olan bilançosu 2 trilyon dolar.
Biz Türkiye olarak, Anadolu'da, bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak emperyalist güçlerin müdahalesiyle kendimizi kardeş kavgasının içinde bulduk.
50 yıldır bu kardeş kavgası devam ediyor."
Güldoğan'ın ekonomik maliyete ilişkin dile getirdiği rakam, programdaki kendi beyanı olarak aktarıldı.
Güldoğan, silah bırakma ve çatışmaların sona erdirilmesine yönelik adımların ekonomik açıdan da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Güldoğan, şöyle devam etti:
"Artık hayal edilemeyecek bir şey gerçekleştiğinin farkındadır umarım bütün herkes.
Terör bitti dediğimizde önce bıyık altından güldüler.
'Kim silah bırakacak?' dediler.
Sonra silahlar yakıldı. Silahlar bırakılmadı, yakıldı.
Yakılan bir daha geri gelmez. O kül oldu.
Daha da önemlisi dediler ki Türkiye'den bütün teröristler Kuzey Irak'a, Suriye'ye geçtiler.
Esas Suriye'de siz görün, yeni bir federal yapı kurulacak, orada çok güçlendiler diye konuştular."
Güldoğan, süreçte karşılıklı sevgi ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizim gerçekten sevginin kibir ve hırstan üstün olduğunu göstermemiz gerekiyor.
Bütün bölge halklarının, Türkiye'deki tüm vatandaşlarımızın birbirine sevgiyle yaklaşması gerekiyor.
Terörsüz Türkiye sürecinin artık son noktaya gelmiş olduğunu düşünüyorum.
Elimizden geldiğince oraya harcanan, ekonomik anlamda bize inanılmaz büyük yük olan bu harcamaların bundan sonra sanayimize, eğitimimize harcanarak ülkemizin çok daha iyi bir noktaya gelmesini sağlamamız gerektiğini düşünüyorum.
İnşallah böyle devam edecektir."
Haberin Videosu
Sayfa başına git







